Nice kutlu beyanlar, gece ibâdetine teşvik etmiş ve onun faziletlerini füsunkâr ifadelerle dile getirmiştir.
“Allah’ın has kulları, gecelerini Rablerine secde ve ibâdet ederek geçirirler.”
“Geceleyin teheccüd namazı kıl ki Allah seni Mahmudlar makamına yükseltsin.”
“Rahmet kapıları gecelerde açılır.”
“Ey Cebrâil, ümmetimin Rabbime arz edilen amelleri içinde, Allah Taâlâ’nın en çok sevdiği ameller hangileridir?” diye sordum.
Cebrâil Aleyhisselâm ağlıyordu.
“Ey Muhammed! Ümmetinin amellerinden Allah’ın en çok sevdiği, seherlerde ağlama ve inlemeleridir.” dedi.
Mutluluk, huzur ve itminan sermayesidir zikir ile aydınlanan geceler. Halktan ayrı, Hak ile–dost ile hemdem olma gecelerdedir. Gece âşıkların dertbaşı, âriflerin sırdaşı, hüşyâr gönüllerin sertâcıdır. Çok uyku gaflet ve gafletle geçen ömür hederdir. Âşıklara, hüşyar gönüllere ve yanık dil’lere seherlerde uyku haramdır. Geceler, âşıkların sönmez güneşidir.
Rabbânî tecellîler, feyizler, rahmetler, lütuflar, rızıklar ve bereketler seherlerde saçılır. Canân aşkıyla yananların, “dertli ciğerin dağlayanların” günahlarına ağlayanların, cehennemi söndüren göz yaşları seherlerde ceyhun olur. Ağlamayan, ağlamayı bilmeyen, ağlanacak hallere gülenlerin bir yanında noksanlık, “duygularında bir eksiklik var demektir.” Allah Resûlü Aleyhisselâm:
Yaşarmayan gözden, ağlamayan özden, duymayan ve duygulanmayan kalbden, doymayan nefisten Allah’a sığınmıştır. Günahlarına ağlayan, karalar bağlayıp yaş dökenlerin gözyaşları cehennemin kükreyen alevlerini söndürür. Kevserlere değişilmeyen o yaşlar.
O gözyaşıdır ki “ondan daha içten, daha berrak, daha inandırıcı bir lisan olamaz.” Göz yaşları kalbin sonsuz dillerinden fasih ve beliğ bir dildir. “Allah’a vâsıl eden adımlar kalbin adımlarıdır. Bunlardan birincisi zikir ise, ikinci adım gözyaşıdır.” O kalbi arındıran, günahları yuyan ve gönül kirlerini temizleyen gözyaşları.
Dört bir yana göz kırpan, tebessümler dağıtan ve Muhammedî kokular saçan güller ve çiçekler o ruhanî seherlerde açılır.
Hak erenler, Hakka erenler, kerem ve ihsan goncaları derenler seherlerde erdiler. Az yemek, az uyumak ve az konuşmakla kemâle erip velâyete girdiler. Nice eleklerden elenip, nice deryalar geçtiler.
Uykuyu mezara sakla ve kalbinin nurlanmasını seherlerin nurlu dakikalarında yapacağın tazarrûda, âh u efganda, ve sana âşık olan seccadene döktüğün gözyaşlarında ara.
Ey Âdemoğlu, kalbinin cilâlanmasını, temizlenip arınmasını ve ilâhî tecellilerle nurlanmasnı istiyor… Bunca gaflet ve bunca uykuyla nasıl olacak ki ?…

SEHERLERDE ESER BÂDÎ

Seherlerde eser bâd–i tecellî /Uyan ey gözlerim vakt–i seherde,
Açılır gonce–i ihsân–ı küllî / Uyan ey gözlerim vakt–i seherde
İ.Hakkı (k.s.)
Tecelli bağına girmek dilersen /Hakikat güllerin dermek dilersen
Cemâl–i Hazreti görmek istersen/Uyan ey gözlerim vakt–i seherde
İ.Hakkı Bursevî

Zamanların elmas parçasıdır seherler. Âşıkların göz yaşlarıyla ibadette, duâda ve niyazlarda oldukları, şevkle doldukları lâhûtî anlardır seherler. İlâhî füyuzâtın sağanak sağanak yağdığı, hüşyâr gönüllere ağdığı, duâların perdesiz, engelsiz Mevlâ’ya ulaştığı demlerdir seherler.

Salihlerin, âşıkların, “bağrı başı yanıkların”, cihad–ı ekber kahramanlarının vuslat ânıdır seherler. “Zâkir ve zâkirelerin, şâkir ve şâkirelerin, yetim ve öksüz yavruların”, gözyaşlarıyla gecelerine renk katanların; “ellerini İlâhî dergâha, gönüllerini Mevlâ’ya açtıkları” andır seherler. Mazlumların, mağdurların, makhurların çaresizliklerini Aziz, Hakîm ve Cebbâr olan Allah’a arz ettikleri demdir seherler.

Zerreden küreye bütün bir kâinatın, derman diye feyad eden hastaların, hayvanatın, nebatatın, ah u efgân eden bülbüllerin Cenab–ı Hakkı, mâ’bûdu bi’l–Hakk’ı zikirle, tevhid ile coştuğu kutlu zamandır seherler.
Günahlarına ağlayan, Allah korkusuyla ürperip titreyenlerin döktüğü göz yaşlarına müştak, secdeli başlara âşık seccadesi başında, haşyet içinde inleyip duran bir gönülle:
“Kaçak kulun günahlarını itiraf ederek Sana geldi. Eğer lütfeder rahmet ve mağfiret kapını açarsan bu Senin keremindir, şanındandır. Şayet kapından kovarsan, başka kapı yok ki, kime ve nereye gideyim Sultanım!”
“Sultana sultanlık, nitekim gedaya da gedalık yaraşır. Cihanlar Sultanı, canların cânı Sensin Allah’ım!” Niyazları ile, gözyaşları ceyhun olanların ümit kapısıdır seherler!..

Haydâr–ı Kerrâr’ın ifadesiyle Rahmetulahı Aleyh:
“Ey Rabbim! Nimetlerini değiştiren, ümitsizliğe sebep olan, ismet perdesini yırtan, duâların kabûlünü engelleyen, belâları getiren işlediğim bütün günahları ve hataları bağışla!”
“Allah’ım! Beni azaba atman Sana bir şey kazandırmaz. Beni affetmenle rahmetinden bir şey eksilmez.”
Allah’ım! Silâhı ağlamak ve sermayesi ümit olan şu kulun senin kapına geldi. Eğer af ve merhamet edersen bu senin şanındır. Eğer bağışlamazsan hangi kapıya gideyim?”

“Yok mu günahlarının affını isteyen, yok mu Allah’tan bir dileği olan.” Yok mu kalbî ve ruhî yaralarına deva isteyen…İlâhî dâvetleri ile, âsilere, mücrimlere, şefkat ve lütûf elinin uzandığı, İlâhi ziyafette ruhların doyurulduğu, gönül yaralarının tedavi bulduğu anlardır seherler.
“Ehli dünyanın, makam mevki ve şöhret düşkünlerinin derin uykuya daldığı, Allah dostlarının sıcak yataklarını terk edip zikirle hemhal olduğu nurlu demlerdir seherler.
“Ey meleklerim şu kuluma bakın sıcak yatağını terkedip bana duâ ve niyazda bulunuyor. Sizi şahit tutarım ki ben o kulumu bağışladım” kutsî müjdesinin verildiği andır seherler.
“Sinesinde aşk taşıyan, seven ve sevilenlerin, “yaratandan ötürü yaratılmışa sevgi” duyanların, bu sayede Arşın gölgesinde gölgelenme şerefi kazananların muhabbetle dolup taştığı andır seherler.

Kâinâtın Serveri Aleyhisselâm:
“Cennette öyle köşkler vardır ki, içi dışından, dışı içinden görünür.
Yüce Allah, onları sözü yumuşak söyleyen, yemek yediren ve gece kıyama kalkıp namaz kılanlara hazırlanmıştır.” buyurur.
“Kişi için gecelerde– seherlerde– kıldığı iki rek’at namaz, dünya ve dünyadakilerden daha hayırlıdır.” Velîlerden Bağdat’lı Cüneyd’i vefatından sonra keşif ehli görmüş ve ne haber var diye sormuş:
Hazret şöylee cevap vermiş:
“Gecelerin karanlığında, seherlerde kıldığım (2 rek’at) namazdan başka şey fayda vermedi.” (mâ nefeanâ illerrekeât) buyurmuş.
***
İbadet hayatının zirvesinde önemli bir yer tutan zikrin seherlerde tadı doyumsuzdur.
“Haberiniz olssun ki kalbler ancak Allah’ı zikretmekle rahat ve huzura erişir, olgunlaşır.” (Ra’d: 28)
“Beni zikrediniz ki, ben de sizi zikredeyim.” (Bakara: 152)

“Her şeyin bir cilâsı vardır, kalblerin cilâsı da Allahı zikirdir.”
“Allah’ın azabından zikrullah kadar uzaklaştırıcı bir şey yoktur.”
“Zikir ehlinin ganimeti cennettir.”
“Hiçbir sadaka Allah’ı zikir etmekten daha faziletli değildir.”

“Ey merhamet edicilerin en merhametlisi! Herkes gecenin şu saatinde sevgilisi ile başbaşa kaldılar. Benim Senden öte bir sevgilim yoktur. Düğünüm Seni zikir, nikâhım emirlerine teslimiyyettir. Beni başka kapılara muhtac eyleme!” Niyazlarının gözaşlarıyla arş–ı âlâyı titrettiği andır seherler.

Kalp fakirliği, aşk mahrumiyeti ve muhabbet yoksulluğu içinde, “müstekbir ve müstevliler ile başa çıkılamaz,” fetihler yapılmaz. Seherlerimizi ihya ederek, gönül dünyamızı aydınlatmaya çalışalım. “Gönüllerin kâl ile değil hâl ile, hâlin ise ancak, ihlâsla, salih amelle kazanılabileceğini bilelim. Kafamıza ayırdığımız zamanın bir miktarını da kalbimize ayırmayı ihmal etmeyelim.”
Değeri sonsuz seherleri uykulara kaptırıp “gönül nimetlerine hasret kalmayalım.” Zikirsiz geçen günler, sehersiz geceler hederdir, kıymayalım.

“Seherlerde kalkmaz mısın,
Uykulara kanmaz mısın
Sen Allah’tan korkmaz mısın
Uyan seher vakti uyan.”

İbrahim Koç

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 3005
favori
like
share