Peygamberimizin Yüce Ahlakı I

Hükümdar peygamber mi yoksa kul peygamber mi?

Ebu Hureyre (ra) anlatıyor:Bir gün Cebrail (as) Rasulullahın (sav) yanına geldi ve oturdu. Bir müddet sonra başını gökyüzüne çevirdi, bir melek iniyordu. Cebrail (as):
-şu gelen melek, yaratıldığı günden şu ana kadar yeryüzüne hiç inmemişti, dedi.
Melek geldi ve Resulullah'ın (sav) yanına oturup:
-Ya Muhammed! Beni sana Rabbin gönderdi. Seni hükümdar bir peygamber mi, yoksa kul olan bir peygamber mi kılmasını istersin? diye soruyor dedi. Cebrail (as):
-Ya Muhammed! Rabbine karşı mütevazı ol! buyurdu. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz:
-Ben sade kul olan bir peygamber olmayı istiyorum, dedi.
Ebu Galib anlatıyor:
Ebu Ümame el-Bahili'ye soruldu:
-Bize Rasululah'tan işittiğin bir hadisi naklet. O şöyle cevap verdi:
-Rasulullah'ın (sav) konuşması Kur'an'dı. Allah'ı çokça zikrederdi. Hutbelerini kısa tutar, hutbelere nispetle namazlarını uzun kılardı. Zayıfın ve yoksulun ihtiyacını görmek için birlikte onunla yürümekten çekinmez, burun kıvırmaz, kibirlenmezdi.
Ebu Musa el-Eş'ari (ra) anlatıyor:
-Resul-ü Ekrem (sav) kaba yünden dokuma elbiseler giyer, koyunlarını sağar, misafirlerine bizzat kendisi hizmet eder ve ikramda bulunurdu.
ıbn Abbas (ra) anlatıyor:
-Hz. Peygamber (sav) yere oturur, yemeğini yerde ye ve koyunlarını sağardı. Arpa ekmeği yemek üzere davet eden bir kölenin davetine dahi icabet ederdi. Medine halkından biri gecenin bir yarısı arpa ekmeği yemeğe davet etse onu kırmaz, davetine giderdi.



Peygamberimizin Yüce Ahlakı II

Hz. Enes (ra) anlatıyor:

Peygamberimiz (sav) arpa ekmeği ile kokusu hayli ağır olan iç yağı yemeye davet edildiğinde dahi çağıranı kırmaz, davete icabet ederdi. Vefat etmeden önce, ailesinin nafakasını temin edebilmek için zırhını bir Yahudi'ye rehin olarak bırakmış ve onu geri alamadan vefat etmişti.
Hz. Ömer (ra) anlatıyor:
Adamın biri Resulü Ekrem'e (sav) üç defa seslenmiş ve Resulullah da (sav) her seferinde ona ‘Lebbeyk-Buyur' diyerek çağrısına karşılık vermişti.
Ebu Ümame (ra) rivayet ediyor:
Bir kadın vardı; erkeklerle kötü-fuhşi sözler ediyordu. Bir defasında Rasulullah (sav) yüksekçe bir yerde oturmuş yemek yiyordu. Bu kadın Rasululah'ın (sav) yanına geldi ve:
-şuna bakın, kölelerin oturduğu gibi oturmuş onların yemek yiyişi gibi yiyor, dedi. Bunun üzerine Nebi (sav):
-Hangi köle benden daha iyi kölelik (Allah'a kulluk) yapabilir ki? buyurdu. Kadın:
-şuna bakın, kendisi yiyor, bana vermiyor, dedi. Rasulallah (sav):
-Gel, sen de ye! buyurdu. Kadın:
-Bana kendi ellerinle yedir, dedi. Rasulullah (sav) elleriyle ona bir lokma uzattı. Bu lokmanın ardından kadın, büyük bir hayâ perdesi içine büründü ki hayatının sonuna kadar bir daha hiç kimseye kötü söz söylemedi.
Cerir (ra) anlatıyor:
Adamın biri Rasulullah'ın (sav) huzuruna geldiğinde onun heybetini görünce tir tir titremeye başlamıştır. Adamın halini gören Hz. Peygamber de (sav):
-Rahat ol! Ben bir hükümdar değilim. Ben kuru et pişirerek karnını doyuran, Kureyşli bir kadının oğluyum, buyurmuştu.

Doç.Dr.Nihat Hatipoğlu

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 355
favori
like
share
ultimatom Tarih: 14.10.2009 02:36
Allah razı olsun çok güzel RABBİM bizleri efendimizin sünnetinden ayırmasın ...