islami makaleler - dini yazılar - osman ünlü makaleleri

Allahü teâlâ, merhametinin çokluğundan, bütün insanların dünyada rahat, huzur içinde yaşamalarını ve öldükten sonra da, nimetler, lezzetler içinde sonsuz kalmalarını istiyor. Bu saadete kavuşabilmeleri için iman etmelerini, Müslüman olmalarını, Peygamberi Muhammed aleyhisselamın ve Onun Eshabının yolunda birleşmelerini, yardımlaşmalarını emrediyor. Peygamber efendimiz; (Karanlık gecelerde, yıldızlar yol gösterdikleri gibi, Eshabım da, saadet yolunu göstermektedirler. Herhangisinin sözlerine tabi olursanız, saadete kavuşursunuz) buyurdu.

Eshab-ı kiram, İslamiyet�i Resulullah efendimizden öğrendiler ve öğrendiklerini, kendi düşüncelerini karıştırmadan gittikleri yerlere yaydılar. İslam âlimleri de, Eshab-ı kiramdan işittiklerini kitaplara yazdılar. Bu âlimlere Ehl-i sünnet âlimleri denir. Sonradan gelen âlimlerden bazıları, eski Yunan filozoflarından, İslamiyet�i yıkmak isteyenlerin yalanlarından ve kendi zamanlarındaki fen bilgilerinden, kafalarında hasıl olan düşüncelerini ekleyerek, yeni din bilgileri ortaya çıkardılar. İslam âlimi olarak konuşup, İslamiyet�i içeriden yıkmaya çalıştılar. Bunlardan, manaları açık olan âyet-i kerime ve hadis-i şerifleri değiştirenlerin imanı gitti, küfre girdiler. Manaları açık olmayanlara yanlış mana verenler de, bid�at sahibi oldu. Böylece Müslüman ismini taşıyan birçok bozuk bid�at fırkası meydana geldi. Din düşmanları da, bundan istifade ederek, küfür ve bid�at fırkaları meydana çıkararak, hakiki Müslümanlığı yok etmeye çalıştılar. Bugün de, bu çalışmalar değişik isimlerle sürdürülmekte ve Müslümanları birbirine düşman etmektedirler.

Ehl-i sünnet itikadındaki Müslümanların birbirlerini sevmeleri, zarar vermemeleri, yardımlaşmaları, güler yüz, tatlı dil ve yazılar ile birbirlerini ikaz etmeleri, uyarmaları lazımdır. Birbirlerine ve bütün insanlara iyilik etmeleri, İslamın güzel ahlakına uymaları, fitne çıkarmaktan çok sakınmaları, kimsenin, malına, canına, ırzına saldırmamaları lazımdır. Zaten hakiki Müslüman böyle olur. Müslümanların bütün sözleri, yazıları, hareketleri, yapıcı, birleştirici olmalıdır. Ne yazık ki, din düşmanı, insanlık düşmanı olanlar, menfaatlerini, zevklerini ön planda tutanlar, kendilerini Müslüman, hatta din adamı göstererek, Müslümanları bölmeye, birbirine düşman etmeye çalışıyorlar. Dinde reform yapacağız diyerek, İslam dinini bozmaya kalkışıyorlar. Bunun yanı sıra cahillik ve tembellik gibi iki büyük düşman da, akla ve dine uymaya, hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden ayırmaya mani olmaktadır.

Osmanlılardan sonra Mısır�da din işleri, ehliyetsiz ellerde kaldı. Asırlardan beri İslam âlimi yetiştiren Cami�ul-ezher Medresesi idare meclisine, Abduh adında bir mason getirildi ve Mısır�daki Müslümanların itikatlarını bozdular. Abduh�un üstadı olan mason Cemaleddin-i Efgani de, İstanbul�a getirilerek, İslamiyet içeriden yıkılmak istendi. Mason Abduh�un yetiştirmesi olan Reşid Rıza�nın �Muhaverat� isimli kitabı, ülkemizde de, �Mezahibin telfîkı ve İslamın bir noktaya cem�i� ismi ile yayınlandı. Hakiki din adamları, bu kitabın zararlı olduğunu görerek yayılmasını önlemişler ise de sonradan yayınlanmıştır.

Şimdi de, gençlerin bu ve benzeri zararlı kitapları okuyarak, İslam âlimlerinin, dört mezheb imamlarının büyüklüklerinden şüpheye düşmelerinden korkulmaktadır. Dört mezhebden birini taklit etmenin hak, mezhebsizliğin ise, bâtılı taklit etmek olduğu, Ehl-i sünnet âlimleri tarafından bildirilmiştir.

Netice olarak, gayr-ı müslimler, analarını, babalarını, kendi din adamlarını taklit ettikleri için İslam dinini kabul etmiyorlar. Mezhebsizler de, ana-babalarını, mezhebsiz hocalarını taklit ettikleri için, dört mezhebden birine tabi olamıyorlar. Ehl-i sünnet ise, Eshab-ı kiramdan ve mezheb imamlarından gelen bilgilerden edindikleri doğru imanlarından dolayı, dört mezhebden birine sarılıyorlar, onları taklit ederek yollarında gidiyorlar...

Osman Ünlü

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 314
favori
like
share