TEKKE'den Yattara'ya nasihat


Fatih Tekke, "Yattara senede 20 maç oynasın Trabzonspor şampiyondur" dedi.

Rusya'nın Zenit St. Petersburg takımında forma giyen Fatih Tekke, Fatih Terim'in kendisine her zaman "Sağlam ol, yeter" dediğini; ancak kadroya çağırmadığını söyledi.
Fatih Tekke, Haftalık Haber Dergisi Aksiyon'a A Milli Takım'a neden çağrılmadığı, Rusya'daki yaşantısı ve Trabzonspor ile ilgili görüşlerini açıkladı.
Fatih'in kendisine sorulan sorulara verdiği cevaplar ise şöyle:
-Peki, ne oldu da Millî Takım'da değilsin?
Bilmiyorum ki. Hoca ismimin geçtiği sorulardan bile rahatsız oluyormuş ya. Birkaç kez "Fatih'i oynattık da ne oldu!" demiş. Bana o dönemlerde 'Sen sağlam ol, yeter' diyen kişi kendisi. Nasıl olacak? Kendi futbolculuğumu Fatih Terim'e mi ispatlayacağım? Gitsin sorsun Türkiye'deki hocalara, Türkiye'deki profesyonel futbolculara, hatta şu an takıma çağırdığı oyunculara. Onlara bir kadro yaptırsın; hangi hoca beni kadrosuna almaz, hangi futbolcu beni kadrosuna almaz?
-Terim'le aranızda bir fıtrat uyuşmazlığı mı oldu?
Hayır hayır. Birebir konuşmalarımızı oturup burada anlatsam dersin ki 'Yapma ya!' O bana hep 'Oğlum sen sadece sağlam ol, başka hiçbir şey düşünme. Başka hiçbir şey istemiyorum.' dedi. Teşekkür ediyorum kendisine. Bu sözleriyle güven vermiştir bana. Hayatım boyunca hiç böyle olmamıştım. İnanılmaz mutlu olmuştum. Ve 'Tamam, tam aradığım hocayı buldum. Bu bana güveniyor ve bundan sonra tam istediğim gibi oynarım.' demeye başladım (Duraklıyor)� Sağlam da oldum bir şey olmadı. İki senedir hep sağlamız, yine bir şey olmadı.
-Medyaya yansıyan soyunma odasındaki şaka doğru mu?
Evet doğru. Ama o şakadan sonra yine çağrıldım. Çağrılmamamın onla bir alakası yok. Hiç zannetmiyorum. O tarz şeyler birçok kampta olur. Şaka da olmasın mı yani?
-Sen şaka yapıyorsun ama hoca o şakaya çok kızmış�
Hoca baba gibidir, demiyor muyuz yani.
-Biz acaba futbolcu saklıyor mu...?
Ne saklaması! Tabii bunları konuşmak, bunları birilerinin benim ağzımdan okuması benim için hoş bir şey değil; ama doğrusu bu. Adaletsizlik yaptığımı da düşünmüyorum.
-Buraya seni izlemeye gelen Millî Takım yetkilisi oldu mu hiç?
Hiç olmadı. Fatih Terim 'Seni izlemeye gerek yok. Sen sağlam ol yeter.' dedi ya!
-Ve millî takım... Sana zor bir soru.
(Gülüyor) Sor bakalım.

-Ersun Yanal, Hakan Şükür'ü kadroya almadı. Ve o dönem sana sarıldı. Soru şu: Hiç, Ersun Yanal'ın Hakan Şükür'ü silme adına seni ön plana çıkarttığı hissine kapıldın mı? Ve o dönem Hakan'la beraber oynamak ister miydin?

Hakan Şükür, Türk futbol tarihinde golcü olarak akla gelecek ilk kişidir. Allah bunu ona nasip etti. Profesyonel yaşamış, çok çalışmış ve bu başarıları da hak etmiştir. Sorunun cevabına gelince� Hayatım boyunca kendimi biriyle asla yarışta görmedim. Oynadığım mevkide görmedim. Millî Takım'a gelince, ben 19 yaşında Altay'dan millî takıma gittim. En iyi olduğum dönemdi. Sadece iki maçta, o da sonradan oyuna sokuldum. Sokulup sokulmamanız, oyuna girip girmemeniz hiç önemli değil. Bize şu söylenmedi, 'al oğlum bu forma senin, sen bunu yaparsın'. Bunu bana ilk defa söyleyen Ersun hocadır. Onun döneminde grup maçlarında oynadığım 11 maçta Allah yedi gol nasip etti. Ben şunu da söyleyeyim sana: O, 11 maçın belki iki maçında çok iyi oynadım. Diğerlerinde normal düzeyde bile değildim. Neden biliyor musun? Çünkü millî takımda kendime güvenim sonlara doğru geldi. 'Burası benim takımımdır, artık ben bu işi götürürüm' demeye son dönemde başladım. Ne demek istediğimi futbol oynayan bilir. Ersun hoca öyle bir tercih yapmıştır, bu tercihi doğru mu yanlış mı bilmem. Ama en azından benden istediğini almıştır, çünkü yedi gol attım.

-O dönem sende bir baskı oldu mu? Sana bir baskı hissettirdi mi o değişiklik?

Nasıl hissettirmesin? Kimse şunu söylemiyordu: 'Fatih iyi oyuncudur, yapar.' Herkes, 'Hakan Şükür varken Fatih Tekke alınır mı?' diyordu. Her gol atamadığınız maçtan sonra eleştiriler 'Hakan Şükür niye yok?' tarzındaydı. Destek yoktu. Ben bunların kendimce tam üstesinden geldim derken, herkes "Fatih Tekke Millî Takım'ın forvetidir" demeye başlamışken, bu sefer Fatih Terim geldi. Hakan Şükür oynadı, Fatih Tekke tasfiye edildi.
-"MECBUREN TRABZON'DAN AYRILDIM"-

-Trabzonspor'un bir bakıma hamisiydin, takımın ağabeyiydin. Oradan buraya neden geldin?
Bu, çok konuşmak istediğim bir konu değil. Ne kulüp ne de benimle alakalı bir durumdan dolayı oldu bu. O gün bizim dışımızdaki olumsuz şartlardan dolayı mecburen Trabzon'dan ayrıldım.
-Ama neden Zenit? Çıkayım da neresi olursa olsun mu?
Evet, neresi olursa olsun dedim. Buraya gelmeden, Petersburg neresi, nasıl bir şehir, Zenit hangi takım, hiçbir şey bilmiyordum. Mesela çok iyi teklifler vardı altı ay öncesinden. Ama o zaman yönetim kurulu bırakmadı beni.
-Gurbeti tattın burada�

Evet ilk yurt dışı, ilk gurbet. Yurt içinde gurbeti yaşamıştım. Ama asıl gurbet orası değilmiş. Gazintepspor'da ve Altay'da oynadım. O dönem Trabzon'dan ayrılmak benim için gurbetti. Şimdi bakıyorum, ülkem hiçbir zaman benim için gurbet değilmiş. Asıl gurbet burasıymış.

-Takımdaki yabancılar da özlüyorlar mı memleketlerini?

Hayır. Burada bizim şöyle bir farklılığımız var: İnanç. İnanç, dünyaya bakışımızı çok farklılaştırıyor. Benim görüşüm bu. Bizim hayata bakışımız Avrupalı oyuncularınkinden biraz farklı. Biraz değil, çok farklı. Yoksa oyun aynı oyun, ilişki aynı ilişki. Fakat inanç noktasında olayları önemsemeniz, sizin duygularınıza yön veriyor. Olayı değiştiriyor. Özlem de bunların bir tanesi, gurbeti hissetmeniz de bunlardan bir tanesi, annenizi özlemeniz de bunlardan bir tanesi. Hangi Avrupalı oyuncu annesini özler de ağlar? Zannetmiyorum. Veya çocuğunu veya eşini veya köyünü� Bizim farklılığımız bu bence.

-Buraya ilk geldiğinde yalnız mıydın? Kulüp ilgilendi mi sesinle? Tesisler nasıldı?

Ben açıkçası ilk geldiğimde hayal kırıklığı yaşadım. Taraftar hariç her şey benim için hayal kırıklığıydı burada.
-Nasıl yani?

Takım yapılanması, takımın antrenman yeri, şusu busu, tesisleri her şey benim için hayal kırıklığıydı. Şu an bir nebze olsun iyi. Yavaş yavaş değişiyor. Artık sahalarımız düzeldi.

-Yaşadığın zorluklar� Mesela markette alışveriş yaparken zorlandın mı?

Ooo, çok. En büyük hatalarımdan biri tercüman tutmaktı. Rusçayı öğrenmeye çalışsaydım daha iyi olurdu. Markete tek başına gidemezsin. Yemek sıkıntı, dil sıkıntı. Daha önemlisi sahanın içi. Kampta, bir ay arkadaşlarınlasın, bir kelam etmiyorsun. Bu yabancıdır, buna yardım edelim diye bir şey de yok. O noktada çok sıkıntılar çektim. İdmandan eve, evden idmana bir hayat yaşadım.

-Aileni getirmediğin için pişman oldun mu?

Pişman değilim. Çünkü ailem olsa onlar da benim çektiğim sıkıntıları çekecekti.

-Onlardan ayrı kalmanın hüznünü yaşadın mı?

Muhakkak. İki tane çocuğum var (Fatih bu anda çok duygulanıyor. Bir ara gözleri doluyor ve derinlere bakar gibi boşluğa bakıyor). Bizim işimiz bu. Eşim de biliyor bunu. Artık çocuklarım da alıştı. Bu kolay bir şey mi? Değil. Çocuklarınızın büyüdüğü o anları kaçırıyorsunuz.

-Türkiye'ye sık sık gidip gelebiliyor musun?

Sakatlık oldu. Allah'tan demeyeceğim ama o dönem bayağı gitme şansım oldu. Onun dışında sezon sonunda gidiyorum.

-Takımda ilk günler zorluk yaşadın. Sonra�

Daha sonra İngilizce dersi aldım. Biraz anlamaya ve bir şeyler anlatabilmeye başladım. Şimdi ortam daha iyi yani.

-Önceki hocan Hollandalı Dick Advocaat'la yaşadığın problemler...

Buraya buranın en büyük transferi olarak geldim. İlk dört hafta dört maçta oynadım. Dört gol attım. Her şey güzeldi yani. Hatta hoca nasıl oynamalıyız diye bana sormaya başlamıştı. Kısa sürede 4 gol atmama rağmen şunu söyledim: 'Bu şekilde oynarsak benim gol atma şansım hiç yok.' 'Niye?' dedi. Anlattım, beni anlamadı; ama sonra anladı. Sahanın içerisinde çok büyük problemler vardı. Bana karşı takımdaki bazı arkadaşların farklı tutumları oldu. Bu sıkıntılar yüzünden altı ay sonra gitmeyi düşünmeye başladım.

-Oyuncular sana niçin farklı davranıyordu?

Ben bunu biliyorum. Nedenini hissediyorum. Ama bu bunun için oldu demem. Benim burada kavgalarım da oldu. Saha içinde de oldu. Hocayla da oldu. Hocanın bana çok farklı söylemleri de oldu. Bunları söylemem. Ama şu an bir problemim yok. Yani şunu söylemek istiyorum, ben asla futbolculuğumdan dolayı tepki çekmedim. Bunu biliyorum. Futbolculuğuma inanılmaz derecede saygı duyuyorlar.

-Sahada pas atmıyorlar mıydı sana?

(Bu soruya kızıyor) Sabahtan beri ondan bahsediyorum!

-Fatih, senin bir de Müslüman kimliğin var. İnancını yaşamada bir zorluk çektin mi?

Bu konuda sıkıntı çekmedim. İlk geldiğimde bir odada iki kişi kaldığımız zaman bazen namaz kılmada problem yaşıyordum. Oda arkadaşım rahatsız olmasın diye. Sonra tek kalmaya başladı oyuncular. Onlardan bir ayrıcalık beklemedim. Ben bir kişiyim, takım otuz kişi.
-Biraz da bize Rus Ligi'ni anlatır mısın? Bizim çok yabancı olduğumuz bir lig burası.

Küçük bir örnek vereyim; Avrupa Şampiyonası'nda iki takım da ilk dörde girdi. Rusya bana göre iyi futbol oynadı. Türkiye ise iyi oynamadan iyi derece elde etti. Rusya'dan Chelsea, Arsenal, Stutgart, Everton, Tottenham ve Bayern Münih'e futbolcu gitti. Burada iyi oyuncular var. Ama ligin ambiyansı iyi değil. Koskoca ligde sadece bizim taraftarımız coşkulu. Yine de sekiz tane çok iyi takım var. Oyun Güce dayalı oynanıyor. Bence kaliteli bir lig. Zenit UEFA şampiyonu oldu. CSKA Moskova UEFA şampiyonu oldu.

-Rusya 17 milyon kilometrekare yüzölçümüne sahip. Deplasmanlar problem oluyor mu?

Geçen yıl uçakla dokuz saat süren Vladivostok deplasmanı vardı. Allah'tan düştüler. Şu an en uzak deplasman beş saat.

-Bu lig senin oyun yapına uygun mu?

Ben topla ne kadar çok buluşursam o kadar iş yapan bir oyuncuyum. Oyun yapıma bence bizim takım biraz uygun oynamıyor diyebilirim.

-Kamplardayken yemek problem oluyor mu?

Tabii. Yani makarnadan başka bir şey yiyemiyorum. Bazen bir ekmek parçasıyla bile idare ettiğim oluyor.

-Kulüp yetkilileri bunun fakında mı?

Onlar için önemli değil ki. Bir de nasıl anlatacaksın onlara. Bunu saygısızlık olarak da değerlendirebilirler. Yemiyorum, bu kadar yediğimi düşünüyorlar.

-Yöneticilerle aran nasıl?

İsimlerini hiç bilmem. Tanımam. Maçtan sonra birileri geliyor, tebrik ediyor bizleri ama kimdirler, nedirler bilmem.

-Soyunma odasına giriyorlar mı?

UEFA Kupası ve Süper Kupa'yı kazandığımızda soyunma odasında sivil kalabalık gördüm. Onun haricinde hiç görmedim.

-Hakemler büyük takımları kayırıyor mu?

Hiç hissetmedim. 'Bu art niyetli' dediğim bir hakem olmadı bu ligde.

-Takım şampiyonluğu nasıl kutladı?

Düşünsene, Trabzonspor'da şampiyon olsak yer yerinden oynar. 40 gün 40 gece kutlanır. Burada öyle değil. Stada geldik. Bir konuşma yapıldı. Bir gece yapıldı. UEFA Kupası'nı aldık, aynı kutlama.

-UEFA Kupası öncesi sen uzun süre oynamamıştın. Hoca seni maça nasıl hazırladı?
Beni kimse hazırlamadı. Problem yaşadık ama hoca gerçekten futbolculuğuma çok inanıyordu. Burada futbolcuyu maça hazırlayayım diye bir şey yok. İdman eksiğin mi var? Kendin hazırlanacaksın. Üç ay oynamamıştım. Allah yardım etti. Maç da iyi geçti. Kariyerimin en önemli maçıydı.

-Şu an ligdeki hedefiniz nedir?

Şampiyonlar Ligi'ni kovalayacağız.

-Bu sene Trabzon'a dönüşün gündeme geldi. Ama bazı yöneticiler almak bir yana, aleyhinde açıklamalarda bulundu.

Trabzonspor'u Türkiye'nin dışında başarılarla temsil eden, Türkiye'de de bu takım formasını terletmiş, şampiyonluk hariç o takımla birçok başarıyı tatmış bir oyuncuya böyle davranılmamalı. Özellikle rahatsız olduğum konu; inancımdan dolayı, yaşamak istediğim hayattan dolayı eleştirilmem. Ben insanım, hatalarım muhakkak olmuştur. Bundan sonra da olacaktır. Ama Trabzonspor için konuşulduğum zaman futbolculuğum konuşulsun isterim. Kulağıma birçok şey geldi. Üzüldüm.

-Ama bu konuşulanlara rağmen Trabzonspor'a kapıyı hiç kapatmadın.

Şunu biliyorum. Trabzonspor'un gerçekten büyüklüğünü biliyorum. Bunu hissetmişim, yaşamışım, ben bunun için savaşmışım, ter akıtmışım. Beni ben yapan değere asla dil uzatamam.

-Senin için çok para istiyor, ondan bu transfer gerçekleşmedi dediler.

Bu çok çirkin bir şey. Çünkü hiçbir şey bulamamışlar, olayı buraya getirmişler. Taraftarın gönlünde bir Fatih Tekke fotoğrafı var. Birileri bu fotoğrafı karalamaya çalışıyor.

-Trabzon kulübünün Trabzonlu oyunculara karşı mesafeli bir duruşu var.

Evet. Bu mesafeli duruştan rahatsızız. Biz Trabzonspor'un öz değerleriyiz, üvey değiliz. Normalde bu tarz oyunculara bakıyorsun Avrupa'da hep onore ediliyor. Bizde ise durum çok farklı. Bunun değişeceğini düşünüyorum. Biraz zamana ihtiyaç var.

-Trabzonspor'u takip edebiliyor musun?

Tabii. Özellikle Engin'den umutluyum; ama büyük formanın ağırlığını kaldırabilir mi? Gabric iyi transfer. Trabzon'un tek sıkıntısı beraberlik veya mağlubiyet alınınca demoralize olmaları. Şampiyonluk zor gözüküyor ama ilk üçe girebilirler.

-Yattara için neler söyleyeceksin?
Belki birileri kızacak, belki kendisi de alınacak ama işine saygı notasında eksiği var. Daha fazla saygı gösterse, daha fazla çalışsa, Türkiye'de onun kadar yetenekli oyuncu yok. Ama maçta bir dakika oynayıp 15 dakika durmayacak. Düşünsene Yattara'nın 60 dakika maça kendini verdiğini. 10 dakikasında maçı çeviriyor. Yattara müthiş bir oyuncu ama Trabzonspor'a bir şey vermedi. Trabzonspor ise ona çok şey verdi. Bunu oturup düşünmeli. Artık sakatlanmaması, kendine iyi bakması lazım. Senede 30 maçın 20'sinde oynasın, Trabzonspor şampiyon olur.

-Gökhan, Umut hep senin ismin ile anılıyor�

Hoş bir şey değil. İkisi de Trabzon için çok şey yapmak istiyor.

-Trabzonspor 25 senedir şampiyon olamıyor. Olması için ne yapılmalı sana göre?

Kulüp geçen sene inanılmaz bir birlik beraberlik içindeydi. Kadrosu vasattı belki ama şampiyonluktan döndü. Niçin? Son 15 senedir sağlanamayan birlik beraberliği sağladığı için. Trabzonspor'un ihtiyacı olan birlik beraberliktir. Ve bu sadece bir yıl değil, her yıl olmalıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 261
favori
like
share
Asi Çaykaralı61 Tarih: 13.10.2009 11:42
tekke sen gel o zmn yattara ile full maç çikartirsiniz