Karşı komşumuzun balkonuna konan Pepuk kuşlarının ne zaman bizim balkona konacaklarını hep merak ederdim. Bu sabah gene anneme sordum.
- Pepuk kuşları ne zaman balkonumuza konacaklar? Annem:
- Kızım, kaçıncı anlatışım. Komşu çocuklar kavga etmediği sürece orda
kalırlar. Bir ay boyunca kavga etmeseler Pepuk kuşları insana dönüşür. Kavga etseler başka çocukların bulunduğu bir evin balkonuna konarlar.
- Keşke o çocuklar kavga etse de Pepuk kuşları bizim balkona konsalar.
-
Sabah erkenden Pepuk kuşunun sesi ile yataktan fırladım. Gözlerime inanamadım.
Kuşlar bizim balkondaydılar. Meğer, komşu çocukları dün akşam oyuncaklar için kavga etmişler. Çok sevinçliydim. İçim içime sığmıyordu. Hemen koştum. Küçük kardeşim Memoş hala uyuyordu. Onu uyandırmadan yanaklarından öptüm. Pepuk kuşları bu davranışımdan çok mutlu olacaklar ki güzel- güzel ötmeye başladılar.

Annem, kahvaltı sofrasını hazırlarken bir yandan da bana nasihat ediyordu.
- Bak kızım! Kuşlar artık bizim balkonda. İstediğin oldu. Sen ve kardeşin onları kurtarabilir. Balkonumuzda insana dönüşebilirler, bir ay kavga etmezseniz. Gerçi yüzyıllardır bunu kimse beceremedi. Sen ve kardeşin becerirseniz tarihe geçersiniz.

Pepuk kuşlarına uzun-uzun baktım. Daldım. Hikayelerine.

Mevsimlerden ilkbahar her taraf yemyeşil, dağlarda erimiş buzlar, karlar. Zilan ve Baran kardeşler, bir Pazar günü sabah erkenden kenger toplamak için evden çıktılar. Kenger toplayıp pazarda satacakları okul ihtiyaçlarını karşılamak için. Buğday tarlaların, bağların, bahçelerin kenarlarından yürüyerek. Kıpkırmızı topraktan ibaret bir Şuv(Nadas) `a ulaştılar. Burası kenger tarlası gibiydi. Baran kengerleri arode ile kaldırıp kardeşi Zilan`a veriyordu. Zilan, kengerleri temizleyip torbaya atıyordu. Akşama dek bir sürü kenger topladılar. Hava soğumaya, güneş batmaya yüz tutarken. İki kardeş evinin yolunu tuttu. Yolda da, eve kadar birbirleriyle yarışarak koştular. Eve vardıklarında çok yorulmuşlardı.

Anneleri evde yoktu. Muhtar babaları, yeni bir eş getirdiği için onları sokağa atmıştı. Dört duvar bir evde anneleriyle yalnız başlarına yaşıyorlardı.

Biraz dinlendikten sonra Baran kardeşi Zilan`ı çağırdı. Baran:
- Torbayı getir de topladığımız kengerleri sayalım. Zilan:
- Getiriyorum.
Baran, torbaya baktı. Bir daha baktı. Aman Tanrım! Torbada 4-5 tane kengerden başkası yoktu. Baran çok kızdı. Gök gürledi. Şimşekler çaktı.
- Hepsini nasıl yedin, biz bunları yarın satacaktık, Zilan!
- Kuran ekmek çarpsın yemedim.
- Sus! Yalancı, bir de yalan söylüyor..
- Hayırrrr! , yemedim.
Baran, çok kızmıştı. Gözlerine kan doldu. Zilan, korkudan koşmaya başladı. Baran,
onu kovalamaya başladı. Elindeki arodeyi Zilan`a fırlattı. Arode Zilan`nın sırtına saplandı. Bütün köylüler Zilan`nın başında toplandılar. Derhal onu bir arabayla hastaneye kaldırdılar. Baran, eve döndü. Bir daha torbaya baktı. Eyvah! Torbanın dibi delikti. Eline torbayı aldı. Kenger toplayıp geldikleri yola koyuldu. Yolda kengerler delikli torbadan tek-tek dökülmüşlerdi. Zilan, onları yememişti. Baran, çoook pişman oldu. Zor bela sabahı bekledi.
Sabah erkenden kalktı. Buğday tarlalarında bir demet çiçek topladı. Kardeşi Zilan için. Ve hastane yoluna koyuldu. Kardeşinden özür dilemek için. Köyden ilçeye kadar saatlerce yürüdükten sonra hastaneye yetişti. Kapıda beyaz önlüklü biri onu karşıladı. Bu doktor olmalıydı. Çünkü, gözlükleri vardı.

- Nereye? Küçük. Bu çiçekler kime?
- Kardeşim Zilan`a dün akşam buraya getirildi de.
- Ha dünkü kız mı?
- Evet
- Maalesef onu kurtaramadık. İç kanamadan gitti. Zavallı, son nefesine kadar:``-abi
ben yemedim.`` diyordu. Son anda bir kuş olup uçtu. Gitti.

Baran`nın elindeki çiçekler yere düştü. Dondu. Kaldı. Hızla dağlara doğru koştu. Mardin`in en yüksek dağına Aslanlar Tepesi`ne çıkana kadar koştu. Tanrıya çok yakardı yalvardı. Kardeşini geri vermesi için. Ama duaları kabul edilmedi. O kardeşini haksız yere suçlamış ve ölmesine sebep olmuştu. Artık, her gün tepeye çıkıp, kardeşi için dua ediyordu. Sultan Şeyhmus`ta burada dua edermiş. Bunun için mutlaka bir gün duasının kabul edileceğine inanıyordu.
- Allah`ım kardeşimi bana vermiyorsun, bari beni de kuş yap onun yanına gideyim
de özür dileyeyim. Tanrı, bu sefer ona acıdı, duasını kabul etti. Bir şartla.
- Her ay çocuklu bir ailenin damına-balkonuna konacaksınız. Eğer, bir ay boyunca
o ailenin çocukları kavga etmezlerse sizi gene insana dönüştüreceğim. Kavga etseler siz başka evin balkonuna gidin. Ta ki bir ay boyunca çocukları kavga etmeyen bir aileye rastlayınca insan olu verirsiniz. Yoksa, ömür boyu kuş kalacaksınız.
Baran, Bir kuş olup uçtu dağlara. Köylüler onu günlerce aradı ama bulamadılar. Muhtar, babaları Onu ve kardeşi Zilan`nın öldüğünü nüfus müdürlüğüne bildirdi.
.

Bugün 29.gün çok mutluyum hala Pepuk kuşları balkonumuzda. Yarın, İnsan oluverecekler. Onları göreceğim, için şimdiden çok heyecanlıyım. Hemen odama geçtim. Ödevlerimi yaptım. Defterlerimi masada bırakıp televizyon odasına geçtim. Sihirli Annem çıkmıştı. Onu seyretmeye başladım. Bir de ne göreyim. Memoş`un Elinde yazı defterim hepsini karalamış. Geçen sağlık karnelerimizi de karalamıştı. Ona bağırdım. Defterimi vermedi. Elinden çektim. Defterim yırtıldı. Ben de onu itekledim yere düştü. Ve Memoş ağladı. Annem geldi.
- Kızım sen ne yaptın.?
- Ama, anne defterimi hepsini karalamış. Ben yarın öğretmenime ne derim.
- Bir şey olmaz! Öğretmen kızmaz.
- Ama, anne hepsini yeniden nasıl yazacağım.
- Koş balkona bak. Eğer, baran ve Zilan gitmemişlerse onlar sana yardım ederler.
Hemen balkona koştum.. Baktım. Yoktular. Başka balkona gitmişlerdi.. Çok üzüldüm. Her sabah balkonumuza bakıyorum. Pepuk Kuşları acaba bir daha gelirler mi diye?

Onları çok özledim.


Alıntı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 344
favori
like
share
ozgurluk_5643 Tarih: 27.10.2009 13:43
çok teşekkür ederiz paylaştığın için eline emeğine sağlık şayeste arkadaş :3:
Şayeste Tarih: 27.10.2009 13:39
Evet onu biliyorum.. Yalnız o daha önce paylaşılmış..
Arşivimde bu vardı..
Bunu paylaştım..

:3:
ozgurluk_5643 Tarih: 27.10.2009 13:37
bu öykü çok değişik ilk kez okuyorum benim bildiğim pepuk kuşu efsanesi çok farklı orda mardinin aslanlar tepesi demiş doğrusu kartal tepesidir ve enteresan olan ikinci durum burda pepuk kuşunun güzel anlatılması halbuki bizim buralarda bir inanç vardır pepuk kuşu uğursuzdur diye hangi eve konarsa uğursuzluk gelir diye tabi bana göre batıl inanç Kürtçede mı pepuké bir ağıt sözcüğüdür pepuk kuşu da ismini ondan almaktadır