Kavramsız İletişim - Kadir Decdeli - İdeolojik Makaleler

Bir anektod vardır.

Şoförün yanındaki “domuz” diye bağırır ve ikisi de ölürler.

Paradigmanın tanımı için anlatılır bu minik anektod. Aslında yolcu yolda bir domuz var demek istemiş ama sürücü kendisine domuz denildiğini sanmıştır. Kızgınlıkla yan koltuktaki arkadaşına baktığında fren mesafesi kalmamış ve araç ormandan yola fırlayan domuza çarpmıştır. İkisi de ölürler, domuz da tabii….

Paradigma aynı anlam gurubuna ait kavramları ifade eder. Bu anlam gurubu zamana, mekana ve kişilere göre farklı kavramlar içerebilir.

Yazılarımda bazen tedirgin olurum. Kullandığım bir kavram acaba kimin tarafından hangi paradigma içinde algılanıyor diye….

“Şiddet” dediğimde fiziki şiddet anlaşılabilir. Oysa ben birinin iradesinin diğerinin iradesine bağlandığı gelişkin bir şiddet tanımı içinde bu kavramı kullanmak istemişimdir.

“Aşk” dendiğinde kim bilir kim ne anlar.

“Şövalye” dendiğinde ortaçağın zırhlı askerlerini ve doğal olarak şiddeti aklına getirir pek çok insan. Oysa vurgulanmak istenen idealize edilmiş bir hayat anlayışını taşıyan, onur,cesaret, ezilenleri korumak, dini savunmak gibi misyonları savunan, senyörünce şövalyelik payesiyle onurlandırılmış savaşçıdır. Şövalyelik etiği ortaçağın acımasız hayat koşullarını estetize eden, şal altına alan bir etiktir. Ortaçağın maddi hayat koşulları içinde acımasızca sömürülen aşağı tabakalar için reel hayatın değiştirilmesi olanaksızdır. Hayat kesin sınırlarla belirlenmiş açık bir eşitsizlik içinde yaşanmaktadır. Eşitsizlik şimdiki gibi örtülü olarak yaşanan, algılanması güç bir eşitsizlik değildir. Şövalyeliğin idealini oluşturan özlemler ve düşler, yine aşkın da bu idealin içinde olmasıyla güzel bir yaşama duyulan umudu ifade etmişlerdir. Orta çağ hayatını bağımlı kesimler için dayanılabilir kılan unsurlardan biri de şövalyelik idealidir.

“Feodalite” dediğimizde güneydoğudaki toprak rejimi ve ağalar akla gelir. Ama bu kavram batı orta çağına ilişkindir ve ülkemizde feodal yapı hiç olmamıştır. Ağalık sistemiyle feodal sistemin hiçbir benzerliği yoktur. Feodal yapının belirleyici unsurları farklıdır. Feodalitenin incelenmesi uzun bir yazının konusu olabilir. Burada değineceğimiz nokta bu kavramın zorla ait olmadığı bir paradigmaya dahil edilmesidir. Ülkemizde güneydoğu denildiğinde feodal yapı akla gelir. Bu kavramsal bir çarpıtmayla bir kavramın ait olmadığı bir başka paradigmaya dahil edilmesidir. Bir kavramın ait olduğu düşünsel topraklardan koparılmasıdır.

Muhafazakar bir ev kadınına “cinsellik” denildiğinde bunu içinde ahlaksızlık kavramının da olduğu bir paradigma içinde algılar ve yüzü kızarır. Bir toplum bilimci için “cinsellik” nötr bir sözcüktür. Bir doktor içinse biyolojik ya da psikolojik araştırma konusudur.

Anlaşmak zordur.

Toplum bilimsel konularda ortak kavramlar kullanmak bunlara aynı anlamları yükleyecek bilişsel düzeyde olmak ortalama bir tartışma için bile hayati önemdedir.

Dine dayalı bir hayat görüşü sahibiyle modern düşünüşe sahip biri arasında bile bu ikisinin kullandıkları düşünce sistemlerinin semantikleri farklı olduğundan anlaşma sorunları çıkacaktır.

Nedense kavramları önemsemiyoruz. Tarihleriyle de ilgili değiliz.

Hayat da bizimle ilgisini kesiyor bu durumda…. Yerini şiddet alıyor… herkes kendi gündelik diline tutuklu…. Kendine ait olduğunu sandığı deneyimlerle bireysellik yaratma peşinde…



Kadir Decdeli

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 305
favori
like
share