AŞK VE NEFS

aşk: ruhani ***** aşk: nefsani..

günümüzde yaşananlara bakınca bunların aşk olarak yorumlamak, bilmek, yada aşk diye diye inlemek

sanırım aşk ın ne olduğunu birazda bilmemekten kaynaklanır. AŞK her türlü yoruma açık bir kelime. kişilere göre aşk şahıslara göre aşk. bilene yada bilmiyene göre aşk.

günümüzde aşk demek sahiplenmek anlamında en çok kullanılan bir kelime. oysa sahiplenmek sevgide vardır. aşkta sahiplenmek olursa onun adı aşk olmaktan çıkar.o zaman aşk sahip olmak anlamına gelir. ki buna da tabiri caiz ise nefsani aşk diyoruz. yani istemek arzu etmek. ve arzu edilene sahip olmak. sahip olunca da bitiyor zaten, çünkü nefs istediğine ulaşmıştır ve bir müddet sonra da o yakıcı arzuların yavaşta olsa eridiğini kaybolduğunu görüyoruz. nice aşık olanlar vardır ki hasretten öleceğini sanır ama bişey de olmaz kavuşsun yada kavuşmasın söner. arzu ve o na olan istekler belki küllenir ama bitmez sadece beklemeye alınır. şayet kavuşursa o zaman biter. şiddeti 9.9 şiddetinde deprem gibidir cehennemi bir yakıcılığı da vardır. fakat buna rağmen bu nefsani bir aşktır ve bitmiye mahkumdur.

Öncelikle bilinmesi gereken insanın nefsini tanımasıdır. Bilmesi öğrenmesidir. Ben nefsimi tanıyorum yada biliyorum demek çok kolaydır. Fakat bu yinede nefsini biliyor tanıyor anlamına gelmez. Nefsini bilmiyen tanımıyan kişilerinde aşk tan söz etmeleri. Her zaman yanılgılar ile dolu olur. Arkadaşlar kendilerine göre yazıyorlar doğru yada yanlış sonsuz saygımız vardır. Çünkü bunlarda ayrı bir güzelliktir yaşam perdesinin içinde.

Şayet aşk nedir diye sorulduğunda bilinmesi gerekende iki unsurdur. Yani nefs veya ruh her ikiside sever. Ve her ikisinin de sevgisi aşk derecesine yakıcılığına çıkar. Bu sebeble de hangisinin gerçek aşk olduğunu ayırmak çok zordur. Hele de nefsini tanımıyan birinin bunu ayırması namümkündür. Yazımıza itirazlar olabilir. Kimse ile bir sorunumuz yoktur. Bu görüş ve düşünceler şahsımıza aittir. Katılır yada katılmıyabilirsiniz de. Konuyu biraz açmak derine dalmak irdelemek istiyoruz. Belki biraz uzun olacak inşallah kimseyi sıkmaz üzmeyiz.

Önce biraz nefsi görelim: yaratılış itibarı ile baş olmak fıtratındadır. Ve insan vücudunda bulunan letaif dediğimiz unsurlarında başıdır. Letaif: akıl, kalp, gönül, hafa gibi yedi elemandan oluşur ve nefs te bunların başıdır. Nefs iyi olursa yani dinimize göre islah edilirse insan iyiye yönelir ve insanlık mertebesine ulaşır. Çünkü insanlık mertebesi meleklerden üstündür.yok hayır islah edilmez ise aşağılardan da aşağılara gider öyle ki hayvanlardan daha aşağıya iner ki bunda hayvani nefs adı verilir. Artık ondan her türlü kötülük sadır olur. Nefs yaratılışında isyankarlık asi olmak vardır. Bir kıssada anlatıldığı üzere yaradan nefsi yarattı ve sordu: ben kimim dedi. Nefs cevapladı sen sensin bende benim dedi. Asi olduğundan cehenneme atıldı bin yıl ateşte yakıldı çıkarıldı. Yaradan yine sordu ben kimim diye . oda cevapladı sen sensin bende benim. Yine cehenneme atıldı bin yıl zemherir cehenneminde donduruldu çıkarıldığında yine yaradan sordu. Ben kimim? Cevapladı sen sensin bende benim dedi. Yine asi yine isyankardır yine cehenneme atıldı. Bin yıl aç bırakıldı. Çıkarıldığında şekli bile tanınmıyacak halde idi bitmiş tükenmişti. Yine yaradan sordu ben kimim dedi? O zaman nefs cevapladı ve beni yaradansın dedi kabul etti.

Şimdi bakalım ateşten zerre kadar korkusu yok buzdan soğuktan donmaktan zerre kadar korkusu yok. Ve onu ancak açlık dize getiriyor. Düşünün. Yaradan ayetler ile bildiriyor rasulu hadisleri ile bildiriyor isyankar olursanız çizdiğimiz çizgiden çıkarsanız sizi ateşte yakarım diyor kimin umurunda söylermisiniz. İsyankar olmayın sizi nimetlere boğarım cennetimde tatmadığınız nimetlerimi size veririm diyor kim bakıyor. Emirler ve yasaklar belli değil mi. İçki para ile kumar zina para ile ama bunları yapanında cehennemi göreceği bilinmiyormu herkes biliyor öyle ise neden yapıyor. Yanmaktan korkmuyormu? Aklı ile korkuyor ama nefsi korkmuyor. Oysa nefs herkesten iyi biliyor ki cehennem haktır gerçektir ve orada olan ateşin ne olduğunu zemheri soguğunun ne olduğunu.. fakat dedik ya yaratılışında isyankar olmak var işte asi olacak ki ruhu ateşe göndersin oysa ruh yaradanın nurundandır o yaradana aşıktır. Ve aslına dönmek ister. Ama nefs onu O yaradanın nurundan olduğundan ve kendisinin zorakide olsa yarada beni yaradansın demesine isyan ediyor işin en kestirmesi bunlar yaradan rabbimizin bizi imtihanıdır başka türlü nasıl imtihan olacağız. Ve böyle asi ve isyankar bir nefs taşıyoruz. Ve diyoruz ki aşk nedir.? Şöyle düşünelim. Yazın o yakıcı sıcağında yada hasta olmuşuk ateşler içindeyiz ama nefs durmuyor istediğini elde etmek için her çareye baş vuruyor ve alana kadar da durmuyor. Kaç tane hasta biliriz ki o ateşler içinde bile ihtilam olmuştur. Yinede biliriz ki dondurucu soğuklarda bile karşı cinse olan açlık istekler ve arzular kesilmemiştir. Buda nefsin ateş ve soğuktan ne kadar korktuğunun göstergesidir. Birbirine karşı aşırı arzulu olan karşı cins iki kişiyi düşünün ne soğuğa aldırır nede sıcağa demekki nefs bunlardan zerrece korkmaz fakat açlık deyince işin rengi değişiyor. Aç bırakılan nefs ne kadın nede erkek düşünür çünkü önce beslenmesi güçlenmesi gerekir nefs açlıktan korkar başka korkusu yoktur sağ duyu sahibi olan kişiler biraz düşünürlerse bunu çok rahat görebilirler öyle ise anlatılan kıssa da bir gerçek e dayanıyor.

Buraya kadar nefsimizin ne olduğunu biraz anlamış isek onun arzu ve isteklerinin de ne derece tehlikeli olacağının farkına varmamız gerekir. Ve birde yine yaradanın söylediği insan ki zayıf yaratılmıştır. Öyle ise insan bu zayıf hali ile bu kadar asi isyankar güçlü bir düşman ile nasıl baş edecek. Bu 50 kiloluk bir kişinin tonlarca ağırlığındaki bir dağı kaldırıp götürmesine benzer. Ne kadar kolaysa o kadarda nefs ile baş etmek kolay olur.

Ama seven aşk ile yaşayan aşık biri her zorluğu aşar dağlarıda taşır tonlarca yüküde kaldırır. Herşeyin çözümü aşk yada sevgide vardır. İyileşmez teşhisi konan bir çok hastanın sevgi ve aşk la iyileştiğini artık bilim dahi kabul etmiştir. Nice kanser hastaları sevdiklerine kavuşmanın gayreti ile bu amansız hastalığı yenmişlerdir. Sebebine gelince de ister nefsten olsun ister ruhtan aşk bir yerde aşktır sevgide sevgidir. Ana bana sevgisine aşk denmez hayvan sevgisine de mal mülk sevgisine de aşk diyemezsiniz çünkü bunlar yaradanın insanlara verdiği yüzde bir olan bir lütfu ilahiyedir. Bu sevgidir ama yinede sevgisiz aşk düşünülemez sevmeyen nasıl aşık olacak insan sevmediğine aşık olur mu sevgi ile başlar ve aşkla devam eder. İster insan ister hayvan isterse bir bitki olsun her şey sevgi ile yaratılmıştır ve sevgi ile büyür gelişir. Neden sevmediğiniz bir canlıyı okşamazsınız. Kaçarsınız onu okşamak için beslemek için sevgi gerekir ki bu da ilahi lütuftur. Aşk olmaz illa da olur hayvanını aşk derecesinde sevenlerde vardır. Aşk derecesinde sevmek aşık olmak illa onunla yatmak yada bir olmak demek anlamına da gelmez. Aşırı sevgiye de aşk diyorlar. Yani sevginin abartılmış olanı demek. Peki karşı cinslerin birbirlerine aşık olmaları. Ama evlendikten sonrada bir müddet geçince ayrılmaları hem de öyle ki herkes onları ilk zamanlar aşık diyordu ama ayrılırken birbirlerine attıkları suçlamalar. Tam tersi düşmana bile yapmadıkları da bilinen bir gerçek değil mi öyle ise buna nasıl aşk diyebiliriz. Sanırım buda sevginin biraz fazla abartılmış olanı demek yerinde olur ve buna biz kısaca nefsani aşk nefsani arzu ve istekler diyoruz.

Biraz daha anlatalım nefs ten ki daha iyi bilgimiz olsun. İnsan uyur. Ruh uyumaz gaflet etmez daima uyanıktır ve insanı terk etmez ettiği anda ise insan ölür. Demek ki ruhun görevi sabit ve sebatkarlıktır. Çünkü yaradan ın nurundandır demiştik. Nefs te uyumaz ama insanı terk eder gider gezer dolaşır yer içer cima eder her şeyi yapar. Nasıl mı? Biraz dikkat edin. Gece yatıyorsunuz. Rüyanızda çeşitli yemekler içecekler her şey yapıyorsunuz bunları yapan aslında siz değil ruhunuzda değil nefsinizdir. Bazen bir insanla sevişiyorsunuz rüyanızda ve uyandığınızda ihtilam olmuşsunuz gusül abdesti almanız gerekiyor neden? Hani siz bişey yapmadınız neden gusül gerekiyor evet gerekir çünkü kirlenmişsiniz cünup sayılıyorsunuz bütün alimler ittifak etmişlerdir bu konuda. İnsan durduk yerde ihtilam olur mu uyku yarı ölüm demektir. Öyle ise neden cünup oldunuz kirlendiniz. Bunları yapan nefsinizdir.

Buraya kadar sanırım nefsin ne olduğunu anlamış olduk kimse bu karşı mücadeleye girmeden nefsi ile kavgaya tutuşmadan ben nefsimi tanırım demesin. Önce nefsin isteklerine karşı çıkmıya başla o zaman göreceksin ki bak sana neler yapıyor.

İşte bu arada nefsin çok hoşlandığı bir karşı cins karşısına çıkıyor önce seviyor yakınlaşıyor ama bir müddet sonrada onu arzu etmiye sahip olmak için isteklerini sıralıyor her dakika onunla her saniye onunla yani kısaca bir aşk başlıyor. Aşk denince yaşayanlar bunu daha iyi bilir dersem sanırım abartmamış olurum. Çünkü aşk ateşten bir gömlek gibidir ve yakar hem de öyle yakar ki. Sanırsınız o olamaz ise olmaz. Evet o zamanlar öyledir ve şiddetini de her gün arttırır. Karşı koymak imkansız gibidir. Bir şey olur kopmak zorunda kalırsınız ayrılırsınız çok uzaklaşırsanız hasret devam eder. Koparda karşı taraf cevaplamaz ise zamanla küllenir, biter demedim dikkat edin küllenir. Bitmez. Çünkü nefs istediğini elde etmemiştir. Ve edene kadar da unutmaz. Eline ilk geçen fırsatta aynı hale getirir. Bu aşk biter mi evet biter. Nefs istediğini elde eder ve zamanla da bıkar bırakır. O zamana kadar kişi körmüş topalmış kolu varmış yokmuş bakmaz ama sahip olduktan bir müddet sonrada başlar ya senin gözünün biri yok bacağın sakat aksıyorsun topalsın diye irdelemiye ve eleştirmiye işte buda gösterir ki nefs istediğine ulaşmış doymuş ve artık yenisini aramıya başkasına bakmıya başlamıştır. Bazıları bunu çok sürdürür bazıları da kısadan keser olmuyor seninle yapamıyorum demiye başlar çünkü nefs kendinden başkasını sevmez. Sadece arzu eder.

Nefsin sevgisinde de aşkında da sahip olmak sahiplenmek vardır. O arzulu halinde sevdiğini sahiplenir. Karşısındaki onu sevmiş sevmemiş onun umurunda değildir. O sadece benim der benimsin benden başkasına seni yar etmem der. Gerekirse öldürmekten bile çekinmez. Oysa dinimizde öldürmek haramdır ama nefs için bu önemli değildir. Birde aşıkların nikahsız yaşamaları vardır özgürlük mü nedir neyse işte öyle bişey. Zaten yapılan nikahsız haram olduğundan bu nefs için uyar devam eder çünkü nefs bilir ki istediği anda bir başkası ile olabilecektir. Sorun yoktur ve nikah bağıda yoktur. Yani kısaca nefs sever aşık olur sahiplenir. Ve istediği olana kadar devam eder. İstekleri hiç bitmez. İstersen ver.... o ister sen verirsin o ister sen verirsin dünyayı verdin hala doyuramadın. Ne onun istemesi biter nede senin vermen sonuç başlar ilahlık taslamaya firavun nemrutlar bilmiyorlar mı idi yaradan olmadıklarını biliyorlardı hem de bizden çok daha iyisini biliyorlardı ama engel olamadılar. Çünkü bir kere nefsin isteklerini yerine getirmiye başladın mı arkası gelir verdikçe ister bitmez.şimdi böyle bir düşmanın aşkın dan bahsediyoruz. Tabii ki böyle büyük bir düşmanın aşk ı da büyük olur. Fakat istenen aşk bu değildir. Biz buna bakinin kuluna olan aşk diyoruz. Ki bu kadar dehşettir. Ya birde gerçek aşk a dönersek düşünmek gerekir.

Ruh ta aşık olur. Ama senin bedenine değil ruhuna aşık olur. Ve ruhun aşkında sahiplenmek yoktur. Ruh karşıdakinin sevip sevmediğine bakmaz sadece sever aşk derecesinde yaşatır ve unutmaz unutturmazda. Oda karşıdaki kişinin ruhu ile görüşür konuşur ama bu manen dir zahiren değildir. Hani bazıları derler ya kalpten kalbe yol vardır işte bu bir örnektir. Arada binlerce km. var olmasına rağmen onlar bilirler hallerini. Başı ağrısa bilir düşse canı yansa bilir çünkü onlar birbirlerinde yok olmuşlardır ruhlarda karşılıksız sevgi aşk diye de bir kavram yoktur. Onlar buradan da sevmezler yaratıldıklarında birbirlerini görmüş ve sevmişlerdir. Burada karşı karşıya gelmeleri aşkın zirvesidir. Ve içinde de devamlı hasret barındırır. Öyle ki işte nefs ile ruhun aşklarında ayrılamıyan nokta da burada başlar. Her ikisi de yakar her ikisi de dondurur eritir kor haline döndürür. Her ikisinde de kavuşmak isteği mevcuttur. Ruhani aşklarda kavuşma olursa ne olur. Ayrılmalar olmaz. Kesinlikle hata sözleri kırıcılık inciticilik olmaz isterse bir değil iki gözü kör olsa bunu ona hissettirmez seneler geçse de bu değişmez. Kavuşma olur mu yinede hayır. Bedenler belki kavuşur ama ruhların kavuşması ölümle başlar ancak esas vuslat ruhani aşkta ölümledir. Ölüm gelir ikisine de ve ruhlar kavuşurlar. Bedenlerin kavuşması onlarda ki hasreti bitirmez sarılır yanar sever yanar içine giresim geliyor dercesine sımsıkı sarılır ama içlerindeki hasret ve ateş bitmez. Birinin sevdiğini diğeri de sever. sen onu seviyorsun, ama ben sevmiyorum onu gibi kavramlar olmaz onlarda. Çünkü onlar artık bir olmuşlardır bedenen değil ruhendir bu. Birisi dese ki ben filan ile evlenirsem mutlu olurum. Diğeri elinden gelirse onu o kişi ile evlendirmek için her şeyi yapar. Yeter ki sen mutlu huzurlu ol der. Çünkü burada nefsani yani hayvani istek arzu ve duygulara yer yoktur. (Bu dediğimizin aksi olmamış bundan sonrada olacağını sanmıyorum.) Ha birde şu var aşk deyince illa karşı cinse duyulana aşk denmez. Aşk aynı cinsten olana da duyulur ama günümüzdeki anlaşıldığı gibi değildir. Misal sahabenin rasulullah a olan aşkları kim inkar edebilir. Onların hepside rasulullaha aşık idiler. Dizinin dibinden ayrılmak istemezlerdi. Günümüzde de böyle.. rasulullaha aşık olanların ilk i de üveys el karanidir. Oda rasulullah aşkından yananlardan idi ve bizler onun yolunda olanlarız. Çünkü oda kapısına kadar gitti ama göremedi geri geldi kıssayı bilirsiniz. İşte bizde seviyoruz belki aşk gibi değil ama seviyoruz inşaallah. Ve bizde görmeden seviyoruz. Bakınız sevmek için illa görmek gerekmez bilhassa ruhani aşklarda görmek bişey ifade etmez görmeden sesini duymadan da sevebilir insan şaşırabilirsiniz ama bu bir gerçektir. İnanmasanız da bu böyledir .bir olayda şöyle bir konuşma geçiyor. Ben aşıkım kime?- filana . peki sen onu gördünmü? Hayır onunla konuştun mu? hayır sesini duydun mu? hayır öyle ise sen onu tanıyormusun şöyle böyle yada ona da hayır soruyorlar sen manyakmısın hiç insan görmediği bilmediği konuşmadığı birine aşık olabilir mi? Bilmem diyor. Ama ben onu seviyorum hem de deliler gibi .. peki nasıl oluyor bu iş böyle dendiğinde.----aghhhhhhh diyor işte bunu bir bilsem zaten sorun diye bişey de kalmıyacak ya. Ama bunu da bilmiyorum....... şaşırabilirsiniz. Çokta normaldir. Sizlere garip gelebilir ama artık bana pek öyle garipte gelmiyor.

Şimdi gelelim aşk mı sevgimi. Adı her ne olursa olsun. Her ne derseniz deyin sevgi şöyle yada böyle aşk şöyle yada böyle sizden sonrada kıyamete kadar bunlar söylenecektir. Her insanın bir görüşü bir düşüncesi vardır.

Olmalıda zaten insan sevgi ile yaşar her şey sevgi ile yaşar yada yaşatılır. Anne baba kardeş akraba sevgisi.. bu yaradanın yer yüzüne indirdiği bir rahmetidir. Geriye 99 rahmeti vardır ki onuda kıyamet gününe sakladığını bildirmiştir. Kullarıma kıyamet günü 99 rahmetimle muamele edeceğim diye bildirmiş ve müjdelemiştir. Bu çok büyük bir lütuf ve ihsandır. Birazda kendimize bakarsak yaşantımıza bakarsak düşünmeliyiz biz o kadar isyankar yaşamamıza rağmen hesap gününün sahibi bize rahmeti ile muamele edecek. Burada haya duygusu olanlar o gün yinede bir ateşle karşı karşıya kalacaklardır ki bu cehennem ateşinden daha fazla yakıcıdır buna da nedamet pişmanlık ateşi denir ki insan utancından ne yapacağını şaşırır. Ve içinde yanan ateş ise tarifi mümkün değildir.

Anlatılanları yaşayanlar çok daha iyi bilirler. Diğerleri de bilirler. Ama anlamazlar sadece anladıklarını sanırlar. Ve biz bunları biliyoruz derler. Oysa bilmek yaşamakla kaimdir yaşamayan bilmez . hoca eşekten düşünce sorarlar hocam çok canın yandı mı? diye cevabı şöyledir siz anlamazsınız bana eşekten düşeni getirin benim halimden ancak o anlar der. İşte böyle bilmek anlamak ancak yaşamakla olur. ALLAH aşk ı rasulullah aşk ı bunlardan yani ruhun aşklarındandır. Ancak ALLAH ve rasulunu ruh sever nefs ise tam tersidir. Ama zaman içinde eğitilir ve sevdirilir. Yani islah edilir. İslah edilmiyen bir nefs vahşi bir hayvan gibidir.

Başlamışken şunuda belirtelim. Sevgisiz yaşanmaz, mutlu olunmaz, huzur bulunmaz. Yaradan şifası olmıyan hiçbir hastalık yaratmadım diyor. Ve insanlara sevmeyi öğütlüyor. Rasulu kibriya sevdiklerinize bunu dile getirin yüzüne söyleyin bu sizi ona daha yakın kılar size olan sevgisi artar diyor ve sevmeyi öğütlüyor. Bir insan düşünün sevgisiz birini söylermisiniz bu dünyadan beklentisi ne olabilir. Dünyalık için derseniz oda bir sevgidir parayı sever malı mülkü sever bakın illa sevgi var. Sevgi olmadan olmaz aşk derecesinde yada değil. Bir çok insanı sizlerde bilirsiniz ki para sevgisi öyle hale gelmiştir ki insan sevgisini aşmıştır para için yapmıyacağı şey yoktur. Ne karı ne koca ne çoluk nede çocuk onun gözünde yoktur örnek isterseniz etrafınıza bakın yüzlerce göreceksiniz hala görmedinizmi. Yazık oysa etrafta kapkaç yapanlar çanta çalanlar tiner koklayanlar nereden türediler sanıyorsunuz. Bunların ana baba ve okutan hocalarında sevgi yetse yada yeterli ilgi verilse idi böylemi olurlardı köprü altında yatmak çokmu zevklidir aç kalmak bir dilim ekmek için dilenmek çokmu güzeldir.

Oysa onlarda bir ana baba evladı sizin yada bizim çocuklarımız değilmi? Kendi çocuklarınızı bir düşünün kim ister bunlar gibi olmayı sizler istermisiniz çocuklarınızın bir dilim ekmek için hırsız damgası yemelerini. İstemezsiniz demek ki onların ana babalarında da suç var cemiyetimizin de var hepimiz suçluyuz. Yarında bunun hesabını vereceğiz. Şimdi bana ne diyebiliriz. Bunu demek çok kolaydır. Zamanımızda idareci olmak ateşten gömlek giymekten beterdir tabii müslüman isek ve hesap gününe inanıyorsak. Hz. Ömer neden ağladı neden dedi ben bu görevi yapamam. Oysa rasulullah demişti ben peygamber gelmese idim ömer olurdu diye övmüştü onu ama o ağlıyordu. Halifelik verildiğinde kabul edemiyordu. Ve görev ona verilince de cemaatine sordu –ya ben yanlış yaparsam dedi orada bulunan bir genç kılıcını kınından sıyırdı ve halifeye doğru uzatarak şöyle bağırdı hele denede gör seni bununla doğrulturum. Bunu duyan hz. Ömer öyle ise tamam şimdi yaparım demişti. Bir sohbette sorulduğunda da şöyle diyordu= halifelik ne sanıyorsunuz. Memleketin bir ucunda bir koyunun ayağı kırılsa ALLAH bunu benden sorar. Deyip şu hadisi şerifi söylemişti:( kullukum rainin kullukum mes ulün an raiyyeti.) manası = hepiniz çobansınız, herkes güttüğü sürüden mes uldür.=== şimdi bakalım.. bakalım bizimki ne sevgisi düşünelim biraz sevgiden bahsediyoruz biz kimi neyi seviyoruz. ALLAH rasulu noktayı koymuş sözü söylemiş ya biz ne anlamışık. Hedefimiz baş olmak baş olda ne başı olursan ol istersen soğan başı ol diyoruz. Neden? Çünkü başımıza aldığımız derdin ne olduğunu bilmiyoruz. Çokta cesuruz. Hep anlattığımız nefsimizdir. Ve aşklarımızdır neye aşıkız görmek bilmek istiyorduk. Yine bir hadislerinde ALLAH Rasulu diyor ki kendisi için istediğini başkası için istemeyen kamil mü’min olamaz buyrun. Hadi sevgi işte sevgi kendin için istediğini başkaları için istemek için sevmek lazım değilmi? Komşusu aç yatarken tok yatan bizden değil diyen yine ALLAH rasulu değilmi. Biz bu insanları sevmiş olsak aşk ı bırak sadece sevmiş olsak o insanları aç yatırırmıyız.köpeğimizi kedimizi bile düşünürken aç bırakmaz iken insanı nasıl aç yatırırız değil mi sevgisizlik içimize işlemiş sevmekten bahsetmek için çok şey gerekmez insan olmamız yeter.. ama insan olmak. işte sorun burada herkes insandır. Ama insan oğlunun bir zahiri birde batını vardır. Zahiren herkes insandır. Ama batınen bunu söylemek çok zordur. Yok diyemeyiz olmasa zaten hiç kimse ayakta duramaz ama bilmek anlamak ancak yaşamakla kaimdir iştir insanın ainesi lafa bakılmaz. Diyende yine atalarımızdır.ALLAH bizden insan olmamızı istiyor hem zahiren hemde batınen. İşte insan olununca sevgide aşkta insanlar içindir.insan severse adam gibi sever ruhundan sever nefsinden değildir.

Aşk larımızda sevgilerimizde olsun ama insan olarak. Yoksa hayvanlar gibi olacaksak ne aşka nede sevgiye ihtiyaç kalmaz. Ki hayvanlar bile severler. Sevmeseler köpekler koyunlara çoban, evinize bekçilik yapmazlar hayvanlar sizi sevmeseler hizmet etmezler. Ne gayeleri varki sadece boğaz tokluğuna hizmet veriyorlar ne altın ne para nede dolarla işleri var gelecekte istikballeri de ölüm. Verdiğimiz bir tutam ot onu da kırk sopadan sonra akşama kadar çalıştırdıktan sonra. Biliyorum çok uzun oldu bu maili okuyanlardan özür dilerim. Hatalarım nefsimdendir. Şayet başınızı ağrıttı sizleri üzdü isem kusurumu affedin ve hakkınızıda helal edin benden yana her kimin bende hakkı varsa helal olsun.selam sevgi ve dua ile. Herşey gönlünüzce olsun. ALLAH a emanet olunuz.

AŞK:

MAŞUK YANARDAĞIN ZİRVESİNDE: KAVUŞMAK İÇİN ORAYA ÇIKMAK GEREK

OYSA HER TARAF YANIYOR: LAVLAR HER TARAFI SARMIŞ AKIYOR

AŞIK YANARDAĞIN ETEĞİNDEDİR: VE MAŞUKUNA ULAŞMAK ZORUNDADIR.

YANARDAĞA TIRMANMIYA BAŞLAR: LAVLAR AYAKLARINDAN YAKAR YAVAŞ YAVAŞ

HEM YANAR HEM TIRMANIR. AĞZINDAN ACIYLA ÇIKAN ALLAH NİDASI

ARDINDANDA YİNE AĞZINDAN ALEVLERİN FIŞKIRMASI

HEM YANAR HEM ÇIKAR. MAŞUKA KAVUŞMAK İÇİN YANMAK GEREKİR

YANARSAN KAVUŞURSUN: AMA TABİİ BEDENİN DEĞİL RUHUN KAVUŞUR

İŞTE VUSLAT BUDUR. YANMADAN OLMAZ YANACAKSIN Kİ

ÜZERİNDE BİRİKEN BU GÜNAH KİRLERİ ERİSİN DÖKÜLSÜN.

YOKSA MAŞUK BU GÜNAH KİRLERİ İLE SENİ KABUL ETMEZ.

ÇÜNKÜ AŞK ODUR Kİ KİŞİYİ ASLINA. GERÇEK MAŞUKUNA VARDIRANDIR

YOKSA DİĞERLERİNE AŞK DEMEK YERİNE NEFS DEMEK DAHA YERİNDE OLUR.

Yusuf girgin 16 nisan 2006 Pazara

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2053
favori
like
share