Sancı 7 Öyküsü - Derin Duygular - Mustafa Uslu - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Babası Emine' yle konuşmalıydı. Konuşacak gücü kendinde bulamıyordu. Lavobaya giderek yüzünü yıkadı kendisini toparladı. Kızının karşısında her şeye rağmen dik durmak zorundaydı. Gözyaşlarını yüreğine akıtarak içeriye girdi. Kızının gözlerine bir baktı hemen pencere tarafına kaydırdı. Bakmaya içi elvermiyor, buna dayanamıyordu....
Babası;
"Kızım, bir tanem bugün nasılsın? Seni daha iyi gördüm.
"Babacığım bugün daha iyiyim."
"Bak kızım! doktorlar artık burada durmanıza gerek yok eve gidebilirsiniz, tek şartla; ilaçlarını vaktinde kullanacaksın dediler. İstersen evimize gidelim ne dersin?"
"Tamam babacığım ama ben Tarık`ların evine gitmek istiyorum. Hem bir şey olursa hemencik buraya geliriz."
"Tamam yavrum nasıl istersen bugün çıkalım o zaman."
"Tamam çıkalım hemen. Bu habere çok sevindim. Burada yatmaktan çok sıkıldım. İçim daraldı. Sancılarım da eskisi gibi olmuyor"

Emine' nin yüzünde güller açmıştı sanki, gören hasta demezdi. Babasının aklı karışmıştı. Niçin Tarıkların evine gitmeyi istemişti. Yoksa düşündüğü şeyimiydi? "Yok canım daha neler" dedi. Taburcu olması için işlemler yapıldı. Nazife hanımında kafası karışmış eşine;

" Bey evimize gidelim. İnsanlara yeterince eziyet verdik. Ben utanıyorum inan"
" Haklısın hanım ama kız oraya gitmek istedi. Ben de şaşırdım. Ama bu halinde karşı çıkmak istemedim. "

Ambulansla Tarıkların evinin yolunu tuttular. Emine de ayrı bir heyecan vardı. Ruhunda tarifi imkansız bir rahatlık hissediyordu. Kapının zilini çaldılar, kapıyı Tarık açtı. Karşısında Emine'yi görünce çok şaşırdı. Geleceklerini haber vermemişlerdi. Hoş geldiniz, sizleri burada görmek ne güzel diyerek içeri aldı. Annesi mutfakta yemek hazırlamakla meşguldü. Merakla salona geldiğinde Nazife hanımları görüverince çok sevindi. " Aman efendim kızımızı çok iyi gördüm, maaşalallah" diyerek sarıldı. Vakit öğleye yaklaşmıştı. Tarık hala kahvaltı yapmamış, annesi mutfakta öğle yemeği hazırlıyordu. Emine için hemen çocuk odasını hazırlayalım orda yatar diyerek, odaya doğru yöneldi.

Emine ; "aa sizde beni iyice hasta ettiniz, yatmayacağım. Sizlerle burada oturmak sohbet etmek istiyorum. Teyzeciğim ben yatmaktan bıktım kaç gündür."

Salona oturdular herkes yüreklerinde ki yangını, acıyı yüzlerine yansıtmamak için ne şekle gireceklerini şaşırmıştı. Hastalıkla ilgili konuları konuşmuyorlar, Emine'nin seveceği konulardan bahsediyorlardı. Emine birden kalkarak Ayşe'nin yanına gitti. "Canım, sen nasılsın bakayım," diyerek saçlarını okşadı. Tekrar yerine oturdu. Tam karşısında Tarık oturuyordu. Bazen çok anlamlı bir şekilde ona kaçamak bakıyor, bu durum Tarık' ın yüreğinde anlatılması imkansız yürek sancısıyla karışık duygu fırtınası estiriyordu. Emine çok anlamlı bakıyor sanki gözleriyle bir şeyler demek istiyordu. Bunu sorması imkansızdı. Bu düşüncelerle mücadele ederken annesinin;
"Açlık durumlarınız nasıl? Yemek henüz hazır değil isterseniz Tarık kahvaltı yapmadı onunla sizlerde birlikte sizlerde yapın " dedi. Halil Amca ile Nazife Hanım tok olduklarını söylediler. Zaten kaç gündür hiç bir şey yemiyorlardı. Yiyecek ne iştahları var ne de yemek düşünecek halleri. Emine, "ben yaparım" deyiverdi. Bu çıkış anne ve babasını çok şaşırtmıştı. Oysa hastanede zorla yediriyorlardı. Emine mutfağa geçti, Tarık'la baş başa oturdular, çaylarını karıştırırken,

Emine; " Selma' yla nasıl tanıştınız, anlatsana lütfen " diye birden soruverdi. Tarık böyle bir soruyu hiç beklememenin verdiği tedirginlik ve panikle " olur anlatırım anlatırım da nerden aklınıza geldi, şimdi bu soru?"

" Bilmem sadece merak ettim. Çok mu seviyorsunuz birbirinizi?"

Tarık kızardı,terledi. Yağmur gibi gelen sorulardan kurtulacak bir yol düşünemeye başladı.




Mustafa Uslu

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 260
favori
like
share