Busenin Göz Yaşları 31 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse ikilem içerisinde olduğunu,ortadaki aşkın baş aktörü olan erkeğe iki kardeş tarafından duyulan sevdanın ateşinin külleri arasında; kendisinin kaldığını benliğinde hissediyor ve göğsüne taş basarak kabullenmekten başka çaresi olmadığına inanmaya çalışıyordu...

Kardeşi Emine'nin,kendisine uzatmış olduğu resme baktığı ilk anlardaki, yüreğinin gizemli yerlerinde duyduğu kıskançlık nöbetlerinden; kendisini sıyırıp çekip kurtarmış,eskisine nazaran daha sağlıklı ve daha mantıklı düşünmeye başlamıştı.İlk anlarda metanetli görünmeye çalışsa da yüreğinin derinliklerinden farklı frekans dalgaları geldiğini ne yazık ki bu frekans dalgalarının;şu anda yeni doğmakta olan aşkın önüne bariyerler konulması gerektiğini istiyor ve ısrarla:

-Hadi,gerçekleri;kardeşin Emine'ye açıklamalısın.Kör talihin,bula bula sende;derin izler bırakan,unutamadığın aşkın Tugay'ı mı buldu,onu mu seçti?Başka erkek yok muydu bu gezegende sanki...

Bir tarafta dökülen göz yaşları,kan damlayan yürek.
Diğer tarafta mutluluğun zirve yaptığı buram buram aşk kokan sevinç göz yaşları ve parıltıları...Kıpır kıpır eden yürek...

İkincisinde, sayısız tomurcukların patlayıp,yeni filizlerin fışkırmasıyla; mutluluk rüzgarlarının eseceği, içinde;bülbüllerin,kanaryaların,müziğin en güzelini ortaya koyup,en güzel hüzzam şarkıların sözlerini şakırdayacağı,gönüllerde unutulmayacak ve daima anımsanacak gül bahçesi kuruluyor. Sen de, bu gül bahçesinin kurulmasına tepkisiz kalıyorsun ha.Olur mu hiç,olur mu?Olmaz.Olsa bile bu gül bahçesinin içerisinde hiç mi misafir olmayacaksın ya da yanından hiç mi geçmeyeceksin,ha ?

Ne yazık ki,içinden geçtiğin zamanlar da olacak,yanından geçtiğin zamanlar da...İşte o zamanlar,senin hallerin ne olacak Buse,ne olacak?Ha,söyle bakalım,söyle?Niye sessiz kalıyorsun,yanıtlamakta zorlanıyorsun değil mi?..

Buse,sen sen ol,bu gül bahçesinin kurulmasına kesinlikle izin verme.Kardeşin Emine'ye her şeyi itiraf et.Tugay'ın bir zamanlar kendi sevgilin,aşkın olduğunu ve birbirlerinizi deli gibi sevdiğinizi itiraf et.Et,et,et...Eğer bekler,üzerinden biraz zaman geçerse,bu itirafı yapamayacağın gibi ileriki günlerde de git gide eriyip gider,kendini yok etmiş ve kendi sonunu kendin hazırlamış olur,milim milim eriyip tükenirsin..Tamam mı Buse?

İçindeki gizemli bir ses,adeta bu çağrışımı yapıyordu.

Bu düşünceler çıkmazında;gecenin zifiri karanlığı içerisinde bir süre yıldızları izledi.Arada bir kayıp giden yıldızlar,içerisine hüzün duygularını bırakıp bırakıp gözden kayboluyorlardı adeta...

Yapılmakta olan düğünün debdebesi,toplanan kalabalığın eğlenmek için bağırıp çağırmalarını hoyratça buluyor ve onların kendilerinden geçiyor olması hiç umurunda olmuyordu...

Biraz sonra kına gecesi için oğlan evi tarafından gelenler,kız kurusu Selma'nın ellerine kına yakıp birlikte söyleyecekleri manilerle "gelin" ağlatılacak,düğünün usulleri yerine getirilecekti...

Emine,ablası Buse'nin kendi dünyasındaki sessizliğe gömüldüğünü,eskisi gibi gülüp oynamadığını,geç de olsa sezinledi.İçinde kuşkular doğmaya başladı.Mutsuz muydu,köyde yoksa.Kocasıyla geçimsizlikleri mi hat safhadaydı.Neyin nesiydi,bir türlü anlamış değildi doğrusu...Üstelik yakında doğum da yapacaktı.Nur topu gibi bir yeğen de dünyaya getirecekti...Köye satılmadan önceki halleriyle şimdiki arasında adeta yüz seksen derece tezat oluşturan davranış biçimleri sergiliyordu.Birbiriyle zıt iki insan profili vardı karşısında;birincisinde,sevecen,kollayan,gözlerinde yaşama sevinci fışkıran cıvıl cıvıl bir Buse,diğerinde ise tam tersi olan Buse...

-Abla,şu anda burada düğün olmasına rağmen,bir tek gülmeyen bir insan varsa, sensin gibime geliyor.

-Nereden çıkardım Emine canım, bunları?

-Ama abla, ben öyle sezinliyorum.Benin canım ablam,daha önceleri böyle miydin hiç?Yerinde duramaz,cıvıl cıvıldın.Şimdi ise öyle mi,yorgun bir savaşçıyı andırıyor davranışların...Aşkından ayrılmış bir sevgiliyi yansıtıyorsun sanki...

-Düşündüğün şeylere bak, kardeşim benim. Bir de aşkından ayrılmış sevgili laflarını da nereden çıkarıyorsun. Benim öyle şeyleri düşünecek, çocukluk hallerim mi kaldı... Artık evli barklı bir insanım. Öyle değil mi...

-Haklısın abla. Birden içimden öyle söylemek geldi de.Gereksiz yere kalbini kırdıysam özür dilerim,ha...

-Tamam.özür dileyecek bir şey yok ortada ama sen de biraz pozitif düşünmeye bak,değil mi?...Hadi,biraz sonra Selma'nın kına gecesi başlayacak,orada bulunmazsak ayıp olacak...
Selma, odanın ortasındaki sandalyenin üzerinde,yüzü kırmızı tülle örtülmüş vaziyette duruyor,odanın içerisindeki kadınlar ise kaynananın gelip Selma'nın avuçları içerisine kına yakmasını dört gözle bekliyorlardı.

Nihayet oğlan tarafının kadınları da büyük bir gürültüyle geniş olan odaya doluştular...
Damadın anası,gelini Selma'nın yanına yanaşmış,kınayı ellerine sürmeye hazırlanıyordu.Selma'nın ellerini anı bir refleksle geriye çekmesiyle bir an şaşırmış,etraftaki kadınlardan gelen :

"kaynana, gelin eli boşa açılmaz.Eline para sıkıştıracan ki gönü olsun da gelin de ellerini açsın."ikazıyla şaşkınlığını gülerek örtbas etmeye çalıştı.

Kadınların içinden bazıları hala bağırmalarına devam ediyorlardı:

-Bahşiş,bahşiş,bahşiş...
Kayınvalide," ulan o..pular sizin bahşişinize başlarım ha " diye içinden geçirse de elleri titreyerek önceden hazırlamış olduğu paranın yerinden belli miktar çıkararak:

-Peki bayanlar,gelinimiz Selma'ya feda olsun paracıklar...

Diye söylemekten kendisini alıkoyamadı.Hala Selma'nın avuçlarına sıkıştırdığı parayı yetersiz görenler,bağırmaya devam ediyorlardı,aynı nakaratla:

-Bahşiş,bahşiş,bahşiş,bahşiş...

Kaynana boncuk boncuk terler içinde kıvranıyor,aklından:

"Ulan o...pular,sizin gızınıza da size de başlayacam şimdi.Ulan ben bu gızı,benim salak oğluma az daha almasaydım,turşusunu kuracaktınız ya.. diye geçiriyordu.

Bir miktar daha para eline sıkıştırınca,etraftan büyük bir alkış tuhafını odanın içerisine yayıldı.

Nihayet Selma'nın ellerine kına yakılmış,şenlik başlamıştı.Genç bir kız başının üzerinde yanmakta olan mumların tepsisini başına koymuş,en önde yürüyor,gelin onun arkasında,kadınlar da gelinin peşinde sıra sıra yürüyerek meydanda toplandılar..

Gelin,kalabalığın ortasında yine sandalyede oturuyor başlamış olan manilerle gözleri iki çeşme olmuş ağlıyordu.Görenler de vaziyeti ciddiye alıp manilerini daha bir gaydeli söylemeye çalışıyorlardı:

Artık aldık kızı,başka bi'şey istemeyiz
"Düğünümüze bekleriz" bilene demeyiz
Gelirseniz başımızın üstündedir yerimiz
Gelmezseniz,gelmeyin ne yapalım,siz bilirsiniz...
Diğer taraftan gençlerin içersinden birisi yüksek sesle:

Kınayı getir ana
Parmağın batır ana
Bu gece misafirim
Yanında yatır ana.

Manisini söylüyordu.

Selma,artık muradına ermişti.Her ne kadar kına gecesinin yanık manileriyle gözlerinden yaşlar aksa da içten içe evden kalmaktan kurtuldum diye seviniyordu...




Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1400
favori
like
share