Bir tanıdığım, kocasını eve döndürmek için falcıları geziyormuş. Duyunca gözlerim yuvalarından fırladı. “Kaç para verdiysen gel ben yarı fiyatına sana bu işi bağlarım” dedim. İnandı…

Bir kafede buluştuk. Gözünde güneş gözlüğü ile kendini etraftan saklamaya çalışan kadın, içinde bulunduğu durumu göremiyordu. Kaç falcı gezmiş, işe yaramamış. Beni de o yüzden aramıştı zaten, bildiğim tanıdığım hoca var mı diye. Var, olmaz mı? Ben varım. Kocayı eve döndürmek ne ki? Olmayan kocayı bile yaratırım! Hatta daha ileri giderim, bir sihir yaparım, tüm erkekler seni Julia Roberts zanneder. Sen gelirken yanında biraz kurbağa bacağı, bir oklava, biraz ıhlamur, bir kutu da ağrı kesici getir. Bunlarla ne mi yapacağım? Kurbağa bacağını sana yedireceğim ki, ne zaman aklına böyle saçma şeyler yapmak gelirse, tadını hatırla ve vazgeç. Ihlamur, sana güzellikle anlatacaklarımı kafan almazsa, biraz bağıracağım, sesim kısılırsa kaynatıp içeyim diye. Oklava, hala çözümü sihirde büyüde aramakta direniyorsan, kafanda parçalayayım diye. Ağrı kesici, dayaktan sonra sen iç diye.
Evden giden koca büyüyle döner mi? Dönmez! Diyelim ki döndü. Bunu kadınlık onuruna yedirmek mümkün mü? Erkek-kadın diye ayırmadan düşünelim. Birisi ilişkiyi bırakma kararı aldığında, sonucu iki şekilde biter. Ya giden ne yaparsan yap dönmez, ya hatasını anlar, pişman olur döner.
Yaşanılanlar bazen hepimizde bir yerden kaçma, ortamdan uzaklaşma, gitme duygusu yaratabilir. Başa çıkamayanlar gidebilir. İçinde bulunduğu psikolojiyi anlamak gerek. Bunu alışkanlık haline getirmemişse, dönüşü de kabul edilebilir. İnsan dediğin hata yapar. Herkesin hata yapma payı da vardır. Bir ilişki parçalanıyorsa, suç asla tek tarafın değildir. Beraberlik nasıl ki tek kişi ile başlayıp, yaşanmadıysa, tek tarafla bitmesi mümkün değildir. Hata oranı bir kişide daha fazla olabilir ama tek başına olamaz.
Siz onu çok sevmiştiniz. Kul köle olmuştunuz. Pamuklara sarıp kırılacak biblo gibi davranmıştınız. Sizde yanlış olan hiçbir hareket yoktu. Suç sizde değil, öyle mi? Belki de kimseyi bu kadar şımartmak gerekmiyordur. Fazla ve mantıksız sevgi de insanı boğar. Ayı yavrusunu severken öldürürmüş atasözünden yola çıkarak söylüyorum ki, her duygu dozunda bırakılırsa güzeldir. Ayrıca hepimiz ademoğluyuz. Egomuz var. Kendimizi aşırı ilgi ve sevgi içinde pop yıldızı sanmamız mümkün. Dozunuzu iyi ayarlamalısınız.
Kendinize büyü yapmak ister misiniz? Sevgili bulamıyorsanız, erkeklerin sizi beğenmediğini düşünüyorsanız, formülü söylüyorum. Özgüven! Komplekslerinizden kurtulun. Kendinize güvenin, dünyanın en güzel kadını olduğunuza inanın, öyle davranın. Aynı zamanda sıcak kanlı ve iyi niyetli olun. Ukala ve soğuk görünmeyin. Vücudunuzda beğenmediğiniz yerler yüzünden komplekse girmeyin. Siz fark etmeyebilirsiniz ama kendini sevmeyen bir kadın ilah olsa, dışarıdan hiç seksi gözükmez.
Bunları geçersek, ben büyü yapabilirim. Aslında hepimiz yapabiliriz. Formülü de çok basit. Size hemen yapılışını açıklayayım. Büyük boy tencerede, kalbinize sığacak en büyük sevgiyi, fedakarlığı, emeği, güveni, empatiyi kaynatacaksınız. İnmesine yakın, içine bir tutam anlayış, bir çay kaşığı özveri ekleyeceksiniz. Soğuduktan sonra kaplara döküp, şefkat ile süsleyip, sıcak olarak servis yapacaksınız.



Afiyet olsun!


msn.com

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2100
favori
like
share