Çaresiz Olacağıma Kollarım Olmasın - Yavuz Kocaömer
Çaresiz olacağıma kollarım olmasın II

Sevgili okuyucularım, geçen hafta yayınladığımız ‘’ Çaresiz olacağıma kollarım olmasın ‘’ başlıklı yazımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.

Engelli ne demek?
Rainer kitabında engelli deyiminin üzerinde de durmuş. Bir çok yönleriyle incelemiş. ‘’ İnsanların engelli ve engelsiz olarak ayrılmalarını düşünce yeteneğimizin bir icadı olarak düşünüyorum ‘’ diyecek kadar da ileri gidiyor.

Engelli = Normalden farklı
Aslına bakarsanız engel belli normların dışına çıkmak şeklinde anlaşılıyor. Yani bu dünyada sırf engelli insanlar olsaydı hiç kimseye engelli gözüyle bakılamayacaktı . O zaman da normalin ne olduğu bilinemeyecekti. Dolayısıyla engel, tipik normlardan farklılık arz etmektir. Ama bu farklılık negatif olmak zorundadır. Görme kuvveti yüzde 120 olan birisi engelli değil , olağan üstü görme gücüne sahip birisi olarak adlandırılır. Peki biz normalin ne olduğunu, daha doğrusu kimin normal olduğunu nasıl anlayacağız ? Örneğin bir insanın normal olarak iki kolu ve iki bacağı olmalıdır. Yani bu norma uymuyorum.
Kısa bir süre önce trendeyken , 4 yaşlarında bir çocuk beni gördüğünde annesine ‘’Bu adamın niye kolları yok ? ‘’ diye sordu. Çünkü o hayatında o güne kadar kolları olmayan bir insan görmemişti. Onun için de ‘’ Niçin ? ‘’ sualini soruyordu . Ama benim kuzenlerim ve yeğenlerim kolları olmayan bir insanı gördüğünde ‘’Bak bu da bizim Rainer gibi ‘’ diyorlar. Yani o adama hayret etmiyorlar, benimle onun arasında bir benzerlik tespit ediyorlar.
Rainer, ‘’ Yani demek istiyorum ki belli normlardan sapmalar da tamamıyla bizim kendi dünya görüşümüzle ilgili ‘’ diyor kitabında. Bunun gibi çok ilginç örnekler vermiş.

Engelliler olmasaydı
Rainer şöyle devam ediyor: Bazen kendi kendime sorarım. Bu dünyada engelli insanlar olmasaydı ne yapardık ?’’ diye. O zamanda herhalde biz insanlar kısa boylu, şişman, çirkin veya kızıl saçlı insanları anormal kabul eder , böyle olmayanları aşağılardık. Sadece ve sadece tüm insanlar aynı olsaydı o zaman herkes normal olurdu. O zamanda hayat herhalde çok sıkıcı olurdu.
Unutmamamız gerekir ki insanlar farklıdırlar. Bu farklılık o kadar geniştir ki , engelli insanların da orada bir yerleri vardır. Ön plana çıkan en önemli özelliğin insan olmamızdan kaynaklandığını hiç aklımızdan çıkarmamamız gerekir.


Engellenmek Spor hayatımda bir çok engelsiz insanla da oynadım. Ama bir defasında karşımdaki engelsiz rakibim tam yenilmek üzereyken bağırdı : Engelli bir sporcuya karşı kaybetmem mümkün değil.
İşte o zaman başımdan aşağıya kaynar sular döküldü zannettim. Benim masa tenisi konusundaki yeteneklerimi ve oyunumu takdir edeceğine , beni orada bir sakat olarak görüyordu. Maçı kazandıktan sonra da kendisine şunu söyledim. ‘’ Maalesef bir engelliye karşı kaybetmeyi içine sindirmek zorundasın şimdi ! ‘’
Olumsuz insanlara her yerde rastlamak mümkün değil mi ? Bugün geldiğim noktada engelimle ilgili her türlü konuyu aştım. Ama hala bu dünyada karşısındaki insanın farklı olduğunu anlayamayan insanların olması beni çok kızdırıyor.

Aman yardım edelim
En çok kızdığım şeylerden bir tanesi de , hiç ihtiyacım olmadığı halde , insanların beni görünce bir anda yardım etme duygusuna kapılıp üzerime gelmeleri. Bir turnuvaya giderken havaalanında bir adamın boynumdan çantayı çekip de ‘’ Bunu nereye taşıyayım ? ‘’ diye sormasını hiç unutamıyorum. Önce bir şok geçirdim. Çünkü o anda bu adamın bir kapkaççı olduğunu düşündüm. Böyle bir saygı ifadesi olabilir mi ? Ancak insanlar engelli insanları görünce , hemen bir şeyler yapmak telaşına kapılıp , çoğu kere de gereksiz , kırıcı, hatta rahatsız edici oluyorlar.
Birisi yanıma yaklaşıp da yolda veya herhangi bir şey yaparken ‘’ Size yardım edebilir miyim ? ‘’ veya ‘’ Yardıma ihtiyacınız olduğu zaman lütfen bana haber vereniz ‘’ demesi beni çok sevindiriyor. Ben böyle bir halde yardımı isteyip istemeyeceğime kendim karar veriyorum. Bakın yollara , sokaklara , insanlar üzerine hiç vazife olmadığı halde bazen tekerlekli sandalyedeki insanların sandalyesini itmeye çalışırlar veya onları merdivenden çıkarırken düşürürler.

Acımak
Engelsiz insanların , engellilere karşı bir davranışı da acımak. Sanki acımakla kendilerini tatmin edeceklerini , bir işe yaradıklarını düşünecekler. Hiç unutmuyorum , üniversiteye giderken bir sabah istasyonda tramvay beklerken arkamdan birinin ceketime dokunduğunu hissettim. Çok yaşlı bir kadın elindeki bir mark’ı bana vermek istiyordu. Kendisine ‘’ Çok naziksiniz ama ihtiyacım yok. Lütfen bu parayı ihtiyacı olan başka birine verin’’ dedim. Kadın bunun üzerine ‘’Zavallı çocuk, ne kötü bir durumda. Kolları yok ‘’ diye söylendi. Kendisine durumumun kötü olmadığını, onun para yardımına ise hiç ihtiyacım olmadığını belirttim. Bu sırada tartışmamızdan etrafımıza insanlar toplanmıştı. Oradan birkaç adım uzaklaştım fakat kadın peşimden gelmeye devam etti. Nihayet o sırada tramvay geldi ve ben de binerek oradan uzaklaştım.
İşte kendini iyi insan yapmak isteyen , aslında ‘’ bir zavallının ‘’ engellilere karşı davranışı.

Aslında engelli değilim
Aslında bana göre ben engelli değilim. Çünkü biraz yavaş da olsa , bazı şeyleri diğer insanlar gibi yapamasam da , bu halimde her türlü ihtiyacımı karşılıyorum. Ama çevremdeki insanlar benim engelli olduğumu bana hissettiriyorlar. Ve ben de bir süre sonra böyle düşünmeye başlıyorum.

Sonuç
Ben insanların ne şekilde olursa olsun sınıflandırılmalarına karşıyım. Bana göre engelli veya engelsiz , değerli veya değersiz insanlar söz konusu değil. Bir toplum içinde yaşayan , belli sınırlamalara sahip insanları , ortadan kaldırmak yerine onların etrafındaki engelleri kaldırmaya uğraşmalıdır. Eğer bu insanların etrafındaki engelleri kaldırmak mümkün değilse , o zaman onların ihtiyaçlarını gidererek , ölüme kadar onlarla birlikte olmak gerekir. Toplumumuz ancak böyle daha insancıl olabilir.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 393
favori
like
share