Sevmek kadar basit mi sevmemek? Olmamalı, zira sevmek ve inanmak fıtratı üzerine yaratılmış mahlûkat. Sevmek kolaydır, sevmemek zahmetli ve çetin. Katlanmak neden? Tonton bir ihtiyarın torunlarına kırgınlığı haklı dahi olsa, neden? Hani büyükler hoşgörülü olmakla yükümlüydüler?



Atasözlerinin üstümüzde kurduğu baskılardan biri de bu işte; hem güzel hem değil! (Bende bu keşmekeşin içinde dağıldım birazcık, ama toparlanırız inşallah). Güzel, çünkü bir sorumluluk duygusu katıyor insana; değil, çünkü baskı hissi zahmetli ve hani nasıl desem, sizin için faydalı birşeyi yer gibi. Acıdır, ama yersiniz.



İşte böyle birşey baskı altında olgun ve hoşgörülü olabilmek. Ama büyüklerimiz değil midir ki her an düşünceli olmamızı bekleyen bizlerden? Sizler değil misiniz hata kabul etmeyen; ama gençliğinde defterlere sığmayacak kadar çok hata işlemiş olan. Tamam, açmayalım eski defterleri… Fakat azıcık empatiye davet ediyorum her deneyimli yüreği. Şimdi birazcık düşünmeniz için yalnız bırakıyorum sizi, orda kalın ve biraz düşünün. Boşaltın beyninizi, korkularınızdan arının bu gece. Huzursuzluktan ve yüreğinizi sıkan herşeyden...



Peşinizi bırakmayan geçmişinizi bir yerde bir süre muhafaza edin ve düşünün. Sistematik takıntılarınızı boş verin, bir günlüğüne tatile çıkartın hepsini. Aslında fazla çalışmış her hücreye izin verin ve siz de izin alın kendinizden.



Çok çalıştınız, çok yoruldunuz sanırım. Artık biraz dinlenme zamanı gergin ruhunuzun. Belki ılık su ve bal, belki limonlu bir çay… Ayaklarınızı uzatın, başınızı arkaya yaslayın ve geçmişi korkutup hortlatmadan, anılarınızda hafifçe, yavaşça aralayın tozlu defterlerini mazinin.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 562
favori
like
share