çocuk hastalıkları - bitlenme
Çocuklar kreşe ya da okula başlayana kadar daha çok anne ve babaların kontrolünde olduğu için, çoğu kez hastalıklar onları pek etkilemiyor ya da daha az sıklıkta görülüyor. Tabii, okula başlayınca, artan hastalıklar hem onların hem de aileleri için ciddi birer sorun halini alabiliyor. Her ne kadar okul döneminde çocukların hastalanması ve hatta ateşlenmesi onun bağışıklık sisteminin gelişmesi için gerekli olsa da, sık sık rahatsızlanması bir tehlike işareti de olabilir. Üstelik rahatsızlandıklarında eğitimlerindeki aksaklıklar da çocuğu diğer arkadaşlarından geri bırakarak başka sorunlara da yol açabilir.

Birçok hastalığın solunum yolu ve yakın temas ile bulaştığı bilinmektedir. Çocuğunuz, okullarda ve kreşlerde, diğer pek çok çocukla yakın temas halinde olacaktır. Okulda bir çocuk bulaşıcı bir hastalık taşıyorsa, diğer çocuklara kolaylıkla bu hastalığı bulaştıracaktır.

Çocuklarını hastalıktan korumak için veliler neler yapmalı?

Çocuğunuz bulaşıcı bir hastalık taşıdığında, hastalığın diğer çocuklara bulaşmasını önlemek için çocuğunuzu öncelikle okula göndermeyin. Ayrıca durumu bildirerek diğer çocukların korunması ve tedbir almaları için okul öğretmeni ve idaresine hastalık hakkında bilgi verilmesi de faydalı olacaktır.

Eğer çocuğunuzu evde tutmanızın gerekip gerekmediğinden emin değilseniz; bu konuda hekiminden ya da okul hemşiresinden hastalığın bulaşıcı olup olmadığı, öyleyse ne kadar sürdüğünü konusunda yardım alın. İşten çıkış saatinizi ayarlamak ya da evde hasta çocuğunuzla ilgilenecek bir bakıcı bulmak gibi programınızı yeniden düzenlemek zorundaysanız, biraz zorlanabilirsiniz. Ama unutmayın ki; çocuğunuzun evde bir gün geçirmesi, çocuğunuz ve onun okul arkadaşlarının sağlığı için en iyisi olacaktır.

Çocukları okullarda bekleyen hastalıklar nelerdir?

Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyonlar:

Soğuk algınlıkları çocukluk çağında en yaygın görülen hastalıkların başında gelir. Öyle ki; yetişkinler yılda ortalama 2 – 4 kere soğuk algınlığı geçirirken, çocuklar 6 -10 kez soğuk algınlığına yakalanabilirler. Üstelik çocuklarda yetişkinlere göre hem daha ağır, hem de daha uzun sürer. Maalesef aileler soğuk algınlığı ortaya çıktığında öksürük şurupları ve antibiyotikleri bilinçsiz olarak kullanabiliyor. Oysa yapılan birçok çalışmada; bu ilaçların etkili olmadığı ve hatta bazen gereksiz kullanımdan çocuklarımıza zarar bile verdiği görülmüştür. Soğuk algınlığı belirtilerinde (ateş, burun tıkanıklığı ya da akıntısı, halsizlik, baş ağrısı, karın ağrısı ve bulantı) doktora başvurmak gerekir. Eğer virüslere bağlı bir boğaz enfeksiyonu düşünülürse, antibiyotik verilmeden yalnız ateş düşürücülerle hasta takibe alınmalı. Bakteriyel bir enfeksiyon düşünülürse bir hekim tarafından uygun antibiyotik kullanılması gerekir. Klinik bulgularla, enfeksiyonun viral mi yoksa bakteriyel mi olduğunun ayırımı çoğu zaman yapılamaz; bu gibi durumlarda boğaz kültürü alınarak enfeksiyon tespit edilmeli ve bulaşıcılık yönünden de çocuğun durumu tedavisi yapılmalı.

Okul çağı çocuklarda göz hastalıkları:

Çocukluk çağında tedavi edilemeyen görme sorunları ileride göz sağlığını bozabildiğinden; çocuk yaşlarda göz şikayetlerine dikkat edilmesi gerekir. Yapılan çalışmalar; görme bozukluklarının, okula başlayacak yirmi çocuktan birini ve okula giden dört çocuktan birini etkilediğini gösteriyor. Görme tembelliği, şaşılık ve renk körlüğü gibi önemli sorunların erken tanısı için düzenli göz muayenelerinin yapılması gerekir.

Okul çağında en sık görülen göz hastalığı; görme kusurları, çocuklarda uzak veya yakını iyi görememe (miyop, hipermetrop veya astigmatizma) şeklinde olabiliyor. Çocuğun okula başladığı zaman, sınıf tahtasındaki yazıları okuyamaması ile miyopi durumu erken fark edilebilir. Gizli hipermetrop; çocuğun okuma yazma başarısızlığına sebep oluyor. Astigmatizma ise; baş ve göz ağrısı ile okuma isteksizliği gibi şikayetlere sebep olabiliyor. Bu görme kusuru çok az bile olsa, gözlükle çözümlendiği zaman çocuk okulunda daha başarılı olacaktır.

Bit enfeksiyonları:

Maalesef okullardaki bit salgınları her semtte hala bir sorun olarak karşımıza çıkmaya devam ediyor. Bu konuda çocuklarımızı öncelikle bitten korumak için;

Okul, spor kulübü gibi yerlerde kafa kafaya temas etmekten kaçınması,

Başkasının tarağı, fırçası, şapkası, havlusu, atkısı vs kullanılmaması,

Bilmediğiniz yerlerde (komşu ya da arkadaş evinde) yatak, koltuk, halı gibi eşyaların üzerine uzanmaması hakkında mutlaka çocuklarımızı bilgilendirerek uyarmalıyız.

Öncelikle malzemeleriniz;

- Bir cımbız

- Sıkı dişli bir tarak

- Büyüten ayna

- Parlak Işık,

Neler yapmalısınız?

1. Öncelikle evde herkesin başını kontrol edin. Bakalım başkalarına da bulaşmış mı?

2. Bitle mücadelede özel şampuan, krem ya da losyonlar kullanılıyor. Bunlar hem biti, hem de yumurtalarını öldürme kabiliyetine sahiptir. Bunlardan birisini satın alın ve bit olan kişinin bütün saçlarının diplerine uygulayın.

3. Sık dişli bir tarak (fırça değil) ile saçları iyice tarayın ve bu yolla diplerdeki yumurta ve sirke adı verilen oluşumları diplerden almış olun. Bu işlemi 7 gün ardı ardına yapın. Her seferinde ayna ile dipleri kontrol edin. Taraktan kaçan bir bit ya da yumurta görmüşseniz, cımbız ile toplayın.

4. Bitlerin yaşam döngüsü nedeniyle, ilk şampuanlamadan (ya da krem veya losyon uygulamasından) 7–10 gün sonra, tekrar şampuanlama ve tarama işlemi yapmanız, yok etmenin kesinliği açısından iyi olur.

5. Ancak, işlem yapıldıktan (şampuan, losyon ya da krem uygulandıktan) sonra 1 hatta 2 gün, saçları yıkamayın.

6. Bu uygulamayı en fazla 3 kez deneyin. Bunlar böcek ilacı olduğu için, tıbbi açıdan daha fazla denenmesi uygun değildir.

7. Zaten bu yüzden 2 yaş altındaki çocuklara 1 kez bile uygulanması sakıncalıdır. Sakın uygulamayın.

8. Hamile ya da astım türü solunum yolu hastalıkları olanlar için de uygulamadan önce doktora danışmak gerekir.

9. Eğer bitler 3 kez işlem yapmanıza rağmen yok olmuyorsa, mutlaka bir doktora başvurun.

10. Bitlerin ömrü, insan vücudunda yerleşmemişse, 48 saattir. Bu nedenle evinizi böcek ilacı ile ilaçlamanız gerekmiyor. Ama yumurtalar nedeniyle, bit bulaşan kişinin başının değdiği çarşaf, koltuk, elbise ve iç çamaşırı dahil her şeyi çok sıcak suda yıkayın ve yine sıcak bir kurutucuda kurutun. Yıkamak mümkün değilse, kuru temizlemeye verilmelidir. Halıları ya da koltukları tamamen elektrik süpürgesi ile süpürün.

Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Hüseyin Tatar

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 377
favori
like
share