Bütün insanların, Allahü Teâlânın emir ve yasaklarından uzaklaştıkça, geçimsizlik, sefâlet, işkence, sıkıntı ile kıvrandıkları hep görülmüş ve görülmeye de devam etmektedir.
Teknoloji, akıllara hayret verecek şekilde ilerlediği hâlde, dünyâdaki huzûrsuzluğun, insanlıktaki sıkıntının azalmadığı hatta arttığı görülmektedir. Allahü Teâlâ, insanların saâdetlerine sebep olan şeyleri emretti. Felâketlerine sebep olanları yasak etti.
Bir kimse bu emir ve yasaklara uyduğu kadar, dünyâda râhat ve huzûr içinde yaşar.
Bu hal, faydalı ilâcı kullanan herkesin dertten kurtulması gibidir. Bunun için Kur'ân-ı kerîme uygun olarak çalışan, herkes muvaffak olur. Ahirette, saâdete kavuşabilmek için Kur'ân-ı kerîmin bildirdiklerine îmân etmek ve bunlara uymak lâzımdır.
Ali Havâs Berlisî hazretlerine Müslümanın karşılaşabileceği tehlikeler sorulduğunda;
"Aklın âfeti, devamlı ve lüzumsuz çekişme yapmasıdır.
Îmânın âfeti, inkârdır. Amelin âfeti, tembelliktir. İlmin âfeti, iddiâ sâhibi olmaktır. Sevginin âfeti, şehvet yolunu tutmasıdır.
Tevâzûnun âfeti, tahkîr olunacak derecede kendini aşağı tutmaktır. Sabrın âfeti, Allahü Teâlâdan başkasına şikâyette bulunmaktır. Zenginliğin âfeti, hırstır. Azizliğin, büyüklüğün âfeti, böbürlenmektir. Cömertliğin âfeti, israftır. Arkadaşlığın âfeti kavgadır. Anlayışın âfeti, münâkaşadır. Allahü Teâlâya duâ etmenin âfeti, baş olmaya meyilli olmaktır.
Zulmün âfeti, yayılmasıdır. Adâletin âfeti, intikam hâlini almasıdır. Hürriyetin âfeti, sınırları aşmaktır." buyurdu.
Nimetin kıymeti bilinirse...

Bir kimse, Allahü Teâlânın ihsan ettiği nimetlerin kıymetini bilir, buna göre yaşarsa yani kendinde bir değişme olmazsa, bu kimseye verilen nimetler, onda hep kalır hatta artar.
Bu hal, bir insan için olduğu gibi cemiyet ve milletler için de aynıdır. Nitekim Ra'd sûresinin 11. âyetinde meâlen:''O'nun önünde, arkasında kendisini 'ın emri ile gözetleyecek takipciler vardır.Bir kavim özlerindekilerini değiştirip bozuncaya kadar şüphesiz ki, onun (halini)değiştirip bozmaz, bir kavmin fenalığını diledi mi, artık reddine hiç bir (çare) yoktur.Onlar için O'ndan başka bir veli, yardım eden de yoktur.''
Avn bin Abdullah hazretleri;
"Allahü Teâlâ âhiret için çalışanın dünyâ işlerine kâfi gelir, dünyâsı husûsunda ona yardımcı olur. Kim Allahü Teâlâya karşı hâlini düzeltirse, Allahü Teâlâ onunla insanlar arasını düzeltir, güzel yapar. İçini düzeltenin, Allahü Teâlâ dışını düzeltir, güzel yapar" buyurmuş ..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 368
favori
like
share