genetik hastalıklar

“Hayatta hiç hasta olmamış insan var mıdır?” diye sorulsa herhalde böyle bir insan yoktur deriz. Zira hastalıklar insan hayatının sanki olmazsa olmaz bir şartı gibidir. Bununla beraber genel olarak sıhhatli geçirdiğimiz günler hastalıklarla geçirdiklerimizden çok daha fazladır. Hastalıklarla mücadele ederek hem daha dayanıklı bir bünyeye sahip oluruz, hem de gaflet içinde geçirdiğimiz sıhhatli günlerimizin kıymetini daha iyi anlarız. Hastalıkların büyük çoğunluğu gelip geçici mahiyette ve nispeten hafif olsa da, bazıları daha ağır bir şekilde ve İnsanı ciddi şekilde yıpratıp uzun süre çektirerek, hayatın lezzetlerini acılaştıracak bir süreç takip edebilir.
Bunlar içinde bazıları vardır ki insan daha dünyaya gelmeden bu hastalıklara programlanmıştır. Bu hususta hiç kimse suçlanamaz. Hiçbir anne baba çocuğunun hasta ve sakat dünyaya gelmesini istemediği halde, genetik programlarındaki ince detayları bilemediklerinden, potansiyel olarak taşıdıkları arızalı genleri yavrularına geçirirler ve onun doğuştan hastalıklı olmasına istemeyerek de olsa sebep olurlar.
DNA, hücre yapımı için gerekli plân, program veya zaman içinde okunacak bir kader kitabı niteliğindedir. Bu rehber çok hususi olarak hazırlanmış bir sistem olan hücre içinde yer alan ve ancak canlı hücre tarafından kullanılabilen eksiksiz bir bilgi anahtarıdır. DNA, zincirin halkaları şeklinde birimlerin birbirine eklenmesinden yapılmış ve spiral şeklinde kıvrılmış iki iplikten ibaret dev bir moleküldür. Bu zincirde dört çeşit halka (nükleotid) vardır. Bunlar; adenilik asit, guanilik asit, sitidilik asit ve timidilik asittir. Halkaların, kitap harflerinin düzeni gibi şaşmaz bir sistemi vardır. DNA dilinin dört harfi (A, G, C, T) vardır. Fakat bunlarla yazılabilecek mesajların sayısı çok fazladır. DNA'yı bir kitaba benzetebiliriz. Bu kitapta bütün harfler, sözcükler, deyimler, cümleler manâlı bir zincir oluşturacak şekilde birbirine bağlanır. Organizmanın bütün bölümleri ve fonksiyonları böylece tanımlanır. Her hücre bu bilgiden kendi görevi ile ilgili kısmı okur. Bu benzetmede bir harfin veya noktalama işaretinin karşılığı nükleotid, bir cümlenin karşılığı ise gendir. Bazen öyle cümleler vardır ki; bir noktalama işaretinin yerinin değişmesi, bir harfin silinmesi o cümlenin mânâsını değiştirir. İşte bu mânâ kaymasına mutasyon denir. Genlerde meydana gelen mutasyonlardan veya cinsiyet hücrelerinin meydana gelmesi esnasında kromozomların dengesiz dağılımından dolayı genetik hastalıklar meydana gelmektedir.
Teşhis: Yeni doğacak bir çocukta kalıtsal bir hastalığın bulunup bulunmayacağı annesinin ve babasının DNA'ları incelenerek tahmin edilebilmektedir. Eğer bu tahlil yapılmadan çocuğa hamile kalınmışsa doğacak çocukta herhangi bir genetik bozukluğun bulunup bulunmayacağı bazı usullerle tespit edilebilir. Bu teşhis metotlarından biri amniyon sentezi metodudur. Bu metotta, hamileliğin 14. ve 16. haftasında punksiyon iğnesi ile plasentadan bir miktar su alınır. Bu suda (amniyotik sıvıda) fetüsün derisinden, ağzından veya bağırsak epitelinden kopmuş hücreler bulunur. Bu şekilde elde edilen hücrelerin kültürü yapılır. Kromozom analizleri ve biyokimyevî analizler yürütülür. Embriyo suyunun alınması sırasında ceninin zarar görme riski % l kadardır. Bu usul ancak doğacak çocukta bir anomali ihtimali varsa uygulanır. Daha az tehlikeli bir metot ise chorion biyopsisidi. Hamileliğin 8-9. haftasında yapılabilir. Doktorlar gelişen plasentadan fetal hücreleri alır. Fetal hücreler ilk metotta olduğu gibi kromozom analizine tâbi tutulur. Kromozom analizlerinde RFLP (Restnction Fragment Length Polymasphysm) tekniği müthiş derecede güçlü ve genlerin sebep olduğu birçok esrarlı hastalığın büyük bir doğruluk ve hızla haıitalanabilmesi ve önceden haber verilmesi ihtimalini artıran bir tekniktir.
Bazı kalıtsal hastalıkların anlaşılmasında RFLP gibi zor teknikler uygulanırken fenilketo-nuri ve orak hücreli anemi gibi hastalıkların teşhisinde daha basit metotlar uygulanır. Fenilketo-nurinin teşhisinde guthrie testi uygulanır. Bu hastalıkta fenüalanin hidroksilaz (PAH) enzimi sen-tezlenmediği içinfenilalaninden tirozin aminoasidi sentezlenemez. Vücutta, özellikle beyinde fenilalanin biriktiğinden zekâ geriliği görülür. Bebeğin topuğundan alınacak birkaç damla kan bir filtre kâğıdına damlatılır ve kurutulur. Bu filtre kâğıdının kanlı kısmı kesilerek besi ağarına yatırılır. Daha sonra ağara büyümeleri için fenilalanine ihtiyaç duyan bakteri ekilir. Bakteriler belirli bir nispette büyürlerse bebeğin kanında normalden fazla fenüalanin olduğu anlaşılır. Bu da çocuğun hasta olduğuna işaret etmektedir. Orak hücreli anemide hastalığa sebep olan çekinik gen (zayıf veya eksik olan gen) bakımından homozigot (aynı cinsten iki geni bir arada taşıyan) fertler ağır bir anemiden (kansızlıktan) dolayı çoğunlukla genç yaşta ölürler. Heterozigot (farklı tipte iki geni taşıyan) fertler normal fertlerden fenotipik olarak ayrılmazlar. Hücrelerin DNA analizleri, bu kalıtımın bir çeşit intermediyer (eksik baskın) ve heterozigot fertlerde hemoglobinin bazılarının normal, bazılarının da orak şeklindeki hücrelerde olduğunu göstermiştir. Heterozigot fertler yüksek rakımlara çıkarıldıklarında şoka girerler ve biz de bu denemeden heterozigotlan anlayabiliriz. İki hemoglobin farklı elektrik şarjına sahip olduğundan elektroforezde de ayrılabilirler.

TEDAVİ
Genetik bir hastalık neticesinde meydana gelen arazların tesirlerini ortadan kaldırmak veya hafifletmek için çeşitli tedavi metotları uygulanır,
Fizyolojik tedavi: Fenükeionuri hastalığında erken teşhis çok önemlidir. Eğer yeni doğan bebeğin fenilketonuri hastası olduğu biliniyorsa doktor çocuğa içerisinde fenüalanin aminoasidi bulundurmayan besinlerden oluşan bir diyet tavsiye eder. Bu diyette anne sütü bile bulunmaz. Normal şartlarda bir rahmet olan anne sütü genetik programda küçük bir değişiklikle çocuk için zehirden farksız olmaktadır. Ayrıca çocuğun kalori alımına da dikkat edilmelidir. Eğer çocuk yeterli kaloriyi almazsa vücut proteinlerini yıkar. Bu proteinler içerisinde fenüalanin aminoasidi de bulunduğu için çocukta yine zekâ geriliği görülür.
Albinolar güneşten korunmak için güneş gözlükleri ve kimyevî güneş kremleri kullanabilirler. Polydactyl (çok parmaklı) çocukların fazla parmaklan ameliyatla alınabilir.
Protein tedavisi: Bazı genetik hastalıklar hastaya üretemediği protein verilerek tedavi edilebilir. Meselâ; hemofili hastalarında bir pıhtılaşma proteininin sentezi (antİhemofilik globulin) bir gen mutasyonu tarafından engellenir. Bu kişiye pıhtılaşma faktörü enjekte edilirse bu kişinin kanı normal şekilde pıhtılaşabilir.
Gen tedavisi: Protein terapisi ve fizyolojik terapi uygulamak hastanın semptomlarına yardımcı olabilir. Fakat defektif (bozuk) geni değiş tirmez. Gen mühendisleri RFLP gibi tekniklerle bozuk genlerin yerlerini bulmaya çalışıyor. Maksatları bir gün onları normal dizilişli genlerle değiştirmektir. Maalesef defektif (bozuk) geni normal DNA dizilişli genle değiştirmek çok zordur. Şimdilik taşıyıcılar tespit edilip evlilik seçimleri ona göre yapılabilir ve bu kişilere genetik danışmanlık sağlanabilir.
Genetik hastalıkların tedavi edilmesinde şu andaki tedavi usulleri yetersizdir. Özellikle gen terapisi yolu ile bu olumsuz durum aşılmaya çalışılmaktadır. Henüz doğmamış bir çocukta tedavisi mümkün olmayan bir genetik hastalık tespit edilmişse durum ne olacaktır? Kromozom analizleri sonucu bulgular olumsuz çıksa da ana ve baba çocuğa sahip olmak istiyorsa, bugünkü kanunlar içerisinde o çocuk doğabilir. Fakat testlerde anormal olduğu tespit edilen çocuğun alınması için de, birçok ülkede kanunî izin olmakla beraber bu konuda bir fikir birliğine varılamamıştır. Birçoğu, anormal olsa da hiçbir embriyonun veya ceninin gelişmesini yanda kesme hakkına sahip olmadığımızı savunurken; bazıları da anormal doğacağı tıbbî ölçüler içinde belli olan, gelecekte hem kendisi, hem çevresi için bir üzüntü kaynağı olacak belki de birkaç senelik bir Ömür için büyük harcamalar gerektirecek bir çocuğun yaşatılmasının mânâsız olduğunu savunmaktadır. Bu çok hassas problemi bilim adamları, psikologlar, hukukçular ve ilâhiyatçıların birlikte tartışması gerekir. Konu hakkında kolayca hüküm vermek mümkün değildir. Zira bilim her geçen gün gelişmekte bir sene önce çaresiz olan bir hastalık ertesi sene çok basit bir usulle tedavi edilebilir hâle gelebilmektedir. Kusurlu bile olsa bir canlıyı bile bile öldürmek ve dünyaya gelişini engellemek, bir kişinin bütün değer hükümlerinden soyutlanmış bir şekilde vereceği çok kolay bir karar değildir.
Gen mühendisliğinde baş döndürücü ilerlemeler kaydedilmekte, çok büyük masraflarla ve deneme kabilinden de olsa, koyun ve-buzağı gibi hayvanlar kopya edilebilmektedir. Bütün dünya bilim adamlarının katkısı ile. "İnsan Genleri Projesi" denilen büyük girişimle yedi yıla kadar bütün genlerin haritasının bitirilmesi hedeflenmektedir. Bu çalışmaların sonucunda hâlâ tedavi imkânından mahrum, ölümü bekleyen birçok hastanın tedavi edilebileceği ümit edilmektedir. Günümüzde ilaç ve antibiyotik üretecek bütün bitki, mantar ve bakteri türleri hemen hemen tanınmaktadır. Bu sebepten var olan hastalıklar için buradan bir çözüm bulmak zorlaşmıştır. Hadîs-i Şeriflerde belirtilen "her hastalığın şifasının bulunacağı" müjdesinin tahakkuku için, hastalıkların genetik kaynağına inerek tedavi metotları önümüzdeki yüzyılda çok daha gelişecektir. Yeni çağ biyolojik dizayn çağı, birçok ilaç da gen projesinin yan ürünleri olacaktır.
Genetik hastalıklarla mücadele hususunda bugün tatbik edilebilecek en uygun ve ucuz metotların birincisi evlenecek kişilerin, evlenmeden önce bazı hastalıkları taşıyıp taşımadıkları hususunda DNA şifrelerine baktırmalarıdır. Yüksek risk altında olanların evlenmelerinden kaçınmaları tavsiye edilebilir. Buna rağmen genetik kusurlu bir çocuğa hamile kalındığında ne yapılacağı hususu bugün tıp ahlakları, ilahiyatçılar, sosyologlar, psikologlar ve pedagoglarca ciddi olarak tartışılması gereken bir husustur. Aceleden söylenecek herhangi bir iddia hissi olabilir, belli açılardan doğru gibi görülse bile, belli açılardan insanı yanıltabilir.
Ancak ilerde, hastalıklı genlerle sağlıklı genleri değiştirmek çok kolay bir hâl alırsa yavaş yavaş, genetik hastalıklar da azalır. Henüz sperm, yumurta veya zigot hâlinde yapabilecek küçük bir müdahale ile diğer genleri bozmadan ve fıtrata müdahale etmeden, sadece hastalıklı geni değiştirmek mümkün olursa bu hastalıkların da önüne geçilebilecektir. Ancak yaratılışın ve insanın gerçek mahiyetini anlamayan kötü niyetli kişilerin eline geçen genlerle oynama tekniklerinin, insanlığın başına çok büyük belalar açabileceği de unutulmamalıdır.
kaynak
-John H. Postlethwait Univercity of Oregon, Janet L. Hapson Univercity of California, Nature of Life {1989).
-Roben F. Weaver Univercity of Kansas, Philip W. Hedrick Ari-zona State Univercity, Genetics (J997).
-Prof. Dr. Ali Demirsoy, Kalıtım ve Evrim 11995).
-Prof. Dr. İlhami Kiziroğlu, Genel Biyoloji (1990).
-Malılon B. Hoa/land Tübitak, Hayalın Kökleri.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 362
favori
like
share