Milliyetçilik Görüşünüz varmıdır? Varsa milliyetçilik sizce nedir??

Lütfen sadece kimseye cevap vermeden sadece kendi görüşleriniz..

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 857
favori
like
share
sin28 Tarih: 03.11.2009 00:18
Ülke üzerinde yasiyan dil din irk ayrim gözetmeksizin birlik beraberlik ilkesini savunmak ,ülke bütünlügünü muhafaza etmektir.

Ellerine sağlık leyl-i lal kardeş
Leyl-i Lal Tarih: 02.11.2009 22:25
Burada dikkat edilmesi gereken husus milliyetcilik ile irkciligin birbirine karistirilmamasidir.Milliyetcilik,Vatanini,milletini dilini,topragini,inancini sevmektir.Irkcilik nedir yalniz ve yalniz kendi irkini yüceltip diger irklari asagilamak yok saymaktir.Fasizmle karistirilmamasi gerekir cok hassas bir noktadir bir seyleri amac edineyim derken nefrete dönüsmemesine dikkat etmek gerekir.Gercek milliyetcilik kendi kültürüne dilinine,dinine,örf adetlerine sahip cikmak demektir,milleti millet yapan unsurlarda bunlardir.Öz kültürümüzü yasamak ve yasatmak milliyetciliktir.Ülke üzerinde yasiyan dil din irk ayrim gözetmeksizin birlik beraberlik ilkesini savunmak ,ülke bütünlügünü muhafaza etmektir.
sin28 Tarih: 02.11.2009 22:09
Evet abi gerisi önemli değil..
ADALI Tarih: 02.11.2009 18:29
Vatan sevgisinde ortaksak gerisi önemli değil sin 28
sin28 Tarih: 02.11.2009 16:00
Milliyetciliği sizin gibi düşünmesemde görüşlerinizi bizimle paylaştığınız ellerinize sağlık..
ADALI Tarih: 02.11.2009 14:51
İsmi gibi yüreğide güzel olan ASENA kardeşim,Allah yar ve yardımcın olsun.Evet Milliyetçilik tamda senin dediğin gibidir.Emeğine sağlık
Asena Tarih: 02.11.2009 14:08
Milliyetcilik herseye rağmen ''ÖNCE VATAN'' demektir.
Milliyetçilik onların zannettiği gibi sadece demir dövme, poşu bağlama da değildir.
Milliyetçilik, milletine kara sevda ile bağlanmaktır.
Milliyetçilik, binlerce yıllık mirası yüreklerde taşımaktır.
Milliyetçilik, yok olduğu sanılan bir coğrafyadan yeniden doğmaktır.
Ve ihtiyaç olduğunda da ölüm karşısında imtihan olmaktır.
Milliyetçilik, Orta Asya bozkırlarına kadar uzanan ulu bir çınardır,
Milliyetçilik, Mete’dir, Selçuk Bey’dir, Yavuz’dur, Atatürk’tür.
Sabırdır, çiledir, inançtır, çelikten bir yürektir.
Milliyetçilik, Ziya Gökalp’tir, Atsız’dır, Türkeş’tir.
Nene Hatun, Antepli Şahin, Sütçü İmam’dır,
Milliyetçilik, Köroğlu’dur, Pir Sultan’dır, Baki’dir.
Yesevi’dir, Yunus’tur, Hacı Bektaş’tır.
Milliyetçilik Malazgirt’tir, Mohaç’tır, Sakarya’dır,
Osman Beydir, Yıldırımdır, Fatih’tir.
Milliyetçilik, gurbetteki Çolpan’dır, Vahapzade’dir,
Milliyetçilik, semahtır, halaydır, horondur, bardır,
Zeybektir, Seymendir, Yiğit Dadaştır.
Milliyetçilik dünyada devlet bütünlüğü ve devamı açısından önemini korurken, Türk milliyetçileri 65 yıl önce 3 Mayıs günü (3 Mayıs 1944) devletin resmi yetkilileri tarafından denenmemiş işkencelere ve akıl almaz zulümlere tabi tutularak yargılanan fikir adamlarının, 65 yıl sonraki taşıyıcıları olarak bu fikir otağından tüm Türk milliyetçilerine, Allah’ın selamı ve bereketi üzerine olması dileği ile.
Kısaca ülkücü, kendini Allah rızası için Türk milletine hizmete adayan adamdır.
Kendimle gurur duyuyorum bir Asena olmaktan...
sin28 Tarih: 02.11.2009 13:26
ELlerine sağlık ilbeyi abi.Anlatmış olduğun olay gerçekten osmanlı halkının o zaman ki duyarlılığını ortaya koyuyor..

teşekkürler
ADALI Tarih: 02.11.2009 13:19

BUDA CEDDİMİZİN MİLLİYETÇİLİĞİ
Yıl 1912, İngilizler Hindistan'ı işgal eder, Hindistan Kralı Osmanlı'dan yardım ister. Yıllardır savaş içinde olan Osmanlı bu yardımı karşılıksız bırakmamakla birlikte 350 kişilik bir askeri birliği gemiyle Hindistan'a gönderir. 350 kişilik birlikten 20 kadarı hastalıktan yolda şehit olur, kalan 330 Osmanlı askeri Hindistan'a çıkarlar ve İngilizlerle savaşmaya başlarlar.

Mühimmat açısından kısıtlı olan Osmanlı askerleri birkaç günlükmücadeleden sonra teknolojik donanıma sahip İngiliz askerleri karşısında yenik düşerler ve 40 kadarı esir alınır, diğerleri de savaşta şehit olurlar. Savaş bittikten sonra bu 40 Osmanlı esir askerini, İngilizler gemilerde çalıştırmaya başlarlar. Bir İngiliz gemisi Avustralya'ya geldiğinde, esir iki Osmanlı askeri gemiden bir yolunu bulup kaçarlar.

Bir sure sonra, adı Karadeniz diyarından Mentesoğlu Abdullah olan, baba mesleği dondurmacılığa, Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet de baba mesleği kasaplığa başlar.

1918′de Avustralya Çanakkale'ye asker çıkarır ve bizim iki Osmanlı askeri olayı duyarlar ve hemen buluşur, durum değerlendirmesi yaparlar.

Biz Osmanlı askeriyiz ve Avustralya'da yaşıyoruz. Avustralya devleti Osmanlıya savaş açmış ve bizim ülkemizi işgale gitmiş, bundan dolayı biz de Avustralya devletine savaş açalım derler.

Alırlar kağıdı, kalemi ve yazarlar:

Sayın Avustralya Başkanı, Ekselans Hazretleri..:

Biz iki Osmanlı askeri, ülkenizde bulunuyoruz. Duyduk ki, devletimiz Osmanlıya Avustralya devleti olarak savaş açmış ve Çanakkale'ye asker göndermişsiniz. Bundan dolayı iki Osmanlı askeri olarak biz de Avustralya devletine savaş açmış bulunmaktayız.

Bu bir "Osmanlı Savaş Fermanı "dır. Ekselanslarının bilgilerine duyurulur.

Karahisar diyarından Tarakçıoğlu Mehmet, Karadeniz diyarından Mentesoğlu Abdullah İki Osmanlı askeri, Sidney' in 250 km uzağında Karlıdağlar denilen bölgede önce virajlarda tren raylarını sökerek 3 tren devirirler. Üçüncü trende askeri mühimmat bularak silahlanırlar. Aynı bölgede 8 karakol basar ve karakollardaki askerlerin tamamını vururlar.

Ne olduğunu bir turlu çözemeyen Avustralya devletının sonunda iki Osmanlı askerinin yazmış olduğu mektup akıllarına gelir ve bölgeye 250 kadar asker gönderirler ve iki Osmanlı askeri araştırılmaya başlanır. Birkaç günlük araştırmadan sonra sıcak çatışma olur

Ve iki Osmanlı askeri bu karlı dağlarda şehit edilir.

İki askerin şu an mezarı Sidney'e 250 km uzakta Karlıdaglar'da ve mezarlarında fotoğraf çekmek yasak. Avustralyalılar iki Osmanlı askeriyle savaştık demek zorlarına gittiği için bu askerlerimize Hindistan asıllı diyorlar. Oysa Hindistan'da ne Karahisar diyarı, ne de Karadeniz diyarı diye bir bölge yok.


Bu bilgi Hindistan büyükelçiliğinin açıklamasından çıkarılmıştır…