Ağlamak,anlamaktır.anlayan insan ağlar.Anlamayan insan, göztereceği tepkinin boyutunu bilmediği için ağlayamaz.

Ağlamak gerçekle buluşan aklın,hislerle kucaklaşmasıdır.Vakıaya vakıf olanlar ağlar.Arif ve akif olanlar ağlar.

Ağlamak temiz tefekküre yakın akrabadır.Bir prensip ve prestij meselesi haline getilemez ağlamak.Çocuk da,köle de, imparator da ağlar zaman zaman.
Ağlamakta hesap yoktur.Zora talip olanlar ağlar;sadece darda kalanlar,zorluklar içerisinde bulunanlar ağlamaz.Sevinçten ağlayan insanlar da olduğuna göre,ağlamak korkaklık halide olamaz.yakarışın yalvarışın,buluşun,görkemin kendi lisanınca dil dökmesi,hakikatı göz yaşlarına sararak yüreklere ve yüreği olnalara uzatmasıdır.Bu haliyle ağlamak cesaret işidir.Yüreksizler ağlayamazlar,gerçeği kabullenecek kadar cesaretleri olmadığı için.

Ağlamak gönüllerin gönüllere selamı ve saygısıdır.Samimiyet halidir,sadakat halidir.

Ağlayamamak illetine batmış varlılar bu huzurdan uzaktırlar.Hiç ağlayamamak,ruhi boşluğun,maddi sarhoşluğun,kendini ve kendi bedenini beğenmişliğin tezahürüdür.

Aklının randımanı kalmamış insan suretindeki yılanlar ağlayamazlar.Kısacası ağlamak ,her insanın gerçekleştiremeyeceği kadar soylu bir gerçektir.

Kınanancak değil alkışlanacak bir harekettir...

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 404
favori
like
share