Osmanlıca Kelimeler - Osmanlıca Cümleler - Osmanlıca Türkçe Kelimeler
G
gabâvet (A.) [ غباوت ] bönlük dangalaklık kalınkafalılık.
gabî (A.) [ غبی ] bön dangalak kalınkafalı.
gabn (A.) [ غبن ] kazıklama alışverişte aldatma.
gaddâr (A.) [ غدار ] zalim acımasız.
gadr (A.) [ غدر ] haksızlık zulüm.
gaffâr (A.) [ غفار ] bağışlayıcı Tanrı.
gâfil (A.) [ غافل ] habersiz.
gaflet (A.) [ غفلت ] habersizlik dikkatsizlik dalgınlık.
gafleten (A.) [ غفلة ] dalgınlıkla.
gafûr (A.) [ غفور ] bağışlayıcı.
gâh (F.) [ 1 [ گاه .kâh. 2.yer ve zaman bildiren kelimeler türetir.
gâhî (F.) [ گاهی ] kimi zaman bazen arasıra.
gâhvâre (F.) [ گاهواره ] beşik.
gâib (A.) [ غائب ] bulunmayan ortada görünmeyen kayıp.
gâile (A.) [ 1 [ غائله .uğraşı telaş meşakkat. 2.savaş.
gâita (A.) [ غائطه ] dışkı.
galat (A.) [ غلط ] yanlış.
galebe (A.) [ 1 [ غلبه .baskın çıkma ağır basma. 2.kalabalık.
galeyân (A.) [ غليان ] kaynama.
gâlib (A.) [ 1 [ غالب .ağır basan. 2.galip.
gâliba (A.) [ غالبا ] sanırım belki.
gâlibiyyet (A.) [ غالبيت ] zafer ağır basma yenme.
galîz (A.) [ غليظ ] koyu yoğun kaba.
galle (A.) [ غله ] tahıl.
gam (A.) [ غم ] keder üzüntü.
gâm (F.) [ 1 [ گام .adım. 2.ayak.
gâmız (A.) [ غامض ] çapraşık güç anlaşılır.
gammâz (A.) [ غماز ] ispiyoncu.
gamnâk (A.-F.) [ غمناک ] kederli üzgün.
gamze (A.) [ 1 غمزه .yanak çukuru. 2.çene çukuru. 3.süzgün bakış.
ganâim (A.) [ غنائم ] ganimetler.
ganem (A.) [ غنم ] koyun.
ganî (A.) [ غنی ] zengin.
ganîmet (A.) [ 1 [ غنيمت .savaşta düşmandan alınan her türlü eşya. 2.bedelsiz
kazanç.
gâr (A.) [ غار ] mağara.
garâbet (A.) [ غرابت ] gariplik.
garâib (A.) [ غرائب ] gariplikler.
garâm (A.) [ غرام ] tutku aşk.
garaz (A.) [ غرض ] maksat.
garazâlûd (A.-F.) [ غرض آلود ] maksatlı.
garazkâr (A.-F.) [ غرضکار ] garazlı maksatlı.
garb (A.) [ 1 [ غرب .batı. 2.Batı dünyası.
garben (A.) [ غربا ] batıdan.
garbî (A.) [ غربی ] garbî batı batı ile ilgili.
garbiyyûn (A.) [ غربيون ] batılılar Avrupalılar.
gâret (A.) [ غارت ] yağma.
gâretger (A.-F.) [ غارتگر ] yağmacı.
garîb (A.) [ 1 [ غریب .gurbette yaşayan. 2.yabancı. 3.kimsesiz. 4.tuhaf.
garibü’d-diyâr (A.) [ غریب الدیار ] gurbette.
garîk (A.) [ غریق ] boğulmuş.
garîze (A.) [ غریزه ] içgüdü.
garizî (A.) [ غریزی ] içgüdüsel.
gark (A.) [ 1 [ غرق .boğulma suda boğulma. 2.batırma.
garrâ (A.) [ غرا ] parlak.
gars (A.) [ غرس ] ağaç dikme.
gasb (A.) [ غصب ] el koyma zorla elinden alma.
gaseyan (A.) [ 1 [ غصيان .kusma. 2.kusmuk.
gâsıb (A.) [ غصيب ] gasp edici.
gasl (A.) [ غسل ] ölü yıkama.
gassâl (A.) [ غسال ] ölü yıkayıcı.
gâşiye (A.) [ 1 [ غاشيه .perde örtü. 2.zar.
gaşy (A.) [ غشی ] bayılma kendinden geçme.
gâv (F.) [ 1 [ گاو .inek. 2.öküz.
gavgâ (F.) [ 1 [ غوغا .kavga. 2.savaş.
gavvâs (A.) [ غواص ] dalgıç.
gâyât (A.) [ غایات ] gayeler.
gayb (A.) [ 1 [ غایب .gözle görülmeyen gizli. 2.kayıp.
gaybûbet (A.) [ غيبوبت ] bulunmama yokluk.
gâye (A.) [ غایه ] amaç.
gâyet (A.) [ 1 [ غایت .son. 2.çok. 3.son derece.
gayr -i mahsûs [ غير محسوس ] hissedilmeyecek şekilde.
gayr (A.) [ 1 [ غير .başka. 2.yabancı. 2.olmayan değil.
gayr -i idrakî [ غير ادراکی ] idrak dışı.
gayr -i ihtiyarî [ غير اختياری ] elinde olmadan.
gayr -i kâbil [ غير قابل ] mümkün olmayan imkansız.
gayr -i kâbil-i fehm [ غير قابل فهم ] anlaşılmaz.
gayr -i kâbil-i izâle [ غير قابل ازاله ] yok edilemez giderilemez.
gayr -i kâbil-i mukavemet [ غير قابل مقاومت ] karşı konulmaz.
gayr -i kâbil-i tebdil [ غير قابل تبدیل ] değiştirilmez.
gayr -i kâbil-i tefrik [ غير قابل تفریق ] ayırdedilmez.
gayr -i kâbil-i telif [ غير قابل تأليف ] birleştirilemez uzlaştırılamaz.
gayr -i mahdûd [ غير محدود ] sınırsız.
gayr -i mer’î [ غير مرئی ] görülmez.
gayr -i meşrû [ غير مشروع ] yasal olmayan.
gayr -i muayyen [ غير معين ] belirsiz.
gayr -i muhtemel [ غير محتمل ] ihtimal verilmeyen.
gayr -i muntazam [ غير منتظم ] düzgün olmayan düzenli olmayan düzensiz.
gayr -i müslim [ غير مسلم ] müslüman olmayan.
gayrendîş (A.-F.) [ غير اندیش ] başkalarını düşünen.
gayret (A.) [ 1 [ غيرت .çaba. 2.kıskançlık.
gayretkeş (A.-F.) [ 1 [ غيرتکش .gayretli. 2.kıskanç.
gayretmend (A.-F.) [ غيرتمند ] gayretli.
gayriyyet (A.) [ غيریت ] gayrılık.
gayyâ (A.) [ غيا ] cehennemdeki kuyulardan birinin adı.
gayz (A.) [ غيظ ] öfke.
gazâ (A.) [ غزا ] savaş.
gazab (A.) [ غضب ] hiddet kızgınlık.
gazâl (A.) [ غزال ] ceylan.
gazanfer (A.) [ غضنفر ] arslan.
gazavât (A.) [ غزوات ] savaşlar harpler.
gazel (A.) [ غزل ] lirik şiir.
gazelhân (A.-F.) [ غزل خوان ] gazel okuyan.
gazeliyyât (A.) [ غزليات ] gazeller.
gazelserâ (A.-F.) [ غزل سرا ] gazel şairi.
gazî (A.) [ غازی ] savaşmış gaza yapmış.
gazve (A.) [ غزوه ] savaş din savaşı.
gebr (F.) [ گبر ] ateşperest ateşe tapan.
gedâ (F.) [ 1 [ گدا .dilenci. 2.yoksul.
geh (F.) [ گه ] kimi zaman bazı.
gehvâre (F.) [ گهواره ] beşik.
gele (F.) [ گله ] sürü.


gelû (F.) [ گلو ] boğaz.
genc (F.) [ گنج ] hazine.
gencîne (F.) [ گنجينه ] hazine.
gendîde (F.) [ گندیده ] kokuşmuş kötü kokmuş.
gendûmgûn (F.) [ گندمگون ] buğday rengi.
gendüm (F.) [ گندم ] buğday.
ger (F.) [ گر ] eğer.
gerçi (F.) [ گرچه ] her ne kadar ise de gerçi.
gerd (F.) [ گرد ] toz.
gerdâlûd (F.) [ گرد آلود ] tozlu.
gerdân (F.) [ گردان ] dönen.
gerden (F.) [ گردن ] boyun.
gerdenbend (F.) [ گردن بند ] kolye gerdanlık.
gerdenferâz (F.) [ گردن فراز ] mağrur.
gerdenkeş (F.) [ گردن کش ] başkaldıran asi dikbaşlı.
gerdiş (F.) [ گردش ] dönüş.
gerdûn (F.) [ 1 [ گردون .felek. 2.dünya.
gerdûne (F.) [ گردونه ] at arabası.
germ (F.) [ گرم ] sıcak.
germâ (F.) [ 1 [ گرما .sıcak. 2.sıcaklık.
germâbe (F.) [ 1 [ گرمابه .hamam. 2.kaplıca.
germî (F.) [ گرمی ] sıcaklık.
geşt (F.) [ گشت ] dolaşma gezinti.
geştügüzâr (F.) [ گشت و گزار ] dolaşma gezinti gezip tozma.
gevher (F.) [ 1 [ گوهر .elmas. 2.mücevher. 3.öz.
gevherî (F.) [ گوهری ] mücevherci.
gevz (F.) [ گوز ] ceviz.
gezend (F.) [ 1 [ گزند .zarar. 2.bela.
gıbta (A.) [ غبطه ] imrenme.
gıdâ (A.) [ غدا ] besin gıda.
gılâf (A.) [ غلاف ] kın kılıf.
gıllügış (A.) [ غل و غش ] kin.
gılmân (A.) [ 1 [ غلمان .köle. 2.genç yeni yetme.
gılzet (A.) [ 1 [ غلظت .yoğunluk. 2.kabalık. 3.kalınlık.
gınâ (A.) [ 1 [ غنا .zenginlik. 2.bıkkınlık.
gırbâl (A.) [ غربال ] elek kalbur.
gırîv (F.) [ گریو ] haykırış çığlık.
gışâ (A.) [ 1 [ غشا .örtü. 2.perde. 3.zar.
gışş (A.) [ غش ] hile kötülük.
gıyâb (A.) [ غياب ] bulunmama yokluk.
gıyâben (A.) [ غيابا ] yokluğunda yokken ardından.
gıyâs (A.) [ غياث ] yardım.
gıybet (A.) [ 1 [ غيبت .çekiştirme. 2.bulunmama yokluk.
gil (F.) [ 1 [ گل .çamur balçık. 2.kil.
gile (F.) [ گله ] sızlanma yanıp yakılma.
gilemend (F.) [ گله مند ] şikayetçi sızlanan.
girâmî (F.) [ گرامی ] değerli kıymetli saygın sayın.
girân (F.) [ 1 [ گران .ağır. 2.pahalı. 3.kokuşmuş. 4.katı.
giranbehâ (F.) [ گران بها ] değerli kıymetli.
girankadr (F.-A.) [ گران قدر ] kıymetli.
girankıymet (F.-A.) [ گران قيمت ] kıymetli değerli pahalı.
girânmâye (F.) [ گران مایه ] değerli.
girânser (F.) [ گران سر ] mağrur kendini beğenmiş kasıntı.
gird (F.) [ گرد ] yuvarlak.
girdâb (F.) [ گرداب ] anafor girdap.
girdâgird (F.) [ گرداگرد ] çepeçevre fırdolayı.
girdbâd (F.) [ گردباد ] kasırga.
girdû (F.) [ گردو ] ceviz.
girîbân (F.) [ گریبان ] yaka.
girift (F.) [ گرفت ] karmaşık çapraşık.
giriftâr (F.) [ گرفتار ] yakalanmış tutulmuş müptela.
girih (F.) [ گره ] düğüm.
girihgîr (F.) [ گره گير ] dolaşık.
girihgüşâ (F.) [ 1 [ گره گشا .düğüm çözen. 2.sorunları halleden.
girîve (F.) [ 1 [ گریوه .çıkmaz sorun. 2.geçit.
gîrûdâr (F.) [ گيرودار ] kargaşa kavga.
giryân (F.) [ گریان ] ağlayan.
giryân etmek ağlatmak.
giryân olmak ağlamak.
girye (F.) [ گریه ] ağlama ağlayış.
giryeengîz (F.) [ گریه انگيز ] ağlatıcı.
giryenâk (F.) [ گریه ناک ] ağlamaklı ağlayan.
gîsû (F.) [ گيسو ] saç.
gîsûbend (F.) [ گيسوبند ] saç bağı.
gîtî (F.) [ گيتی ] dünya.
giyâh (F.) [ گياه ] bitki.
gonca (F.) [ غنجه ] açmamış tomurcuk gonca.
goncaruhsâr (F.) [ غنجه رخسار ] yanağı goncaya benzeyen.
gonce (F.) [ غنجه ] gonca.
goncedehân (F.) [ غنجه دهان ] küçük ağızlı gonca ağızlı.
gubâr (A.) [ غبار ] toz.
gubârâlûd (A.-F.) [ غبار آلود ] tozlu.
gudde (A.) [ غده ] bez salgı bezi.
guded (A.) [ غدد ] salgı bezleri.
gufrân (A.) [ غفران ] bağışlama.
gûgerd (F.) [ گوگرد ] kükürt.
gûk (F.) [ غوک ] kurbağa.
gûl (A.) [ گول ] gulyabani.
gulâm (A.) [ 1 [ غلام .köle. 2.genç.
gulât (A.) [ غلات ] dinde aşırıya kaçanlar.
gulgule (F.) [ غلغله ] kaynaşma.
gumûm (A.) [ غموم ] gamlar kederler.
gûnâgûn (F.) [ گوناگون ] rengarenk.
gûne (F.) [ گونه ] biçim tarz.
gunûde (F.) [ 1 [غنوده .uyumuş. 2.ölü.
gûr (F.) [ 1 [ گور .mezar. 2.yaban eşeği.
gurâb (A.) [ غراب ] karga.
gurbet (A.) [ 1 [ غربت .gariplik. 2.yabancı diyar.
gurbetzede (A.-F.) [ غربت زده ] gurbet elde yaşayan.
gurebâ (A.) [ غربا ] garipler.
gûristân (F.) [ گورستان ] mezarlık.
gûrken (F.) [ گورکن ] mezarcı.
gurrân (F.) [ 1 [ غران .kükreyen. 2.gürleyen.
gurre (A.) [ 1 [ غره .arap aylarının ilk günü. 2.akıtma.
gurûb (A.) [ غروب ] batış.
gurûr (A.) [ 1 [ غرور .mağrurluk. 2.aldanış.
gûsâle (F.) [ گوساله ] buzağı.
gûsâle (F.) [ گوساله ] dana.
gûsfend (F.) [ گوسفند ] koyun.
gusl (A.) [ غسل ] yıkanma.
gusn (A.) [ غصن ] dal.
gussa (A.) [ غصه ] üzüntü keder.
gûş (F.) [ گوش ] kulak.
gûşe (F.) [ گوشه ] köşe.
gûşenişîn (F.) [ گوشه نشين ] köşesine çekilen inziva hayatı süren.

gûnâgûn (F.) [ گوناگون ] rengarenk.
gûne (F.) [ گونه ] biçim tarz.
gunûde (F.) [ 1 [غنوده .uyumuş. 2.ölü.
gûr (F.) [ 1 [ گور .mezar. 2.yaban eşeği.
gurâb (A.) [ غراب ] karga.
gurbet (A.) [ 1 [ غربت .gariplik. 2.yabancı diyar.
gurbetzede (A.-F.) [ غربت زده ] gurbet elde yaşayan.
gurebâ (A.) [ غربا ] garipler.
gûristân (F.) [ گورستان ] mezarlık.
gûrken (F.) [ گورکن ] mezarcı.
gurrân (F.) [ 1 [ غران .kükreyen. 2.gürleyen.
gurre (A.) [ 1 [ غره .arap aylarının ilk günü. 2.akıtma.
gurûb (A.) [ غروب ] batış.
gurûr (A.) [ 1 [ غرور .mağrurluk. 2.aldanış.
gûsâle (F.) [ گوساله ] buzağı.
gûsâle (F.) [ گوساله ] dana.
gûsfend (F.) [ گوسفند ] koyun.
gusl (A.) [ غسل ] yıkanma.
gusn (A.) [ غصن ] dal.
gussa (A.) [ غصه ] üzüntü keder.
gûş (F.) [ گوش ] kulak.
gûşe (F.) [ گوشه ] köşe.
gûşenişîn (F.) [ گوشه نشين ] köşesine çekilen inziva hayatı süren.
gûşt (F.) [ گوشت ] et.
gûşvâre (F.) [ گوشواره ] küpe.
gûy (F.) [ گوی ] çevgen topu polo topu.
gûyâ (F.) [ گویا ] sözümona.
güdâhte (F.) [ گداخته ] erimiş.
güftâr (F.) [ گفتار ] söz.
güfte (F.) [ 1 [ گفته .söz. 2.şarkı sözü.
güftügû (F.) [ گفت و گو ] dedikodu.
güher (F.) [ 1 [ گهر .elmas. 2.mücevher.
güherfurûş (F.) [ گهرفروش ] mücevheratçı.
gül (F.) [ 1 [ گل .çiçek. 2.gül.
gülâb (F.) [ گلاب ] gül suyu.
gülabdan (F.) [ گلابدان ] gülüptan.
gülbang (F.) [ گلبانگ ] ilahi.
gülbang -ı muhammedî [ گلبانگ محمدی ] ezan.
gülberg (F.) [ گلبرگ ] gül yaprağı.
gülbün (F.) [ 1 [ گلبن .gül ağacı. 2.güllük.
gülçehre (F.) [ گل چهره ] gül yüzlü.
gülçin (F.) [ گلچين ] gül deren.
güldan (F.) [ گلدان ] vazo.
güldeste (F.) [ گلدسته ] çiçek demeti.
gülendâm (F.) [ گل اندام ] gül boylu.
gülfâm (F.) [ گلفام ] gül renkli.
gülgonce (F.) [ گل غنجه ] gül goncası.
gülgûn (F.) [ 1 [ گلگون .gül renkli. 2.pembe.
gülistân (F.) [ گلستان ] gül bahçesi güllük.
gülizar (F.-A.) [ گلعذار ] gül yanaklı pembe yanaklı.
güllaç (F.) [ گلاج ] güllaç.
gülmih (F.) [ گل ميخ ] kabara.
gülnâr (F.) [ گلنار ] nar çiçeği.
gülnihal (F.) [ گل نهال ] gül fidanı.
gülreng (F.) [ گل رنگ ] gül rengi pembe.
gülriz (F.) [ گلریز ] gül saçan.
gülrû (F.) [ گل رو ] gül yüzlü.
gülruh (F.) [ گل رخ ] gül yüzlü.
gülşen (F.) [ گلشن ] gül bahçesi.
gülten (F.) [ گل تن ] gül vücutlu.
gülüptan (F.) [ گلابدان ] gülsuyu kabı.
gülzâr (F.) [ گلزار ] güllük gül bahçesi.
gümân (F.) [ گمان ] zan sanı.
gümnâm (F.) [ گمنام ] adı unutulmuş.
gümrâh (F.) [ گمراه ] yoldan çıkmış.
günah (F.) [ 1 [ گناه .suç kabahat. 2.dinî suç.
günahkâr (F.) [ گناهکار ] günah sahibi suçlu.
günbed (F.) [ گنبد ] kümbet.
güncişk (F.) [ گنجشک ] serçe.
güneh (F.) [ گنه ] günah.
gürbe (F.) [ گربه ] kedi.
gürbüz (F.) [ 1 [ گربز .yiğit. 2.kahraman.
gürg (F.) [ گرگ ] kurt.
güriz (F.) [ گریز ] kaçış.
gürîzân (F.) [ گریزان ] kaçan.
gürûh (F.) [ گروه ] topluluk zümre bölük.
güstâh (F.) [ 1 [ گستاخ .küstah. 2.cesur.
güşâderû (F.) [ گشاده رو ] güleç güleryüzlü.
güşâyiş (F.) [ گشایش ] açılış.
güvâh (F.) [ گواه ] tanık şahıt.
güzâf (F.) [ گزاف ] saçma sapan ipe sapa gelmez boş beyhude.
güzergâh (F.) [ گذرگاه ] geçit.
güzeşt (F.) [ 1 [ گذشت .geçiş. 2.hoşgörü.
güzîde (F.) [ گزیده ] seçkin.
güzin (F.) [ 1 [ گزین .seçen. 2.seçilmiş.
güzîr (F.) [ 1 [ گزیر .çare. 2.derman.

I-

ıhlamur (Yun.>A.) [ اخلامور ] ıhlamur.
ık’âd (A.) [ اقعاد ] oturtma.
ıkd (A.) [ 1 [ عقد .dizi. 2.kolye gerdanlık.
ıklîm (A.) [ اقليم ] iklim.
ıktıdâ (A.) [ اقتدا ] uyma.
ırdâ (A.) [ ارضاع ] emzirme süt verme.
ırk (A.) [ 1 [ عرق .soy ırk. 2.damar. 3.kök.
ırk -ı ahmer [ عرق احمر ] kızılderili ırkı.
ırk -ı ebyaz [ عرق ابيض ] beyaz ırk.
ırken (A.) [ عرقا ] ırk bakımından.
ırkî (A.) [ عرقی ] ırk ile ilgili.
ırz (A.) [ عرض ] namus iffet.
ırzâ (A.) [ ارضاع ] emzirme süt verme.
ısdâr (A.) [ اصدار ] çıkartma.
ısfırâr (A.) [ اصفرار ] sararma.
ıskât (A.) [ اسقاط ] düşürme.
ıslâh (A.) [ اصلاح ] düzeltme iyileştirme reform.
ıslâh etmek düzeltmek iyileştirmek.
ıslâhât (A.) [ اصلاحات ] düzeltmeler iyileştirmeler reformlar.
ıslâhpezîr (A.-F.) [ اصلاح پذیر ] ıslah edilebilir iyileştirilebilir.
ısrar (A.) [ اصرار ] diretme üsteleme.
ıstıbâr (A.) [ اصطبار ] sabretme.
ıstıfâ (A.) [ اصطفا ] seçme ayıklama.
ıstıfâî (A.) [ اصطفائی ] seçimle ilgili.
ıstılâh (A.) [ اصطلاح ] terim tabir.
ıstılâhât (A.) [ صطلاحات ] terimler tabirler.
ıstınâ’ (A.) [ اصطناع ] seçme.
ıstırab (A.) [ اضطراب ] acı ızdırap.
ışk (A.) [ عشق ] aşk.
ışka (A.) [ عشقه ] sarmaşık.
ıtk (A.) [ عتق ] âzâd etme köle âzâd etme.
ıtknâme (A.-F.) [ عتق نامه ] âzâdlık belgesi.
ıtlak (A.) [ اطلاق ] bırakma salma.
ıtnâb (A.) [ اطناب ] sözü uzatma.
ıtr (A.) [ عطر ] koku ıtır.
ıtrî (A.) [ عطری ] ıtırlı kokulu.
ıtriyyât (A.) [ عطریات ] kokular ıtırlar parfümler.
ıttılâ’ (A.) [ اطلاع ] bilgi sahibi olma.
ıttılâât (A.) [ اطلاعات ] bilgiler.
ıttırad (A.) [ اطراد ] ritm.
ıyâdet (A.) [ عيادت ] hasta ziyareti.
ıyâl (A.) [ عيال ] eş hanım.
ız’âf (A.) [ اضعاف ] zayıf düşürme zayıflatma.
ızdırap (A.) [ اضطراب ] acı.
ızlâl (A.) [ اضلال ] yoldan çıkarma.
ızlâl (A.) [ اظلال ] gölgede bırakma.
ızrâr (A.) [ اضرار ] zarar verme zarara sokma.
ızrâr etmek zarar vermek zarara sokmak.
ıztırâb (A.) [ اضطراب ] ızdırap acı.
ıztırâbâver (A.) [ اضطراب آور ] acı verici.
ıztır

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1970
favori
like
share