Senden başka gideceğim hiçbir kapı yok

Halife Me’mun’un zamanında Bağdad’da yaşamış olan âlimlerden Ebü’l Hasen Ziyadî "rahmetullahi aleyh" nakleder:

Bir zamanlar, ailemin ve talebelerimin ihtiyaçlarını karşılamak için param kalmadı, borçlanmaya başladım. Borçlarım çoğaldı, bu borçları ödemeye imkanım kalmadı. Borç sahipleri de bir zaman sonra arka arkaya borçlarını istediler. Derin düşüncelere daldığım günün birinde birisi bana, Ebü’l Hasen siz misiniz?” dedi. Ben: “Evet” deyince;
“Horasan’dan gelip Mekke’ye gidiyorum. On bin dinar param var. Emanet edecek bir yer aradım, sizi tavsiye ettiler. Bunu size emanet olarak bırakayım, ihtiyacınız varsa kullanın, döndüğümde bana geri verirsiniz” dedi. Sonra paraları çıkarttı, bana teslim etti ve kendisi çıkıp gitti. Ben de hemen keseyi açtım, bütün borçlarımı ödedim. Geriye kalan parayla da evimin ve talebelerimin ihtiyaçlarını giderdim. Kendi kendime;

“O Mekke’den dönünceye kadar ALLAH kerim, elbette o zamana kadar bir yerden para gelir, onun parasını veririm” dedim ve o gece rahat bir şekilde yattım. Fakat ertesi gün Horasan’lı adam geldi:

“Dün Mekke’ye gidecektim. Fakat babamın vefat haberi geldi. Bu yüzden Horasan’a geri gitmeye mecburum. Şimdi paramı geri istiyorum” dedi. Bunu duyunca o kadar üzüldüm ki, ömrüm boyunca böyle üzülmemiştim. Ona dedim ki:

“Şimdi müsaid değilim, yarın gel vereyim” dedim. Talebelerimden birine:

“Katırımı hazırla” dedim. Ona bindim. Ama nereye gideceğimi ve ne yapacağımı bilemiyordum. Gitmek istediği yere gitsin diye katırın yularını serbest bıraktım. Kendim de ALLAH'a sığınarak O’na tevekkül ettim ve:

“Yâ Rabbi! Senden başka gideceğim hiçbir kapı yok. Bana hayırlı bir kapı aç” diye ağlayarak dua ettim. Katırım gitti de gitti. Sonra Halife Me’mun’un sarayına yöneldi. Kapının önünde bir atlı gördüm. Bana:

“Sen Ebü’l Hasen Ziyadî değil misin?” diye sordu.

“Evet benim” dedim.

“Halifenin veziri Hasan Bin Sehl beni gönderdi, seni onun yanına götürmemi istedi” dedi. Hasan Bin Sehl’in yanına gittiğim vakit önce selam verdim, o da karşılık vererek bana iltifatta bulundu. Sonra içlerinde on biner dinar bulunan iki kese vererek kapıya kadar uğurladı. Orada ellerimi açıp:

“Yâ Rabbi! Gerçi ben bu muhabbete layık bir kul değildim. Ancak şu kısacık tevekkülüm, senin bana çok nimetler vermene ve ikramda bulunmana vesile oldu” dedim.
alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 326
favori
like
share