Gelmeyeceksin biliyorum işte. Benimkisi boş hayal. Kar yağıyor yüreğime. Üşüyorum sensizlikten. Al beni. Savur küllerimi. Gecelerim nemli. Bakışlarım hep ıslak. Yoksun işte. Varlığımın anlamı da yok. Ellerim titriyor. Yüreğim bir kuşun yüreği gibi çarpmıyor işte. Umudumu rüzgarlara bıraktım nice zamandır. Belki rüzgarı da arkana alıp gelirsin diye. Neredeyse yüzünü bile unuttum.

Galleria’da gezerken bir tablo ilişmişti gözüme. İri gözleri vardı. Dalgalı uzun saçlarıyla engin denizlerin ötesinden ruhumun penceresini aralar gibi bakıyordu. Onu, onlarca insanın arasında , bir metropolde arkası dönük yürürken görsem bile tanıyabilirdim. Erimişti ruhlarımız sanki aynı derdin potasında. Neden sonra ayrılıp diğer resimlere de baktım. Daha doğrusu bakıyormuş gibi yaptım. Aklımda hep o vardı. Çizsem yeniden, belki aynısını çizebilirdim.

Çok zaman oldu… Şimdilerde ise ne kadar çok hayal ediyor, zihnimde canlandırmaya çalışıyorsam da olmuyor. Öylesine bulanık ki, sanki bir gelip bir gidiyor. Ressam, sanki elinde tuvali, fırçasıyla saniyeler içinde aynı resmi defalarca çiziyor, siliyor, tekrar çiziyor… Beğenmiyor, olmadı yeniden çiziyor… Soluklaşıyor ve giderek kayboluyor gözlerimin önünden…

Kış rüzgarları esiyor Mayıs’ın sonlarında… Sanki yüreğimi göçmen kuşlar götürmüş gibi eriyor ruhum. Bir mülteciyim sanki; eşyadan muhacir , hayattan öksüz… Beni kim kendine bağlayabilirdi ki bu kadar?. Kim benzeyebilirdi bana, tıpkı bende olan gibi.

Nişantaşı’ndan Beşiktaş’a , oradan da yürüyerek Ortaköy’e kadar geldim. Kabataş Erkek Lisesi’nin önünden geçerken liseli yıllarım gelip geçti bir anda gözlerimin önünden. Eski kırtasiyeci yoktu yerinde arasıra kalemtıraş, silgi cetvel aldığım… Ara sokaktan sahile indim. Eski balıkçılar da yoktu. Deniz eski deniz… Bana dair hiçbir şey yoktu, sana dair hiçbir şey yoktu. Kimliğim de yok artık. Cüzdanımı ve içindeki her şeyi, kimlik kartım ve adımın yazılı olduğu her şeyi denize fırlatmak istiyorum. Boğazın karanlık sularına… Gitsin yok olsun her şey seninle birlikte.
Kaç zamandır seninleyim ama sensiz… Kim çaldı ruhunu benden? Yüzün yok, gülümseyişlerin yerinde durmuyor. Hangi ressam çizdi seni yeniden. Kim dokundu ellerine, Bilmediğim bir koku sarmış bedenini… Ruhunu hangi sokakta bıraktın da geldin. Yüzünde hangi marka makyaj var, bilmediğim yabancı renkler… Bir duman , bir gölgedir muhayyilemdeki varlığını yok eden … Bir türlü çizemiyorum seni, bir türlü göremiyorum bendeki seni. Sendeki ben olan seni…İhanet gecelerinin buz kesen sabahlarından mı geliyorsun, gölgede kırk derece gündüzlerime? Gündüzlerimi alıp gecelerin sessizliğine mi büründün? Hani vazgeçilmezindim. Hani ben senin kölen, sen benim cariyemdin bitmeyen gecelerimizde. Hani kusursuzundum. Hani bizden başka kimse derinliğine sevgili olamayacaktı? Hani gökkuşağının bütün renklerini birlikte tutuyorduk? Hani hüzme hüzme aşkımızın damarlarından akıyordu yaşamın tüm renkleri?

Senden başka her şeyi küçümsüyorum.

Galleria’daki portreyi gözlerimin önünde canlandırmak istiyorum. Renkleri dağılmasın, yüzünün sınırları karışmasın. Sen olmadan asla başaramayacağım bunu. Ruhum terörist, benliğim eşkıya… Bütün bir şehri yakacağım en sonunda.
Neden bu suskunluğun? Neden bu yokluğun?

Üşüyorum, kapama gözlerini.
Ya da benim olmadığım diyarlara git. Kendinle birlikte git…
--------------------
CENGIZ SÖKMEN

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 323
favori
like
share