Kadınlarda Yumurta Sayısı Sonsuzmu Oluyor - Kadınlarda Yumurtalık Sorunu - Kadın Hastalıkları

Kanser tedavisi, ilerleyen yaş, farklı sağlık ya da sosyal nedenlerden dolayı doğurganlığını yitirme riski bulunan kadınlara tıp bilimi çeşitli alternatifler sunuyor. Yumurtanın veya yumurtalığın dondurularak ileriki yıllarda bebek sahibi olabilmek artık mümkün. Gelecekte uygulanabilecek tedaviler ise bugünkü doğruları değiştirecek ölçüde sınır tanımaz. Yardımcı Üreme Teknikleri Bölüm Şefi Doç. Dr. Bülent Urman konu ile ilgili en yeni bilgileri bizimle paylaştı.

Kadınlar sadece yaşlarının ilerlemesinden dolayı değil, farklı özel durumlardan dolayı da genç yaşta doğurganlık kaybı riski taşıyabilirler. Ailesinde erken menopoz öyküsü olanlar, ameliyatla tek yumurtalığı alınmış olanlar, çocukluk veya gençlik çağı kanserleri nedeni ile kemoterapi veya radyoterapi uygulanmış olanlar, endometriosis nedeni ile yumurtalığından bir veya birden fazla operasyonla kist alınanlar ve kanser nedeni ile kemoterapi veya radyoterapi uygulanacak olan kadınlar bu gruba örnek verilebilir. Bazı kadınlarda ise hiçbir risk faktörü veya yakınma yokken yapılan jinekolojik muayenede yumurtalık kapasitesinde azalma saptanabilir.
Kanser doğurganlık kaybında önemli rol oynuyor

Kanser tedavisi gören kadınlarda, kemoterapi ve radyoterapiden sonra yumurtalık fonksiyonlarında belirgin bir azalma, adetten tamamen kesilme ve doğurganlığın kısmen veya tamamen kaybedilmesi gibi olumsuz sonuçlar doğabilmektedir. Olumsuz etki, tedavinin yapıldığı yaşla doğru orantılı olup 30’lu yaşlardan sonra verilen kemoterapi ve radyoterapi sonrasında önlem alınmadığı takdirde doğurganlık neredeyse tamamen kaybolmaktadır. Yirmi yaşından önce tedavi gören kadınlarda ve genç kızlarda, adetten tamamen kesilme oranı %17 ve kendiliğinden gebe kalma oranı %28 iken, 25 yaşından sonra aynı oranlar %90 ve %5’tir. (Lobo 2005).

Kök hücre ile doğurganlık kaybı tarihe mi karışıyor?
Doğurganlık temelde yumurtalığın bir fonksiyonudur. Yumurtalığın içindeki yumurta sayısının doğumla birlikte başlayarak giderek azaldığı kabul edile gelmiştir. Kadınlar belirli bir sayıda yumurta hücresi ile doğmakta, yıllar içerisinde yumurta sayısı giderek azalmakta ve menopozda yumurtalıklarda yumurta hücresi kalmamaktadır. Tüp bebek tedavilerinde tedavinin başarısını en derinden etkileyen faktör kadının yumurtalık kapasitesidir. Kapasitenin azalmasına bağlı olarak yumurtalıklardan yeterli yanıt alınamıyorsa tedavide başarı şansı belirgin olarak düşer.

Son zamanlarda yapılan bazı araştırmalarda yumurtalık içinde yumurta oluşturma kapasitesine sahip kök hücrelerin varlığı dikkati çekmiştir. 2004 yılında Harvard Üniversitesinde yapılan deneysel araştırmalarda kemoterapi sonucu yumurtaları yok olan farelerin yumurtalık dokusunda kemik iliği kaynaklı yumurta üretebilen kök hücreler saptandı. Yumurtalıklar içerisinde yer alan ve sayı kısıtlılığı bulunmayan bu hücreler, belirli şartlarda kültüre edildiklerinde yumurta hücresine dönüşebilmektedir. Dolayısıyla bu hücreler kök hücre görevi üstlenerek yeni bir yumurta hücresi kaynağı oluşturmaktadır. Bu çalışmaların klinik uygulamaya geçirilebilmesi için zamana ve daha ileri araştırmalara ihtiyaç duyulmakla birlikte üreme tıbbının en önemli dogmalarından biri olan yumurta oluşumunun doğumdan önce tamamlandığı ve belli bir sayıda olup yenilenmediği görüşü sorgulanmaya başlanmıştır. Devrim niteliğinde sayılabilecek bu gelişmelerin kadınların doğurganlık ve menopoz gibi hayatlarının en önemli sayılabilecek dönemlerindeki sorunlara çare olabileceği açıktır.

Diğer bir gelişme ise kök hücrelerden kadın ve erkek döl hücresi geliştirilmesi ile ilgili çalışmalardır. Üremeye yönelik olmayan klonlama teknikleri ile elde edilen embryonik kök hücrelerin kültür ortamında gamet adı verilen döl hücrelerine dönüştürülmesi ile ilgili çalışmalar devam etmektedir. Yumurtalık içindeki kök hücrelerden yeni yumurta yapımı veya klonlanmış embryonik kök hücrelerden yumurta veya sperm yapımı, gelecekte önemli teknolojik gelişmeler olarak klinik uygulamalarımızda yerlerini alana dek bugün elimizin altındaki seçenekleri değerlendirmekteyiz.

İleri yaşta çocuk sahibi olmak isteyenler yumurtalarını dondurarak saklayabilir
Bugün için evli ve doğurganlığını ertelemek niyetinde olan kadınların, özellikle 37 yaşın üzerindekilerin tüp bebek tedavisi yaptırıp döllenmiş yumurtlarını (embryo) dondurarak saklama seçeneğini ciddi olarak düşünmeleri gerekir. Bunun bir seçenek olmadığı evli olmayan kadınlarda veya istenmediği durumlarda ise elimizdeki olasılıklar şunlardır:

1. Yumurta dondurulması: Yumurtaların dondurulması için iki yöntem mevcuttur. Bunlardan ilki yumurtaların tüp bebek yönteminde olduğu gibi ilaçlarla uyarılmasını takiben toplanması ve döllenme işlemine tabii tutulmadan dondurulmasıdır. Diğeri ise ilaç ile uyarılma yapılmadan olgunlaşmamış yumurtaların toplanması ve dondurulmasıdır. Son yıllardaki gelişmeler sonrasında yumurta dondurulması daha başarılı hale gelmiş ve daha sonra bu yumurtaların tüp bebek yöntemleri kullanılarak döllenmesi ile gebelikler bildirilmeye başlanmıştır. Ancak yumurtanın bölünme ile ilgili yapılarının dondurulma ve çözülmeye karşı olan hassasiyeti bu yöntemin taze yumurtalar ile yapılan tüp bebek uygulamaları ile kıyaslandığında daha başarısız olmasına neden olmaktadır.

2. Son yıllarda özellikle yeni bir dondurma yöntemi olan vitrifikasyonun devreye girmesi ile hem çözülme sonrasında yumurtaların hayatiyet oranı artmış hem de bazı gruplar tarafından taze yumurtalar ile elde edilene benzer gebelik oranları sağlanmıştır. Özellikle 35 yaşın üzerinde henüz evlenmemiş kadınların rağbet ettiği bu yöntem ile Tüp Bebek uygulamalarına benzer şekilde yumurtalıklar uyarılmakta ve daha sonra ultrason eşliğinde toplanan yumurtalar vitrifiye edilerek saklanmaktadır. Yumurtası vitrifiye edilmiş olan kadınların ileriki yaşlarda evlenmelerini takiben bu yumurtalar çözülerek eşlerinin spermleri ile döllenip rahim içine transfer edilerek gebelik elde edilmesi mümkün olmaktadır. Son gelişmeler ve teknik iyileşmeler sonrasında vitrifikasyon ile vitrifiye edilmiş yumurta başına gebelik oranları %6-7 civarında 4-5 yumurta çözülmesini takip eden gebelik oranları ise %35 ler civarındadır.

3. Yumurtalık dokusu dondurulması: Yumurtalık dokusu dondurulması son zamanlarda gündeme gelmiş bir uygulama olup bu yöntemle dünyada doğum yapan az sayıda kadın mevcuttur. Cerrahi yöntemler (genellikle lapasokopi) ile alınan yumurtalık dokusu veya yumurtalığın tamamı dondurulur. Dondurmadan önce doku ince şeritler şeklinde kesilir. Gerektiğinde bu doku yumurtalığın anatomik olarak bulunduğu yere (Ortotopik)veya vücutta başka bir yere, örneğin ön kola (Heterotopik) olarak nakledilir. Ortotopik transplantasyon sonrası gebelikler bildirilmiş ise de dünyadaki toplam gebelik sayısı 10’nun altındadır. Heterotopik transplantasyon sonrasında ise gebelik henüz bildirilmemiştir. Heterotopik transplantasyon sonrasında transplante edilen yumurtalıktan salgılanan bazı faktörlerin kemik iliğinde kök hücre yapımına neden olduğu ve bu kök hücrelerin daha önce fonksiyonunu kaybetmiş olan yumurtalığa giderek yeni yumurta yapımını uyardığı iddia edilmiş ise de bu henüz varsayımdan ibarettir

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2144
favori
like
share