Ben Seninle Konuşuyorum - Düş Hikayeleri - Remziye Uludağ

Güneşin en tepeden üzerime sırnaşmasına bakacak olursam öğle vaktiydi. Küçük bir kız çocuğun yanı sıra yürürken ona ‘Hayat çok duraklı bir yolculuk’ diyorum. O ise ‘Hayır, sadece hayat sadece bir durak’ diyor. Kendi söylediğime kesinlikle inanmakla beraber onun söylediğini de çürütemiyordum. Kendime güvenir bir tavırla ‘Öyleyse ispat et’ diyorum. Aldığım cevap beni 4 yaşında onu 29 buçuk yaşında yapıyordu.’Öleceksin, o zaman diğer durağı, son durağı, göreceksin. Bu yüzden kendin ispat et,öldür kendini’

Nasıl oluyordu bu? Ben inançsız biri sayılmazdım. Oysa şu küçük kız beni hayatla olan bağımı (zayıf da olsa) koparmaya çalışıyor. Elbette bir cümleyle bir hayat devrilmez. Ama beni de şaşırtan bu zaten. Bu küçük kız çocuğu zor günler geçirdiğimi,uçurumda olduğumu nereden biliyor, bunu bilip de nasıl beni uçurumdan itmeye yelteniyor? Bir an karşımda küçük bir kız çocuğu değil de şeytan olduğunu düşünüyorum. Sonra onun söylediklerini buraya kadar kovalayacak zihnime kızıyorum.O hepi topu 4 yıllık hayat deneyimi olan çok bilmiş bir kız çocuğu.Ve söylediğini çürütmediğime göre bir orta yol bulmam gerekir: ’Tamam’ diyorum ‘Elbette öbür dünyaya inanıyorum, ölümden sonrasına inanıyorum’ derken çocuk biraz önce hepi topu 4 yıl dediğimi duymuşçasına binlerce yılın ağırlığıyla ağzının bir yanı sabit kalmak suretiyle yandan sinsi bir tebessümle ‘Öbür dünya ha…Ölümden sonrasının bir dünya olduğuna mı inanıyorsun.İnandığın bu mu?’ diyor. Beklemediğim cevabın ilk etkisinden kurtulup ‘Ölümden sonrasının yaşadığımız dünya gibi olmadığını biliyorum. Sadece lafın gelişi böyle söylenir.Yoksa…’ Verdiğim cevaba ben bile tatmin olmamışken büyümüş küçülmüş bu kız çocuğunun tatmin olması beklenmez.

Anlıyorum ki inandığım şeyler inanmak istediklerim, bilediğim şeyler bilmek istediklerim. Bu yüzden adeta yüzmeyi öğrenmeyi reddediyor ayaklarımı suya sokmakla yetiniyorum. Basit bir insan olmak istemiyorum. Ama basit bir insan gibi yaşıyorum.

Düşüncelere boğulmuşken park etmiş bir arabanın kenarından geçiyoruz. Arabanın camına bakıyorum yanım boş. Yanıma bakıyorum orada. Aklımın değil güneş ışıklarının bir oyunu olduğunu düşünerek tereddütsüz yola devam ediyoruz. Onun varlığına eminim; çünkü sesini duyuyorum ‘Ben bir şeyler söylerim.Sen anlamak istediğini anlarsın. Ne doğrudur dediklerim ne yanlış. Sen inandığını anlarsın’ diyor.

Galiba ne o 4 yaşında ne ben 29 buçuk. Yaşadığım 3 yılı yarım yıl sayıyorum. Küçük kız bunu da biliyormuşçasına yaşına yaraşan bir gülümsemeyle bakıyor. Ben bunları söylerken kendi kendime konuştuğumu sanıyorlar oysa ben senle konuşuyorum, küçük kız çocuğu…


Remziye Uludağ

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 300
favori
like
share