Demokratik talepleri karşı sında burjuvazinin yıllardır ayak sürüdüğü topluluklardan biri de Aleviler. Sünni İslam ’ ın halifeliğini elinde bulunduran padişahın, bu temelde kurduğu merkezi otoritenin gereği olarak Osmanl ı İmparatorluğu döneminde büyük baskı gören Aleviler, TC döneminde de burjuvazinin inkârcı ve imhacı politikalarının mağduru oldular. Sözde laik rejim, ibadethanelerini yok saymaktan, Alevi çocuklarına zorunlu din derslerinde Sünniliği anlatmaya kadar pek çok uygulamasıyla Alevileri de inkâr ederken, olağanüstü rejimlere ihtiyaç duyduğunda da örgütlediği provokasyonlarla Alevilere yönelik pogromları defalarca hayata geçirdi. Çorum ’ da, Maraş ’ ta, Sivas ’ ta kitlesel imhalara girişti.

Yüzyıllardır bu topraklarda zorla asimile edilmeye çalışılan, her türden baskıya ve aşağılanmaya maruz bırakılan Aleviler, bu durum yüzünden mümkün olduğunca gözden uzak ve içe kapalı bir yaşam tarzıyla varlıklarını korumaya çalıştılar. Ancak kapitalist gelişmeyle birlikte onlar da daha görünür olmaya başlayınca, sorunları da toplumsal alana taşındı ve daha fazla ifade edilir oldu. Alevi örgütlenmeleri sayıca arttı ve yaygınlaştı. Özellikle Avrupa ’ ya göçmen işçi olarak gitmiş Alevilerin yönlendirmesi ve katkısıyla Alevi örgütleri güçlendi ve siyaseten de etkili olmaya başladı.

Alevilerin toplumsal görünürlüğünü ifade eden en ileri noktaysa 9 Kasımda Ankara ’ da yapılan kitlesel miting oldu. Alevi Bektaşi Federasyonu ’ nun örgütlediği ve on binlerce kişinin katıldığı mitingin, kimliğini gizlemek zorunda kalmış bir topluluğun kendini ilk kez kitlesel bir biçimde ifade ediyor olması yönünden anlamı ve önemi büyüktü. Daha da önemlisi, mitingi düzenleyenlerin öne sürdükleri taleplerin din ve laiklik konusunda ilerici nitelikte olmasıydı. Alevi Bektaşi Federasyonu ’ nun yönetim kurulu, yaptığı çağrıda, Diyanet İşleri Başkanlığı ’ nın ve zorunlu din dersinin laiklikle bağdaşmadığı nı ve kaldırılmaları gerektiğini söylüyor ve bunları tüm taleplerin içinde öne çıkarıyordu.

“ Düzen ” bazların Alevi açılımları Nitekim miting ses getirdi. Başta AKP olmak üzere, MHP ’ sinden CHP ’ sine tüm düzen partileri “ Alevi Meselesini ” gündemlerine aldılar. Birbiri ardına “ açılım ” lar yaptılar. Rafa kaldırılmış projelerini tekrar ortaya koyma ihtiyacını hissettiler. Ancak elbette bu “ açılım ” larda ifade edilenlerle mitingde öne çıkan taleplerin bir ilgisi yoktu. Alevilerin dile getirdiği Diyanet ’ in lağvedilmesi, zorunlu din derslerinin kaldırılması, cemevlerinin ibadethane olarak resmen tanınması ve diğer ibadethanelerle eşdeğer muamele görmesi gibi laikliğin özüne dair talepler “ uç talepler ” diye tümüyle göz ardı edilerek bunun yerine aynı Alevi örgütlerinin itiraz ettikleri hususlar gündeme getirildi. Örneğin AKP ’ nin “ Alevi paketinde ” , mitingi düzenleyenlerin gündeminde hiçbir biçimde bulunmayan ve bugüne kadar da asla dillendirilmeyen “ dedelere maaş ” , “ Kültür Bakanlığında Alevi temsili ” gibi düzenlemeler vardı. Sivas ’ taki Madımak Otelinin utanç müzesi olması talebinin karşısına ise, bu talebin içeriğiyle hiçbir ilgisi olmayan, buranın kültür merkezi yapılması teklifi getiriliyordu.

Uzun zamandır Alevi toplumunu Türk milliyetçiliğinin bir propaganda alanı olarak gören ve Kürtlerin genelde Sünni-Şafi inanca sahip olmasından hareketle, Kürt düşmanlığını “ Alevilik ” temelinde bu topluluk içinde yaygınlaştırmak isteyen MHP de temel taleplerin hiçbirinin sözünü bile etmeyerek “ Aleviliğe karşı önyargıların kırılması ” gereğinden bahsetti.

Fakat en dikkat çekici olan, Alevilerin hamisi havalarındaki CHP ’ nin mitingdeki talepler konusunda sus pus olmasıydı. Yıllardır, Alevilerin İslamcı güçlere ilişkin korkularını kullanarak Alevileri istismar eden CHP ’ nin Alevilerin demokratik talepleriyle ilgili mücadeleye hiçbir katkısının olmayacağı bir kez daha ortaya çıktı. Statükoyu bozacak her demokratik talebin karşısında korkuya kapılan CHP, kendi kontrolünün dışına çıkan bir eksende gerçekleşen mitingden oldukça rahatsız oldu. Oysa onun umudu, bu mitingin de yaklaşan yerel seçimler öncesinde oluşmasını beklediği AKP karşıtı atmosfere katkıda bulunmasıydı.

Miting, Alevilerin Diyanet İşleri Başkanlığının lağvı ve dinin cemaatlere bırakılması taleplerine karşı gösterdikleri tutumlarla en laik geçinenler dâhil bütün düzen güçlerinin anti-demokratik karakterinin iyice açığa çıkmasına hizmet etti. Burjuva partiler arasında zorunlu din derslerinin kaldırılmasını bile savunanın olmadığını gösterdi.

Elbette, mitingde yükseltilen talepler etrafında birleşenler Alevilerin tümünü temsil etmemektedir. Edemezler de zaten. Çünkü sınıfsal ayrışmadan, dolayısıyla farklı çıkarlara sahip sınıflardan oluşmaktan Aleviler de muaf değildir. Alevi toplumunun büyük bir kesimini doğal olarak emekçiler oluşturmaktadır. Ama bu topluluk içinde, azımsanmayacak bir niceliğe ve güce sahip Alevi burjuvaların da bulunduğu unutulmamalıdır. Bu nedenle, sorunlara yaklaşımda bu iki sınıf arasında ciddi farklılıkların olması kaçınılmazdır. Burjuva Aleviler, sorunu devletten kısmi tavizlerin koparılmasına indirgemektedirler. Nitekim kendisiyle tamamen bütünleşme eğilimindeki burjuva Alevilerin bu yönelimi, Alevi emekçileri kontrol altında tutmak derdindeki sermaye nezdinde de itibar görmektedir. Sözü edilen kesimler Alevi toplumu içinde bu işlevi görecek biçimde hareket etmekte ve bu da, normal ve aynı zamanda olumlu biçimde Alevileri ayrıştırmaktadır.

Üstelik, Türkiye ve Avrupa ’ daki yaklaşık 450 Alevi Bektaşi kuruluşu adına hareket eden Alevi Bektaşi Federasyonu, Alevi örgütlenmeleri cephesinde oldukça geniş bir birlik sağlamış görünmektedir. Bu durum da Cem Vakfı ve AKP ’ nin Muharrem orucu iftarı için 200 Alevi kuruluşunun destek verdiğini söyleyip 20 imza bile bulamayan Reha Çamuroğlu gibilerin şu an için kayda değer ölçüde yalıtılması sonucuna yol açmaktadır. Bu olumlu bir gelişmedir. Çünkü hem genelde “ Alevileri biz de severiz ” pozlarındaki birçok sahtekârın hem de “ laikçi ” kanadın ipliğini pazara çıkaran bir işlev görmektedir.

Aleviler taleplerinde ısrarlı Miting ve ardından yaşanan tüm bu gelişmelerden sonra Alevi Bektaşi Federasyonu ’ nun geniş katılımla gerçekleştirdiği değerlendirme toplantısına ilişkin bildiri, düzen partilerinin rüşvetlerinin ve sözde iyi niyet beyanlarının Alevilerce kabul görmediğini ve taleplerdeki ısrarı vurguluyordu:

“ 1- İnanç ve kültürümüz üzerinde yürütülen dolaylı ve direkt asimilasyon çabalarına son verilmelidir. İnsan hakları ve temel özgürlükler hiç tartışmasız meşru haklardır. Bu bağlamda; İnanç ve kültürümüzü yasaklayan her türlü yasa, yönetmelik, kararname ve genelge değiştirilmeli, Alevi Kültür ve İnancı yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. … 3- Madımak Oteli Utanç Müzesi olmalıdır. Hükümet yetkilileri son günlerde yaptıkları açıklamalarda; ‘ Madımak Oteli'ni kamulaştırıp herkesin faydalanacağı bir kültür merkezine dönüştüreceğiz. Böylece bir istismar konusunu da ortadan kaldırmış olacağız ’ demektedirler. Madımak Oteli bir daha böylesine utanç verici bir vahşetin yaşanmaması için, orada yakılan canlarımızın anısının yaşatılacağı bir müze olmal ıdır. Bu talep vicdani bir meseledir ve hiç kimsenin sulandırmasına ve saptırmasına izin vermeyiz. 4- Cemevleri, Alevilerin inanç ve ibadetini yürüttüğü kutsal mekânlardır. Cemevleri yasal güvenceye kavuşturulmalı, Türkiye ’ de ibadethane statüsünde olan bütün mekânların sahip olduğu haklara sahip olmalıdır. 5- Zorunlu din derslerikaldırılmalıdır. 12 Eylül Anayasası ’ nın anti-demokratik bir dayatması olan zorunlu din dersleri bir insan hakları ihlalidir. AİHM ’ nin verdiği karar AKP hükümeti tarafından gün geçmeden ve siyasi manevralara başvurulmadan uygulanmalıdır. … 8- Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılmalıdır. DİB ’ in mal varlığı devletin başka kurumlarına, personeli ‘ Devlet Personel Başkanlığına ’ aktarılmalıdır. Yerine, hiçbir dini ve inancı finanse etmeyen, görevi sadece din ve inançlar arasında denetimi sağlamak olan ‘ Din ve İnanç İşleri Üst Kurulu ’ kurulmalıdır. 9- 12 Eylül rejiminin ürünü olan anti-demokratik 82 Anayasası kaldırılmalıdır. Toplumun ihtiyaçlarını karşılayacak; çoğulcu, katılımcı, demokratik, gerçek laikliği esas alan, çok kültürlülüğü ve çok inançlılığı koruyan yeni bir Anayasa yapılmalıdır. ”

Bu talepler büyük oranda devrimci işçi sınıfının laiklikle ilgili temel talepleriyle örtüşmektedir. Bu yüzden hem Alevi hem de diğer emekçiler nezdinde benimsenmesi ve yaygınlaşması için çaba göstermek gereklidir.

İşçi sınıfı devrimcileri bu yüzden bıkmadan usanmadan Alevi emekçilere gerçekleri göstererek onların da işçi sınıfının safında mücadele etmesini sağlamalıdır. Burjuvazinin, demokratik haklar konusunda, hiçbir kesim için atacağı tutarlı, kararlı ve köklü bir adım yoktur. Onun cesaretsizliği bu tür sorunların çözümü görevini de işçi iktidarına bırakmaktadır. Bu yüzden Alevi emekçiler, sahte demokratların ve laikçilik tüccarlarının yarattığı yanılsamaları bir kenara itip, işçi sınıfı devrimciliği anlayışı ile mücadeleye katılmalıdır. Özgürleşmenin başka yolu yoktur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 889
favori
like
share
SheqeYy_BeBiSh Tarih: 22.10.2009 19:51
La iLahe iLLaLLah Muhammeden ResuLuLLah
ALLAHtan ba$ka ILAH yoktur Muhammed (s.a.v) ALLAH´in resuLudur!

ba$kada bi$ey demiyorum!
keskinkilic_68 Tarih: 20.10.2009 11:47
peki madem öle neden böle bişeye gerek duydular ?? o kadar hür olan sayfanda kimlere dil uzatmıştın ki böle bi istek geldi acaba???? Sen benim ne demek istediğimi gayet iyi ANLADIN aslında...

İnsanlar yazılarıyla hitap şekilleri ile saygısını sevgisini vs. duygularını dile getirir. nasıl yazığın seni bağlar kendi saygı sevgisini gösterirsin. yorgun...
KaRaKıZ Tarih: 20.10.2009 09:01
ozaman sen aLevi değilsin Yorgun-Şair
YoRGun-ŞaiR Tarih: 20.10.2009 00:15
1.si KişiseL Sayfam Hürdü Kimse KaLdırımazdı Sana Bunun AçıkLamasını Yapıyım Gerçi Zorunda Değilim Ama MeraKını Gideriyim Benim Sayfamın KaldırıLması İçin Önce İzin İstendi Bunuda Hemşerine Sor Bakıyım ÖyLemi Değilmi AmaÇ Hatırını Kırmamaktı Ve KırmadımDa KaLDıRTTım (KaLDIRILMADI) TaTmin Ettimi ?

Bizim için Önce Allah (c.c.) gelir. Sonra Hz. Muhammed (s.a.v) gelir. muhammed gelmez. Daha sonra Hz. Ebu Bekir,Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (r.a.) gelir. Ali gelmez.


Senin İçin Veya Sizin İçin

Bizim İçin ALLAH , Muhammed , Ali Senin NasıL Yazdığın Umrumda DeğiL Benim Yazdığımın Ne Anlama Geldiğini C.C Biliyor Ya Sen AnLasan Neeee AnLamasan Neee Keskin..
a-yan Tarih: 19.10.2009 12:30
Yorgun şair senin alevi olman aslında övülen bir şeydir aslında Hz Ali ra sevgi beslemek Ehli sünnet olmanın da şartlarındandır ona sevgi beslemeyen Harici adını alır Hz Ali ye sevgi hususunda ifrat tarafını seçip haddi aşarak Peygamberimizin eshabına dil uzatan ve sahabe,tabii ve selefi salihın yolundan ayrılan da rafizi adını alır rafiziliğin, Ehli sunnette kötülenmesinin sebebi hz Ali ve diğer Ehli beyt e sevgi beslemelerin den değil sahabeye tavır almalarından kaynaklanır eğer sevgilerini ehli beyt le sınırlamayıp diğer sahabeye cephe almadan aralarında geçen olayları iyiye yorup bütün sahabeyi sevselerdi Ehli sünnet kabul edilirler kendilerine rafizi denmezdi
keskinkilic_68 Tarih: 19.10.2009 12:15
İster Alevi ol ister şii ol istersen sunni ol bu herkesin kendi seçimi kimseyi bağlamaz. Benden neden korkacaksın ki?? bugune kadar kimin görüşünden dolayı yargılamışız ki seni yargılayalım. Herkesin görüşü kendine.

Evet kişisel sayfa açmıştın ama kaldırıldı. Neden?? ben bunu soruyorum. Durduk yere alevilik hakkında yazı yazdı diye kimin konusu silinmiş ki senin ki silinsin ??? Demek ki sadece alevilik hakkında değildi yazdıkların!! sen onlardan bahset sen ne yazdığını daha iyi biliosun.

Bizim için Önce Allah (c.c.) gelir. Sonra Hz. Muhammed (s.a.v) gelir. muhammed gelmez. Daha sonra Hz. Ebu Bekir,Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (r.a.) gelir. Ali gelmez.

Ben senin hakkında bi beyanda bulunmama gerek yok. Sen zaten kendi yazdıklarınla kendi beyanlarını sölüyorsun. Kulaktan dolma şeyleri burada kimse hakkında yorum olarak yazacak değlim. Gördüklerim ve okuduklarım yeterli benim için.

He bu arada dinimizde siz, biz olmaz çünkü müslümanlar bir ümmettir. birliktedir. Ayrı gayri olmaz. Kendini bu dairede gören herkes biz dir.

YoRGun-ŞaiR Tarih: 18.10.2009 06:57


KişiseL Sayfa AçmıŞtım Ve BoL BoL AleviLer Hakkında Yazı EkLemiştim, Senden Yada Sizdenmi Korkacaz , Ben Aleviyim, Bizim İçin Önce Allah,Sonra Muhammed,Sonrada Ali GeLir . Din Gibi KonuLarda Hakkımda ne Duyduysan Burda Beyan Edebilirsin Yada Hakkımızda... Benden Tahmin Edebiliyorum Tercih Ettiğin MüslümanLığı
ADALI Tarih: 14.10.2009 18:51
Merhaba [COLOR=#e5e5e5]Ghost Rose
Her ne kadar Alevi kültüründen olmasamda Alevilerin ve Aleviliğin sıkıntı içerisinde olduklarına şahitlik ediyorum.Geçmişte dış güçlerin etkisiyle bazı karışıklıklar olmuştu ama Türk milleti ve Aleviler yutmamıştı.Büyük ihtimalle sarozun çocukları yakında yine kargaşa çıkarmayı deneyecekler ama yine başaramayacaklar.Neredeyse yarım asır olan hayatım içerisinde birtane bölücü Alevi görmedim duymadım.Evet Alevi soydaşlarımızın diyanet işlerinde temsil hakkı yok ,Olmalı . herkes kendi inancını inandığı gibi yaşamalı.Bu gün Fener Rum Patrikhanesinin bile islami ekollerden daha çok özgürlüğü var.
keskinkilic_68 Tarih: 14.10.2009 17:19
@denizcan

ben haddimi iyi bilirim sen hiç merak etme. Bence sen cümlelerinde "yap, et vs." gibi kelimeler kullanma. Hamd olsun neyi nerede yapıp neyi nerede söylemem gerektiğini tecrubesine sahibim.