Vaktı zamanında, Kilis’in bir mahallesinde, eskiden öyle oturulurmuş ya, bir havışta ana, baba ve yeni everdikleri oğulları otururlarmış. Oğlan evleneli birkaç yıl olmuş, ama gelinin bir türlü uşağı olmamış.
Bir yaz günü, kuşluk vakti, gelin Ballı havıştaki kuyunun herezesine yaslanıp oturmuş ağlormuş.
Kaynana Hafıza hanım da matmahda ocakta öcce kavırormuş. Ağıt sesini duymuş. İki kulplu tavayı ocaktan almış, matmahın pırtaşına oturmuş.
- Kele gelin, beee, ne oldu kele, bu figan ne, demiş.
- Ben ağlamıyım da kimler ağlasın anam? Sabahtan beri düşünorum. Aha ben yüklü kalsam. Aha bir oğlan doğursam, adını Mehemet koysak. Mehemet böyüse. Havışta devemesini döndürürken deveme zıplıyıp kuyuya düşse, Mehemet de devemeyi alım deyi kuyuya düşse ben nederim, o na ağlorum. Vah, Mehemet küller benim başıma, ciğerim Mehemet, diye devam etmiş.
Kayınvalide Hafıza Hanım da ağlamaya başlamış.
- Uyy, ciğerim Mehemet. Kadaların bege geledi nene, nenen sege kurban olsun ciğerim Mehemet.
Uy mehsim, ölüm sege yakışor mu Mehemet, diye ağlamış.
Kayınbaba, Kınnep Mehemet de tabakada bu figanları duymuş. Derecin başına gelmiş.
- Yiğit Mehemet, böke Mehemet, dayı Mehemet, seni everip asker edicimdi, kara yazılı Mehemet deyi ağlamaya başlamış.
Duvar aşırı komşuları, Feride Aba bunları dinlermiş. Ağıt, figan devam edince dayanamamış seslenmiş:
- Kele Hafo Bacı, bu ne kele? Kele anam, deştiye yere bu ağıt niye anam. Hele teze gelin bilmor, ağlor. Kele sen kaynana olucun desene, kuyunun herezesinin kapağını kapadırık, uşağın devemesi düşmez. Bee, ben de Mehemed’in babasına bir şey oldu zannettim, Allah onu esirgesin anam. Dağ kimi babayiğit!...



Ökkeş, Şemşi’den göndermiş olduğun teberikleri aldım. Mavı boncuklu
şeble hamaylı, asıl sege gerek, benim neyime göz değici. İnşallah cilleye
çıkarken senin sakonun iç cebine koyarık. Benim sege gönderdiğim, kenarına pempe ipekten yesmin işlediğim ipek yağlığı da sakonun göğüs cebine koyarık.
Hele heyirlisinden askerliğini et de. Vatan görevi her şeyden önce gelir.
Benim ev şendiğide bilor senin beni istedeceğini, anamın ağzını yokladım, hele zamanı gelsin kolay dor. Sen de deştiye yere şeyirdenliklerini biriktirmişsin aha sege yazdığım şiiri gönderorum, mektuptan oku da bak.
Birde Cuma günü seybanaya gel demişsin. Gelemem. Çünkü o gün böyük ağam Hösene söz kesildi ya onun uçun kız evine sekkel altından geçmiye gidilici, telaşımız var.
Amma devlisi günü kuşluk vaktı Paşa hamamının karşısındaki düğmeciye gidicim.
Terzi Zellühün yanında dikiş öğrenorum ya zubunlarımı ben dikorum artık.
Oraya gel düğenden izin alabilirsen. Yeri, göremezsem güle güle get, güle güle gel Ökkeş. Sege ben de senin için yazdığım şiirimi gönderorum.









Essüm, sege bu mektubu emtim kızı Şemşiden gönderorum.
Mektubun içine sege teberik olsun deyi, anamın işlediği mavı boncuklu şebden hamaylımı birde sege yazdığım şiirimi koydum.Ben senin teberiğin ipek yağlıkla içindeki kekilinden kestiğin bir tutam saçı göğüs cebimde saklorum. Sende benim gönderdiklerimi göğsünde sakla. İki hafta sonra ben vatan görevine gidicim.
Her şeyden evvel vatan görevi. Heyirlisinden milletime borcumu ödüyüm, seni istedicim Essüm. Bizim ev şendiğinin seni sevdiğimden heberleri var.
Biriktirdiğim şeyirdenliklerimden kalınını tedarik ettim. Gerekirse anam
genne babasından kalan kırk ağaç zeytini satıcı sen merek etme. Bu arada
sizinkiler de he derse Şemşiden anama heber gönder, sege düğürcü gelici.
Senden son bir isteğim var bu hafta cuma günü öğleden sonra Baytazın harman yerine gel.
anangil yok biz getmicik derlerse, emtimgil seni çağırıcı. Seybanada son bir defa seni görmek istorum. Allahaısmarladık, hoşça kal Essüm...

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 616
favori
like
share