Anlatılanlar her zaman doğru değildir;ama anlatan kişiler hep doğru zannedildiği için söylediklerini çoğu kez ciddiye alır insan.Hatta çoğu zaman kendini reddeder;bildikleriyle değil,anlatılanlarla yaşar.Zaman geçer,Kendini tanıyamadan,yapmak istediklerini yapamadan çeker gider.Kafasının tam ortasında;

-Senin için ne yapabilirim,emret!
Diyerek,bilinen ve bilinmeyen tüm kapıları ardına kadar açan muhteşem bir makine varken,birçok insan ona;
-Beni boşver sen,duymuyor musun,millet ne diyor?

Şeklinde bir cevapla geri döner.Ve insan topladığı birkaç ucuz kelime ile sürekli kendini inkar ederek yaşar:’Desinler,demesinler,diyorlar,demiyorlar,öyl eymiş,böyleymiş…’

Sonuçta dünyada çok insan yaşamıyor.Birkaç kişi yaşıyor,geri kalanlar sadece söylentilerle bu birkaç kişiyi yaşatıyor.Kaldı ki bu birkaç kişinin söyledikleri,yığınların önüne taşınırken neredeyse tamamen bozularak geliyor.Bu durumda çoğunlukla söylenen de yanlış oluyor,söyleyen de.Yaşayan da yanlış oluyor yaşanan da.

Bu yazıyı okuman nefes aldığının delilidir;yaşadığının değil…Belki yaşıyorsundur da!Kim bilir?
Yaşayabilmen umuduyla…


Erdal Demirkıran ' ın Kitabından....


alıntı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 482
favori
like
share
Sylar Tarih: 04.11.2009 14:57
Güzel bir yazı.
Farkı büyük ama farketmek de büyük cesaret istiyor.