Ayşegül Teyze, eşi öldüğünden bu yana sıcacık, bahçeli, tek katlı müstakil olan evlerinde yalnız yaşamını sürdürmekteydi.

Ayşegül Teyze, eşinin sağlığında, eşiyle birlikte birçok hayallere sahip bir kadın iken, eşinin ölümüyle bu hayallerinden vazgeçmişti. Eşiyle birlikte hep bir gün farklı farklı ülkelere seyahat edeceklerinin hayalini kurmuşlardı. Ama, yaşadıkları çevre ve hayatları onların bu hayallerini gerçekleştirmek için, hayallerinin yanında küçük kalıyordu.

Eşinin sağlığında Ayşegül Teyze, eşiyle birlikte ülkelerinde gidebildiği, seyahat edebildiği kadar yerlere gitmişlerdi. Eşiyle yaşadıkları çevrede doğa yürüyüşleri yapmayı, bir nehrin kenarında oturup piknik yapmayı seviyorlardı. Ayşegül Teyze, eşine göre daha atılgan ve cesurdu. Yüklenebileceği kadar yükü omzuna yüklüyordu. Şırıl şırıl akan nehrin kenarında oturup balık tutmayı da seviyordu. Fakat tuttuğu balıklara kıyamıyor, onları tutmasıyla tekrardan nehir’e geri bırakması bir oluyordu.

Aslında Ayşegül Teyze, bir yere sabit kalabilecek bir ruha sahip değildi. Onda bir gezginin ruhu vardı. Değişik yerler, insanlar görmek ve tanımak istiyordu. Fakat, en yakın can yoldaşı öldüğünden bu yana, hayata küsmüştü.

İdealleri ve hayalleri eşinin ölümüyle yarım kalmıştı. Ayşegül Teyze güçlü, cesur bir kadınken, hayata yenilmiş hayatın ona getireceklerini kabul etmişti. Yalnızlığı kendine bir dost, arkadaş olarak belirlemişti. Yalnız olmak istemiyordu aslında. Ama, onu anlayacak veya onun gibi yaşam sürebilecek birileri yanında yoktu. Yalnızlığı bu yüzdendi.

Bir gün Ayşegül Teyze, evlerinin yakınında bulunan nehir’e gitti. Yine eski günlerdeki, eşi de yanındaymış gibi yanına aldığı birkaç parça yiyecekle piknik yapıyor, doğayla, kuşlarla, böceklerle ve ormanla konuşuyordu. Hava sıcak ve güneşliydi. Etrafı kır papatyalarıyla ve gelinciklerle çevrilmişti. Ayşegül Teyze, güneşin vermiş olduğu sıcaklıktan nehir kenarına gidip yüzünü yıkamak, biraz olsun serinlemek istedi. Buz gibi akan nehir’in suyuyla yüzünü yıkarken, nehir’in kenarında bir deniz kabuğu gördü. Elini uzattı ve onu aldı. Bu nehir, ileride bir denizle birleşiyordu. Denizin azgın dalgaları, bu deniz kabuğunu buraya kadar sürüklemiş ve Ayşegül Teyzenin bulmasını istemiş olacak ki, buraya kadar gelmiş.

Herkesin bildiği gibi, deniz kabuğundan engin dalgaların sesi geliyordu. Ayşegül Teyze, papatyalarla ve gelinciklerle dolu çimenlere uzanarak, deniz kabuğundan gelen dalga sesleri eşliğinde uzak diyarların özlemini gidermeye, eşiyle geçirdiği güzel günleri, güzel duygularla anmaya başlamıştı. Bu deniz kabuğu ona geçmişini getirmişti.

Ayşegül Teyze’yle, deniz kabuğu o gün bugündür hayat arkadaşı olmuştu. Ve bir anda deniz kabuğu yalnızlığını alıp götürmüştü. İçini bir hüzün kapladığı anlarda, deniz kabuğunu dinleyerek mutlu oluyordu. Ayşegül Teyze, her ne kadar hayallerinden ve yaşamdan vazgeçse de, deniz kabuğu ona başka başka ülkelerden, deniz kıyılarında yaşanan hikayelerden öyküler anlatıyordu.

Ayşegül Teyze, ömrü boyunca farklı farklı ülkeler ve insanlar tanıyamamış olsa da, bu deniz kabuğu onu bu ülkelere götürüyordu. Deniz kabuğundan gelen sesler, ona unuttuğu mutluluğu öğretmişti.

Etrafında onu tanıyan birkaç kişi, Ayşegül Teyze de bir değişiklik olduğunu fark etmeye başlamışlardı. Artık Ayşegül Teyze, gittiği her yere elinde deniz kabuğuyla gidiyordu. Bu durum Ayşegül Teyzeyi anlamayan insanlar arasında şaşkınlık yaratıyordu. Ona artık başka gözle bakmaya başlamışlardı. Hayata yenilmiş, mutsuz Ayşegül Teyze gitmiş, yerine hayata katılan ve mutlu olan Bir Ayşegül Teyze gelmişti.

Çevresindeki insanlar, onun neden böyle olduğuna kendi akıllarınca bir çözüm bulmuşlardı. Oysa Ayşegül Teyzeyi anlasalardı, hayallerin çoğunun gerçekte gerçekleşmese bile, insan ruhunda gerçekleşebileceğinin farkına varabileceklerdi. Onun mutluluğu yakaladığı için mutlu olacaklarına, hakkında hoş olmayan yorumlar yapıyorlardı.

Ayşegül Teyze, etrafta kendi hakkında yapılan konuşmalara kulaklarını tıkayıp, sadece ve sadece ömrünce yanından ayırmayacağı deniz kabuğunun ona anlattıklarını dinliyordu. Bu deniz kabuğu her gün Ayşegül Teyzeye geçtiği ülkelerin deniz kıyısından farklı farklı hikayeler anlatarak, ona arkadaşlık edecekti ve bu dostlukları bir ömür boyu sürecekti.

Bir deniz kabuğu, bir insana yaşam kaynağı olmuştu. Ve hikayemizde, bütün hikayelerin mutlulukla son bulması dileğiyle son bulmuştu.



Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 887
favori
like
share