İşsizlik, ekonomik kriz, savaşlar, işten atılanlar, iflaslar; son zamanlarda korkarak, söyleyenerek, bekleyerek hayatımızın merkezine koymuş olduğumuz krizler paketi haline geldi… Ben, birey olarak ne yapabilirim ki, neyi değiştirebilirim tek başıma diyorsanız…

Kişisel gelişim ile ilgilenmeye başladım evet yaşamımda bir çok şeyi anladım iyileştirdim ama artık yapamıyorum, durdum, ilerleyemiyorum, uçlarda yaşıyorum… Bazen her şey çok iyi mükemmel, bazen çok kötü oluyor diyorsanız…

Şimdi kahvenizi, çayınızı alın arkanıza yaslanın… Mart yazım sizin için… Keyifli okumalar…

Kişisel gelişim, olumlu düşünmenin önemi neden ve nasıl bu kadar hızlı bir şekilde büyüyor?
İnsanlar yaşamlarında doğdukları andan itibaren bugüne kadar hep arayış halindeydiler… Bu zaten vardı… Çünkü hayata bir geliş amaçları vardı. Sadece doğmak, büyümek, okulunu okuyup işe girmek, para kazanmak, askere gitmek, evlenmek, çocuk sahibi olmak, yaşlanmak ve ölmek… Bu arada yaşamın içinde de kimisi aç kalıyor, hasta, fakir, katil oluyor, zor şartlar altında kalıyor kimisi de rahat zengin sağlıklı güzel bir yaşam sürüyor… Sizce bir insan dünyaya sadece bunları gerçekleştirmek için mi geliyor? Yani tüm oyunun belli olduğu bir film… Filmin ismi KADER… Sizce bu mu? Arada değişimler olduğunda güzel bir şeyler yaşandığında biraz değişiyor, adı ŞANS oluyor… Bir filmin sonunu bilerek defalarca izlemek ne kadar keyifli olabilir? Ama biz bunu hep yaptık… İşte insanların arayışı böyle başladı… Neden kimi zengin kimi fakir, neden kimi hasta kimi çok sağlıklı, neden ben hep aynı şeyleri yaşıyorum… diyerek arayışlar başladı… Sonunda insanlar bugüne kadar aramış olduklarını dışarıda değil kendi iç dünyalarına bakarak değiştirmeye başladılar… İşin en önemli yanı bunu fakir olan da, zengin olan da, ne yaşarsa yaşasın sonunda bu dünyada yapması gerektiği başka bir şey olduğuna inanan herkes arayışa girdi… Yaşamında her şeyi mükemmel olan, ‘içimde huzur yok ne olursa olsun yaşamımda beni hiçbir şey mutlu etmiyor’ dedi, kişisel gelişimiyle ilgilendi… Hasta olan nasıl daha sağlıklı olabilirim diye, ilişkileri kötü olan nasıl daha mutlu olabilirim diye bu arayışlara başladı… Aslında her insan kendi iç dünyasına yolculuk yapmak için yaşamında bir olay bir duygu yaşadı ve başladı, kişisel gelişimin ne kadar önemli olduğunu anladı…

Şimdi, yaşanan olaylar, yaptıklarınız, size yapılanlar; sizi kendi iç dünyanıza götürüp orada belki de bugüne kadar aramış olduğunuz bir kapı açıyorsa yaşananlar ne kadar önemli olabilir? ‘Her şey de bir hayır vardır’ der büyüklerimiz… O zaman yaşanan her olayda bu hayrı görmek gerekir… Yani bakış açımızı değiştirerek bakmak gerekir yaşananlara…

Sinemalarda oynayan çok güzel filmler vardır; ‘defalarca izlenmekten bıkılma’ denir… Sonunu bilsen bile… İlk izlediğinizde sonunu merak eder izlersiniz… İkinci izlediğinizde içinde yaşanan olaylara sözlere daha dikkat edersiniz… Daha sonra ki izleyişlerinizde filmdeki tüm detaylar her yaşanan olay artık filmde oynayanların tüm mimiklerinden tutun da tüm detaylara kadar her şey bilinir… Belli bir zaman sonra filmdeki her şeyi biliyorsunuzdur… Size keyif vermez…

Yaşamımız da bunun gibi bir film işte, sadece bu… Ama güzel bir film… Ne yaşanırsa yaşansın güzel bir film… Önemli olan oyunun hakkını vermek… Sanki siz de bu yaşamda bir film çeviriyorsunuz gibi düşünün… Orada rolünüz ne olursa olsun, oyun bittikten sonra rol arkadaşınıza size tokat attığı için gidip tokat atar mısınız? İşten sizi attığı için film bittikten sonra patron rolünü oynayan insana hala küfreder misiniz, kızar mısınız? Bu örnekleri istediğiniz kadar geliştirin…

Filmler aynı, davranışlar aynı, düşünceler aynı olduğu müddetçe yaşam da sizin filminizin sonu da hep aynı olur… Daha önceki yaşamlarınızda oynamış olduğunuz filmler gibi… Senaryoyu değiştirin artık, yaratıcılığınızı kullanın… Kendi filminiz nasıl olsun? Ne yapmak, nasıl bir başrol oynamak istersiniz filminizde? Oyun olarak görün yaşamı… Keyif alın süreçten… Oyununuzun, rolünüzün hakkını verin… Yaşamınızdaki kişilere verdiğiniz rolleri değiştirin… Olaylara size yapılanlara takılmayın… Kişisel algılamayın… Bunun için de önce değişim sizden başlayacak… Siz adım atınca, duruşunuzu, varlığınızı mükemmellikle doldurunca sizinle birlikte filmdeki oyuncuların rolleri, yaşanan olayların sizde bıraktığı olumsuz izler değişecek… Yaşanan ne olursa olsun öncelikle yaşanması gerektiği için yaşandı, bunu kabul edin… Önce, olan karşısında duygunuz ne, ona bakın… Daha önce nasıl davranıyordunuz, ne yaşıyordunuz, düşünceniz inancınız neydi? Hala böyle eski bilincinizle davranmak istiyor musunuz? Şimdi nasıl davranmak istersiniz? Sadece adım atın… Kızıyorsanız anlamayı seçin… Söylenen, şikayet eden bir kişiyseniz susmayı seçin… Öfke duyuyorsanız sevginizi gönderin. Sadece eski alışkanlık olan davranışlarınızı bırakın… Ve hep kendinize şunu sorun… Şu an yapmış olduğum davranış karşısındaki duygum ne? Size attığınız her adım huzur ve mutluluk versin… Yaşanan olaylar değil, yapılan değil, kişiler değil; önemli olan bizim duruşumuz, bakışımız, duygumuz, algılayış biçimimiz… Bizi ileriye taşıyacak büyütecek şekilde var olmalıyız… Duygularımızı nasıl davranacağımızı biz seçeriz… Bu seçim tamamen size ait… Karar tamamen sizin…

Kişisel gelişim işte bütün bunları öğretiyor… Kendi iç dünyamıza yolculuk yaparken farkındalıklarımız artıyor… Hep söylenen şey şu, her şey aynı olsa bile ben iyiyim, huzurluyum ve mutluyum bu nasıl oluyor? Sadece bakış açısı değişiyor aslında… Kabullenmek, olandaki hayrı görmek, büyük tabloyu görmek,kişilere, yaşanan olaylara takılmadan kendine dönüp bakmak, kendini değiştirmek… Böylece tablo değişmeye aydınlanmaya başlıyor… Sizden giden olumsuz enerjiler artık olumluya dönüyor… Kendi iç dünyanıza yolculuk yaptıkça sizi saran o ağır kabuk yavaş yavaş kırılıyor; kim olduğunuzu, gerçeğinizi, neden bu dünyada olduğunuzu hatırlıyorsunuz… Yaşamın, çevrenizin, ailenizin sizde yaratmış olduğu kimliği bırakıp kendi gerçek özünüze iniyorsunuz… Siz değişiyorsunuz… Ve dolayısıyla yaşamınız değişip iyileşmeye başlıyor… Kendi etiketleriniz artık güven, sevgi, değer mutluluk oluyor… Yolunuzdan, süreçten, yaşamdan keyif alıyorsunuz… Sonra kendinize ben niye daha önce bu kadar sıkıntı yapmışım ki? diyorsunuz… Evet bütün bunlar oluyor ama bir anda değil… Siz adım atıyorsunuz, evren size 10 katı karşılık veriyor… Hemen sizdeki değişimi yaşamınızda gösteriyor… Çok seviniyorsunuz… Devam ediyorsunuz yapmaya… Değişimler daha hızlı gerçekleşiyor… Sonra bir bakıyorsunuz ne oldu diyorsunuz, neden durdum, eskiye mi dönüyorum, şimdi bu niye bozuldu? diyerek yine kızmaya başlıyorsunuz… Halbuki bu döneme kadar getirmiş olduğunuz bir davranış ve düşünce şekliniz, yaşam biçiminiz vardı… Yaşam size siz adım atınca her şeyi sadece nasıl değiştirebileceğinizi gösterdi… İçinizdeki gücün farkına varmanızı sağladı… Bunu devam ettirmek kabukları kırmak için istikrarlı, disiplinli, güven ve inanç içinde devam etmeniz, kapıları daha hızlı yumruklamanız, sesinizi daha çok duyurmanız gerekiyor ki kapılar açılmaya devam etsin… Ben oldum, ben tamamım sırrı buldum çözdüm diyerek ego yapar, havaya girerseniz yaşadıklarınıza değişimlere şükretmeden hedeflerinizi yükseltmezseniz evet durursunuz hatta daha dibe de gidebilirsiniz… Ama merak etmeyin… Bir kere kendi gücünün farkına varıp, kendine, yaşama güvenip kendi değerine sahip çıkınca yaşamındaki değişimleri gören insan bundan vazgeçemez… Çünkü daha önce değişimlerin nasıl olduğunu gördünüz… Yaşamınızdaki olumsuzluklara dur demeyi öğrendiniz… Yaşamın sizi yönetmesine değil, siz yaşamı yönetmeye başladınız… Bir kere deneyimlediniz mi bunu bilirsiniz ki kurban değilsiniz… Dengeniz bozulduğunda, farkındalığınızı yeniden yükseltip enerjinizi toplayarak ne yaptınız da durduğunuzu görürseniz olduğunuz yerden büyük bir sıçrama daha yapabilirsiniz… Sonuçta olumsuz bir şey yaşadığınızda bu benim başıma neden geldi? Yerine benim burada görmem gereken şey nedir? Bu neye hizmet ediyor? diye düşünmeniz gerekiyor… Çünkü evren sizi hep destekliyor… Ve sizin iyi olmanızı bu yaşamın hakkını vererek mutlu olarak yaşamanızı istiyor… Şunu lütfen hep hatırlayın… Ben kendimi değiştirip sevgiyle olumlu düşünceler içinde olaylara farklı baktığımda, yaşamım benim istediğim gibi mükemmel olduğunda yaşamda olumsuz hiçbir şey yaşamam diye bir şey yok… Belki çok daha olumsuz şeyler yaşanacak ya da daha hafif yaşanacak… Ama siz değiştiniz, bakış açınız değiştiği için eskiden, uzun süre yaşamış olduğunuz acıdan, üzüntüden kurtulamazken şimdi yaşanan olayların bazen üstünde durmayacak bazen görmeyecek; eskiden haftalar aylar yıllar boyu unutamadığınız acılar şimdi saatler dakikalar hatta o an içinde iyileşecek ve daha da gelişeceksiniz… Amaç bu zaten… Olumsuz enerji taşıdığımız anların sürelerini kısaltmak… İşte hayata karşı bizim duruşumuz, düşüncelerimiz, inancımız, yaşama dünyaya bakışımız… Bu yüzden çok önemli… Bakış açıları olumlu olarak sevgiyle değiştikçe zorlu deneyimler zamanla bitecek…
Çünkü siz eski giysilerinizi tam olarak bırakmış olup yeni giysilerinizi giyeceksiniz… Bu giysiler size özel dikilmiş, vücudunuza tam oturan giysiler olacak…

Esas soru… Ben değiştim ama herkes aynı, dünya aynı, benim değişmem ne işe yarayacak ki?

Şimdi size gerçek bir hikaye anlatacağım ve yazıma bunun üstünden devam edeceğim..

Pasifik okyanusundaki adalardan birinde 30 yıldır bilim adamları maymunların doğal ortam içindeki davranışlarını gözlemlemek adına bazı çalışmalar yapıyor… 1952 yılında maymunların beslenmesi için kumların içine tatlı patates bırakıyorlar… Maymunlar patatesten hoşlanıyor ama kumlu olmasını hiç sevmiyorlar, yine de yemeye devam ediyorlar… Bir gün 18 aylık olan bir maymun patatesleri bir su birikintisinde yıkayarak yemeyi akıl ediyor vebunu hemen annesine daha sonra da arkadaşlarına onlar da kendi annelerine öğretiyor; yavaş yavaş diğer maymunlar arasında bu davranış biçimi yayılıyor. Yeniliklere açık olmayan, çocuklar ve gençlerden de öğrenilebileceğini düşünmeyen kendi bildiklerini yapmaya devam eden daha da yetişkin maymunlar kumlu patates yemeye devam ediyorlar… 1958 sonbaharında ise çok şaşırtıcı bir şey oluyor. Maymunların büyük çoğunluğu (99 maymun) patateslerini suda yıkayarak yemeyi öğrenmiş oluyor…

Bir sabah yüzüncü maymun da patatesini yıkayarak yemeye başlıyor… İşte bu yüzüncü maymunun, ilave enerjisi adada müthiş bir devrim yaratıyor, o an her şey değişiyor çünkü artık adadaki tüm maymunlar patateslerini yemeden önce yıkamaya başlıyor…

Daha bitmedi…

Bilim adamlarını bu değişimin dışında şaşırtan başka bir olay daha oluyor… Bu adayla doğrudan ilişkileri olmadığı halde diğer adalardaki maymun kolonileri de aynı anda patateslerini yıkamaya başlayarak yemeleri bilim adamlarını şaşkına çeviriyor… Sonuçta yeni bir düşünce ve davranış tarzı, toplumları oluşturan fertlerin belirli bir oranı tarafından benimsendiği an yenilik, mesafenin önemi olmaksızın zihinden zihne aktarılabiliyor…

Yüzüncü maymun fenomeni denilen, bilim adamlarının yapmış olduğu bu çalışma şunu gösteriyor ki yeni bir düşünce, yeni bir yol, yeni bir davranış biçimi, toplumda sadece belirli insanlar tarafından biliniyorsa bu yenilik sadece o kişilere ait bir şey… Ama bilenlerin sayısı belli bir kritik noktaya ulaştığı an sadece bir kişinin daha yeni yola katılması toplum bilincinin aşama geçirmesine yol açıyor… Yüzüncü maymun fenomeni Duke Üniversitesinde Dr. J. B. Rhine tarafından değişik deneylerde tekrarlanıyor. Sonuç her seferinde aynı…

İşte bu yüzden düşünce yapımıza dikkat etmemiz, davranış biçimlerimizi değiştirmemiz, değişimlere kendimizi açmamız çok önemli… Maymunlar bunu daha lezzetli yemek yemek için yaptılar, bizlerse bunu kendimiz, ailemiz, ülkemiz ve bu harika dünyamızda barış ve sevgi içinde yaşamak için yapmalıyız…

Yeterince söylendik, acı çektik, üzüldük, kızdık, öfke duyduk; biz tüm oyunları aynı oyuncularla, farklı oyuncularla, aynı senaryolarla defalarca oynadık… Artık dur deme zamanı… Kimsenin sizin cesaretinizi kırmasına, yaşamınıza müdahale etmesine, gücünüzü arzunuzu yok etmesine izin vermeyin… Siz değişin, inanın… Bilim adamlarıyla da zamanında çok alay edildi… Aşağılandı… Onların da önüne setler kondu… Cesaretlerini kırmak için başka insanlar çok uğraştı… Meslektaşları onları dışladı… Ama onlar inançları doğrultusunda ne istediklerini bilerek büyük buluşlar gerçekleştirdiler… Şu an yaşamınızda elektriğiniz varsa buzdolabınız, bilgisayarınız, televizyon internet, aşılar vs.. yaşamınızda sahip olduğunuz her şey inanan, cesaretle adım atan, istikrarlı davranan ve yaratmayı seçen, buluşlarını hayata geçiren bu harika insanlar sayesinde oldu…

Şimdi sıra bizde.. . Krize odaklanarak, kızarak, kendimize acıyarak, üzülerek yaşamak yerine yaşanan bu olaylar içinde ben nasıl ayakta dimdik durup ne yapmam gerektiğine bakmalıyım demeli her insan… Kendinize düşüncelerinizle, korkularınızla ne yaşattığınızın farkına varın…

Doğdum, yaşadım, öldüm diyerek sıradan insan olmaktan çıkın artık…

Benim yaşamımda beni ayakta tutan her zaman şu oldu… Ne yaşarsam yaşayım her zaman şükretmesini bildim… Üzüldüm ağladım… Ama ağzımdan çıkan hep şu sözler oldu… Şu an üzülüyorum acı çekiyorum ama biliyorum ben şu an acıyla, üzüntüyle çok sınırlı baktığım için yaşamış olduğum şeyin hayrını göremiyorum derdim… Biliyorum ki bu çok güzel bir şeye hizmet ediyor, şimdi görmeyi ve anlamayı seçiyorum dedikçe, bunu kabullendikçe aslında size her şey gösteriliyor… İçinize o huzur geliyor… Yaşamınızda neyi neden yaşadığınızın farkına varıyorsunuz… Çünkü her şey, her yaşanan aslında çok güzel ve hizmeti çok büyük… Sadece sınırlı ve olumsuz baktığımız için göremiyoruz…Belki şu an dünyada yaşanan, ülkemizde yaşanan olaylara daha büyük tabloyu görecek şekilde bakarsak her şey farklı olacak… Altında yatan nedenler, bilemediğimiz kadar sınırsız… Belki bir çok insanın memleketine dönmesi gerekiyor, doğduğu şehirde olması, oralarda yeni bir hayata başlaması, büyük şehirlerde öğrendiklerini kendi şehirlerinde uygulaması, insanların yaşamında sahip olduğu şeyler için şükretmesi… Belki de başka bir iş yapması için şu an yapmış olduğu işin onun hayatında kendisini gerçekleştirmesine engel olmasından dolayı vs… vs… yaşanıyor tüm olumsuz denilen işten çıkartmalar, krizler…

Kim bilir daha neler neler var yaşanan olayların arkasında… Bu yüzden moral bozmadan kendimizi mutlu edecek seçimler yapıp kendi değerimize sahip çıkarak yaşamak, yaşama güvenmek çok önemli… Yaşadığımız olaylarla ilgili sorularımızı kendimize sorarken suçlayarak kızarak değil anlamaya çalışarak sevgiyle bakmak en doğru olan…

Korkularımızla değil, inançla sevgiyle bakalım kendimize ve dünyaya… Yapıştırdığımız tüm olumsuz etiketleri şimdi çıkaralım ve en güzel düşüncelerle yeni etiketler yapıştıralım… Tüm bilincimizi değiştirelim… Bu sefer bu yaşamımız farklı olsun… Bu sefer bu film başka olsun… Süreçten keyif alalım…

‘Güzel bir yaşam ve dünya benimle başlar’ demek; cesaretle adım atmak, sevgiyle var olmak, saygı dolu yaşamak, iyi dileklerde bulunmak, olumlu düşünmek, inancımızı korumak, kendimiz için, bu dünyamız için yapabileceğimiz en güzel şey…

Kim bilir belki yüzüncü maymun sensin… Dünyada her şeyin bir anda en güzel şekilde değişmesi için senin düşüncenin ve inançlarının değişmesini bekliyoruz.

Hadi herkes kendi filmini yeniden yazsın ve oynasın… Tüm senaryolar tüm roller sevgiyle değişsin…

Yeni bir dönem olan bu ilkbaharın başlangıcında sen de sevgiyle yeniden başla yaşama… Her gün yeni bir gün yarat ve oyna… Hakkını vererek, kendinden,yaşamdan keyif alarak yaşa…

Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum… Işıl ışıl parlayan harika bir dünyada yaşama hakkımın kimse tarafından elimden alınmasına izin vermeden ben sevgiyle elimden gelenin en iyisini yapıyorum… Ben yaşamımı, öğrendiklerimi, bildiklerimi sizlerle paylaşıyorum ve her gün tüm dünya için en iyi dileklerimi, sevgimi gönderiyorum…

Şimdi sıra sizde…

Sevgiyle kalın…

Füsun Paşa
Yaşam Koçu
Livcon International Certified Coach

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 465
favori
like
share
osman333 Tarih: 01.11.2009 03:21
Güzel bir yaşam ve dünya benimle başlar’ demek; cesaretle adım atmak, sevgiyle var olmak, saygı dolu yaşamak, iyi dileklerde bulunmak, olumlu düşünmek, inancımızı korumak, kendimiz için, bu dünyamız için yapabileceğimiz en güzel şey... teşekkürler