Gelibolu'nun Jeomorfolojik Yapısı -coğrafya





1-) Jeomorfoloji

Jeomorfolojinin Kelime Anlamı: Jeomorfoloji, yer biçimbilim olarak da bilinir. Yunanca jeo-yer, morphe-şekil, logos-bilim kelimelerinden oluşmuştur.
Jeomorfolojinin Tanımı: Yeryüzü şekillerinin oluşumu, dağılışı, insan yaşamı üzerine etkilerini araştıran fiziki coğrafya alt dalıdır. Karalar üzerinde ve denizler tabanında görülen, iç ve dış etmen ve süreçlerle meydana gelen şekilleri inceleyen, oluşum ve evrimlerini açıklayan, bunları sınıflandıran, coğrafi yayılışlarını araştıran bilim dalıdır.
Jeomorfolojinin Kapsamı: Jeomorfoloji kısaca üç şekilde ele alınabilir.
Ovalar: Deniz seviyesinden belli bir yükseklikteki düzlüklerdir. En önemli özellikleri, akarsu vadilerinin derin olmamasıdır.
Platolar: Deniz seviyesinden herhangi bir yükseklikte, vadilerin derin bir şekilde kazılmış olduğu, nispeten düz yerlerdir.
Dağlar: Dağ genellikle yüksek olan ve genişliğine olmaktan ziyade uzunluğuna gelişmiş bulunan eğimli ve ani yükseklik farkları gösteren bir bölgedir.
2-) Türkiye’nin Jeomorfolojik Özellikleri
Ovalar: Ovalar, oluşumlarına ve bulundukları yere göre iki gruba ayrılır.
Kıyı Ovaları: Çarşamba, Bafra, Çukurova, Göksu, Gökova, Köyceğiz, Dalaman, Bakırçay, Gediz, B.Menderes, K.Menderes, Amik ovası, Adapazarı, Bursa, Yenişehir ve Karacabey ovaları başlıca kıyı ovalarıdır.
İç Bölgelerdeki Ovalar: Kırık hatlarındaki Erzincan, Erzurum, Pasinler, Horasan, Iğdır, Ardahan, Muş, Suşehri, Erbaa, Niksar, Taşova, Merzifon, Bolu ve Düzce ovaları, kapalı havza Konya ovası, Malatya ve Elazığ ovaları, karstik erimeyle oluşmuş Elmalı, Bozova, Tefenni, Gölhisar ve Muğla ovaları başlıca iç bölge ovalarıdır.
Platolar: İç Anadolu’da Obruk, Cihanbeyli, Bozok, Yazılıkaya ve Uzunyayla platoları, Doğu Anadolu’da Erzurum-Kars ve Ardahan platoları, Güneydoğu Anadolu’da Gaziantep, Şanlıurfa platoları ve Diyarbakır havzası, Batı Anadolu’da Uşak ve Eşme çevresi ile Afyon-Kütahya arası, Orta Toroslar’da Taşeli ve Teke platoları, Marmara’da Çatalca ve Kocaeli yarımadaları ülkemizdeki başlıca platolardır.
Dağlar: Türkiye, çok engebeli ve yüksek bir ülkedir. İki tip dağ oluşumu vardır.
Kırılma Sonucu Oluşmuş Dağlar: Kuzey Anadolu Dağları(Küre, Canik, Giresun, Rize, Köroğlu, Çamlıbel, Çimen, Mescit, Yalnızçam),Toroslar(Akdağ, Beydağları, Barla, Geyik, Bolkar, Aladağ), Doğu Anadolu’da Tahtalı, Mercan ve Tecer, Batı Anadolu’da Işıklar, Kazdağı ve Samanlı, İçBatı Anadolu’da Akdağ, Eğrigöz, Demirci ve Murat, Ege’de Madra, Aydın, Yunt ve Bozdağlar başlıcalarıdır.
Volkanik Dağlar: Doğu Anadolu’da Nemrut, Süphan, Tendürek, B.Ağrı ve K.Ağrı, İç Anadolu’da Karadağ, Karacadağ, Hasan, Melendiz ve Erciyes, Güneydoğu Anadolu’da Karacadağ, Batı Anadolu’da Kula çevresi, Akdeniz’de Hassa civarında yer almaktadır.
3-) Çanakkale Boğazı Ve Çevresinin Jeomorfolojik Özellikleri
Çanakkale boğazı civarının 300–400 metre yükseklikleri büyük küçük çeşitli genç vadilerle parçalanmış bir yayla manzarası göstermektedir. Yaylanın yüksek kısımları Gelibolu yarımadasının kuzeybatı ve orta kısımlarıyla boğazın doğu tarafında olup, 300–350 metreyi bulmakta alçak olan kısımları da, boğazın doğu kıyılarıyla Gelibolu yarımadasının güneybatı kısımlarında görülmektedir. Yaylalar Güneybatı-Kuzeydoğu doğrultusunda uzanarak boğaz doğrultusuna uydukları halde, bunları parçalamış olan başlıca tabii vadiler boğaza dik bir şekilde uzanmaktadır. Derin vadilerin diplerinde şerit halinde uzanan taban seviyesi ovaları ile geniş olmayan vadi ağızlarında oluşmuş bazı deltalar göze çarpmaktadır. Boğazın batı yamaçlarının doğu yamaçlarına nazaran daha fazla meyilli oluşu da dikkati çeken morfolojik bir karakter olarak görünmektedir.
Çanakkale Boğazının Jeomorfolojisi: Boğaz oluğu, biri bugünkü deniz seviyesi üstünde diğeri de, altında olmak üzere, iki kısımdan oluşmaktadır. Bu iki kısım morfolojik olarak, birbirine benzemektedir. Deniz seviyesinin altında kalan kısımlarla üstünde görülen yamaçlar, topluca göz önüne getirilince, boğaz oluğunun normal bir vadiye benzediği görülmektedir. Boğaz vadisinin batı yamaçları doğu yamaçlarına nazaran daha fazla meyillidir.
Batı taraftaki kıyılar düz ve yüksek olduğu halde doğudaki alçak kıyılar, büyük koy ve körfez özelliği göstermektedir. Bundan başka, boğaz dibi batı kıyıların açığında birdenbire derinleştiği halde, doğu kıyıların diplerindeki az derin dipler geniş sahalar kaplamaktadır.
Başlıca dar kesimler Seddülbahir-Kumkale, Çanakkale-Kilitbahir, Kilya-Nara bir de Umurbey açıklarındadır.
Boğazın Doğusundaki Kıyı Alanının(Biga Yarımadası) Jeomorfolojisi: Bu kıyı alanı, boğazın doğu kıyıları ile daha içeride bulunan yüksek yayla ve dağlık sahaların arasında, Kuzeydoğudan Güneybatıya doğru bir şerit halinde uzanmaktadır. Kıyı alanının başlıca şekilleri alçak yayla parçaları, sırtlar, vadiler, vadi ovaları, deltalar ve açık koylardır. Yayla parçaları ile sırtlar boğaz kıyılarında 100–180 metre yükseklikten başlayarak, kıyılardan uzaklaşıldığı oranda yükselir, dağlık sahaların eteklerinde 300–400 metreye kadar çıkar. Bunların genel meyli Kuzeybatıya ve Batıya yani boğaz vadisine doğrudur.
Kıyı alanının diğer bir özelliği de boğazın orta ve güney kısımlarına hâkim olan sırtların, yamaçlarındaki meyiller bakımından, disimetrik oluşudur. Aşağı Kocaçay vadisi, Kalabaklı çayı, Çınarlı dere ve Menderes çayı vadisinde, genel olarak, Kuzey ve Kuzeydoğuya bakan yamaçlar Güney ve Güneybatıya bakanlardan diktir.
Kıyı alanındaki vadilerin tabanlarında şerit halinde uzanan yeni alüvyonlu ovalar, koylara açılan vadi ağızlarında da küçük deltalar oluşmuştur. Deltanın oluşumu, büyük vadilerin boğaza açılmış olduğu yerlerde kıyıların nispeten sığ olması, bir de bunları meydana getiren akarsuların bol miktarda enkaz sürüklemiş olmasıyla ilgilidir.
Boğazın Batısındaki Kıyı Alanının(Gelibolu Yarımadası) Jeomorfolojisi: Burası biri Gelibolu yarımadasının orta kısımlarındaki yükselti, diğeri de boğaza hâkim kıyı alanı olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Yarımadanın ortasındaki yükseltiyi meydana getiren şekiller arasında, daha ziyade, üzerleri konveks tepe ve sırtlar göze çarpmaktadır. Yükseklikleri genel olarak, 300–310 metre civarında olan ve birbirinden derin vadilerle ayrılmış bulunan bu yüksek tepeler(Kocaçimen Tepesi, Üveyik dağ, Eşekçi dağ, Sırma sırtı), genel olarak, Güneybatı-Kuzeydoğu yönünde sıralanmış bulunmaktadır.
Yüksek tepe ve sırtlarda görülen diğer bir özellik de, Kuzeye bakan yamaçların Güneye bakan yamaçlara nazaran daha dik oluşudur. Yüksek sırtları birbirinden ayıran vadilerin Kuzeye bakan yamaçları Güneye bakan yamaçlarına nazaran daha fazla meyilli olduğundan şekillerdeki disimetrinin genel olduğu anlaşılmaktadır. Yarımadanın orta kısmında bulunan büyük vadilerden biri, boğaza doğru dikey(NW-SE), diğeri de yarımada ile boğazın uzanış yönüne uygun(SW-NE) olmak üzere başlıca iki yönde uzanmaktadır.
Boğaza hâkim kıyı alanına gelince: Bu kısmın morfolojik şekilleri arasında bilhassa, boğazın batı kıyıları boyunca sıralanmış yüksek tepe ve sırtlarla(200–250 metre yükseklikte) bunları birbirinden ayıran derin vadiler, bir de, büyük dereler boyunca uzanan taban seviyesi ovaları göze çarpmaktadır. Sırt ve vadilerin genel uzanış yönü, Kuzeybatıdan Güneydoğuya doğrudur
Bundan başka, doğu kıyı alanında olduğu gibi, bu kıyı alanındaki şekiller içerisinde de, vadilerin yamaçları üzerinde ve deniz seviyesinden aşağı yukarı 80–120 metre yükseklikte meyil kırıklıklarına rastlanmaktadır.
Kıyı sahasındaki vadilerin diplerindeki taban seviyesi ovaları, büyük ve geniş oldukları kısımlarda(Cumalı dere vadisinde olduğu gibi) oluşumu tamamlanmamış deltalarla, küçük ve dar olduğu kısımlarda da, limanlarla sonlanmaktadır. Bununla beraber, boğazın bu kıyılarında, doğu kıyılarında görülen büyük deltalar yoktur. Buradaki kıyılar boğazın derin kısımlarına yakın, düz ve dik uçurumlar göstererek uzanmaktadır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1941
favori
like
share