Güneşli Bir Gün - Çocuk Hikayeleri - İdris Armağan

Uzun bir aradan sonra yüzünü gösterdi güneş. Isındı yeryüzü yavaş yavaş. Gökyüzünü kaplayan kara bulutlar çekildi üstümüzden. Sabahla beraber sanki kış mevsimi de veda etmişti bizlere. Seni özleyeceğiz kış, ama şimdi baharı karşılamamız gerek. Sen git güle güle. Biz şimdi merhaba dedik güneşli bir güne. Evet bu gün güneşli bir gündü. Kaç zamandır dört duvar arasına sıkışıp kalan çocuklar. Bu gün dışarı çıkacak. Parkları dolduracaktı cıvıltıları.
Kışın soğuğunda asılmış insan yüzleri gülecekti. Kendi çocukluklarına döneceklerdi belki, kısa bir süre.Sokakları, parkları ve dünyamızı aydınlatan çocuk yüzlerini görünce. Çocukların gülen yüzleri, bizim gülen yüzlerimizdir her zaman. Bu böyledir nerede ve ne zaman olursa olsun.

İşte böyle bir günde Zeynep’te yerinde duramıyordu. Kaç gün olmuştu dışarı çıkmayalı inanın unutmuştu. Ne zaman dışarı çıkalım dese annesine ya da babasına. Hep aynı cevaplarla karşılaşıyordu. “Havalar çok soğuk!” “Dışarıda yağmur yağıyor!” “Bekle bahar gelsin,havalar ısınsın!” o zaman gideriz parka. Nihayet bu cümlelerin sonu gelmişti. Dışarısı pırıl pırıldı. Hava sıcacıktı. Artık Zeynep’in önünde hiçbir engel kalmamıştı. Baba parka gidelim mi? Baba parka gidelim mi? Diye tekrar tekrar soruyordu. Her hangi bir aksilik çıksın istemiyordu. Bir an olsun bırakmıyordu babasının peşini. Ve beklediği an geldi Zeynep için. Yaşasın! Dışarı çıkıyordu, parka gidecekti. Mağazaların vitrinlerine bakacaktı rengarenk. Yeni yeni çiçek açmış ağaçların dallarında uçuşan kuşlara takılacaktı gözleri. Dönme dolapta bindiği plastik atla dünyayı dolaşacaktı. Salıncakla sallanırken bulutlara değecekti elleri. Başka ne isterdi ki bir çocuk. Annesi hemen Zeynep in ayakkabılarını giydirdi. Çok sevinçliydi. Bu sevinci yeterdi dünyadaki tüm insanlara.

Zeynep babasının serçe parmağından sıkı sıkı tuttu. Sanki elleri bembeyaz pamuktu. Birer ikişer zıplayarak indi merdivenlerden. Dışarısı çok daha güzeldi hayallerinden. Yürüdü eli babasının elinde. Sadece kendisinin anlayabildiği şarkılar dilinde. Güzeldi her şey güzeldi. Mağaza vitrinleri,sokak kedileri, yanından hızla geçen arabaların sesleri. Hepsi dışarıda olduğunun ve parka gittiğinin en güzel habercisiydi. Parkı görünce uzaktan Zeynep’in gözlerinin içi güldü. Daha bir sıklaştırdı adımlarını. Hızlı hızlı yürüdü. Biran önce varmak istiyordu düşlerinde gördüğü o yere. Adımları küçük kalıyordu. Zaman uzuyordu sanki. Koşmak istedi. Koştu koşabildiği kadar. Babası düşmesin diye daha bir sıkı tuttu elinden. Daha fazla uzak kalmak istemiyordu hayallerinden. Sonunda en sonunda parktaydı işte. Ne kadarda uzun gelmişti bu yol ona. Neyse artık uzunda olsa bitmişti yolculuk. “Şimdi oyun zamanı,işte benim için en büyük mutluluk” dedi içinden. Ama duymadı kimseler. Sadece babası anladı. Kızının gülen kara zeytin gözlerinden.

Zeynep için durmuştu zaman. Önce bir salıncağa bindi. Sallandı dalda kiraz gibi. Uçan bir kuşun kanadında beyaz tüy gibi. Başka ne olsa istemezdi artık.
Salıncak salıncak güzel salıncak.
Sen salındıkça çocuklar mutlu olacak.
Kaydırakta kaymaya gelmişti sıra. Vedalaşıp salıncakla koştu kaydırağın yanına. Çabucak tırmandı merdivenleri. Ulaştı en tepeye. Ne kadarda yüksekti. Sanki başı bulutlara değecekti. Kaydı bir damla su gibi. Anasına koşan yeni doğmuş bir kuzu gibi. Yoruluncaya kadar oynadı kaydırakta. Gözü kaldı dönme dolapta.
Canım kaydırağım güzel arkadaşım benim.
Sen burada bekle ben yine sana gelirim.

Zeynep atları çok seviyordu. Dönme dolabın üstünde atlar vardı. Hemen atladı bir tanesine. Sıkı sık tutundu atın savrulan yelesine. Atın nal seslerini kendi çıkardı ağzından. Dıgıdık dıgıdık. Ne kadar da güzel at üstünde sevimli bıdık. Döndü Zeynep gökyüzün de ay gibi. Rüzgarda başakları savrulan buğday gibi. Artık yorulmuştu. Eve gitme zamanının geldiğini anladı. Dönme dolapla da vedalaştı.
Dönme dolap dönme dolap iyi bak atıma.
Ben gidiyorum yaklaştı gün batıma.

Zeynep çok eğlenmişti. Aynı zamanda da yorulmuştu. Güneşli bir günün sonuna gelmişti. Ama hiç üzülmüyordu. Çünkü önünde daha bir sürü güneşli günler vardı. “Güle güle park. Güle güle park. Ben artık evime gidiyorum.”dedi. küçük ellerini salladı parktaki arkadaşlarına. Babası kucağına aldı Zeynep’i pembe yanaklarından öptü. Eve geldiklerinde annesine anlattı neler neler yaptığını. Annesi de çok sevinmişti, kızının bu kadar çok mutlu olmasına. Oda öptü kızının yanaklarından. Tatlı bir ninni döküldü dudaklarından. Uyku zamanı gelmişti artık Zeynep için. “İyi geceler baba, iyi geceler anne size de iyi geceler parktaki tüm arkadaşlarım.” . Tatlı bir uykuya daldı Zeynep. Dudağında mutlu geçen güneşli bir günün gülümsemesi ile.


İdris ARMAĞAN

Etiketler:
Beğeniler: 2
Favoriler: 1
İzlenmeler: 623
favori
like
share