Buse'nin Göz Yaşları 35 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Buse,nin tek tesellisi olmuştu,mini marketi çalıştıran Hüsne'den aldığı kalın defter.Yazdıklarını tekrar tekrar okuyor;yazarken ve okurken göz yaşlarını engel olamıyordu bir türlü...Son zamanlarda duygusallığı hat safhaya çıkmıştı.Bu genç yaşına rağmen üzerine gelen olayların acımasızlığı karşısında,kendisinin savunmasız duruma düştüğünü hissediyor ve tek silah olarak gördüğü elindeki kalemiyle defterinin beyaz sahifeleri üzerinde; düşüncelerini, her yazdığı mısrada ve her cümlede kendisini savunduğu düşüncesiyle, ruhunun derinliklerinde; huzuru ve dinginliği bir nebze olsun aramaya çalışıyordu...

Defterini,sevip okşadı.Sanki kendisine bir evlat sıcaklığı veriyordu.Karnının şişkinliğinde ellerini,büyük bir sevecenlikle gezdirdi...Belleğindeki ifadeler,kaleminin ucundan defterinin beyazlığına sabırsızca dökülüyor ve yağ gibi kayarak sayısız cümleler yumağı oluşturuyordu:

"Oğlum,yavrum, gelişini dört gözle bekliyorum.Farkındayım her şeyin;tekmelerin,karnımın çeperlerini öyle sabırsızlıkla vuruyor ki ve ben çok mutlu oluyorum bu halinden.Ne kadar hareketli bir çocuk olacağın her halinden belli.Karanlık ortamdan aydınlığa çıkmak için ne kadar da aceleci hallerin var.Şimdiden sana ninniler söylemeye başladım.Sen,karnımı tekmeledikçe sana bazen şarkılar mırıldanıyorum,bazen de şiirler mırıldanıyorum...O zaman beni anladığına inanıyor ve beni can kulağı ile dinlediğine inanıyorum...Sana hep hüzünlü şiirler okuduğum için beni bağışla oğlum...İnşallah dünyaya geldiğin zaman senin için daha farklı bir anne olacağım...Sana çektirdiğim çileleri kesinlikle hissettirmeyecek hep mutlu görünmeye çalışacağım...İçim kan ağlasa da sana göz yaşımın zerresini bile göstermemeye özen göstereceğim.Benim çektiklerim yüzünden senin de karamsar olup "bu dünyaya niye getirdin anneciğim" dedirtmeyeceğim... Her anne dediğinde,melekler gibi gökyüzünde uçmanı istiyorum oğlum... Sen bakma benim kaderimin kötü olduğuna.Bazen böyle şeyler olur.Sen bakma benim göz yaşlarıma.Şu anda bile bunları yazarken,göz yaşlarımı tutamıyorum...Sanki bir söylediğim, biraz sonraki söyleceğime ters düşüyor gibi değil mi...Elimde değil, elimde değil oğlum...Bana kızacaksın ama şu anda aklıma gelen şiirin üç kıtasını kulaklarına mırıldanayım istersen.Şiirimin başlığına "Ağlar" koydum.Bakalım beğenecek misin:

AĞLAR

Şu dünyada muradını almayan
Tabibe yaramı sar diye ağlar
Sağlığında sevdiğini sarmayan
Mezarda kolları yar diye ağlar...

Mor koyun da kuzum diye meleşir
Aşıklar,dertlinin derdini paylaşır
Mecnun, Leyla diye durmaz ağlar
Yazan yüreğime kor diye ağlar...

Gurbet ellerine kurmuş obası
Aşkını savurur gönül yabası
Buse'yi de yakmış zalim babası
Doktorlara halim zor diye ağlar...

Bebeğim, sana hep oğlum duygusuyla "oğlum" diye hitap ediyorum.Eğer kız olarak da gelirsen saygım sonsuz.Beni,ayrım yapıyorsun diye hiçbir zaman suçlama tamam mı...Fakat oğlum diye hitap etmenin de sebepleri var yavrucuğum.Sana onları da birazdan açıklayacağım...Yalnız sana biraz önce mırıldandığım şiirimi biraz açıklayayım da içinde soru işaretlerin kalmasın...

Bak yavrum,
Şu dünyada muradını almayan
Tabibe yaramı sar diye ağlar

Şiirin birinci kıtasındaki şu iki mısra var ya...İşte bu mısralarda anneciğinin duygularının ne kadar hassas ve içli olduğunu gösteriyor.Yani kısaca benim mutsuzluğumu anlayabilirsin bu dizelerle...Diyeceksin:

-Ana, niye muradını almadın ? diye.

Evet oğlum alamadım, açıkça itiraf edecek olursam. Şu anda seni rahmime gönderen baban olacak o adam bile benim arzuladığım kişi değildi. Senin ilk ve tek sevgilimden olmanı isterdim... Ama olmadı be yavrucuğum...Kader ağlarını,bana öyle acımasızca ördü ki...Senin,sevgilimden olmasını istediğim kişiye sahip olamadığım gibi işin ilginç tarafı da başıma gelmeyen de kalmadı...Şu anda sana söyleyeceğim ama boğazım öyle düğümlendi ki; arap saçına dönen öykünün içeriğini anlatmakta zorlanıyorum...Bana müsaade edersen bir sigara yakayım,biraz efkar dağıtayım da kaldığım yerden anlatmaya devam edeceğim...

Buse, karnındaki bebeği ile öyle bir empati kurmuştu ki adeta kendinden geçmişti... Başka bir şey düşünemiyor, onunla konuştukça kendinden geçiyor, göz yaşlarının yanaklarından aşağıya doğru süzülüp gitmesine engel olamıyordu. Doğrusu göz yaşlarının aktığından bile haberi yoktu... Her şey doğaçlama devam ediyordu...

Konsülün çekmecesini çekip sigarasını çıkardı. Sigarayla tanışalı yeni olmasına rağmen kendisini onun aldatıcı çekiciliğine bırakmış adeta teslim bayrağını çekmişti... Mini marketçi Hüsne'nin:

"Yak kız bir tane. Bak ben de içiyom.Bir taneden bir şey olmaz..." teklifine sessiz kalmış ve direnememişti...

Sigarasını tüttürürken, ikinci teselli olarak da gördüğü radyosunun düğmesini sola hafifçe çevirdi.Radyoyu açar açmaz da Zeki Müren'in güzel bir şarkısı,odaya yayıldı:

Şimdi uzaklardasın
Gönül hicranla doldu
Hiç ayrılamam derken
Kavuşmak hayal oldu...

Bir taraftan sigarasını tüttürüyor,diğer taraftan da Zeki Müren'e eşlik ediyordu:

Şimdi uzaklardasın
Gönül hicranla doldu...

Şarkıyı mırıldanırken sevgilisi Tugay aklına geldi... Şarkının son iki mısrası tam da kendi aşkının durumunu yansıtıyordu...

Hiç ayrılamam derken
Kavuşmak hayal oldu...

Ayrılamayacağız diye Amasya'daki papatya pastanesinde ettikleri yemin anını gözlerinin önüne getirdi... Hala o an, ilk günkü gibi canlılığını koruyordu...

Şimdi ise "kavuşmak hayal olmuştu"...Tekrar defterinin başında yazmaya devam edip karnındaki bebekle kaldığı yerden dertleşmeyi sürdürdü:

Sevgili yavrum,gülüm,çiçeğim,her şeyim,bir tanem!..Şu anda öyle efkar bulutları üzerimi sardı ki sorma gitsin...Sana kaldığım yerden yarın akşam yine devam edeceğim...Zaten seninle kavuşmamıza sayılı günler kaldı...O anı sabırsızlıkla bekliyorum...Karnıma vurduğun tekmelerden belli ne kadar sevimli bir çocuk olacağın...

Radyo,Zeki Müren'den ikinci şarkıyı söylemeye başladığı anda Buse'nin odasının kapısı aceleyle hızlı hızlı vuruldu.Konsüldeki aynada kendisine bakıp,saçlarının dağınıklılığını toparladıktan sonra merakla kapının tokmağını çevirince karşısında,marketçi Hüsne ile köyün muhtarın telaşlı bakışlarıyla karşılaştı.

Muhtar:

-Buse kızım,gelinim ikinci doğumunu yapacak.Bebek,çıktı çıkacak.Şehre de ulaştırmakta geç kalırız.Hüsne hanımın dediğine göre siz hemşireymişsiniz.Gelmeniz mümkün mü?...

-Hemen geliyorum.Üstüme şalımı alayım da...




Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 380
favori
like
share