Güncel Bilgilerle Hamilelerde Grip Aşılaması - Hamilelerde Grip Aşılaması - Hamilelerde Grip Aşsı

Yapılan bağışıklama çalışmaları ve gebelik döneminde uygulanan grip aşısı sayesinde, yeni doğanlarda gribe yakalanma riskinin %63 oranında azaltılabildiği; sonuçta hem anne adayının hem de dünyaya getireceği bebeğinin korunmasında aşının etkin olduğu kanıtlanmıştır.

Önemi fazla anlaşılmasa da aslında hem bireysel hem de toplumsal açıdan ciddi olumsuzluklara yol açan bir enfeksiyon hastalığıdır grip. Gebelik dönemi grip mevsimine gelen anne adaylarının ne yapması gerektiğini İstanbul Tıp Fakültesi, Viroloji ve Temel İmmünoloji Bilim Dalı Öğretim Görevlisi ve Türk Mikrobiyoloji Cemiyeti İnfluenza Çalışma Grubu Sekreteri Selim Badur anlattı
Grip basit bir “solunum yolları enfeksiyonu” değildir. Grip etkeni Influenza virüsleri kolay bulaşarak ve dış koşullara direnç göstererek enfeksiyonun süratle geniş kitlelere dağılımına neden olurlar. Sıradan bir grip mevsiminin söz konusu olduğu yıllarda Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre gelişmiş ülkelerde ortalama 3-5 milyon kişinin ağır seyreden gribe yakalanması ve 250.000-500.000 kişinin yaşamını gribe bağlı sorunlardan ötürü yitirmesi söz konusudur. Yüksek morbidite (hastalık hali) ve mortalite (bir hastalıktan ölüm) oranları ile karakterize gribal enfeksiyonların sosyal olumsuzlukların yanı sıra ekonomik kayıplara da neden olduğu kabul edilir. Örneğin gripten sonra sıklıkla gözlenen, komplikasyonlara bağlı olarak bir salgın sırasında hastanelere başvurular ciddi oranda artar; her ne kadar ölüm nedeninin grip olarak tanımlaması yaygın bir uygulama değilse de, grip mevsimi söz konusu ise en azından belli risk gruplarında ölüm oranlarında ciddi biçimde artış gözlenir.

ABD’den yapılan bildirimlerde, sıradan bir grip sezonunda hastalığın toplumdaki atak hızı %6-12 olarak hesaplanmış ve 2005 yılı için grip nedeniyle 36.000 kişinin yaşamını yitirdiği, 200.000 kişinin ise hastaneye yatışı gerektirecek kadar ağır enfeksiyon geçirdikleri saptanmıştır. Buna göre söz konusu ülke için mortalite ve hastaneye yatış oranları, sırasıyla milyonda 120 ve 670 olarak hesaplanmıştır. Ekonomik kayıplar açısından bakıldığında ise, aynı ülkede bir sezon süresinde grip nedeniyle 31,4 milyon kişi polikliniklere başvurmuş, 3,1 milyon hastaneye yatış günü söz konusu olmuş, 10,4 milyar dolar direkt tıbbi harcama ve 87,1 milyar dolar toplam ekonomik kayıp ortaya çıkmıştır. Konunun boyutlarını bu şekilde ana hatları ile tanımladıktan sonra bir risk grubu olarak değerlendirilen gebelerde gribin önemini biraz daha yakından irdelemek uygun olacaktır.

Gebeler de risk grubunda
DSÖ, grip konusunda risk gruplarını tanımlayarak, bu gruplarda yer alan bireylerin aşılanmalarını önermiş; birçok ülke gibi ülkemizde de söz konusu riskli kişilerin aşılanmaları için tavsiye kararı alınmış ve aşı giderleri geri ödeme kapsamına konmuştur. Söz konusu gruplar arasında 65 yaş ve üzeri kişiler ile yaşlı bakımevleri ve huzurevlerinde kalan kişiler, astım ve diyabet dahil süregen hastalığı olan erişkin ve çocuklar, immün yetmezliği olan ya da immün sistemleri tedavi amaçlı baskılananlar ve 6 ay-18 yaş arasında uzun süreli asetil salisilik asit tedavisi alan bireyler yer almaktadır.

Bu listeye bir dizi ülkede gebeler de dahil edilmiştir. Nitekim gribin gebelerde sorun yaratabileceğini kabul eden ABD ve Kanada gibi bazı ülkelerde anne adaylarının gebeliklerinin herhangi bir döneminde aşılanmaları söz konusudur; Avustralya da ise, gebeliklerinin 3.-9. ayları grip sezonuna rastlayacak olan gebelere aşı uygulanmaktadır. Gelişmiş ülkelerdeki bu tip uygulamalar göz önüne alındığında grip-gebelik ilişkisinin boyutlarına bakmakta yarar vardır:

1993-94 yıllarını kapsayan grip sezonunda İngiltere’de 1.659 kişilik bir gebe grubunda yapılan serolojik çalışmada, bu kesimin % 11’inin gribe yakalandıkları; özellikle 2. ve 3. trimestr dönemlerindeki (3.-9. aylar) gebelerde gribe bağlı şikayetlerle hastaneye yatış oranlarında belirgin bir artış olduğu saptanmıştır. Sağlıklı gebelerle kıyaslandığında, özellikle astım gibi süregen hastalık sorunları bulunan gebelerde, solunum yolları enfeksiyonlarına bağlı olarak hekime başvuru ve hastaneye yatış oranları dört misli artış göstermektedir.

Grip virüsü bebeği etkiler mi?
Grip etkeni olan Influenza virüslerinin plasentadan geçiş olasılığı düşük olduğundan, anne adayının karnındaki fetüse etkeni bulaştırması hemen hemen olanaksızdır. Buna karşın savunma sistemleri henüz gelişmemiş olan yeni doğanlarda, her ne kadar anneden geçecek spesifik maternal antikorların bir süre için koruyucu etkisi biliniyorsa da, grip hastalığının sorunlara neden olduğu gösterilmiştir. İşte tüm bu olumsuzluklar göz önüne alınarak, hem anne adayını hem de dünyaya getireceği bebeğini korumak amacıyla, yaklaşık 10 yıldır ABD’de gebelere grip aşısı uygulanmakta; 2005 yılından başlayarak da DSÖ gebelerin aşılanmasını önermektedir. Yapılan bağışıklama çalışmalarıyla, gebelik döneminde uygulanan grip aşısı sayesinde, yeni doğanlarda laboratuarda doğrulanmış gribe yakalanma riskinin %63 oranında azaltılabildiği; sonuçta hem anne adayının hem de dünyaya getireceği bebeğinin korunmasında aşının etkin olduğu kanıtlanmıştır.
Günümüzde gebelere uygulanacak grip aşısının yararı, güvenirliği ve gerekliliği kabul edilmiş olup, sadece uygulamanın hangi dönemlerde yapılması tartışılmaktadır. Bazı ülkeler, inaktif bir aşı olmasına bağlı olarak herhangi bir olumsuzluğa neden olmayacağını savundukları grip aşısının tüm gebelik süresince uygulanabileceğini savunurken, bazı ülkeler bu uygulamayı 3. aydan sonra önermektedirler.


Grip aşısı konusunu sonlandırmak için pratikte karşılaştığımız bazı soruları burada yanıtlamaya çalışalım.

1- Grip aşısı gribe yol açar mı?: Hayır, ülkemizde kullanılan grip aşıları inaktif aşılardır ve canlı virüs içermediklerinden hastalığa yol açmaları mümkün değildir;

2- Grip aşısı yaptırdım ve gribe yakalandım!: Böyle bir durum, ya Influenza virüsleri dışındaki diğer solunum yolları enfeksiyonlarına neden olan etkenlerden kaynaklanmaktadır ve şikayetleriniz grip değil “soğuk algınlığı”dır, ya da aşının etki göstermesi yani antikorların oluşumu için gerekli olan 10 günlük süre tamamlanmadan virüs ile enfekte olmuşsunuzdur ve aşı etkisini gösteremeden hastalığa yakalanmışsınızdır;

3- Neden her yıl grip aşısı olmalıyım?: Grip aşısının içeriği her yıl, DSÖ önerileri doğrultusunda değişmekte ve bir sonraki sezonda dolaşımda bulunacağı öngörülen etkenlerle aşılar hazırlanmaktadır. Bu nedenle her yıl, içeriği farklı grip aşıları ile bağışıklanmak gerekir;

4- Ne zaman aşılanmalıyım?: Grip aşısı kuzey yarımkürede yer alan ülkemizde eylül-ekim aylarından sonra uygulanmaya başlar; ancak aşılanmanın “son tarihi” diye bir kısıtlama yoktur. Laboratuar bulguları, Influenza virüslerinin artık alışılagelenin dışında ilkbahar aylarında da izole edildiğini yani dolaşımda olduklarını göstermektedir. Bu durumda eğer çevrenizde gribe yakalananlar var ise, korunmak için ocak ayından sonrada aşılanabilirsiniz.

5- Her yıl aşılanmanın sakıncası var mıdır?: Hayır immün sistemin yinelenen uyarıları sistemi olumsuz yönde etkilemez; aksine farklı subtiplere ait bellek hücreleri oluşacağından daha kapsamlı bir bağışıklık sağlanmış olur.

6- Grip aşısı Guillain-Barrè sendromuna (Sinir liflerini kaplayan miyelin tabakasının iltihaplanması ve tahrip olması hastalığı) neden olur mu?: Hayır, 1976 yılında bu tür bir ilişki konusunda yayınlar yapılmış, ancak sonraki yıllarda grip aşısının bu tip bir patolojiye neden olduğuna dair bilimsel bir kanıt saptanmamıştır.

7- Aşıya bağlı yan etkiler nelerdir?: En sık görülen reaksiyonlar aşı yerinde kızarıklık, şişme, ağrı gibi lokal reaksiyonlar ile ateş, halsizlik, yorgunluk, baş ağrısı, terleme gibi hemen her inaktif aşıda gözlenen kısa süreli sistemik reaksiyonlardır. Aşının içerdiği etken embriyonlu yumurtada üretildiğinden, aşıda az miktarda da olsa yumurta proteinleri bulunur. Ancak her ne kadar “yumurta alerjisi olanların aşılanmasında dikkate olunmalı” dense de, bu tip alerjiler çok ender görülmektedir ve aşının içerebileceği yumurta proteinleri anafilaktik şoka neden olabilecek miktarda değildir.

8- Herhangi bir risk grubundan değilim. Yine de bana aşı önerirmisiniz?: Sağlık otoriteleri özellikle risk grubu üyeleri için grip aşısını önermektedirler. Ancak bu gruplardan olmasanız da, günlük aktivitelerinizin aksamaması, işinizden, okulunuzdan, sınavınızdan kalmamak için aşılanmanız uygundur.

9- Grip aşısından beklentim ne olmalıdır?: Gripten kaçmış olursunuz; böylece hem kendinizi, hem de ailenizdeki, çevrenizdeki yakınlarınızı, özellikle küçük çocukları ve yaşlıları korumuş olursunuz.

10- Grip aşısı civa zehirlenmesine neden olur mu?:Ülkemizde dönem dönem çeşitli aşıların içerdiği ve bakteri kontaminasyonuna karşı aşıya eklenen, civalı bir ürün olan tiomersal maddesinin sorun yaratacağı tartışılmaktadır. Ancak tiomersal, bir etil merkür preparatıdır, vücutta yığılmaz ve civa zehirlenmesine yol açmaz. Ayrıca ve daha da önemlisi, ülkemizde kullanımda olan inaktif grip aşıları tiomersal İÇERMEZLER.

Kaynaklar:
1- Mak TK, Mangtani P, Leese J, Watson JM, Pfeifer D. Influenza vaccination in pregnancy: current evidence and selected national policies. Lancet Infect Dis 2008; 8: 44.
2- Zaman K, Roy E, Arifen SE, et al. Effectiveness of maternal Influenza immunization in mothers and infants. N Engl J Med 2008; 359: 1555.
3- WHO. Influenza vaccines: WHO position paper. Wkly Epidemiol Rec 2005; 80: 277.
4- Önal A, Aslan S, Bozkaya E, Badur S. Türkiye’de 2003-2004 ve 2004-2005 yıllarında grip sürveyansı ve izole edilen virüs suşlarının tiplendirimi. Klimik Derg 2006; 19: 3.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 479
favori
like
share