İçinde ölümlerin olmadığı sıradan hayat hikayeleri bile ağlatmaya yetiyor artık beni. Bir çocuğun avcunda sımsıkı tuttuğu bozuk para, yol kenarındaki adamın sekiz köşe kasketi, cenaze arabasının arkasında boş duran tabut kapağı.
Ey erken büyümüş çocuk, şairliğinle sınanması da varmış şu hayatta yüreğinin. Oysa ne gereği vardı bir anne kediyi, kendisine atılan yemek artığının son parçasını yavrularına taşırken görmenin.
Ben de neşeli şarkılar söylemek isterdim sizler gibi, hepiniz gibi sıradan sevinçlerim olsun isterdim, kederlenince sabahlara kadar içmek ve unutup evimin yolunu ucuz bir otel odasında sabahlamak...
Bazen kapatmak istiyorum gözlerimi görmemek için toprağa dökülen kanın siyaha boyanışını. Ama ne çare, ne zaman yumsam gözlerimi göğsünün üzerinde kızıl bir çiçek gibi açılmış yarasıyla bir bebek...
Bazen tıkamak istiyorum kulaklarımı duymamak için gökyüzünü dağlayan çığlıklarınızı. Ama ne çare,bir bebeğin ağla(ma) yışı boğuyor bütün çığlıkları.
Mutlu günleri anlat diyorsunuz bana sürekli. Oysa bilmiyorsunuz ki acılarınızın mirasıyım ben.
Mutlu günleri anlat diyorsunuz bana. Oysa bilmiyorsunuz ki şairin ağlayabildiği günlerdir en güzel şiirlerini yazdığı zamanlar.
Düşün artık yakamdan ne olur. Sadece kendi acılarımın yasını tutmak istiyorum. Dolmasın odama zincir sesleriniz. Duymak istemiyorum tuzda yürürken iniltilerinizi. Benim de bakıp bakıp ağlayabileceğim bir mahzun resim var zulamda.
Ey hayat,
Kendimle yalnız bırak beni
Bu gece yalnızca kendi acılarımın yasını tutmak istiyorum...


Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 479
favori
like
share
ZeuS Tarih: 16.10.2005 11:02
cok huzunlu ağlıyasım geldı :79:
keto_41 Tarih: 16.10.2005 04:26
ellerine yüregine saglik cok tessekur ederim
PALADAYI Tarih: 16.10.2005 04:04
Ne var bukadar hüzünlendin gene cadıkız :20: Ellerine sağlık
dostbildiklerim Tarih: 16.10.2005 02:28
Ellerine Yüregine Saglik Tesekkürler