Ah Aşk Ah Aşk Tiyatro - Müzikal Oyun - Tiyatro
YAZAN: SEMA İSLİM UTANDI


KİŞİLER:

İki kadın oyuncu
Dört erkek oyuncu


I.PERDE

1.Sahne


(Adam girer. Elindekileri köşeye bırakır. )


Adam- Güzin! Ben geldim canım... Güzin?! (Kendi kendine ) Uyuyor herhalde... ( İçeri bakar. Şaşkın, geri döner. ) Yok! Nereye gider bu kadın? ( Masada bir not bulur. Okumaya başlar. ) ’’ Tamer, seninle yollarımız burada ayrılıyor. Her şey çok güzel başlamıştı. Ama hiçbir şey sonsuza kadar sürmüyor. Beş yıllık evliliğimiz boyunca çok yıprandım. Bu kararı almak inan kolay olmadı. Seni terk ediyorum. Beni aramaya kalkma. Güzin.’’ (Koltuğa yığılır. )

(Bir süre sonra erkek anlatıcı sahneye girer.)

Erkek Anlatıcı- Cık cık cık!.. Kim bilir nasıl acı çekiyordur şimdi? Zavallı , bunu hiç beklemiyordu herhalde ?

Kadın Anlatıcı- (Girer .) Dur bakalım orada! Acı çekiyormuş?!. Kim bilir ne yaptı ki gül gibi
kadın evini terk etti? Kolay mı kurulu düzeni bırakıp gitmek ?

Erkek Anlatıcı- Gitti işte... Güzin hanım... Kurulu düzeni bırakıp gitti. Şu eve bir baksana! Neyi eksik? Bir eli yağda , bir eli balda... Seven bir koca... Üstüne titremiş besbelli... (İddialı) Hem gözler yalan söylemez. (Adamın gözleri boş boş bakar. )

Kadın Anlatıcı- Evet, üstüne titriyor!.. Öyle titriyor ki pencerenin ötesi yasak!.. Varsa ev, yoksa ev...
Ne eş dost , ne eğlence... Sosyal yaşam sıfır...

Erkek Anlatıcı- Aaa, haksızlık ediyorsun ama!.. Her şey adamın suçu değil ya! Kadın da dişini gösterseydi.

Kadın Anlatıcı- Göstermediği ne malum?

Erkek Anlatıcı- Gösterdiği ne malum?

Kadın Anlatıcı- Yok canım!

Erkek Anlatıcı- Var canım!

Adam- (Kalkar. İkisini ayırır.)Lütfen , benim için kavga etmeyin! Dışardan bakınca her şey nasıl da
yoruma açık... Ama dostlar... Aşk bitince her şey bitiyor. Gerisi koca bir yalan.

Aşk bitince mi başlar hayat
Yoksa kalbe girince mi
Güzin’le mi Güzin’siz mi
Gece yatabilirsen yat.

Erkek Anlatıcı-
Acı çekiyor belli
Çekilmiş bütün rengi
Hep o kadın yüzünden
Yaşananların hepsi.

Kadın Anlatıcı-
Sen sabit kafalısın
Peşin hükümlü, katısın
Kim bilir neler çekti
Zavallı,masum kadın.

Hepsi –
Ah aşk, ah aşk, ah aşk
Sensiz gönül neşesiz bak
Uçur yine güzel kuşu
Kavur bizi zevkinle yak.

Adam- (Rolünü tamamlamış) Nasıl oynadım?

Erkek Anlatıcı- Eh , fena değil!..

Adam- Ne o? Kıskandın mı ?

Erkek Anlatıcı- Halt etmişsin!..

Kadın Anlatıcı- Aa! Susun artık! Seyircilerimize ayıp oluyor. Buraya sizin kavganızı izlemeye gelmediler.

Adam- Haklısın!

Erkek Anlatıcı- Pardon!

Kadın Anlatıcı- ( Seyircilere ) Efendim, hoş geldiniz.

Adam-Erkek Anlatıcı- Hoş geldiniz.

Kadın Anlatıcı- Konumuz aşk... Hani Ferhat’a dağları deldiren, Mecnun’un başında yuva kurduran aşk.

Erkek Anlatıcı- Nedir aşk ? Nasıl tanımlamalı, nasıl yorumlamalı?

Adam- Türk Dil Kurumu Sözlüğü, sayfa 80. Aşk: Arapça isim. Sevgi ve bağlılık duygusu, sevi.

Kadın Anlatıcı- Aşk için söylenmiş pek çok deyim de var : ‘‘Aşk olmayınca meşk olmaz… Aşk olsun…
Aşka düşmek… Aşka gelmek...’’Söyleyin bakalım. İnsan aşık olduğu kişiyi görünce neresini tutar?

Adam-Erkek Anlatıcı- Ne?.. (Gülüşürler. )

Kadın Anlatıcı- Hıh!.. İçiniz fesat sizin, içiniz… (Seyircilere dönerek )Tabi ki kalbini değil mi? İşte o yüzden gönül kelimesi de aşkla ilgili deyimlerimize ev sahipliği yapar. Gönül vermek… Gönül bağlamak gibi.

Adam- Ya atasözlerimiz? Aşığa Bağdat ırak gelmez… Aşığın gözü kördür… Aşık alemi kör, dört yanını duvar sanır… Gönül kimi severse güzel odur.

Erkek Anlatıcı- Gönül var otluğa, gönül var...

Adam- Aşk ağlatır, dert söyletir.

Erkek Anlatıcı- Gönül verme evliye, eve gider unutur.

Adam- Gönül ferman dinlemez.

Kadın Anlatıcı- Dünyada ne kadar insan varsa, hatta börtü böcek, o kadar da aşk çeşidi olmalı ve her yaşın
ayrı bir aşk anlayışı... Amacımız aşka kılıf bulmak değil. Bu budur, diye köşeye sıkıştırmak hiç değil. Biz
onu ararken o buldursun kendini bize. Sözün kısası, onu tanıyanların ya da öyle sananların olsun sahne.


2.Sahne



(Ahmet, Cenk ve Özlem ilkokul öğrencisi kılığında sahnededirler. )

Özlem- ( Çantasını uzatır. ) Cenk, çantamı tutar mısın ? Ayakkabımı bağlayayım.

Cenk- Bana ne!

Ahmet- Ben tutarım Özlem.

Özlem- ( Cenk’ e) Hıh! Sağol Ahmet.

Cenk- ( Tempolu ) Ahmet, Özlem’ i seviyor... Ahmet, Özlem’ i seviyor...

Özlem- Pis çocuk, git başımızdan...

Ahmet- Boş ver Özlem, aldırma. Bak, sana ne aldım? ( Cebinden çikolata çıkarır, Özlem’e uzatır. )

Özlem- Ahmet... Teşekkür ederim... (Ahmet’i yanağından öper. )

Cenk- (Ahmet’e çelme takar, onu düşürür. ) Hah, hah, ha ! (Tempolu) Özlem, Ahmet’i öptü... Özlem, Ahmet’i öptü...

Özlem- (Cenk’i kovalar.) Sen çok oldun ama! (İkisi sahne dışına çıkarlar. Ahmet de toparlanıp peşlerinden)

( İçeriye on beş, on altı yaşlarındaki Ahmet ile Cenk girerler.)

Ahmet- (Çekingen) Cenk, yanlış yapıyoruz. Hadi, geri dönelim!

Cenk- Sen de amma ödleksin be oğlum!Hep böyle acemi mi kalmak istiyorsun ? Şuraya bak mahşer yeri
gibi. (Kalabalığı yarıp bir kapıdan içeri bakarmış gibi yapar.) Üff, karılara bak! Cennete geldik Ahmet,
çimdikle beni...

Ahmet- (Arkada, utangaç) Cenk !

Cenk- Tamam, tamam... Gel, sen de bak! (Ahmet’i öne çeker. Kendisi de arkadan bakmaya çalışır.)
Vay anam be ! Hangisini seçtin? Şu kırmızılı benim, ona göre... Hadi, içeri girelim. (Ahmet’i kolundan
çekerek) Yürü!..

Ahmet- Ben...(Kolunu kurtarır.) Ben yapamam! (Koşarak sahneden çıkar.)

Cenk- (Ardından) Ahmet, dur! Gidersen git...Sana ihtiyacım yok!.. Özlem’in özlemini giderecek sanki?
(Çıkar.)

(Ahmet, damat kıyafeti üzerinde olduğu halde Cenk’le beraber sahneye girerler.)

Ahmet- Çok heyecanlıyım Cenk!

Cenk-(Soğuk) Farkındayım.

Ahmet- Özlem kim bilir ne güzel olmuştur.

Cenk- (Dalgın)Her zaman güzeldi.

Ahmet- Hala çıkamadılar içeriden... Nikaha geç kalacağız.

(Cenk sıkıntılı ve suskun hatta biraz da huzursuz gibidir.)

Ahmet- Onu çok seviyorum Cenk. Bunu en iyi sen anlarsın. Ne de olsa beraber büyüdük. Sen aşkımızın
canlı tanığısın sevgili arkadaşım. İzin ver sana sarılayım. (Cenk’e sarılmak üzere iken Cenk, Ahmet’i iter.)

Cenk- Kes artık Ahmet!

Ahmet- Ne oldu Cenk? Yanlış bir şey mi yaptım?

Cenk- Kibar aile çocuğu, müstakbel eş... Hiç anlamadın değil mi? Hiç fark etmedin?

Ahmet- Neyi?

Cenk- Her zaman salaktın, hala da öylesin? Özlem’e olan sevgimi... Aptal...

Ahmet- Neler söylüyorsun?

Cenk- Özlem’i sevdiğimi... Ve artık ebediyen hayatınızdan çıktığımı... (Çıkar.)

Ahmet- Cenk...


(Işıklar söner.)


3. Sahne


( Sahne hafif hafif aydınlanır. Kadın Anlatıcı sahneye girer. )

Kadın Anlatıcı- De ki: - Aşktır şadeden gönülleri
Perişan, berbat eden gönülleri
Aşk söyletir en yanık türküleri
Ay buluta girdiği gecelerde.
( C.S.Tarancı )


Aşık - ( Sazıyla türküye başlar. İstenirse türkü değiştirilebilir.)

İki keklik bir derede ötüyor
Ötme de keklik benim derdim artıyor
Emine hanım konyak içmiş
Karyolada yatıyor
Yazması oyalı kundurası boyalı
Yar benim olsa.



(Işıklar söner.)


4.Sahne



Erkek Anlatıcı- Kimi aşk için kıyasıya mücadele verir, kiminin aşkı ayağına kadar gelir. Nasıl mı? İzleyelim.

Çiçek Ali- Benim adım Çiçek Ali
Biraz çapkın, biraz deli
Hanımlardır böceklerim
Ruhlarını didiklerim.
Arzu- (Dalgın, sahneye gelir. Elinde mendil, ağlamaklı )

Arzu’yum, arzu doluyum
Erkeksiz mi bitecek sonum
Bir sıcak yuva, bir seven koca
Tanrı yazacak mı bana da

Çiçek Ali- (Şans ayağına gelmiş gibi ellerini ovuşturur. Arzu’nun peşine takılır.)

Tanrı’nın işi mi yok
Benimse işim hiç yok
İşte minik bir serçe
Gel düş pençelerime.


Arzu-
Tanrı ne çabuk duydu sesimi
Karşıma çıkardı yakışıklı birini
Arzu’yum, arzu doluyum
Teşekkür ederim yarabbi

( Mendili yere düşer. )

Çiçek Ali- Pardon, bayan! Bunu siz mi düşürdünüz?

Arzu- Ah, teşekkür ederim.

Çiçek Ali- Rica ederim. Merhaba... Benim adım Ali... Arkadaşlar Çiçek Ali de derler. Ya sizinki?..

Arzu- Arzu...

Çiçek Ali- Arzu hanım... Şurada bir çay bahçesi var. Rica etsem benimle bir şeyler içer misiniz?

Arzu- Ya gören olursa?..

Çiçek Ali- Kim görecek canım? Sadece masum iki çay içeceğiz. Gidelim mi?

Arzu- Madem çok ısrar ettiniz...

( Arzu önde, Çiçek Ali arkada seyirciye göz atarak çıkarlar. )

Erkek Anlatıcı- Bu Çiçek Ali’lerden pek çok var. Sarışını, esmeri; zengini, fakiri; yakışıklısı, çirkini; okumuşu, okumamışı... Hepsi türlü renkte, türlü biçimde olsa da hamurları aynıdır vesselam... Yeter ki
Arzu’lar çoğunlukta olmasın.

( Işıklar söner.)




5.Sahne


( Koca Ali sahnede damat tıraşı olmaktadır. )

Berber- Ee, Koca Ali! Seni de kaybediyoruz ha!

Koca Ali- Kaybetmenin böylesine can kurban...

Berber- Az uğraşmadın hani Gülsüm’ ü almak için!..

Koca Ali- Anasıydı danasıydı derken hallettik ya işi sen ona bak!

Berber- Ne diyelim, Allah mesut etsin. Köyün en güzel, en çalışkan, en terbiyeli kızını aldın. Kadrini
kıymetini bilesin.

Koca Ali- Sen ne diyon berber emmi? Şehre götürecem, elini sıcak sudan soğuk suya sokturmayacam.
Bir dediğini iki etmek... Hey gidi... Gülsüm benim ya artık gerisi vız gelir.

Berber- İnşallah Koca Ali, inşallah...

(Işık söner, yanar. Koca Ali divanda uyuklamakta ,bebeği de yanındadır. Gülsüm, elinde yemek
tepsisi içeri girer.)

Gülsüm -Sofra hazır Ali.

Koca Ali- ( Uyanır. ) Ne, hı? İçim geçmiş. Ellerimi yıkayayım, geliyorum. ( Çıkar.)

Gülsüm- Alii!..

Koca Ali- (Dışarıdan sesi duyulur.) Nee?

Gülsüm- Ablamdan mektup geldi.

Koca Ali- Eee?!

Gülsüm- Eniştemle kavga etmişler.

Koca Ali- ( İçeri girmiştir.) Eee?!

Gülsüm- (Sıkılgan) Bize gelmek ister.

Koca Ali- Eee?!

Gülsüm- Çocukları da getirmek ister.


Koca Ali- Aş evi mi ulan burası ? Kendimize zor bakıyoruz...Hem kadının yeri kocasının yanıdır.. Kocası
değil mi? Döver de, sever de...

Gülsüm- Bu kez ciddi Ali... Ablamın üzerine kuma getirecekmiş.

Koca Ali- (Alaycı) İyi ya işte, fena mı ?! Üç çocuk, ev, tarla, inekler derken çok yoruluyordu. İşleri bölüşürler, rahat eder.

Gülsüm- (Sert ) Ali!..

Koca Ali- Şu kadınlarda çok salak canım... Ellerine geçen fırsatı teperler. Boşuna dememişler, saçı uzun
aklı...

Gülsüm- (Öfke dolu ) Ali dedim!

Koca Ali- Ne o kız ? Kafa mı tutuyon bana?! (Gülsüm’e tokat atar. Gülsüm yere düşer. ) Dikkat et ,
Senin de sonun ablan gibi olmasın!

Gülsüm-
Erkek erkek dediğin
Hepsi aynı kardeşim
Çektiğin acıların
Hepsi masal kardeşim

Koca Ali-
Kadın kadın dediğin
Elimizin kiridir
Çoğu etrafımızda
Biri evimizdedir.

Gülsüm-
Kadının ne adı var
Ne gücü, ne sıfatı
Diş bilemiş yıllarca
Çıkmamış yine sesi

Koca Ali-
Evdekinin tapusu
Değişmez yıllar boyu
Hele bir ses çıkarsın
Kovarız eni sonu

Gülsüm-
Diş bilemiş yıllarca
Çıkmamış yine sesi


Koca Ali-
Hele bir ses çıkarsın
Kovarız eni sonu

(Işıklar söner.)

6.Sahne


( Sahne renkli ışıklarla aydınlatılmıştır. Aysel, masalardan birinde iki adamla içki içmektedir. Arka planda arabesk bir müzik. )

1.Adam- Hadi anam, içelim.

2. Adam- İçelim neşelenelim. (Elini Aysel’in bacağına atar. )

Aysel- Hop, yavaş gel! İçelim dediysek, sarkalım demedik.

1.Adam- Sen ona bakma abla... ( 2. Adam’a yarı sarhoş , kaş göz işareti yapar. ) Ayıp oluyor ama!..
Karşında bir hanfendi var!..

2.Adam- Afedersin ab... Yani hanfendi..

1.Adam- Ha şöyle, hizaya gel... Garson, bize bir şişe viski daha !

Aysel- Ne iş yaparsınız siz ?

1.Adam- Serbest çalışırız.

2.Adam- Evet, serbest çalışırız.

Aysel- Yani serbest de ne?

( Garson viskiyi getirir. )

1.Adam- Sağ ol gözüm !

Aysel- (Kendi kendine ) Gözün çıksın!

1.Adam- Pardon abla, bir şey mi dedin?

Aysel- Gözüme girdin, dedim. Fena adamlar değilsiniz. Söyleyin bakalım, evli misiniz siz?

2.Adam- Ben bekarım da o evli...

Aysel- Bekarsın ha!

2.Adam- He ya! Şöyle gönlüme göre bulamadım.

Aysel- Üzüldüğün şeye bak !

1.Adam- Hiç işte! Kimi var diye sızlanır , kimi yok diye...

Aysel- ( 2. Adam’a ) Bulunca da gelecek misin buralara, ha?

1.Adam- Gelecek tabi... Gelmezse evliliğin tadı mı olur ?

Aysel- Gel, koçum... Gel ki biz de ekmek paramızı bulalım.

( Sözde Baba ve fedaisi sahneye girerler. Baba, ceketini omuzlarıyla iter. Fedaisi alır. Babanın oturmasına yardımcı olur. )

Sözde Baba- Garson!

Fedai- Garson!

Garson- Buyrun efendim!

Sözde Baba- Bir büyük... Aysel’e de söyle gelsin.

Fedai- Söyle gelsin...

Garson- Emredersiniz efendim...(Yan masaya gider. Aysel’e) Aysel hanım, sizi yan masadan
çağırıyorlar.

Aysel- Hadi beyler, size doyum olmaz. Bana müsaade... Parayı veren... Anlarsınız ya...

Sözde Baba- (Aysel’e yer verir. ) Gülüm, hoş geldin.

Aysel- (Oturur. ) Hoş bulduk

Sözde Baba- Ne içersin?

Aysel- Ne içiyorsan ondan...

Sözde Baba- Garson! Bir kadeh daha getir...(Aysel’in elini öper.) Özledim kız seni... (Aysel elini çeker.)
Öyle olsun gülüm... Senin için yanan şu kalbimin elbet bir gün farkına varacaksın. İşte o zaman çok pişman olacaksın. Pişman olmuş vicdanınla ben, yine de seni kabul edeceğim.

Aysel- Nereden de bulursun bu lafları, bilmem ki?!

Sözde Baba- He de, bugün basayım nikahı!

Aysel-Gene başladın be anam! İçince Çince konuşuyorsun! ( Kadehini tokuşturur.) Çok gördük senin gibileri...

Sözde Baba- Alay etme Aysel!.. Hislerimi görmezden gelerek beni ne kadar kırdığının farkında mısın?

Aysel- Tövbe tövbe... Günaha sokma adamı be! Ne hissi, ne kırması?.. Aysel o defteri yıllar önce kapattı.
( Masadan kalkar. Fedaisini işaret ederek) Hadi şimdi topla pılını pırtını başka kapıya!..

Sözde Baba- (Aysel dönüp gidecekken bileğinden kavrar. ) Aysel!..

Aysel- Çek elini be!

Sözde Baba- Aysel dedim...

Aysel- Çek ulan ellerini üstümden! (Bileğini kurtarır. )

Sözde Baba-
Aysel elimden bir kaza çıkacak
Alay etme herkes sahi sanacak
İnadı bırak, gel benimle
Mal mülk hepsi senin olacak.

Fedai- Hepsi senin olacak.

Aysel-
Çok duyduk aslanım biz bu masalı
Bas git olmaz işim seninle
Kaf dağında sakladığım hayatı
Yıllar önce vermiş idim birine.

Sözde Baba-
Ben de erkeğim nihayetinde
Söz söyletmem izzet-i nefsime
Bunu sen istedin pavyon güzeli
Son duanı et dilediğince.

Fedai- Duanı et dilediğince.

(Sözde Baba bıçak çeker. Aysel’i vurur. Aysel yere yığılır. )


2.Adam- Vurdu abi karıyı!

1.Adam- Su testisinin hikayesini duymadın mı? Neyse, boş ver... Hadi gidelim eve . (Tam çıkarlarken )
Ha unutmadan , perde!..


I . PERDENİN SONU




II.PERDE


1.Sahne

( Tüm oyuncular sahnededir. )


1. Kadın – Bir bilmecem var çocuklar...

Diğerleri – Haydi sor, sor...

1. Kadın –
Ne gündüz ne geceyim
Sadece bir heceyim
Vaat ettim ben gençlere
Her kalbe gireceğim.

1. Adam- Konumuz ne?

2. Adam – Aşk!

1. Kadın – Aa, bildi!

1.Adam – Cık cık cık ...

4.Adam – Dilimiz döndüğünce, gücümüz yettiğince aşkı tanıtmaya devam edelim.

2.Kadın – Nedir aşk?

1.Adam –Soralım...

(Hepsi sahnede yeni rolleri için kılık değiştirir. 1. Adam eline bir mikrofon, 2. Adam omzuna bir kamera alır. )

1 Adam- İyi günler sayın seyirciler. Halkımızın aşk hakkındaki görüşlerini almak üzere sokaktayız. İşte bir genç.Pardon, bir şey sorabilir miyim ?

3.Adam- Buyrun .

1. Adam – Sizce aşk nedir ?

3.Adam – Aşk? Aşk, Müjgan’dır . Bir de abisi olmasa...

1.Adam- Affedersiniz bayan, sizce aşk nedir ?

1. Kadın- Eşim televizyon seyrederken önünden geçmemektir.

2. Adam- Cevaba bak!

1. Adam- İşte bir köylü vatandaşımız, yanına yaklaşıyoruz. Selamlar...

2.Adam- Ve aleyküm selam...

1. Adam- Dayı, bir şey soracaktım.

4.Adam- Buyur yigenim, sor.

1. Adam- Sence aşk nedir?

4. Adam- Hımm... Bir adam bir kızı sever. Anasını yollar, istetir. Kızın babası vermezse aşk olur.

1. Adam- Şu adamı yakalayalım. Pardon, sizce aşk nedir?

3.Adam- ( İşadamı kılığında, aceleci) İşim var kardeşim, öyle boş şeylerle uğraşacak vaktim yok!

1. Adam- ( Karnında ve kucağında bebeği olan bir kadına yaklaşır. )Pardon bacım... Bir şey soracaktım. Sence aşk nedir?

2.Kadın- ( Yüzünü tülbentiyle kapatarak) Ben bilmem, kocam bilir...

1. Adam- İşte, bir vatandaş. Soruyoruz: Aşk nedir?

4. Adam- ( Elinde boş bir file olduğu halde ‘zam, enflasyon vs.’ kelimelerini anlatmaya çalışır.)

1. Adam- İyi günler bayan, sizce aşk nedir?

1. Kadın- ( Hayat kadınıdır.) Göstereyim anam... Aşkın kralını vereyim sana...

1. Adam- ( Şaşkın ) Pardon...(2. Adama) Yürü...

1. Kadın- ( Arkalarından) İndirim de yaparım, gel!

1. Adam- Şuna soralım. Aşk nedir beyefendi?

2.Adam- ( Kolunda 1. ve 2. Kadınlar) Aşk?.. (Eliyle para işareti yapar.) Budur hemşerim. ( Yanındakilere sarkar. Kadınlar kıkırdar.)

1. Adam- Aa, oynamıyorum!.. Bir taneniz de doğru dürüst cevap verse ya !

2.Kadın- Canım, herkes nasıl isterse öyle düşünür.

2.Adam- Çoğumuz aşık olacağımız kişinin bir köşe başında bize çarpacağını zannederiz. Elimizde de kitaplar olur hep.

( 4. Adam ile 2. Kadın bunu canlandırırlar.)

1. Kadın- Bazen de her gün aynı saatte vapurda, otobüste gördüğümüz; ama adını bile bilmediğimiz biri için kalbimiz çarpar, ellerimiz titrer.

1. Adam- ( Ellerini çırparak) Evet, hadi bakalım. Çok konuştuk. Daha oynayacak bir sürü rolümüz var. Herkes görevinin başına.( Diğerleri dışarı çıkarken) Sevgili Ata’mız : ‘Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir.’’ diyor. Sanatçıyı üretime iten en önemli damar da aşk olsa gerek. Ya bu damar günün birinde tıkanırsa ?..

( Işıklar söner. )


2.Sahne



Tandan- (Elinde gitarı beste yapmaya çalışmaktadır.) Tanrım! Olmuyor, olmuyor !.. Yapamıyorum!
( Bütün notaları alır, fırlatır. Kapının zili çalınır. Açar.)

Menajer- ( Heyecanla içeri girer.) Tandan...( Yerdekileri görür.) Ne bu hal? Neyin var ?

Tandan- Bilmiyorum, yorgunum, hastayım...

Menajer- Ne demek hastayım? Olmaz, şimdi olmaz! Tam konser zamanında bunu yapamazsın!

Tandan- Kes sesini, kan emici menajerim ...

Menajer- ( Aldırmaz.) Senin sinirlerin bozuk .Dinlen biraz... Çay yapayım mı sana, ister misin?

Tandan- (Kendi kendine) Hep aynı sesler... Sıradan ve basit... Bütün notalar takılmış plak gibi kafamın içinde...

Menajer- (Yerdekileri toplar.) Hadi, abartıyorsun. Sen ne yapsan dinlenir. İnsanlar sana bayılıyor. Genç kızlar senin için çıldırıyor.

Tandan- Anlamıyorsun beni...(Dışarı çıkar.)

Menajer- (Yüksek sesle) Senin ihtiyacın ne biliyor musun?

Tandan- (Girer.) Ne?

Menajer- Aşk... Aşık olmalısın dostum! (Kapı çalınır.) Kime aşık olduğunun bir önemi yok. Aşkın kendisi lazım sana...(Kapıyı açar.) Buyrun?

Genç Kız- İyi günler! Sil-Süpür Temizlik Şirketi’nden geliyorum. Temizlik için...( Tandan’ı görür.) Aa, siz! Tandan!.. Aman Allah’ım! Gözlerime inanamıyorum.

Menajer- (Kıza) İhtiyacın olan şeyler şu tarafta...(Kız şaşkın gösterilen yönde dışarı çıkar. Tandan’a) Sen de gel, otur şunun başına. (Tandan’ı oturtur.)Şimdi... Hayal kur.Olanı değil, olması gerekeni düşün. Mesela...(Düşünür.) Bir hizmetçiye aşıksın...(İçerdekini kastederek) Ona dokunman gerekmez! Sadece hisset... Zenginsin. Ünlüsün. O ise...


( Tandan düşünmeye başlar. Işık Tandan’ı ve elinde kova ile sahneye giren Genç Kız’ı aydınlatır. Her şey Külkedisi masalı gibidir.)

Genç Kız-
Tahta ovmak için doğmadım ki ben
Tutan olmaz mı nazik ellerimden

Tandan-
Çok güzelsin emin ol Külkedisi
Bir taransan, boyansan herkes gibi
Ellerini ver bana ben tutayım
Seni bu hayattan ben kurtarayım.

Genç Kız-
Sev beni, çok sev
Tut ellerimi

Tandan-
Çok sevdim
İnan ben seni

Beraber-
Çok sevdim çok sevdim
İnan ben seni
Tanrı yazmış bir kere
Birbirimize bizi.


( Düş biter.Sahne aydınlanır. Herşey düşten önceki gibidir.)

Genç Kız- (Elinde kova ve bezle içeri girer.) Nerden başlayayım?

( Işık söner.)



3. Sahne


( Işık Kadın Anlatıcı’ yı aydınlatır.)

Kadın Anlatıcı- Beşeri aşkı aradı kimimiz,
Kimimiz bilinmeyeni aradı ömrü oldukça.

( Işık söner, yanar. Lale Devri’ni hatırlatan kıyafetler içinde Nedim, bir güzelin peşinde sahnededir.)

Nedim-
Çünki bülbülsün gönül bir gülistan lazım sana
Çünki dil koymuşlar adın dil-sitan lazım sana

( Yunus Emre etrafına selam vererek sahneye girer.)

Yunus Emre-
Aşkın aldı benden beni, bana seni gerek seni
Ben yanarım dünü günü, bana seni gerek seni

Nedim- ( Kıza sarılmıştır.)

Yetmez mi sana bister ü balin kucağım
Serd oldu heva çıkma koyundan kuzucağım
Ateşlik eder sana bu sinemdeki dağım
Serd oldu heva çıkma koyundan kuzucağım.

Yunus Emre-
İşitin ey yarenler, aşk bir güneşe benzer
Aşkı olmayan gönül, misali taşa benzer.

Nedim-
Sana kimisi canım kimisi cananım deyü söyler
Nesin sen doğru söyle can mısın canan mısın kafir

Yunus Emre-
Canım aşkın külüngüne Ferhad olup tuttum başım
Daim dağları keserim, Şirin’im hiç sormaz benim
Yunus der ki: Ey sultanım, aşkın ile yandı canım
Ger kılar isen dermanım artık canım ölmez benim.

( Dışarı çıkar.)

Nedim- ( Kız Nedim’den sıkılmıştır.)

Ben sana bade içme güzel sevme mi dedim
Benden niçin bu gune girizansın ey gönül!

( Kız sahneden çıkarken )

Gönül, ey gönül, dur gönül!..

(Dışarı çıkar. Işık söner.)



4. Sahne


( Koyun, keçi, çıngırak sesleri duyulur. İki gen , köylü kıyafetleri ile sahnededir. )

Ayşe- Osman’ım…

Osman- Ayşe’m…

(Birbirlerine sarılırlar. Sonra Ayşe üzgün uzaklaşır.)

Osman- Ne oldu Ayşe? Neyin var?

Ayşe- Babamın niyeti bozuktur Osman!.. Beni Abdo Ağa’nın oğluna vermekten söz eder.

(Osman çaresiz boyun büker.)

Ayşe- (Atılır.) Kaçır beni Osman! Uzaklara gideriz. Kimsenin bizi bulamayacağı yerlere…

Osman- Nereye Ayşe’m? Yerin yedi kat dibine de insek, yedi kat göğe de çıksak bulurlar bizi. Onlar ki ağadır. Çoban Osman’ı nerede desen bulur, vururlar. Hem sade beni değil, seni de öldürürler.

Ayşe- (Kararlı) Vursunlar! Ben sensiz yaşamaktansa ölmeyi tercih ederim.

Osman- Ya ben nasıl kıyarım sana Ayşe’m? (Hüzünlenmiştir.) Senin ateşin gönlüme düştüğünden beri ben aynı Çoban Osman mıyım sanırsın? Her gece nasıl uyurum? Uyanıkken nasıl düş görürüm, bilir misin Ayşe?

Ayşe- (Eliyle Osman’ın dudaklarını kapatır.)

Ben mi istedim ağa kızı olmayı
İnsan almadan yaşar mı sevdiğini
Bir avuç topraktır bu dünyanın düzeni
Kimin değiştirmeye yeter yüreği

Osman-
Ben mi istedim Çoban Osman olmayı
Gücüm yetmiyor sevdiğimi almaya
Verecekler Ayşe’m seni, biliyorum
Abdo Ağa’nın kör, topal oğluna.

(İki sevgili birbirlerine sarılırlar. Işık onları karartırken anlatıcı sahneye girer.)

Anlatıcı- Ayşe’yi Abdo Ağa’nın oğluna verdiler. Anlı şanlı bir düğün yaptılar. Gerdek gecesinin sabahı Ayşe’nin cesedini derede, Osman’ı ise ağaçta sallanırken buldular.

(Işıklar söner.)




5. Sahne

(Yaşlı adam kapıyı açar. Yağmurun sesi duyulur. Şapkasını, şemsiyesini bir kenara bırakır.)

Yaşlı Adam- Ne çok yağmur, hem de bu ayda… Güzel bir çay koymalı…(Eşinin masada duran resmine bakarak) Sen de seversin yağmurun sesini duya duya sıcak çay içmeyi…(Dışarı çıkar, tekrar sahneye girer.) Evet, birazdan çay hazır…(Telefon çalar. Açar) Alo… Oğlum… İyiyim yavrum, sen nasılsın? Çocuklar? İyi iyi, hepsini öp benim için…Yok yok, yalnız değilim… Yapacak bir sürü işim var benim. Sıkılmıyorum… Hadi, Allah’a emanet olun… Ben de oğlum… Güle güle… Güle güle… (Telefonu kapatır. Pikaba plak koyar. Münir Nurettin Selçuk’un ‘ Ömrüm seni sevmekle nihayet bulacaktır.’ şarkısı duyulur. Resmin karşısına oturur.) Oğlan aradı. Duymuşsundur. Halimi hatırımı sordu. İyiyim, dedim. Sensiz zor demedim… Üzülmesin diye… Torunlar büyümüş. Eee, dünyaya gelen yaşayacak! Ah, Hayriye Hanım… Kanadı kırık kuşlar gibi beni bir başıma bıraktın. (Resmi eline alır.) Seni çok özlüyorum karıcığım… Seni çok özlüyorum… (Resmi göğsüne bastırır. Müzik devam eder. Işıklar söner.)



II. PERDENİN SONU

Sema İslim Utandı

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 7500
favori
like
share