Anne Sütü Alan Bebeklerde Alerji Riski Azalıyor - Anne Sütü - Bebeklerde Alerji

Günümüzün en yaygın sağlık sorunlarından birisi haline gelen alerjilerin görülme yaşı gittikçe düşüyor. Küçük bebeklerde bile ortaya çıkabilen alerji riskini azaltmanın yollarından biri, yeterli anne sütü emmesini sağlamak. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı Özlem Ketenci Altıkardeşler, alerjinin önüne geçilemese bile bazı küçük önlemlerle riskin azaltılabileceğine dikkat çekiyor.

Alerjik hastalıklar bebeklerde ve küçük yaş gruplarında daha çok gıda alerjisi ve ciltte bölgesel olarak kızarıklık, kaşıntı, kabuklanma, pullanma ile kendini belli eden atopik dermatit (ekzema) şeklinde ortaya çıkıyor. Çocukluk döneminde hem besin alerjileri hem de alerjik astım ve alerjik rinit görülmeye devam ediyor.

Ayrıca düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebeklerde astımın görülme oranı daha yüksek. Bebeklik döneminde besin alerjisi ve atopik dermatit saptanan çocukların ileriki dönemlerinde alerjik astım ve alerjik rinit gelişme oranı da artıyor.

Alerji, çağımızın giderek büyük bir sorun haline gelen sinsi hastalıklarından biri. Araştırmalar, her yüz kişiden 20’sinin alerji sorunuyla karşı karşıya kaldığını belirtiyor. Araştırmalar, bu oranın gittikçe artacağına dair kanıtlar da sunuyor. Çünkü son 20 yılda alerji görülme oranında artış söz konusu.

Ancak alerji, geniş yelpazeli bir hastalık. Kimi zaman bir besin türüne kimi zaman bir kokuya kimi zamansa ev akarlarına. Yani vücudumuz farklı maddelere karşı farklı tepkiler gösteriyor. Üstelik hem nedenleri hem de sonuçları açısından kişisel farklılıklar da ortaya çıkıyor. Nasıl mı?

Alerjik hastalıklar bebeklerde ve küçük yaş gruplarında daha çok gıda alerjisi ve ciltte bölgesel olarak kızarıklık, kaşıntı, kabuklanma, pullanma ile kendini belli eden atopik dermatit (ekzema) şeklinde ortaya çıkıyor. Çocukluk döneminde hem besin alerjileri hem de alerjik astım ve alerjik rinit görülmeye devam ediyor. Besin alerjilerinden en çok sorumlu olan gıdalar; inek sütü, yumurta, yer fıstığı, soya, buğday, balık ve fındık. Ancak inek sütü ve yumurtaya karşı olan alerji hayatın ilk 3-5 yılından sonra genellikle kayboluyor. Alerjik astım ve alerjik rinit tanılı çocukları etkileyen ise daha çok ev tozu akarları, polenler, küf mantarları, kedi - köpek tüyleri ve hamam böceği.

Alerji oluşum nedeni
Alerjik hastalıkların gelişiminde belirli risk faktörleri mevcut. Başlıca risk faktörleri; anne ve babada alerji öyküsünün olması, alerjenik yiyeceklere ve ev tozu akarı, polen, hayvan epitel ve tüyleri gibi alerjenlere hayatın erken döneminde maruz kalmak, özellikle alerjik astım açısından hava kirliliği ve sigara dumanına maruz kalmak…

Araştırmalara göre, alerjik rinit ve alerjik astım, daha çok erkek çocuklarda görülüyor.
Ayrıca düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebeklerde astımın görülme oranı daha yüksek. Bebeklik döneminde besin alerjisi ve atopik dermatit saptanan çocukların ileriki dönemlerinde alerjik astım ve alerjik rinit gelişme oranı da artıyor.

Anne babada alerji öyküsü varsa…
Anne ve babada alerji olması bebeklerde alerji gelişme riskini arttıran bir risk faktörü. Ancak bu durum bebeklik döneminde kendini gösterebileceği gibi daha geç çocukluk döneminde de ortaya çıkabiliyor.

Anne sütü alerjiyi önler mi?
Araştırmalar, yüzde yüz engellediğini göstermiyor. Ancak bilinen şu ki, görülme oranını düşürüyor. Elbette anne sütü alan bebeklerde de alerji ortaya çıkabiliyor ancak yapılan çalışmalarda özellikle yüksek riskli çocuklarda anne sütü ile beslenmenin alerjik hastalık oluşma sıklığını azaltttığı, en azından alerjik hastalıkların ortaya çıkışını geciktirdiğini gösteriyor.

Alerjinin teşhisi
Alerjiden şüphe edilen çocuklarda, ilk aşamada kanda eozinofil ve total Ig E düzeyine bakılması tercih ediliyor. Ancak kesin ve güvenilir tanı için alerji testleri uygulanıyor. Alerji testleri her yaşta yapılabiliyor, ancak yaş grubuna göre farklı metodlar uygulanıyor. Kanda alerjene karşı spesifik Ig E bakılması ve deri testlerinden prick test en çok kullanılan alerji testleri. Ancak prick test spesifik Ig E ile karşılaştırıldığında duyarlılığı daha yüksek ve daha fazla sayıda alerjene karşı alerji olup olmadığı değerlendirilebiliyor. Bununla beraber prick test uygulanırken alerjik reaksiyon gelişme ihtimali de var. Deri testine yanıt yaşla birlikte kazanılıyor. Yani daha erken dönemlerde de uygulansa da testin yanıt 4 yaş üstü çocuklarda belirgin olarak pozitif sonuç verdiği biliniyor. Bu nedenle küçük çocuklarda kanda spesifik Ig E bakılması daha çok tercih edilen bir yöntem.

Alerjinin önüne geçmek mümkün değil
Maalesef ki, bu günkü bilgilerle bebeğin doğmadan önce alerjik bünyeye sahip olup olmayacağı saptanamadığı gibi, alerji gelişiminin önüne de geçilemiyor. Ancak bazı risk faktörleri ortadan kaldırıldığında alerji gelişme ihtimali azaltılabiliyor. Özellikle alerjik astımda hayatın erken döneminde alerjene maruz kalmak (ev tozu akarı, polen, hayvan epitel ve döküntüleri vs.) hastalık gelişimi için kolaylaştırıcı rol oynuyor. Annenin sigara içmesi de astım riskini arttıran faktörlerden biri. Bebeğin sigara dumanına pasif olarak maruz kalması ve kirli hava soluması astım ciddiyetini arttırıyor.

Alerji riskine karşı alınabilecek önlemlerden biri de beslenme şekli. Bebeğin İlk 4-6 ayında sadece anne sütü ile beslenmesi, anne sütü ile beslenmenin mümkünse 2 yıla kadar sürdürülmesi ilk önlemlerden biri. Bebeğin katı besinlere geçiş ayı olan 6. ayda, alerjenik özelliği olanlar ile başlanmaması ve alerjen olma ihtimali yüksek; inek sütü, yumurtanın beyazı, balık, soya, yer fıstığı, buğday, mısır gibi besinlere geç başlanılması oldukça yararlı.

Belirtiler nelerdir?
Bebeklerde alerji daha çok atopik dermatit veya besin alerjisi şeklinde ortaya çıkıyor. Besin alerjilerinin en önemli belirtisi; deri döküntüleri. Bebekte besin alerjisi saptandığında, uzmanlar öncelikle alerjiden sorumlu olabileceği düşünülen besinleri beslenme listesinden çıkarıyorlar. Ayrıca gerekiyorsa bebeğin rahatlaması için antihistaminik ilaçlar kullanabiliyorlar.

Atopik dermatitli bebeklerde ise, yine deri döküntüleri görülüyor. Bu bebeklerin; deterjan, sabun ve kimyasal maddelerle temasının kesilmesi gerekiyor. Elbiselerini yıkarken parfümlü, cildine zarar verebilecek ürünlerden çok, saf sabun tercih edilmeli. Giysilerinin iyice durulanması gerekiyor.

Bebeğin bulunduğu ortamdaki ısıya da dikkat edilmesinde yarar var. Bebeğin terlemesine izin verilmemeli, pamuklu ve bol giysiler tercih edilmeli. Ayrıca nemli ortamlardan uzak tutulmalı. Banyo yaptırılması mevcut şikayetleri arttırabileceğinden çok sık banyo yaptırmaktan kaçınılmalı, banyo sonrası cilt nazik bir şekilde kurulanmalı ve sonrasında mutlaka nemlendirici krem ve losyonlar kullanılmalı. Antihistaminikler, kortizon veya farklı etken madde içeren merhemlerin mutlaka doktor gözetiminde kullanılması gerekiyor uzmanlar alerjik hastalıkların hangisi olursa olsun tedavide en önemli noktanın çocukta alerjiye neden olan alerjenlerin tespit edilmesi ve bu alerjenlerle temasından uzak tutulması olduğunu belirtiyorlar.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1993
favori
like
share