Buse'nin Göz Yaşları 37 Öyküsü - Derin Duygular - Ayhan Sarıkaya - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

Resmi büyük görmek için tıklayın Muhtar, Buse sarsılmasın diye traktörün hızını azaltmış, yolun çukur yerlerinde;traktörün hoplayıp zıplamaması için çok dikkat etmiş,gaz pedalından ayağını çekmişti.
"Ne olur ne olmaz; Buse gelin de hamile. Şimdi gelinimi kurtaracağım derken, Buse gelinimize sarsıntılardan dolayı düşük yaptırmayayım da " diye düşünüyordu...On beş dakikalık yolu,yarım saatte gittiler.İki kanatlı tahta kapıdan avluya girdiklerinde;Buse,

"Bu köyün bütün evlerinin yapılış tarzları hep böyle demek ki; İki kanatlı tahta kapıdan sonra kesinlikle geniş bir avluyla karşılaşıyorsun... Sonrasında benim durduğum konak tarzına benzeyen evler... Diğer evlerin de genel görünümleri böyle olsa gerek..."düşüncelerini, belleğinin süzgecinden geçirdi...

Avludan gelen köpek havlamasıyla karşılaştılar. Köpek, Buse'nin yabancı olduğunu kokusundan anlamış; tedirginlik belirtisi göstermemiş olsa da sahibine şirin gözükmek dürtüsüyle sesini çıkarmayı düşünmüş olmalıydı...

Muhtar traktörü stop edip, kontak anahtarını çıkarırken:

-Yabancı değil oğlum, köyümüzün Buse gelini. Bundan sonra köyümüzün doktoru sayılır.
Köpek, konuşulanları içsel sezgisiyle anlamışçasına, kuyruğunu hızlı hızlı sallıyor, kafasıyla sevgi gösterisinde bulunuyor,ön patileriyle sahibinin dizlerine doğru sıçrıyordu...

Buse, merdivenlerden yukarıya doğru çıkmaya hazırlanırken; bilgi dağarcığını yokladı.Okuldan ayrılalı ne de olsa bir yıl gibi uzun zaman olmuştu.Okulda iken,hastanede iki kez doğum olayının içinde bulunmuş,saniye saniye yapılanları görmüş,nasıl müdahale edilmesi hususunda; öğretmeni, gerekli uyarılarda bulunmuş ve olup bitenleri can kulağı ile dinlemiş ve izlemişti...O zamanlar aklına gelen düşünceleri, tekrar film şeridi gibi gözlerinin önünde makaraya dolanmaya başlamıştı:

" Candan can çıkıyor; ana rahminden yeni bir yaşam, dünyaya merhaba diyor. Öyle bir masumane bir şekilde gelişi var ki;sanki bir melek gibi uçuyor...İşin gerçeğini öğrenmek ne kadar da mantıklı bir gelişme.Çocukken,

"ben,nasıl geldim dünyaya anne?" soruları karşısında beynimize yerleştirilen tehdit vari yanıtlar: "sus,kızlar böyle konuşmaz.Leylekler getirdi.Biraz daha ısrarlı sorular karşısında,bunalan büyüklerin: "Leylek getirmediyse,ırmak getirdi.Şimdi inandın mı.Tabi ki inanmadın değil mi.Hah inanmıyorsan,melekler gökyüzünden bıraktılar..."

Bu düşünceleri, yıldırım hızıyla tekrar belleğinde canlanmış;film şeridi ,makaraya dolanmıştı artık...

Merdivenleri yarıya kadar çıkmıştı ki:

-Muhtar bey,evde ilk yardım çantası bulunuyor mu?Az çok tıbbi araç ve gereçlerin olması lazım.Pamuk,makas,ince eldiven,tentürdiyot...Bunlar,hemen hemen bütün evlerde bulunmalı.İlk yardım çantası,gerektiğinde yarım eczane sayılır,değil mi?...

-Haklısın Buse gelin. Şahsen benim evimde ilk yardım çantası var. İçinde de her bir şeyi vardır. Ben, öyle şeylere düşkünümdür...

Buse, odadan içeriye girdiğinde; muhtarın gelini, karyolanın üzerine sırt üstü uzanmış, hafif hafif inliyordu... Yanına yaklaşıp geline baktığında;anlının üzerindeki boncuk boncuk beliren terlerin,doğum terleri olduğunu hemen anladı.Yandaki sandalyeye oturup biraz soluklandı,nefesini toparladı,ilk heyecanın yatışmasını ve göğüs atışlarının geçmesini bekledi.Kadının yanında duran kaynanasına:

-Çabucak bir demlikte su kaynatın bakalım, şu ecza dolabını da yanıma getirin...

Konuşmasında en ufak bir yalpalama yoktu. Ses tonunda kendine güven ve istikrar sergiliyordu adeta, bu işin yıllarca içinde olan piriymiş gibi...

Buse, muhtarın gelinine dönerek:

-Korkma. Allah'ın izniyle çok sağlıklı bir doğum yapacaksın. Dış görünüşün onu gösteriyor.Muhtar,"gelinimin ikinci doğumu " demişti.Birincisi kaç yaşında?

-Bir yaşını henüz doldurdu, Buse gelin.

-Eee, o zaman bir yıl sonra bir tane daha gelecek demektir,ha..

-Valla onu ben bilemem. Ancak gocamın bileceği iş Buse gelin.

-Sana kalırsa, sen üçüncüyü istiyor musun?

-Aman neymiş çok çocuk. Ben iki taneyi bakem de... O bana yeter.

Buse, doğum yapacak gelinin kaynanasının dışarıda olmasını fırsat bilerek:

-Doğumdan sonra kırkın çıkmadan ben sana bir metod uygularım, çocuğun olmaz.Böylece rahatlarsın ha.Sakın kaynana söyleme,aman işler karışmasın,olmaz mı?

İkisi birlikte gülüştüler.Aralarındaki empati kurulmuştu.Birazdan kaynanası,elindeki malzemeler ve kaynamış olan demlikteki sıcak suyla içeri girdi.

Buse, makası temiz bir kabın içerisine koyup içerisine de sıcak suyu döktü...Demlikteki arta kalan sıcak suyla da mutfağa gidip ellerini sabunla güzelce yıkadı,temizledi...Odaya döndüğünde gelinin hala boncuk boncuk ter dökmeye devam ettiğini kısa bir süre izledi...

-Beline doğru ağrıların var mı?

-Şu anda ağrılarım fazlalaştı...

Buse, üzerindeki yorganı atıp; dikkatini, kadının bacakları arasındaki bölgeye doğru odaklaştırdı.Doğum suyunun gelmeye başladığını görünce;

"iyi, bebek, perineyi zorlayıp ileriye doğru hamle yapmaya başladı",diye düşündü."

Böyle düşünmesiyle birlikte de doğum suyunun tamamı, vajinanın ağzından dışarıya boşaldı...Çocuğun başı gözükünce,rahatladı, " oh be,iyi ki ayakları önce gelmedi.Yoksa işim zorlaşacak,belki normal doğum yaptıramayacak,hastaneye de yetiştirmeye gecikince de bebeği zayi etme ile karşı karşıya kalacaktım..."diye us'ladı...

Kafası görünen bebeği, hafif bir müdahale ile dışarıya çıkartıp,eliyle yukarı kaldırarak sırtına iki şaplak atmasıyla,"ınga,ınga,ınga" diye sesin gelmesi bir oldu...Zafer kazanmış komutan edasıyla:

-Hadi gözünüz aydın, nur topu gibi bir kızınız oldu...

Kaynana, sevinçle:

-Sağ olasın Buse gelin. Önceki de erkekdi.Böylece kızı da bulmuş olduk...

Buse,bebeğin üzerine iki maşrapa da soğuk su dökerek,çocuğun irkilip tekrar ağlamasını sağladı...Çocuğu yukarı kaldırdığında sırtına hafifçe vurduğu şaplaklarla ağlamasaydı,hemen suya davranacak "soğuk su şoku" yaptırıp ağlamasını sağlayacaktı...

"Artık ciğerlerine temiz oksijen girip,beyin işlevsel motivasyonuna başladı" diye düşünürken oldukça rahatlamıştı...

Bebeğin göbek kordonunu, pamuk ipliği ile sıkıca bağlayıp, sıcak su içerisinde steril durumda olan makasla, bağladığı düğümün biraz yukarısından kesti... Bebeği,kaynanasına uzatırken,

-Allah, analı babalı büyütsün. Acı dert,keder göstermesin...

Kaynana, bebeği elindeki bebe battaniyesi ile sarıp sarmalamış ve annesine uzatmıştı.

Annesi, yavrusunu kokusunu ciğerlerine çekerken mutluluktan uçuyordu:

-Sağ olasın Buse gelin. Kızımın adına da Buse koyacağım.O da senin gibi güzel olacak inşallah...

Buse:

-Yeter ki,bahtı güzel olsun!...



Ayhan Sarıkaya

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 225
favori
like
share