Doğum Tercihiniz Normal Olsun - Normal Doğum - Normal Doğum Hakkında

Kadın, doğurganlığı ile insanlık tarihinde her zaman farklı bir konumda olmuştur. Yıllar içinde kullanılan teknikler ve araçlar değişse de doğum yöntemleri; Dünya Sağlık Örgütü ve kadın doğum uzmanlarının önemle vurguladığı normal doğum ile zorunlu durumlarda başvurulan sezaryendir.Ülkemizde her yıl ortalama 1.500.000 doğum gerçekleşiyor. Genel tabloya baktığımızda normal doğum oranı daha fazla. Ama sadece İstanbul ve çoğunlukla özel hastaneler incelendiğinde, sezaryen yönteminin doğumlarda açık ara önde olduğu belirtiliyor. Doğum yöntemleri ve neden normal doğumu tercih etmek gerektiğini Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Kağan Kocatepe’ye sorduk.

Doğum yöntemleri nelerdir?

Doğum yöntemleri, normal doğum ve sezaryenle doğum şeklindedir. Normal doğum sırasında uygulanan farklı anestezi yöntemleri ve hiç anestezi yapılmayan durumlar var. Ağrı eşiği yüksek olan ya da normal doğum sancılarına dayanabilecek olanlara herhangi bir müdahale yapmıyoruz. Normal doğumun belli bölümlerinde sancı olabiliyor. Bu tür durumlarda damardan ya da kalçadan kısa süreli etkisi olan ağrı kesiciler verebiliyoruz. Üçüncü olarak Epidural yöntem var. Epidural, belden uyuşturularak yapılan bir yöntem. Bunda rahim ağzı açıklığı 4 cm olduktan sonra, yani doğum belli bir aşamaya geldikten sonra bel bölgesinden yerleştirilen çok ince bir kılcal kataterle sürekli ağrı kesici veriliyor. Doğumu sancılı geçenlerde sancıyı azaltıyor, hatta sancısız geçmesinde faydalı oluyor. Bunun dışında sık kullanılmayan ama zaman zaman gündeme gelen yöntemler var. Mesela hipnozla doğum… Her yerde uygulanmıyor ama yine de oldukça etkili olduğunu biliyoruz.

Sezaryende ise kullanılacak anestezi yöntemleri ikiye ayrılır. Türkiye’de en sık kullanılan maalesef genel anestezi. Epidural’de ise belden yerleştirilen kılcal katater yardımı ile anestezik maddeler verilir ve bu esnada oluşan anestezi yardımıyla anne adayı bilinçli iken bebeğini doğurabiliyor. Ağrı, acı hissetmeden yapılan bu işleme Epidural ile sezaryen diyoruz.

Doğumun aşamaları nelerdir? Doğumun başladığını anne adayı nasıl anlar?

Öncelikle 34-36 haftalar arasında anne adayının çatı muayenesi yapılarak normal doğuma uygun olup olmadığının belirlenmesi gerek. Normal doğuma uygun olanlar, son adet tarihine göre hesapladığımız doğum tarihine kadar doğum sancılarını beklerler. Doğum sancıları 10 dakikada 3 tane gelen ve her biri 30-40 saniye süren ve kendini fark ettiren sancılardır. Bu sancılar sinsi olmaz. Anne adayları genellikle korkarlar. “Acaba hastaneye gidene kadar yetişir miyim? Takside doğurur muyum?” diye. Teorik olarak bu mümkün olmakla birlikte ilk gebeliğini yaşayanlarda neredeyse mümkün değil. Keşke böyle bir şey olsa da bebekler hemen doğsa ama öyle bir şey olmuyor, doğum saatler sürüyor. Ve ilk doğum sancısı kendini belli edebiliyor. İlk önce belden başlayan ve karına doğru yayılan, sonra karına daha çok hakim olan kasılma şeklinde ve kadın tarafından hissedilen sancılardır. Buna doğum sancısı diyoruz. Bunlar başladığı ve bir düzine oturduğu zaman hastaneye gitmelerini tavsiye ediyoruz. Bu, doğumun en sık görülen başlangıcı. İkinci belirti ise su gelmesidir. Su kesesi açılmıştır, su geliyordur ama henüz sancılar başlamamıştır. Bu durumda da hastaneye başvurmak gerekir. Su gelmesi denince bacakların arasından suyun boşalmasını anlamak gerekir. Bazen idrar kaçırma ile karıştırılır. Ama son haftada eğer vajinalarından sıvı geliyorsa bunun ‘su gelmesi’ olduğunu bilsinler, %99 böyledir ve hastaneye gitmeyi gerektirir.
Üçüncü belirti kanama olabilir. Nişan gelmesi olarak da bilinen basit, sümüksü, kanlı bir akıntı olabilir ki bundan 48 saat sonra doğum sancıları başlar. Veya aktif kırmızı bir kanama olabilir. Nişan geldiğinde aceleyle hastaneye taşınmaya gerek yok. Başka bir şikayet yoksa bebeğin hareketlerine dikkat edip sancılara göre hareket edilir. Ama kıpkırmızı bir kanama varsa bu başka bir problemden kaynaklanabilir. Bu durumda hastaneye başvurmak gerekiyor. Dördüncü belirti ise hastaneye başvurmayı gerektiren bir neden olan bebek hareketlerindeki azalmadır. Bu durum “Acaba sıvı azaldı mı ya da kordonla ilgili bir sorun var mı?” diye hastaneye başvurmayı gerektirir. Ama anne adaylarını fazla ve gereksiz endişelendirmemek için bebek hareketlerinde azalmayı açıklamak gerekir. Her bebeğin kendine özgü bir hareket etme alışkanlığı vardır. Son haftalarda ve son günlerde bebek hareketleri azalır zaten. Kriter şu; eğer anne adayı bebeğinin hareketlerinin azaldığını düşünüyorsa, şekerli bir şeyler yedikten sonra bir kenara çekilip sol yanına doğru yattığı zaman iki saat içinde bebek eski hareketlerine dönüyorsa bunu hareket azalması olarak değerlendirmemek lazım. Dönmüyorsa hastaneye başvuracağız. Doğumu bekleyen anne adaylarının dikkat etmeleri gerekenler bunlar.

Bu sancılar başladığında doğumu hastanede mi beklemek gerekir?

Hazırlayıcı sancılar dediğimiz 50 dakikada bir giren sancılarda acil hastaneye gitmek gerekmez. Ama sancılar bir düzene girmişse, 10 dakikada ısrarlı bir şekilde 2-3 kere giriyorsa bunlar doğum sancılarıdır ve hastaneye gitmek gerekir.

Hangi koşullarda anne adaylarına sezaryen öneriliyor?

Gebeliğin başladığı andan itibaren doktorun anne adayına “Sen normal doğum yapmamalısın.” dediği durumlar var. Bazı kalp hastalıkları, böbrek hastalıkları, beyin hastalıkları gibi kadının ıkınmasının sakıncalı olduğu durumlarda daha baştan, hatta hamile kalınmadan önce bilgi verilir. Böylelikle anne adayı hangi yöntemle doğum yapacağını bilir. İlk hamileliğinde sezaryenle doğum yapanlara da önerilir. İlk hamileliğinde sezaryen olanların ikinci doğumları normal olabilir ama çok önerdiğimiz bir şey değil. Hamilelik muayenelerinde ortaya çıkan bazı nedenler de sezaryen olmayı gerektirir. Bunlar hamilelik süresince sürekli kontrol edilir ve doğum yöntemine karar verilir. Mesela bebek ters ya da yan duruyorsa, plasenta doğum kanalını tıkıyorsa henüz doğum sancıları başlamadan sezaryen kararı verilir. Bunun dışında anne adayında gebelik şekeri, hipertansiyon, gelişme geriliği, rahim kanalını tıkayan bir miyom veya muhtemel bir erken doğum söz konusu olduğu zaman sezaryen kararı verilir ve 38-39. haftalarda çocuk alınır. Bunlar doğum sancıları başlamadan sezaryen kararı verdiren durumlardır.

Çoğul gebeliklerde de sezaryen mi öneriyorsunuz?

Evet. Çoğul gebeliklerde de biz %99 oranında sezaryen kararı veriyoruz. Çoğul gebeliklerde normal doğum çok uygun olmayabilir. Zaten çoğul gebeliklerin önemli bir kısmı kıymetli bebekler dediğimiz zor gebelikler olduğu için planlı bir sezaryen daha uygun görülebiliyor.

Son yıllarda Epidural daha mı çok tercih ediliyor?

Epidural, sezaryenle doğumda daha çok kullanılır oldu. Bunun iki nedeni var. Birincisi hastanelere katater dediğimiz bu tıbbi aletin daha çok ulaşması. Bu teknolojik bir şey, her yerde bulunan bir şey değildi eskiden. Artık bu sarf malzemesi daha yaygın bir şekilde geliyor. İkincisi artık eğitim hastanelerinde asistanlara Epidural eğitiminin verilebilmesi. Eskiden bu şartlar yerinde olmadığından Epidural’ı fazla yapamıyorduk. Aslında bu gelişmişliğin göstergesi sayılabilir. Üçüncü dünya ülkelerinde genel anestezi daha fazladır, gelişmiş ülkelerde de tam tersi. Örneğin üçüncü dünya ülkelerinde genel anestezi %90, Epidural anestezi %10 iken gelişmiş ülkelerde genel anestezi %10, Epidural %90’dır. İstanbul’da bu oran %50 ye %50. Doğuda genel anestezi daha ön planda.

Epidural anestezi ile sezaryeni öneriyor musunuz?

Kesinlikle, sağlık açısından çok önemli Epidural anestezi. Beyni uyuşturmadan yapılan lokal bir anestezi olduğu için kesinlikle öneriyoruz. Hatta bu konuda ısrar etmelerini istiyoruz anne adaylarının. Epidural konusunda eğitim almış ve hizmet veren bir hastanede doğum yapmalarını öneriyoruz. Devlet ve üniversite hastanelerinde de yavaş yavaş yaygınlaşıyor. İkincisi doğum sonrası sancıyı gidermede Epidural çok daha etkili.
Genel anesteziyle yapılan doğum sonrasında, görülen semptomlar azalıyor sanırım.
Ameliyat olduktan sonraki ilk iki saatte ne kadar ağrı kesici verirseniz verin vücudun doğal ağrı kesicisi olan endorfinler devreye girmediği için verilen ağrı kesiciler çok iyi etki etmiyor. Ama Epidural farklı. Örneğin diş tedavisini düşünün. Verilen ağrı kesici etkisini hemen yitirmiyor, 3-4 saat daha idare edebiliyor. Belki biraz yutkunmada güçlük çekiyorsunuz ama bir süre daha verilen ağrı kesici etkisini koruyor. Burada da durum bu. Uyuşukluk devam ettiği için sezaryenin ağrısını hissetmiyorsunuz. Ondan sonraki oluşan ağrıları ise ağrı kesicilerle daha iyi kontrol altına alabiliyorsunuz.

Gözlemlerinize dayanarak ülkemizde anne adaylarının daha çok hangi doğum yöntemini tercih ettiklerini söyleyebilir misiniz?

Normal doğum. Biz şu yanılgıya düşüyoruz. Hep özel hastaneleri ve İstanbul’u kriter alıyoruz. Türkiye’nin genelini düşündüğünüz zaman Avrupa’nın ya da Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği %17,50’lik oranla tam olarak uyuşuyoruz. Medyada “Sezaryende patlama var.” diye haberler çıkıyor. Doğrudur. İstanbul’da ve özel hastanelerde sezaryen fazla. Trafik sorununu dert ederek sezaryeni tercih edenler olduğu gibi annelerin birbirinden etkilenmesinin de etkisi var. Ama Anadolu’yu da İstanbul’la birlikte ele aldığınızda sezaryende patlama veya artış falan yok. Hatta İstanbul’da bile normal doğuma geri dönüş yavaş da olsa var. Bu konuda tanınmış kişilerin yaptığı açıklamalar, örneklemeler etkili oluyor. Bu açıdan sizlerin yaptığı yayınlar, doktorların açıklamaları ve toplumda tanınan simaların olumlu örneklemeleri, normal doğumu özendiriyor ve normal seviyeye çekiyor. Sezaryen oranı İstanbul’da çok yüksek ama Anadolu’yu da işin içine aldığınızda oranda bir problem yok.

Doğum yöntemlerinde gelişen, farklılaşan teknikler, yenilikler var mı?

Gelişme normal doğumda değil, sezaryende daha fazla. Bundan 20 sene önce kullanılan teknik ve araçlarla şimdikiler arasında muazzam bir fark var. Kullanılan aletler, teknik, dikiş iplikleri o kadar farklılaştı ki bundan 20 sene önce bir kadının iyileşme süreci 5 gün iken şimdi 1 gün. Normal doğumda da kullanılan dikiş ipliklerinde erime süresi azaldığı, kullanılan materyaller vücuda daha dost materyaller olduğu için dikişli doğuma bağlı sorunları artık fazla görmüyoruz. Bunun dışında normal doğum şekli aynı, sadece Epidural çok yaygınlaştı. Annelerin sancısız doğum yapmaları kolaylaştı.

Suda doğum sizce nasıl bir yöntem?

Bence tamamen palavra. Bir kere mantık hatası var. İnsan karada yaşayan bir canlıdır. Bu yüzden de karada doğum yapar. Onu suda doğum yapmaya zorlamanın bir anlamı yok. İkincisi bu doğum yöntemi Rusya’da çok yaygın. Nedeni, daha kız çocuğu doğduğu andan itibaren çevresindeki bütün kadınların suda doğum yaptığını görerek büyüyor. Onun için gelenek haline geliyor. Onu suda doğuma teşvik ederken zorlanmazsınız ama burada bin türlü anlatmak zorundasınız. Bir de orada suda doğum yaygın olduğu için alt yapı her yerde hazır ama bizde alt yapı hazır değil. O suyun sürekli steril olması lazım, sıcaklığın belli bir seviyede korunması lazım. Ondan sonra doğuma kolay müdahale edemiyor doktor. Bu yüzden suda doğum hiçbir zaman yaygınlaşamadı dünyada. Sadece Avrupa’nın belli yerlerinde deneysel olarak ya da o bölgeye özgü bir gelenek olarak kaldı. Ayrıca biz devamlı doğala geçişten bahsediyoruz. İnsan karasal bir canlıysa doğumu da doğal olarak karada olmalı, niye suda doğum için zorlayalım.

Anne adaylarına sorunsuz bir doğum için önerileriniz neler?

İlk önce normal doğum konusunda kendilerine sorsunlar bunu istiyor muyum diye, çünkü istemek gerekiyor. Kendilerine doğum örnekleri ararken normal doğum yapmış kişilerle de konuşsunlar. Anadolu’da sezaryenle doğum yapan eleştirilirken, İstanbul’da normal doğum garip karşılanabiliyor. Anne, çevresindekilerin olumlu deneyimlerinden faydalandığı zaman normal doğumdan korkmayacaktır.

Dünyadaki insanların %95’i normal doğumla doğuyor. Normal doğumun “normal” olduğunu bilmek gerekiyor. Doktoru da bu konuda gerekirse zorlamak lazım. Ben normal doğumu istiyorum, dediği zaman doktor da onu algılayacaktır. Hastane seçimini de normal doğuma göre ayarlamak gerek. Yeni açıldı, iyi donanımlı diye uzak bir hastane seçmeye gerek yok.
Ve anne adayının sabırlı olması çok önemli. Çünkü normal doğum sabır işidir. Öyle 2-3 saatte bitecek bir şey değildir. 8-12 saat sürebilir. Bütün koşullar bir araya geldiği zaman bir kadının normal doğum yapma olasılığı %80. Sezaryeni gerekli kılan nedenlerse %20’lik oranı kapsıyor. Dünya Sağlık Örgütü de % 17,50- 20’lik bir sezaryen oranını doğal karşılıyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 4624
favori
like
share