Belki herşey böyle başlamadı ama bu denli zor bir oyun projesini birkaç amatör gencin, gecelerini gündüzlerine katarak bitirdiklerini görmek, bu oyunu oynamak ve devamını takip etmek için yeterince merak uyandırmaya yetti. Çıkan iki oyunun ardından yapımcılar hikayeyi devam ettirdi ve serinin son oyunu olan Requiem'i de tamamlayarak piyasaya sürdüler. Penumbra: Requiem bir genişleme paketi. Oyunu bilgisayarınıza kurup oynayabilmeniz için Penumbra: Black Plague'ı edinmiş olmanız gerekiyor. Duyduğuma göre Frictional Games(2009 yılında su üzerine çıkacak) yeni bir proje üzerinde çalışıyor ve artık Requiem, Penumbra serisinin son etabı. Bakalım bu nasıl bir son? Göreceğiz.

Hem bir FPS tutkunu, hem de saatlerini, günlerini ve belki de haftalarını tek bir adventure oyununu bitirmek için harcayabilecek bir adventure sever olarak bu oyunu dört gözle bekledim. Zira serinin önceki oyunları için de aynı şeyleri hissetmiş ve keyifle oynamıştım. Ama bu sefer olan oldu ve kendimi ne kadar zorlarsam zorlayım yapamadım. Requiem'i oynarken o keyfi, o korkuyu, o derinliği bulamadım.

Philip, ne oldu sana böyle?

Öncelikle oyunun motorundan ve grafiklerinden bahsetmek isterim. Frictional Games, en başından beri HPL adını verdikleri ve kendilerinin tasarladığı oyun motorunu kullanıyorlar. Teknoloji demosunda ve ilk iki Penumbra oyununda gerçekten başarılı bulduğum bu motor her ne olduysa Requiem'de tam bir fiyasko olarak karşıma çıktı. Bir kere sisteminiz ne kadar iyi olursa olsun oyun mutlaka kare atlamaları yapıyor(istisnalara rastlamadım değil tabi). Bu sorunla karşılaştığımda tüm grafik ayarlarını en düşük seviyeye getirdim, tüm efektleri kapattım ve oyunu bu şekilde açmayı denedim. Sonuç tam bir hüsrandı. Oyun aynı şekilde göstermesi gereken kareleri bir bir atlıyordu. Halbuki daha önceki Penumbra oyunlarını en yüksek seviyede oynamak için ortalamanın biraz altında(ilk teknoloji demosunun çıktığı zaman için) bir sisteminiz olsa bile yeterliydi. Requiem'deki grafikleri incelediğimde de diğer oyunlardan farklı ne bir özel efekt ne de bir yenilik gözüme çarpmadı. Neyse dedim kendi kendime, oyunu bir görelim yorumumuzu ondan sonra yaparız. Sonuçta bir oyun sadece teknik özellikleriyle yargılanamazdı.

Üzerimdeki tüm şoku attıktan(en azından atmaya çalıştıktan) ve tüm iyimser duygularıma büründükten sonra başladım ilk bölüme, büyük bir merak içerisinde. Herşey iyi gidiyordu, oyunun yapısı, kontorller, oynanabilirlik eskisi gibiydi hep. Kontrollerin ve oynanış mantığının değişmemiş olması sevindirici bir etkendi. Bilemiyorum, belki bunları da değiştirselerdi bir bölüm ya oynardım ya da oynamazdım. Daha önce Penumbra oynamış olan arkadaşlar bilir görevlerin ve bulmacaların ne denli başarılı olduğunu. Serinin önceki oyunlarında görevleri başarılı yapan şey, görevleri tamamlamak için çözmeniz gereken birçok alt problemin olmasıydı. Ayrıca tamamladığınız her görev bir sonuç doğuruyor ve senaryo bu şekilde ilerliyordu. Ama Requiem'de bu yok malesef. Belki de Penumbra'yı herkesin oynamasını sağlayan şey buydu ve artık bu sürükleyicilik, bu akıcılık kaybolup gitmiş. İlk bölümde göreviniz bir portalı açmak ve bulunduğunuz yerden kurtulmak. Serinin diğer oyunlarına göre çok daha sığ bir görev. Benim de iyimserliğim üstümde olduğundan, ilk bölümdür, ilerki bölümlerde oyun derinleşecektir diye düşündüm. Oyun ilerledikçe gördüm ki yanlış düşünmüşüm. Her bölüm aynı sığlıkta devam ediyor. Sadece oynadığımız alan değişiyor ve bölümdeki bulmaca sayıları artıyor. Bulmaca demişken, Requiem'in bulmacaları da pek başarılı sayılmaz. Sadece bulunduğunuz bölümü biraz dikkatli araştırır ve belli nesneleri gerekli yerlerde kullanırsanız karşılaştığınız bulmacaları rahatlıkla çözersiniz. Zaten oyunun genel yapısı da bu hale gelmiş nedense.

Bunların dışında eski oyunlardan kalan bir özellik olan gizli nesneler bu oyuna da taşınmış. Her bölümde gizli antika nesneler bulunuyor ve bunları tamamlarsanız oyunun sonunda bazı ekstralar kazanıyorsunuz. Bir ipucu vermek istemiyorum ama bu antikaları bulmadan geçmeyin bölümleri derim.

Denedim dostum, korkamıyorum artık!

Oyunu oynarken pek havaya girdiğim söylenemez. Bu bağlamda atmosferin de güzel olduğunu söyleyemeyeceğim. Eski oyunlardaki o gergin hava yok ve her an tetikte falan olmanız da gerekmiyor. Çünkü bu sefer bir düşmanınız yok. Düşmanımızın olmaması durumu da atmosferi baltalıyor. Ama seslendirmeler ve ses efektleri gerçekten başarılı ve atmosferi az da olsa dolduruyor.

Sonuç olarak Penumbra: Requiem'i oynamak için biraz Penumbra fanatikliği gerektiriyor diyebilirim.Grafiklerde bir gelişme olmaması(hatta performans açısından eski oyunlara göre gerilemiş olması) bölümlerin sıradan olması gibi sebepler yüzünden Requiem'in bir çok puan kaybettiğini de eklemek isterim yazımın bu son bölümüne. Eğer elinizde oynayacak oyununuz kalmadıysa, serinin önceki oyunlarını oynadıysanız , gerçekten canınız sıkılıyor ve yapacak birşey bulamıyorsanız, dertler tam olarak üst üste gelmemişse(Requiem?i oynarken gelecektir merak etmeyin), hava çok sıcaksa, yaz tatili yapmak yerine çalışmak zorundaysanız, büyükannenizin doğum gününü unutmuşsanız ve bu içinize dert olmuşsa... Bunlar gibi birçok sebebi arka arkaya getirebiliyorsanız Penumbra: Requiem sizin için biçilmiş kaftan olacaktır. İyi oyunlar.



İşletim Sistemi: Windows 2000/XP
İşlemci: 1.5Ghz
RAM: 512MB
HDD: 2.0GB
Ekran Kartı: Radeon 8500/GeForce 3 (GeForce4MX not supported)


TANITIM VİDEOSU

[YOUTUBE]oUsWHTZt-Ig[/YOUTUBE]

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 292
favori
like
share