Aşk, bir yanıyla paraya benziyor. Elimizde olduğunda ne yapacağımız pek de belli değil. Yatırım yapanlar, har vurup harman savuranlar, harcayarak bitirenler, koklayarak harcayanlar, yani herkes kişiliğine, öğrendiklerine, göre bir tavır geliştiriyor.

Aşkı yatırım gibi görenler, genellikle sağlamcı tiplerdir. Gelecek kaygısı, güven duygusu, yalnızlık korkusu gibi pek çok sebepten ötürü aşkı yanlarında tutmak isterler. Genellikle erken yaşta evlilik yaparlar ve ne kadar mutsuz olurlarsa olsunlar, ayrılığı akıllarından geçirmezler. Bahaneleri, sebepleri hep ceplerinde durur. Yaşlanınca onlara baksın diye çocuk sahibi olup, hastalıklarında çorba pişirsin diye eşlerini idare ederler. Evlendikleri insana sevgileri çok önceden bitmiştir ancak onlar düzen bozamazlar. Her şeyi görev olarak görüp yerine getirirler.
Har vurup harman savuranlar, aşkın sürekli karşılarına çıkacağına inananlardır. Çapkın dediğimiz bu tipler, çok eşliliği savunurlar. Birkaç ilişkiyi bir arada yürütmeyi severler. Onlara göre her meyvenin farklı lezzeti olduğu gibi, her partnerin de başka bir yanı güzeldir. Aradıkları insanı bir türlü bulamamışlardır çünkü ne aradıkları gerçekte onlar da bilmezler. Sıkıntıya gelemezler, sorunlu ilişkiler onları boğar. Problemlerle yüzleşmek, sorumluluk almak son derece korkutucudur. “Yiyelim, içelim, gezelim, dünyaya bir kere gelinir” diye düşünürler.
Harcayarak bitirenler, psikolojik sorunları olan kişilerdir. Aşırı kıskanç, tahakküm kuran, baskıcı, sürekli hata yapan, inatçı, doğruyu sadece kendinin bildiğine inanan, birlikte olduğu kişiyi malı gibi gören, mükemmeli isteyen ama kendisinin fazlaca kusuru olan bu tipler, partnerlerinin sabrını ve sevgisini zaman içinde tüketirler. Dışarıdan bakılınca çok güzel gibi duran bir ilişki resmi çizerler. Durum içerde öyle değildir. Seviyor mu, sevmiyor mu, değer mi veriyor, kendini mi düşünüyor bir türlü karar veremez, iki arada bir derede kalırsınız.
Koklayarak harcayanlar, yeni moda deyimle “cool” tiplerdir. Soğuk duruşları, umursamaz tavırları vardır. Ancak arada öyle bir hareket yapar, öyle bir söz söyler ki, hakkındaki tüm düşünceleriniz değişir. Ne tam olarak sahip çıkar, ne boş verir, ağzından kerpetenle sevgi sözcüklerini alırsınız. Ne ayrılır, ne tadında sever, yani ömrünüzü törpülerler.
Tüm bu tiplemelerin arasında en çok zarara uğrayanlar, aşkı kaybedince anlayanlardır. İlişkiyi sürdürmek için her yolu denersiniz, elinizden ne gelirse yaparsınız, bir türlü mutlu olamazsınız. Sonunda pes edersiniz. Kırgınlıklarınız, hayal kırıklıklarınız o kadar birikmiştir ki, sevginizi de tüketmiştir. Ayrılırsınız! Başka bir hayata, yeni bir insana şans vermek istersiniz. Üstelik karşınıza da kafanıza uyan biri çıkmıştır. İşte, o anda kapınız çalınır ve aşkı kaybedince anlayanlar, af diler. Hatası her ne ise, anladığını, bir daha yapmayacağını, artık sizin istediğiniz gibi bir olacağını yalvararak anlatır. Kimi söylenenlere inanıp ikinci bir şans verir, kimi yüzüne kapıyı kapatır. Ancak aşkı kaybedince anlayanlar bir şeyi bilmezler: Geri dönmeye razı olsa bile dönen, artık o eski sevgili olmayacaktır….

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 350
favori
like
share
Sylar Tarih: 16.10.2009 09:32
İkinci asla birinciye benzemiyor... Ne olursa olsun.