Çocuk kavramına yönelik fikirlerde şaşırtıcı değişimler var. Kariyerinde üst noktalarda olan kadınların annelik kavramındaki yeni bakış açıları dikkat çekiyor. Özellikle genç ve üst düzey kadınlar arasında kabul görmüş bu bakış açısını Araştırmacı Nurhan Keeler ortaya çıkarmış. Keeler’e göre bu kadınlar çocuklarının Einstein ya da Beethoven gibi süper kişiler olması için aşırı çaba harcıyorlar.

60 dolayında üst sınıf ailenin evinde "etnografik" gözleme dayalı bir araştırma gerçekleştirmiş Nurhan Keeler. Kendini aşırı derecede aşan bir anne tipolojisi ortaya çıkmış bu araştırmada. Çocuk gelişimi ile ilgili her şeyi iştahla tüketen bu kadınlar, beynin kıvrımlarına varana kadar bebek fizyolojisi hakkında bilgi sahibiler. Çocukla ilgili herşeyi tüm ayrıntılarına kadar öğreniyorlar. Sürekli herşeyin “entellektüel" bir açıklamaını yaparken görülen bu anneler hakkında daha fazla bilgiyi Nurhan Keeler'den aldık..

Menajer, robotik ya da proje anneleri anneliği nasıl yaşıyor?

İş ortamlarında ‘Plan’lar hazırlanır biliyorsunuz. Çocuk ta öyle bir şey bu anneler için. Karı – koca çocuğu bir “proje” olarak görüyorlar. Doğmadan önce her şey plan dahilinde hazırlanıyor. Çocuk doğar doğmaz robotik bir plan yapılıyor. Beslenmesi tamamen hesaplı kitaplı. Özellikle de o sınıftakiler çok ‘milimetrik’ besleniyor.. ‘Şundan şu kadar gram, bundan bu kadar gram’ diye! Dakikası dakikasına her şey. Saat kaçta ne yiyecek, ne içecek belli. Bu çocuklara bakıcılar bakıyor tabii. Ama Anne işteyken her şeyi yönlendiriyor.
Bütün bunları bakıcılara mı dikte ettiriyorlar?

Evet. Dikkatimizi çeken şey ‘bakıcı günlükleri’ oldu. Hemen her bakıcı kadın günlük tutuyordu... Aile bakıcıdan bir iş olarak bunu istemiş. Çocuk kaçta uyudu, kaçta kalktı. Kakasını yaptı mı, ne renk yaptı? Ne yedi, ağladı mı, ağlamadı mı? Bütün bunlar milim milim yazılıyor. Bu arada aileyle sohbet ediyoruz. Herşeye mükemmelliyetçi yaklaşıyorlar. Eğitimde ve her alanda.. Çok önceden eğitim planlanıyor, çocuğun gelişimine ait her şey hesaplanıyor. Bütün gün için ayrı listeler hazırlanıyor . Çok milimetrik, hesaplı kitaplı bir hayat. Bunun nedenleri tabii psikolojik de olabiliyor. Yani günümüzde biliyorsunuz hayat modernleştikçe insanlar arası sevginin dozunda da azalmalar oldu. Ama çocuk, o karşılıkla sevgiyi alabileceğiniz ve verebileceğiniz tek varlık!

Mükemmelliyetçiliğe tutkun mu bu insanlar?

Bu annelerde ‘suçluluk’ da var. Çocuğun gelişimini, değişimini görmememek, tam bir zaman ayıramamak acı veriyor elbette. O göremediği şeyi bakıcıya tutturduğu günlükle takip etmeye çalışıyor. Bunun nedeni arasına şu da var: Kontrol edebilme arzusu. Yani aslında o tarz insanların hayatında üst noktalara kadar varan bir ‘kontrol kaçıklığı’ var. Bunu onları yargılamak amaçlı söylemiyorum. Yani, ‘O da o mükemmel olsun, bu da şahane olsun’ yaklaşımındalar. Bir günlük planları şaştığı zaman bu tür insanlar şaşkına dönebiliyor.

Yani o çarklardan bir tanesi kaydığı zaman herşey tepetakla üst üste yığılıyor..

Aynen öyle. Diyelim ki eskaza eve biri geldi ve bir saat yerine iki saat oturdu.. O gün kararıyor! Çocuğu o gün bir yere götürecektiniz, götürmediniz, o gününüz mahvoldu. Yani herhangi bir şey sizin planladığınızın aksine eksildiği veya arttığı zaman rahatsız oluyorsunuz. Hayatı spontone yaşamak diye bir şey yok.. Güç bende olsun mantığı. İnsan gücünün hayata karşı eksikliği belki bu. Biz bunlara “menejer anneler” de diyoruz. Bir şeyleri robotik bir anlayışla, hep planlayıp programlıyorlar ve çocukları için en iyi olanı araştırmaya bakıyorlar. Ondan sonra da çocuğu oradan oraya yetiştirirken rastlıyorsunuz onlara. Veya piyano hocasına ya da bir hobi kursuna kendisi götüremese de bu etkinlikleri organize ederken görüyorsunuz.. İşte şimdi yemeğini yiyecek, şimdi bale kursuna gidecek, oradan çıkacak müziğe gidecek. O arada portakal suyunu içti mi? Ondan sonra geldi elini yüzünü yıkayacak. Yarım saat CD izleyebilir. O bitince hemen ders çalışacak. 15 dakika sonra da yatağa girecek. Bütün bunlara bir “görev” olarak bakıyorlar. Ellerinde zaten bir liste var ve sürekli onlara çentik atmakla meşguller.

Kamera var mı bu evlerde?

Bu evlerin 3’te birinde kamera vardı.. Her an, her saniye izleme merakı. Hatta şöyle bir manzara gördük: Üst düzeyden bir aile idi yine ama kadın çalışmıyordu. Bahçeli, güzel bir evdi. Biz bahçede sohbet ediyorduk. Bakıcı ile çocuk evde odalarına idiler. . Bahçeye de bir TV koymuşlar. Odaya video bağlantısı yapmışlar. Bu TV ile çocuğun odasını oradan izliyorlardı. Yani bunlar çok fazla. Varsın bugün de o çocuk portakal suyunu içmesin. ‘Robotik’ bir yaklaşım. Bundan kurtuluş yok izledikçe kusur bulursunuz. Anne bir ‘menajer’ gibi sürekli çocuğu izliyor.


Bu ebeveynlerinde başka neler gözlemlediniz?

Her şey milimetrik. Çocuk çok fazla hayatın merkezine alınıyor. Ve hayatın tek anlamı olarak o görülüyor .Eskiden anne babalar için bu kadar hayatın merkezinde değildi. Şimdi ebeveynler hayatlarında sanki başka hiçbir şey yokmuş gibi davranıyorlar. Bütün hayatın anlamını onda buluyorlar. Bütün anlamsızlıkları onda çözüyorlar. Bu nedenle başlıyor onu ‘proje’ olarak ele almaya. Yemeği, geleceği, şusuydu, busuydu... Her şeyi ile milimetrik ilgilenmeye adayor kendini... Şimdi ‘bilimsel’ bir yaklaşım söz konusu. Aşırı bir mantık var. Artık duygular bile matematiksel ifade ediliyor

Duygular?

Herşeyde uzmanlarla iç içe bir hayatları var. Herşeyi doktora sorma olayı var bir kere.. Çocuk az konuşuyor hemen doktor aranıyor. ‘Şurasında kırmızı bir şey çıktı, nedir’ gibi... Bunları tecrübelilere değil de sürekli pedagoğa ya da doktora soruyor. Çünkü görümüzde ister anne ister çocuk olsun herşeyi, duyguları bile matematiksel açıklama eğilimi var.

Röportaj: Ayla Önder

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 332
favori
like
share