Dut ağaçları büyük birer şemsiye, akşam mavisi gökyüzüne doğru. Havuz başında masalar, kırmızı örtülü.
Yasemin kokuları, zahrülesar kokularına nispet ederken, pelesenk çiçekleri, kar beyazı, sıcak yaz akşamlarını serinletir. Gelin tülü gibi savrulur, Kalleş’in rüzgârlarında. Pembe zakkum ağaçlarının altındaki masada Fahriye Teyze oğlu Durmuş ile oturmuş, parkın geniş kapısını gözetlerler. Saçları bal akidi, servi dalı gibi, salınarak içeri girecek, Nazlı kızı beklerler. Bu saatlerde gelmesi gerek Nazlı’nın, ablası Güllü ve üç çocuğu ile.
Yatsı ezanı okunmaktadır, Kilis camilerinden, huşu içinde. Fahriye Teyze dua eder
içinden, şükür eder. Demlikler gelmeye başlamıştır masalara. Tavşan kanı çaylar doldurulur, ince belli kadehlere. Masanın üzerinde ufak tabaklardaki mayanalı kâhke kokuları yayılır parka. Komşu masada da gerebiç konmuştur masaya. İkramlar yapılır masadan masaya. Daha sonrada çerez ikramları. Evde kavrulmuş karpuz çekirdeklerinin tadına doyulmaz. Arasına da kavun çekirdekleri karıştırılırsa daha da leziz olur. Parkın müdavimleri vardır. Günlükçü tabir edilen yani her gün öğleden sonra gelip akşam saatlerinde ayrılanlar. Hele yaşlıca bir bayan vardır ki parka gelen herkes onu tanır.Havuzun giriş kapısı tarafındaki orta masaya oturur.Biraz kiloludur yaşı nedeni ile ve ayaklarını başka bir sandalyeye uzatarak oturur.Kapıdan girenler ilk onu görür, o da girenleri tabi. Ve erken geldiği için en iyi yeri tutar ve gelinlerini bekler. İsmi lazım değil ama biz ona Şükriye hanım diyelim.
Vakit bir hayli ilerlemiştir.Fahriye teyze ile oğlunun beklediği bal akidi saçlı alımlı Nazlı nihayet kapıdan girer.Yakışıklı,sarışın bir delikanlının koluna girmiştir. Bu kez ablası yoktur yanında.
Fahriye teyze ile oğlu Durmuş merakla bakarlar. Fahriye Teyze, nişanlıymış oğlum, zahar, der. Durmuşun beti benzi atmıştır. Fahriye teyze için için sevinir. Çünkü biliyordur Nazlı zengin bir ailenin kızıdır. Durmuşun hayallerini yıkmamak için söylememiştir Durmuşa. Nazlının koluna girdiği delikanlının Nazlı’nın Amerika’da okuyan ağabeyi olduğunu da bilmektedir.
Eline fırsat geçmiştir Fahriye teyzenin.
- Oğlum daha yeni askerden geldin, zaten. Hele çalış,biraz para biriktirek. Kilis’te kız mı yok ben sana daha yektanasını alırım. Aha komşumuz şişman Nekşiye nerde ise kızı bize terhedici. Eli kolu tokmak kimi, salangaç kimi Hayriye yi bir henek de verici.
- Peki anne sen bilirsin hadi kalkalım artık, der Durmuş.
Kalkarlar, tam Şükriye Teyze’nin masasının yanından geçerken, her şeyin farkında olan Şükriye Teyze laf atmazsa olur mu!?
- Kele Fahriye bacı, niye erken kağorsunuz kele, bir şeye mi canınız sıkıldı ne? Boşuna çalkanmayın anam, biz de cahal böyüttük bilirik. Olur beyle şeyler. Çalkanmayın anam, çalkanmayın, cahalı sen töstle...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 951
favori
like
share