Bu gece seni kaybetmenin üzerinden neredeyse tam 10 yıl geçti. Bizleri izlediğini çok iyi biliyor ve buna inanıyorum. Daha dün gibi hatırlıyorum, 23 Nisan'dı hastalığını öğrendiğimizde... Hiç bir şey olmamış gibi hazırlandık kızımızın bayramı için. O gün hep beraber coşkuyla eğlendik ve güldük, halbuki içimizin kan ağladığı anlardı o anlar. Sende herşeyin farkındaydın ve son kez yaptığının.
Törenler başlamıştı, resimler dahi çekiniyorduk mutlu çerçevelerde oysa çocuklarımız herşeyden bihaberdiler. Ve o günün gecesinde de çok eğlenmek istedin seni seven arkadaşlarınla beraber.
Sünnet gölünde deliler gibi şaşırtmıştın beni, halen ilk gün gibi aklımda. Hatırlıyorum da elinde davulu kapmış masamıza gelmiştin ve yanımızdan hiç gitmemiştin. Ya sonra, piknikte bütün mangalı bize yedirmek için ne çok da çaba sarfetmiştin, hâlbuki boğazımdan değil bir tutam mangal bir damla su dahi gitmezken. Bunlar hep son kezdi, biliyorum hepsi son kez. Çocukları sevişin, bana özel hiç kimsenin bilemeyeceği hitabında son kezdi. Sonradan öğrendim ki bu kadar umursamaz davranışlarının aslında sadece bizi üzmemek için olduğunu. Arkadaşlarınla beraber olduğunda, kendi kendine bunları nasıl bırakırım, kime emanet ederim deyişlerini de...
Görkem'in baba aşkı. Tanrım çocuklar anne diye ağlar ama o ilk baba dedi ve hep baba diye ağladı. Seni işe göndermek istemezdi yada onu da götürmek zorunda kalırdın, bu yüzden bana da çok kızardın. Son kezmiş meğerse son kez...
Ve o gece sanki bir kutlama vardı evimizde, herkes evdeydi. Çocuklar neşe doluydu,kahkahalar evimizin yüksek yerlerine ulaşmıştı. Son kezmiş meğerse son kez canım.Gecenin sonunda iyi geceler dendi ve çocuklarımız daldı uykuya, onlarda seni son kez gördüler canım son kez...
O gece bu halimle nasıl götürdüm seni , nasıl kaldırdım hastaneye? Tanrım bana o anda nasıl bir güç verdi? Ve artık adres değişti ama umut bende hiç bitmedi. Birlikte girdiğimiz bu kapıdan el ele çıkmak hayalimi gerçekleştirmek için en az senin kadar çaba sarf ettim bende canım. Tam tamına 6 ay unuttum güneşi, havayı, suyu, yemeyi, yürümeyi, çocuklarımın yüzünü görmeyi... Çay içiyorum, çünkü onu da sadece hiç uykum gelmesin, gözlerim kapanmasın diye istedim. Ama bütün bu çabalarım, gayretlerim hep boşa gitti. Kıyafetini bile almıştım, dönünce giyeceğin ama giyemediğin... Hala dolabında ve sen kokunda. Gözlerini, sözlerini kısaca seni beynime kazıdım tıpkı bir mıh gibi...
Ayrılık vakti gelmişti ve sende artık bunu kabullenmiştin. Çok huzurluydun, fakat çocukların seni görmelerini istemedin, çünkü babalarını hep güçlü, yıkılmaz hatırlasınlar diye canım. Evet tüm bunlar son kezdi be canım son kez...
Canım, beni öpüşün bana veda edişin ve elimi bırakışın halen daha o ilk gün gibi aklımda. Birlikte geldiğimiz bu yerden bir ben çıktım son kez. Pijamaların duruyor canım, terliklerinde dolabında, her bir şeyin yerli yerinde, emanetinde. Tüm bu emanetlerin inan ki kutsal bende. İki hediyen var bende kutsal olan son gidişinde. Rahat uyu yerinde, beni izlediğini biliyorum canım ona göre yaşıyorum inan ki bende.
Ben en büyük zenginliğin minnet etmemek olduğunu öğrendim senden. Güven ve onuru kaybetmektense; sahte dostları, parayı kaybetmeyi ve daima doğru olmayı öğrendim ve de öğrettim emanetlerine.
Evet canım benim 10 yıl önceydi ve bu gündü. Sen son kez gittin bizden ....................
(Rahat Uyu Canım)
27/10/2009


Mualla Kazan

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 293
favori
like
share