Masum Kedin 1 Öyküsü - Derin Duygular - Duygu Üçel - Duygu Seli - Yaşam Hikayeleri - Öykü

"bir gün anlayacaksın neden sessizce gittiğimi... Senden vazgeçmek uğruna nasıl bir savaş verdiğimi..."

" Bu okuduğun bir veda mektubu değil. Sadece bensiz hayatına alışman için bir kılavuz. Yani senin için bir başlangıç benim için bir bitiş. Biliyorum acı çekeceksin başta ama alışırsın. Çünkü ben alıştım. Onu ilk gördüğümde yapma dedim sakın âşık olma. Başlarda olmadım da 13 yıllık evliliğimize sadık kaldım, seni aldatmadım. Ama olmadı işte. Onda, sende olmayan ne vardı bilmiyorum. Aslına bakarsan onun eksikliği çekti belki de beni; senin kadar mükemmeliyetçi olmaması, hayatı dalgaya alabilmesi. Nedeni ne olursa olsun artık damarlarımda atıyordu. Daha fazla direnemedim âşık oldum. Beni bilirsin yalanı sevmem. Ama gene de yalan söyledim sana hem de defalarca. Seni kaybetmeyi göze alamadım çünkü, buna ister bencillik de ister alışkanlık. Ama dün gözlerine bakarken fark ettim ki hakkım yok kandırmaya ne seni ne de kendimi. Hani söz vermiştik ya bir gün başkasına aşık olursak bunu konuşup medenice ayrılacaktık. Özür dilerim sözümde duramam.Çünkü cesaretim yok gözlerinin içine bakıp gidiyorum demeye. O yüzden bu mektupla idare etmek zorundasın.
Onun kim olduğunu ya da nerede olduğunu merak etme ve beni bulmaya çalışma. Emin ol mutlu ve güvende olucam. Sadece beni unutmaya çalış. Yardımı olur mu bilmem ama ben seni unutucam. Gittikten sonra hakkımda ne istersen düşünebilirsin ama sakın seni sevmediğimi düşünme. Sana aşıktım hem de deliler gibi, ama işte bitiyor, insan bedeni yeni dokunuşlar arıyor. Kendine daha iyi birini bul, seni hak eden birini ve iyi ol. Kendine dikkat et. Hoşça kal"

Can elinde mektupla öylece kaldı. Hemen telefona sarılıp Deniz'in cep telefonu numarasını çevirdi ama salondan gelen telefon sesiyle irkildi. Deniz telefonunu evde bırakmıştı ve belli ki bilinçli yapılan bir hareketti.
Sabah evden çıkarken Deniz'i öpmüş her zamanki gibi tatlı ayrılmıştı evden. Gerçi Deniz biraz solgun gelmişti ona ama birkaç gündür uyumadan çalıştığı resime bağlamıştı bunu. Evliliklerinde hiçbir sorun yoktu, hatta arkadaşları arasında dedikodu konusuydu aşkları. 13 yılın bitiremediği bir tutkuyla seviyordu karısını. Belki de neden çocuktu. Deniz anemi hastasıydı. Bir kere hamile kalmış ama çok kan kaybına neden olan bir düşükle sonlanmıştı.

Deniz tekrar hamile kalmak istediyse de Can bu riski göze alamamış hayatını tehlikeye atamayacağını net bir şekilde anlatmıştı Deniz'e. Ama bir başkası veremezdi ki ona çocuğu... nedeni başka olmalıydı. Belki de hiçbir nedeni yoktu. Deniz gerçekten de aşık olmuş ve onu terk etmişti. Ne kadar yalın ve ne kadar can yakan bir nedendi. Can bunu kabullenemezdi.

Gözleri kararmaya başlamıştı. Kendini kanepeye atıp, ‘neden?' diye bağırdı. ‘kahrolası bir neden...' kendini attığı kanepeyi Deniz almıştı. İstediği rengi gelene kadar haftalarca mağazaya gidip gelmiş hatta görevlilerle ahbap olmuştu. Çok severdi bu kanepeye uzanıp kitap okumayı. Şu anda bile kokusu vardı üstünde. Johnsons baby kolonya...parfüm kullanmayı sevmezdi. Ama bebek kolonyalarının kokusuna bayılırdı. Saçı, yüzü, elleri sürekli bebek kolonyası kokardı. Can çaresizce ağlamaya başladı. Bu çok ağırdı; onu tanıdığından beri hiç onsuz kalmamıştı ve şimdi kendini çıplak hissediyordu. Beyni sanki bu kadarını kaldıramam der gibi karıncalanmaya başlamıştı. Külçe gibi gelen vücudunu döndürüp yüzünü hala kolonya kokan kanepeye gömdü. Ağlamaktan yorgun bir şekilde uykuya dalarken son düşündüğü ölmek istediğiydi.

Gözlerini açtığında kapı zili kim bilir kaçıncı kez acı çığlığını atıyordu. Kanepeden doğrulmaya çalıştı ama bedeni beton kadar ağırdı ve kafasını kaldırır kaldırmaz müthiş bir ağrıyla zonkladığını fark etmişti. Kendini kanepeye geri attı. Kapıyı açmayacaktı; kim gelmiş olursa olsun bir önemi yoktu artık. Dışarıdaki hayata devam etmeyecekti. Sadece bu anda kalacaktı. Bazen bir yerimize iğne battığında ya da bir yerimizi kestiğimizde hareketsiz kalma eğilimi gösteririz. Sanki hareket acımızı arttıracakmış gibi gelir. Can'ın o anda hissettiği de tam olarak buydu. Sanki biri vücuduna bir bıçak saplamıştı ve hareket ederse duyduğu acı körüklenecekti.

Onun inatla yattığı süre uzadıkça kapı zilinin çalınma süresi de uzuyordu. Kapıdaki sonunda değişiklik istemiş olacak ki kapıyı yumruklamaya başlamıştı. Eğer böyle devam ederse bütün apartmanı ayağa kaldıracaktı ve Can'ın isteyeceği son şey soru soran meraklı ve gereksiz bir insan topluluğuydu. Salon beyefendiliğinin sınırlarını zorlayan yaratıcı ama edepsiz olmaktan çok, komik olan bir küfür savurdu ve gidip kapıyı açtı.


Duygu Üçel

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 308
favori
like
share