The Graveyards of Gallipoli - Anzaklar - Çanakkale Savaşı

Stretcher bearers carrying wounded at Anzac. The soldier on the left is carrying filled water bottles up to the front line. (Australian War Memorial C01761); Anzak körfezinde yaralananlari tasiyan sedye erleri. Soldaki asker cephedekilere sise ile su tasimaktadir. (Avustralya Savas Aniti C01761)

They lived with death, dined with disease. From an anonymous poem about Gallipoli

When the Gallipoli campaign began no-one expected that it would last so long or cause so many casualties. The number of wounded from the initial invasion overwhelmed the poorly organised medical facilities. During major attacks many hours passed before a wounded man received adequate care. Eventually, proper lines of evacuation were established to hospital ships and back to base hospitals at Lemnos island, Egypt and Malta.

As the summer heat intensified, conditions on Gallipoli deteriorated. Primitive sanitation led to a plague of flies and the outbreak of disease. Thousands of men were evacuated suffering from dysentery, diarrhoea and enteric fever. The poor and monotonous diet of bully beef, hard biscuits, jam and tea made the situation worse. Men suffered particularly from lice in their clothing. Morale sank as the prospect of victory receded. Many came to feel they would never leave Gallipoli alive.

HASTA VE YARALILAR
Ölümle birlikte yasadilar, hastalikla birlikte sofraya oturdular. Gelibolu hakkinda, sairi bilinmeyen bir siirden

Gelibolu harekati basladiginda bu kadar uzun sürecegini bunca yarali verilecegini kimse beklemiyordu. Ilk saldiri sirasinda yaralananlarin sayisi, yeterli hazirliktan yoksun sihhiye ekiplerinin yetisebileceklerinin çok üstünde idi. Büyük saldirilar sirasinda yaralananlara gerekli müdahelede bulunabilmesi için saatler geçmesi gerekiyordu. Sonradan hastane gemilerine ve Limni adasi, Misir ve Malta’daki ana hastanelere gerekli ulasim saglandi.

Yaz sicaklari bastirinca, Gelibolu yarimadasinda kosullar daha da kötülesti. Ilkel temizlik kosullari pire salginina ve diger hastaliklara yol açti. Binlerce asker dizanteri, ishal ve zehirli hummaya yakalanarak savas alanindan tahliye edildiler. Boga eti, bisküvit, reçel ve çaydan olusan, her gün ayni tayin durumu daha da kötülestiriyordu. Özellikle askerlerin üniformalarindaki bitler, onlara büyük izdirap veriyordu. Zafer umutlari sönerken askerin morali de çökmeye basladi. Birçoklari Gelibolu yarimadasini asla sag tekedemiyeceklerine inanmaya basladilar.




The Charge of the 3rd Light Horse Brigade at the Nek, 7 August 1915 (detail) by George Lambert. (Australian War Memorial); 3üncü Hafif Süvari Bölügünün Nek saldirisi, 7 Agustos 1915 (Foto George Lambert ) (Avustralya Savas Aniti)

There is hell waiting here. C.A. McAnulty Australian soldier killed in action at Lone Pine, 7–12 August 1915

Aware of the need to seize the initiative, the British planned a new offensive for early August. There would be a British landing at Suvla Bay (Suvla Koyu) and a major assault to the north of the Anzac position to capture the high ground leading to Chunuk Bair and Hill 971.

Supporting attacks were planned at Lone Pine and along a narrow ridge known as the Nek.

On the afternoon of 6 August at Lone Pine the Australians attacked and occupied Turkish frontline positions against determined Turkish counter-attacks. Most of this desperate fighting took place at close quarters in the Turkish trenches. On the morning of 7 August at the Nek, four waves of Australians were cut down before they reached the enemy line.

The Australian official historian, referring to these light horsemen, later wrote: "The flower of the youth of Victoria and Western Australia fell in that attempt."

YALNIZ ÇAM VE NEK
Burada bizi cehennem bekliyor. C.A. McAnulty, Yalniz Çam’da harekat sirasinda ölen Avustralya askeri, 7—12 Agustos 1915

Insiyatifi ele geçirme zorunlulugunun bilincinde olan Ingilizler Agustos baslarinda yeni bir saldiri planladilar. Ingilizler Suvla Koyu’na çikacaklar ve Anzak mevzilerinden kuzeye dogru, Conk Bayirina giden tepelik alani ele geçirmek için, büyük bir saldiriya giriseceklerdi. Yalniz Çam’a ve Nek olarak bilinen dar bir serite karsi destek saldirilari düzenlenecekti.

6 Agustos ögleden sonra, Avustralyalilar Yalniz Çam’daki Türk ileri mevzilerine saldirdilar ve Türklerin azimli karsi saldirilarina ragmen burayi ele geçirmeyi basardilar. Bu çarpismalarin büyük bölümü Türk siperleri içerisinde gögüs gögüse gerçeklestirildi. Dört dalga halinde gelen Avustralya askerleri, 7 Agustos sabahi, düsman hatlarina ulasamadan kiliçtan geçirildi. Avustralya resmi tarihçileri, sonralari bu hafif süvariler hakkinda, "Viktorya ve Bati Avustralya gençliginin goncalari bu saldiri sirasinda düstüler" diye yazacakti.




New Zealand soldiers rest in a trench during their assault towards Chunuk Bair on the night of 6 August 1915. (National Library of New Zealand, F58131); 6 Agustos 1915 gecesi Conk Bayiri’na yapilan saldiri sirasinda siperde dinlenen Yeni Zelanda askerleri. (Yeni Zelanda Ulusal Kütüphanesi F58131)

I am prepared for death and hope that God will have forgiven me all my sins. Lieutenant Colonel William Malone New Zealand soldier, in a letter to his wife before he was killed defending the position his battalion had seized on the summit of Chunuk Bair

The main attack of the August offensive was made by a mixed New Zealand, Australian, British and Indian force against the heights of Chunuk Bair and nearby peaks. It was believed that if these positions could be captured and held, then the Turkish line at Anzac would be in danger and a breakout towards the Dardanelles possible.

Between 7 and 9 August the attacking troops made their way up the steep slopes and through the deep gullies on the approaches to the heights. Some units became lost in this wild country and planned assaults were often carried out too late and with inadequate support. The New Zealanders, fighting desperately and sustaining great losses, reached the Chunuk Bair summit and gazed upon the Dardanelles. By 10 August New Zealand troops had been replaced by British units when the Turks determinedly counter-attacked and regained the summit.

The August offensive thus ended in failure.


CONK BAYIRI
Ölmeye hazirim, insallah Tanri bütün günahlarimi affeder. Yarbay William Malone, Yeni Zelanda askeri; birliginin ele geçirdigi Conk Bayiri zirvesini savunurken ölmeden önce karisina yazdigi mektuptan

Agustos harekatinin esas saldirisi, Yeni Zelanda, Avustralya, Ingiliz ve Hint karma kuvvetleri tarafindan Conk Bayiri ve çevredeki tepelere karsi gerçeklestirildi. Bu pozisyonlar ele geçirilebilir ve elde tutulabilirse Anzak’taki Türk hatlarinin tehliaaae düsecegine ve Çanakkale bogazina dogru bir açilimin mümkün olabilecegine inaniliyordu.

Birlikler, 7-9 Agustos tarihleri arasinda Conk Bayiri tepesinin dik yamaçlarina ve derin vadilerine saldiriya giristiler. Bazi birlikler bu yabani arazide kayboldular. Planlanan saldirilar gecikmeli ve yeterli destekten yoksun olarak gerçeklestirildi. Disini tirnagina takarak çarpisan Yeni Zelanda birlikleri büyük kayiplar vererek zirveyi ele geçirdiler. Çanakkale Bogazi artik görüs alanlari içine gimisti. 10 Agustos’tan önce, onlarin yerine Ingilizler geçti. Bu tarihte Türkler kararli bir karsi saldiriyla Conk Bayiri zirvesini geri aldi. Böylece Agustos saldirisi basarisizlikla sonuçlanmis oldu.




Williams Pier, North Beach, Gallipoli, December 1915, with the Sphinx in the background. At this time the preparations for the evacuation of the Australian and New Zealand troops from Anzac were well under way. (Australian War Memorial C01621); Gelibolu kuzey sahilindeki Williams iskelesi, Aralik 1915. Arka planda Sfenks görülmekte. Bu fotograf çekildigi sirada Avustralya ve Yeni Zelanda birliklerinin Anzak körfezinden çekilme hareketi iyice ilerlemisti. (Avustralya Savas Aniti C01621)

I hope our poor pals who lie all around us sleep soundly, and do not stir in disaaaaaaa as we go filing away from them forever. New Zealand soldier at the evacuation of Gallipoli

After August, the British mounted no further major attacks at Gallipoli. The British Government grew alarmed at the failure to break through to the Dardanelles and there was mounting criticism of the whole venture. In November, when winter arrived, there were men who froze at their posts and over 16,000 troops suffering from frostbite and exposure had to be evacuated. Eventually it was decided that the campaign could not meet its objectives and the British and Dominion force on Gallipoli should withdraw.
Many thought a withdrawal would result in heavy casualties. However, elaborate precautions were taken to deceive the Turks into thinking nothing unusual was happening.

Between 8 and 20 December 1915, 90,000 men were secretly embarked from Suvla and Anzac. On 8 and 9 January 1916 a similar evacuation was conducted at Helles. Only a handful of casualties were suffered in these well-executed operations.


TAHLIYE
Umarim çevremizde sessizce uyuyan zavalli arkadaslarimiz, onlari sonsuza kadar terkedip gitmemiz karsisinda kahirlarindan mezarlarinda dönmezler. Bir Yeni Zelanda askerinin Gelibolu yarimadasinin bosaltilmasi sirasindaki sözleri

Agustos’tan sonra, Ingilizler Gelibolu’da baska büyük harekata girismediler. Ingiliz hükümeti, Çanakkale bogazina umulan açilimin gerçeklestirilememesi karsisinda telaslanmaya baslamisti. Ayrica tüm harekat gitgide daha fazla sorgulaniyordu. Kasim gelip de kis bastirdiginda, nöbet yerlerinde donup ölenler oldu. Uzuvlarinin donmasi ve soguga maruz kalma nedeniyle 16 bin askerin tahliye edilmesi gerekti. Sonunda harekatin amacina ulasamayacagi sonucuna varildi ve Gelibolu yarimadasindaki Ingiliz ve Dominyon birliklerinin geri çekilmesine karar verildi.

Agir kayiplar verilmeden geri çekilmenin mümkün olmayacagina bir çoklari inanmiyordu. Türkler bu geri çekilisin farkina varmasinlar diye büyük önlemler alindi. 8 ile 20 Aralik 1915 tarihleri arasinda Suvla ve Anzak koylarindan 90 bin asker gizlice geri çekildi. Benzer bir operasyon, 8 ve 9 Ocak 1916’da Helles’de gerçeklestirildi. Basariyla gerçeklestirilen bu operasyonlar sirasinda sadece az sayida kayip verildi.



Turkish artillery on Gallipoli. (Australian War Memorial A05287); Gelibolu’daki Türk topçusu
(Avustralya Savas Aniti A05287)



Colonel Mustafa Kemal, one of the principal Turkish commanders at Gallipoli later known as Ataturk – "Father of the Turks". He was to become the first President of the Republic of Turaaa. (Australian War Memorial A05319); Sonradan Atatürk (Türkler’in atasi) adini alan Albay Mustafa Kemal. Gelibolu’da önde gelen Türk komutanlarindan olan Albay Kemal daha sonra yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaskani olmustur. (Avustralya Savas Aniti A05319)

Their duty was to come here and invade, ours was to defend. Adil Shahin, Turkish veteran of Gallipoli

The British had expected the Gallipoli operation to conclude quickly and that the Turkish army would be no match for their soldiers. Instead they met a determined and resourceful opponent. At critical moments Turkish and German commanders took quick and decisive action and at no time did the British Empire forces manage the breakthrough which they so desperately sought.

On Gallipoli men of both sides showed bravery and endurance. After the Turkish counter-attack of 19 May, in which the Turks suffered so severely, the Australian and New Zealand soldiers began to regard the Turkish soldier with great respect. Something of the spirit of the Turks on Gallipoli can be seen in the response to an Australian note thrown into a Turkish trench urging its occupants to surrender: the response read, "You think there are no true Turks left. But there are Turks, and Turks' sons!" In this defence of the homeland, in the conflict known here as the Battle of âanakkale, Turkish authorities have put their casualties at between 250,000 and 300,000, of whom at least 87,000 died.


TÜRKLERIN DIRENISI
Onlarin vazifesi burayi isgal etmek, bizim vazifemiz ise müdafaa etmekti.
Adil Sahin, Çanakkale Gazisi

Ingilizler, Türk ordusunun kendi askerlerinin karsisinda herhangi bir varlik gösteremeyeceklerini ve Gelibolu harekatinin çabucak tamamlanacagini saniyorlardi. Tam tersine, karsilarinda kararli ve becerikli bir hasim buldular. Kritik saniyelerde süratli ve kararli sekilde harekete geçen Türk ve Alman komutanlari, Ingiliz imparatorluk kuvvetlerinin siddetle ihtiyaç duyduklari açilimi yapmalarina firsat tanimadilar.

Gelibolu’da her iki taraf da büyük kahramanlik ve dayaniklilik gösterdi. Türklerin büyük kayiplar verdigi 19 Mayis’taki karsi saldiridan sonra Avustralya ve Yeni Zelandali askerler Türkler’e büyük saygi duymaya basladilar. Avustralyalilarin Türk siperlerinden birine yaptigi "teslim ol" çagrisina karsilik Türklerden gelen cevap, Gelibolu’daki Türklerin ruh hali hakkinda fikir vermektedir. Cevapta söyle denilmektedir: "Geride dogru dürüst Türk kalmadi saniyorsunuz, ama geride Türkler ve onlarin ogullari var!" Türk yetkilileri, bu ülkede Çanakkale savaslari olarak adlandirilan bu vatan savunmasi sirasindaki kayiplarini, bunlarin en az 87 bini ölü olmak üzere, 250 ile 300 bin arasinda vermektedirler.



Australian officer visits a comrade's grave on Gallipoli. (Australian War Memorial G00149 ); Avustralyali bir subay Gelibolu’da ölen bir silah arkadasinin mezarini ziyaret ediyor. (Avustralya Savas Aniti G00149)

Anzac stood, and still stands, for reckless valour in a good cause, for enterprise, resourcefulness, fidelity, comradeship, and endurance that will never own defeat. C.E.W. Bean, Australian official historianAn

The British Empire, Dominion and French forces suffered severely on Gallipoli. More than 21,200 British, 10,000 French, 8,700 Australians, 2,700 New Zealanders, 1,350 Indians and 49 Newfoundlanders were killed. The Allied wounded totalled over 97,000.

In Australia and New Zealand people looked in disbelief at the mounting casualty lists. Gallipoli was the beginning of a long road for the Australian and New Zealand soldiers that took them to the even more costly battlefields of France and Belgium.

On 25 April 1916, people gathered throughout Australia and New Zealand to commemorate Gallipoli. Today Anzac Day has become a time to remember those who served and died for Australia and New Zealand in war. However, it remains a day that recalls particularly 25 April 1915 when Australians and New Zealanders landed on the shores of Gallipoli, where they founded a lasting tradition of courage, endurance and sacrifice.


ANZAK
Anzak, dün oldugu gibi bugün de, yüce bir amaç için gösterilen yigitlik, tesebbüs, beceriklilik, sadakat, dayanisma ve asla yenilgi kabul etmeyen dayaniklilik anlamina gelmektedir. C.E.W. Bean, Avustralya resmi tarihçisi

Çanakkale savaslarinda Ingiliz imparatorlugu, Dominyon ve Fransiz kuvvetleri agir kayiplar verdiler. Gelibolu yarimadasinda 21,200’den fazla Ingiliz, 10 bin Fransiz, 8,700 Avustralyali, 2,700 Yeni Zelandali ve 1,350 Hintli ve 49 Newfoundlandli öldü. Yaralilarin sayisi 97 bini buldu. Avustralya ve Yeni Zelanda’da, insanlar, tirmanan kayiplar listeleri karsisinda gözlerine inanamiyorlardi. Avustralya ve Yeni Zelandali askerler için Çanakkale savaslari, kendilerini Fransa ve Belçika’da daha büyük kayiplarin bekledigi uzun bir yolun baslangiciydi.

Avustralya ve Yeni Zelanda’nin her tarafinda insanlar 25 Nisan 1916’da biraraya gelerek Çanakkale savasini andilar. Bu gün, Anzak günü, Avustralya ve Yeni Zelanda için savasmis ve ölmüs olanlarin anildigi bir gün haline gelmistir. Fakat, hala, özellikle 25 Nisan 1915 günü Gelibolu sahillerine ayak basarak cesaret, dayaniklilik ve fedakarlik gelenegini baslatmis olan Avustralya ve Yeni Zelandalilar akla gelmektedir.




Ari Burnu Cemetery from the Aegean Sea.




Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1035
favori
like
share