Yine uyuyamamıştı. Saate baktı. Kitap okumuştu, anlayamamıştı,koyunları saymıştı, çitin üstünden atlatamamıştı.Yaban domuzu yada kaplan falan saysam ,değişiklik belki işe yarar diye düşündü.Bir yaban domuzu beş Bengal kaplanı yedi Sibirya kurdu. Sıkıldı,Saate baktı. Odadaki eşyaların görüntüsüne şekiller uydurdu, komidin ve üstünden sarkan giysiyi belden yukarısı olmayan, ayak ayak üstüne atmış birine benzetti o şekile cinsiyet vermediğini ayrımsadı. Duvarın kenarında duran elektrik süpürgesini kuyruğuda olan değişik bir model arabaya benzetti. Sıkıldı . Saate baktı.Hep böyle olmuştu zaten, kilo aldığını düşünüp göbeğine taktıkça semirmeye devam eder, koca koca tostları,tabak tabak mantıları suçlu gibi yer sonra da pişman olurdu.Sigarayı bırakması gerektiğini düşündüğü an elindekini söndürmeden ikincisini yakardı. Kalktı su içti,tekrar geldi,saate baktı. Gözlerini kapadı daldı dalcak tuvaleti geldi. Gidip gitmeme arasında karar veremedi giderse uykusunun açılacağından, gitmezse daha derin uykuya daldığında uyanmaktan korktu.Kaktı tuvalete gitti . Bu kadarcıkmıydı, keşke kalkmasaydım dedi kendi kendine,kalkmışken dolaptaki kekten bir dilim atayım diye düşünerek mutfağa gitti ,keki yedi. Yatağına geldi , yatağına oturdu. Saate baktı.
Artık direnmemeye karar verdi.(Anı yaşa)
Bu sözü hatırladı.
Yatağına uzandı.
Bu ünlü söz uyuyamadığımız anlarda da geçerlimi acaba.Hep bir şeyleri yönetme, bir şeyleri ispatlama çabası.Yaşamaktan yorulmanın sebebi belki burda gizli .Uykumuzu bile yönetmeye kalkıyorsak düşünün uzun bir günde yaşanılanları..




Nilgün Arıkan

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 274
favori
like
share