Türk Evleri - Coğrafya

Bugün mimarlık tarihinde "Türk Evi" olarak kabul edilen mimari tarz 17. yüzyıl Osmanlı Döneminde kendini gösteren ev tipidir. Ancak belirli bir kalıba oturtmak söz konusu değildir başta mekana ve zamana bağlı olmak üzere Tarih boyunca coğrafi bölgelere ve o evi kullanan insanların farklı etnik kimliklerine göre değişse de belli başlı özellikleri sabit kalır. Bu mimari özellikten bazıları şunlardır.

Genellikle çok katlıdır. En az iki kattan oluşur. Ev zemin katları sokağa çoğunlukla açılmaz. Bir bahçe ya da avlu aracılığı ile sokağa çıkılır. Evin esas katı ve gündelik hayatın ağırlıklı olarak geçtiği her birinci kattır (Piano Nobile). Bu kat cumbaları aracılığı ile yapıda bir çıkıntı oluşturarak sokağa taşar. Evin iç bahçesi veya avluyla olan ilişkisi yine önemli fonksiyonlardan biridir. Anadolu'nun çoğu bölgelerde bu ev-avlu bağlantısı hayat adı verilen ve odaların önünde ve arasında bulunan üstü örtülü açık galeri aracılığı ile olur.

Üst katı taşıyan payandaların strüktürsel görüntüsü, bahçe ve avlu tarafında gölgeli hayat ve revaklar, açıktan çıkan merdivenler Türk Evi için karakteristik özellikler arasında yer alır. Ahşap tavanlar, çoğu kere basit bir bindirme tekniği, biraz oyma bir çevre suyu ya da bir göbekle süslenir. Odalarda giriş kısmını ayırmak için seki kullanılır. Dolaplar ve sedirler evlerin vazgeçilmez mobilyaları arasında yer alır.Çatı dört yana eğimlidir ve girintilerden kaçınılmıştır. Saçaklar geniş ve yatay tutulmuştur. Tavan geometrik bölünmüş ve bazen boyayla bezenmiştir.Bu özellikler Türk evinin en önemli ayırıcı niteliğidir.

Türk Evlerinin önemli özelliklerinden biri de odaların kullanımıdır. Her oda her işleve uygun şekilde kurulmuştur. Aynı oda yemek yenen, yatılan, misafir ağırlanan oda olabilir. Bunun göçebe toplumun bir parçası olan çadır düzeninden gelen bir alışkanlık olduğu kabul edilir. Bu yüzden odaların ortası genelde boş tutulur. Sedirler odaların kenarına yerleştirilir.

Bu ev türünün ahşap Strüktür+kerpiç+dolgu olarak kullanılmasına Hımış denir. Bu yapının sadece kerpiç ahşap ve taş malzemeden yapılmış örneklerine bugün hala Anadolu'da rastlamak mümkün. Hımış İnşaatı daha çok Batı Anadolu'da Marmara ve Orta Anadolu'nun Kuzeyinde kullanılır. (Safranbolu, Kütahya, Bursa ve Kula bunların en iyi örnekleridir.) Orta Anadolu daha çok kerpiç esas alınarak kullanılan evi tercih eder. Ahşap Yapı ise daha çok Kuzey Anadolu'da gözükür. Taş esas alınarak yapılan Türk Evi'ne ise daha çok D. Anadolu'da, G. Doğu Anadolu'da Ayrıca Kayseri ve Niğde'de rastlanır.

Ev genel olarak bütün halk kesimleri tarafından kullanıldı. Ancak zengin ve fakir ev kendini oda, kat ve süsleme fazlalıklarıyla ayırıyordu. Bu fark en çok İstanbul'da hissediliyordu. Eğer yapıda orta kat varsa, genelde alçak kat tercih edilmiş yarım kat veya tam kat olarak kullanılmıştır.Üst katlarda kullanılan pencere çıkmaları eve hareketlilik kattığı gibi genel olarak sokak ve şehir görüntüsünde de hareketlilik sağlamıştır.

İstanbul'da yaygın olan Türk Evi modeli ağırlıklı olarak Ahşaptı. (zaten meşhur İstanbul Yaygınları hep bu yüzden olmuştur). İstanbul'da görülen Türk Evi tipi daha çok yalı ve konaklara uygulanmıştır. Anadolu'dan esintiler taşımasıyla beraber Batı Mimarisinden de ciddi oranda etkilenmiştir. Bu yeni mimari görüntü şehirleşme kültürü yaşanan yerlerde etkisini göstermiştir. Bu evlerde batı mimarisinin izleri olarak kabul edilen belli başlı özellikler ise şunlardır.

Orta salonu merkez alan simetrik planlar (Anadolu'da asimetrik bir yapı söz konusuydu), oval hacimler, simetrik büyük merdivenler, evin cephelerindeki pilastır düzenleri kendini batı etkisi olarak gösterir. İstanbul'da görülen yalı ve konakların sayındaki artış özellikle Lale Devrinde zirveye çıkar. Ayrıca Batıya olan hayranlıktan dolayı oradaki mimari eserlerin taklitleri da yapılmıştır. Sedat Hakkı Eldem ve Arkeolog Mahmut Akok, Türk evleri üzerine önemli çalışmalar yapan isimlerin başında gelir.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 521
favori
like
share