Sevmek deriz ne kadar güzel bir duygu. Ve sevdiğimiz insanların bizim için ne kadar önemli olduğunu vurgularız. Annemizin babamızın çocuklarımızın eşimizin ve kardeşlerimizin. Peki, onlara gerçekten önem veriyor muyuz; ya da bunu onlara hissettirebiliyor muyuz sizce?

Bir düşünelim lütfen: ´Annem bana ne yapsam kırılmaz; o benim çocuğum canım ne olacak; kardeşime verdiğim sözü tutmasam da olur aramızda hallederiz. Aile içinde ne olacak? ´ Bu ve benzeri sözleriniz var mı sizin de? Şimdi bir de kendinizi düşünün: İstemez mi idiniz çocukken anneniz misafirler için yaptığı gibi sizin için de arada bir mutfağa girsin size özel bir pasta yapsın ya da sadece ailesi için; ağabeyiniz ya da kardeşiniz sizden borç para aldığı zaman iş arkadaşına olduğu gibi vaktinde ödesin. Çocuklarınız öğretmeni ile konuştuğu gibi konuşsun sizinle de; karınız ya da kocanız dışarıda nasıl konuşuyorsa evde de öyle konuşsun öyle davransın. Hoşunuza gitmez miydi?

Ama genel olarak biz ne yapıyoruz en yakınlarını en çok inciten oluyoruz. Ya da en yakınlarımız bize en saygısız davranan oluyor; o alınmaz o kırılmaz canım aramızda lafı mı olur diyerek. Bir çarpıklık yok mu sizce de?

Üstelik de sevdiğimiz insanların bizi incitmesi çok kolay çünkü onlara karşı açık ve çıplağız; kalkanlarımız yok. Bu çok yanlış bence. Hayat içinde bize has özel bir duruşumuz olmalı diyorum ben. Ve bu duruş tüm insanlara karşı eşit olmalı. Biz ya kendimize ve başkalarına karşı saygılıyızdır ya da değilizdir. Biz verdiğimiz sözleri ya tutarız ya tutmayız. Sevdiğimiz insanların bizi seven insanların toleransı daha geniş diye bunu kullanmak ilişkiyi yıpratmak çok yanlış. Bu bence hayatı profesyonelce yaşamadığımızı gösterir. Duygularımızda da sevdiğimiz insanlarla ilişkide de özenli ve profesyonel olmalıyız bence. Elbette rahatlığımız olmalı özel insanlarımız ile ama rahatlık başka laubalilik ve saygısızlık çok başka.

‘Versene şu ekmeği kalk oradan ben oturacağım şu senin elbisen var ya izin almadan giydim bir de üstüne yemek döktüm ama ne olacak canım biz kardeşiz. (Yarın toplantı var siz o elbiseyi giyecektiniz.) Sevgilim param bitmişti cüzdanındaki paraların bir kısmını alıp çarşıya çıktım; ne olacak canım biz karı kocayız… Karıcığım arkadaşımın ihtiyacı varmış da bu ayın kirasını ona borç verdim. Benim telefonun şarjı bitmişti çıkarken seninkini aldım.’

Şimdi bunlar sevdiğimiz insana verdiğimiz değer midir? YOKSA?
Hâlbuki en çok özeni onlara göstermemiz gerekmez mi? Çünkü onlar bize çıplak; güveniyorlar… Kız kardeşiniz en çok sevdiği elbiseyi başkasına vermez ama siz isterseniz kıramayabilir; ne gerek var? Anneniz güvenip tüm üç aylığını verir size ama vaktinde geri vermezseniz hem bütçesi sarsılır hem de incinir de söyleyemez… Babanız babasından kalma köstekliyi izinsiz alırsanız itiraz etmez belki ama içi cız etmez mi… Kocanız sabahları işe giderken sizi çok hoş hazırlanmış görüp akşamları en eski eşofmanlar ile karşılayınca içlenmez mi? Başka kadınlara kapıyı açarken karınızı arkada unutunca sizce ne düşünür?

Aslında bu yanlışlığı kendimize yapıyoruz çünkü iki tane biz oluyoruz. Hâlbuki hayatı profesyonelce yaşamalıyız derim ben; kendimiz için. Kişiliğimizin gelişmesi adına sevgiye verdiğimiz değer ve bunu sevdiklerimize gösterebilmek çok önemli. Korkmayan, gelişmiş kişi yüreğini açıp sevgisini gösterir ama buna saygıyı ve özeni de katmayı bilerek.

Ayrıca unutmayalım ki biz haddimizi bilmezsek ya da ilişkilerimize sahip çıkmayıp tüketirsek isyan etmeyecek hiç kimse yoktur. Ve bu nokta da önemli olan şudur kaybettiğimiz ya da sarstığımız ilişki sevdiğimiz insan iledir. Sonra bir de kalkıp şunu deriz: ‘ Elbisesi kardeşinden kıymetli; annem parasını bile sakınır benden ya da kocamsın ne olacak; insan karısına kapı mı açar…’

Ama giden bizden ve sevdiklerimizden gitmiştir ne yazık...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1257
favori
like
share