Einstein’ın bilgi yüklemeye dayanan ezberci eğitim yüzünden okul ve eğitimle arası hiç iyi olmamıştı O öğretmenleri nazarında derslere ilgisiz ve tembel bir öğrenciydi Daha sonra kendisi bu durumu “öğrenmemi engelleyen tek şey aldığım eğitim olmuştur” sözleri ile dile getirecektir Bizim ülkemizde insanlarımızın üretememesinin, eğitimden en başta amaçlanan düşünmeyi öğrenememesin temelinde uygulanan ‘öğretme temelli eğitim’ vardır “Öğrenme yerine ‘öğretme’ nin esas alınması ile insanın en değerli yeteneği olan bilgi-beceri kazanma ve öğrenme kabiliyeti öğrenme sürecinin dışına itmiş, eğitim, çekilmez bir yük sürecine dönüşmüştür

Çünkü öğretme yolu ile eğitim ‘devamlı müdahele’ anlamı taşır: Oysa neyi, nasıl ve ne zaman yapacağını öğretici olarak siz empoze ettiğiniz zaman deha kendini gösteremez

‘Öğretme’ insan fıtratına güvensizliğin neticesidir “Onu öyle değil böyle yap!” anlayışına dayanan bu yapı, yeteneği körelten bir davranıştır Bu durumda kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenemeyen kendisini değerli hissetmeyen ve özgüven olmayan bir kişilik ortaya çıkacaktır Böyle yetişen tipler karşılaştığı problemleri çözemeyecek, yeni şeyler üretemeyecektir Ne olmak istediğini, hayattan ne beklediğini de bilemeyecektir

Diğer taraftan mevcut eğitim, kişiye ulaşan bilgilerin akıl yoluyla irdelenmeden, nedenlerini sorgulamadan mutlak doğrular olarak kabul edilme esasına dayandığından, insanımızın toplumsal uzlaşıya ulaşamaması ve kamplaşmasının da kaynağını teşkil eden “tek doğrulu bakış açısına” sahip fert oluşturmanın da baş sorumlusudur

Gerçek bilgi – Gerçek eğitim

Televizyon seyreder gibi eğitimle, neden verim alınamamaktadır? Bilginin beyne mal olması konuyla bizzat öğrencinin uğraşmasına bağlıdır İnsanlar merak ettikleri hususta usta bir öğrenici haline geldiklerine göre önemli olan, püf nokta dersleri merak çekecek şekle dönüştürebilmektir “merak ilmin hocası” olduğundan esas olan öğrencinin ilgi alanına hitap edilmesi ve merakının uyandırılmasıdır Bunun için de öğreticinin değil öğrencinin kontrolü altında eğitim yapılması, yani ‘öğrenci merkezli eğitim’in esas alınması gerekir Bu yapının ana teması, öğrenme hadisesinin gerçekleşmesi öğrencinin öğrenme enerjisinin harekete geçirilmesine bağlı olduğunun bilinmesidir Öğrenme hadisesinin verimli ve etkili bir şekilde gerçekleşmesi, öğretmenin ne kadar usta öğretici olmasıyla değil, öğrencilere ne derece etkili öğrenme ortamı teşkil etmesiyle orantılıdır

Bilgi genel anlamda üç sınıfa ayrılabilir: (a) Söyleme–anlatma yolu ile ‘anlama’yı temel alan bilgi (b) gerçek bilgi (c) sözsüz bilgi Dikkat edilirse uygulanan eğitim, genelde öğretme yoluyla konunun anlaşılması temeline dayanır Yani birinci tür bilgi sınıfına girer Hatta çoğu durumlarda ‘anlama’ bile gerçekleşmemekte, öğrenci konuyu anlamadan ve kavramadan sadece sınavlarda başarılı olmak için ders çalışmaktadır Sonuçta nedenini merak etmeden ve kavramadan süregiden bu eğitim ezberci eğitimdir

‘Öğretmek’ söylemek ve bilgi aktarmaktır ‘Öğrenmek’ davranış değişikliği ve performans iyileşmesidir Halbuki eğitimde bilgiyi aktarma metotları söyleme-konuşma metotunun kullanıldığı eğitim tarzında ‘anlama’ gerçekleşse bile ‘öğrenme’ gerçekleşmemektedir Bir eğitici, karşısındaki kişide bir davranış değişikliği (öğrenme) gerçekleşinceye kadar hiçbir şey öğretmiş olmaz Eğitici, belki çok şey söylemiş (öğretmiş) olabilir Hatta dinleyici anlatılanları anlamış da olabilir Ne var ki, dinleyenin performansı değişmediği sürece henüz hiçbir şey öğrenilmiş değildir

Descartes’in dediği gibi “Gerçek bilgi; yaparak, denenerek öğrenilen bilgidir” Bir bilginin beyne mal olması o bilginin değişik safhalarda işlenmesini gerektirir İşte ikinci bilgi türü dediğimiz ‘gerçek bilgi’, ‘öğrenci merkezli’ yani öğretme yerine ‘öğrenmeyi’ esas alan eğitimle ortaya çıkar ve beyne mal olan ve davranış değişikliği ile sonuçlanan bilgidir Gerçek bilgiye götüren öğrenme faaliyet zincirini şu şekilde sıralayabiliriz: (i) anlatma, (ii) gösterme ve (iii) uygulama (yaparak, deneyerek) yanında (iv) hata düzeltme Proje destekli—problem temelli eğitim, bu öğrenme faaliyetlerini içine aldığından, en etkin ve faydalı eğitim metotlarındandır

‘Gerçek bilgi’ yazılı sınavlarında test edilebilen ve geri istenilebilen ölçülebilen hünerler ve bilgi değildir Gerçek bilgi, otomatik olarak icra edilebilen uygulamalarla alışkanlık haline getirilmiş beceri faaliyetleri zinciridir

Problemden yola çıkarak eğitim yapmanın (Proje destekli-problem temelli eğitim) faydası şudur: Öğrenciye düşünmeyi, öğrenmeyi, sorgulamayı, bilgi kaynaklarına ulaşmayı, sebep-sonuç arasında ilişki kurmayı öğretmesidir İnsan kendisi sorular sorarak, konunun can alıcı noktalarını görerek, kafasını o konuda çalıştırarak, meseleleri çözmeye başlarsa ‘gerçek öğrenme’ o zaman teşekkül eder Bu aynı zamanda araştırmanın da başlangıcıdır Çünkü bilim, kutuda duran bir bilgi değildir; organik bir şeydir; daima tazelenir, üretiliyor, değişiyor Araştırma yapan, bir şeylerin peşine düşen, deneyen insanda bilim ve eğitimin heyecanı olur Ve en önemli şey öğrenciye bu heyecanı aşılamaktır

İnsan bir konuyu araştırmaya başlar, yenilikler bulmaya çabalarsa bunu yaparken eksikliklerini öğrenir Gerçek bilgi, meraka dayalı kuşku ve sorgulamanın neticesinde ortaya çıkmaktadır Bu anlayış üretici ve mucit düşünceleri geliştirmekte, fert problem çözme yeteneğine sahip kılmaktadır Bilgi kullanışlı ve yararlı hale getiren analiz, sentez ve sorgulayıcı öğrenme becerileridir

Üçüncü bilgi türü ‘sözsüz bilgi’ problem çözmeye dayalı başarılı tecrübeler ve denemeler sonucunda kazanılır ve performansın gözlemlenmesiyle test edilir Tecrübesel kazanımlardır ve sezgisel bir kavrayışa bağlıdır Diğer bir ifade ile konuyu anlama demek değil, bizzat beceri ve hünerin kazanımıdır Fertlerin karşılıklı iletişimi, etkileşimi ve ilişkileri sonucundaki beceri kazanımları da bu kategoridedir Bu tür hüner ve becerilerin değerlendirilmesinde ‘kalite’ ve ‘performans’ dikkate alınır Bir kısım usta –çırak ilişkisine dayanan kazanımları bu kategoride mütalaa edebiliriz

İnsanlar bilgi-beceri-davranış ihtiyaçlarını gerçek senaryolar içinde öğrenirler Dersler anlamlı senaryolar içine yerleştirilir Dersler temsiller halinde sunulursa yani senaryolaştırılırsa konular adeta canlanır, merak ve ilgi duyulacak şekle bürünür Böylece dersler sınıfların suni duvarları arasına hapsolmaktan kurtulur, gerçek hayatla birleşir

Üretim ve senteze yönelik işlemler de öğrencilerin mucidlik yönlerinin gelişmesi sırasında önemli olanın denenenlerden yola çıkmak olduğu görülmüştür Öğrencinin üretici işlemi ancak yaşanan olaylardan kaynaklanır Örneğin hiçbir zaman hücreyi detaylıca incelemeden, mikroskop altında gözden geçirmeden, öğrencilerden görmedikleri bir hücrenin resmini yapmalarını istemek bir anlam ifade etmez

Aktif eğitimde dersin anlamı kazanılmak istenen bilgi, beceri, ve davranış kazanma sürecidir Ders bir hayat tarzı ve hatta hayatın kendisidir Bu yüzden dersler hayatla içe içe işlenmeye; yaşayarak, deneyerek bizzat tecrübe edilerek verilmeye çalışılır Yaşanarak öğrenme için senaryolar kurulur ve üretilir

Senaryolarla ve projeler halinde ders işlemede öğretmen, dersleri öğrencilerle birlikte işlenecek dersin konularını birer proje olarak tanımlar Bunun için de öncelikle proje grupları oluşturur Öğretmen, proje öğelerinden meydana gelen ‘öğrenme ortamı’nın aktörü ‘öğrenme ortağı ve işbirlikçisi’ rolündedir Oluşturduğu ‘öğrenme ortamını’ sürekli aktif konumda tutar

Bu yöntemler, öğrenciye: çeşitli kaynaklardan konu hakkında bilgi toplamasını ve bu bilgileri bütünleştirmesini öğrettiği gibi proje hazırlama ve tamamlama becerisi (sorun çözme yeteneği) kazandırır Öğrenciler, bilgi geldiği sürece tüketici ve edilgen konumdan bilgiyi araştıran, bulan ve işleyen konuma yükselmekte; kaynaklara yüzde yüz güven yerine, sorgulayıcı bir anlayışa kavuşmaktadır Aktif eğitimde hedef; sorgulama, sorun çözme ve püf noktayı yakalama, “bilgiye erişme, onu şekillendirme, bilgiyi paylaşma” yeteneğinin gelişmesidir

Prof Dr Osman Çakmak


Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 525
favori
like
share