kanser hastalığına sebep olan etmenler - kanserin nedenleri - kanser belirtileriVücudun herhangi bir yerinde ele gelen kitle, ses kısıklığı, inatçı öksürük, kapanmayan yaralar ve kanamalar kanser belirtisi olabilir.

Kanser, giderek önemli bir sağlık meselesi haline geliyor. Yeni bin yılın eşiğinde tam 10 milyon yeni kanser vakasının oluşacağı ve yıl içinde 6 milyondan fazla kişinin de kanser nedeniyle öleceği hesaplanıyor. Türkiye’de 2 milyon kanser hastasının olduğunu belirten uzmanlar bunlardan yüzde 50’sinin tedaviyi aksatmadan sürdürdüğünü belirtiyorlar. Kanseri kabaca “hücrelerde meydana gelen ve kontrolsüz ilerleyen çoğalmalar” olarak tarif edilebileceğini belirten uzmanlar tedavide en müessir yolun ise “erken teşhis!” olduğunu söylüyorlar.

Belirtileri nelerdir?
İstanbul Üniversitesi Onkoloji Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Dr. Faruk Aykan’a göre erkeklerde akciğer kanseri , prostat ve kalın bağırsak kanserleri, kadınlarda da meme, rahim ağzı, akciğer ve kalın bağırsak kanserleri sık görülüyor. Kanser belirtileri ortaya çıktıktan sonra artık hastalığın ilerlediği anlaşılır. Kanserin oluştuğu yere göre belirtileri vardır. Vücudun herhangi bir yerinde ele gelen kitle, ses kısıklığı, inatçı öksürük, dışkılama düzeninde değişiklik, derideki benlerin şekil, büyüklük ve renk değişiklikleri, kapanmayan yaralar ve kanamalar kanser belirtisi olabilir.

Önlenebilir mi?
Kansere neden olduğu bilinen etkenlerin uzaklaştırılması tedbirler arasında ilk sırayı alır. Beslenmenin düzenli olması, sigarayı bırakma, aşırı alkolden kaçınma, güneş altında kalınan süreyi azaltmak, örtünmek ya da şemsiye kullanmak, düzenli egzersiz yapmak, gayrimeşru cinsel ilişkilerden kaçmak önemlidir. Bunlardan sonra daha çok “kimyasal korunma” olarak ifade edilen vitaminlerle kalsiyum ve selenyum gibi minerallerden oluşmuş gıda takviyeleri kanser tedavisinde önemli silahlardır.

Cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi ile birçok vakanın ortadan kaldırılabildiğini belirten Prof. Dr. Aykan, alınabilecek tedbirleri şöyle sıraladı: “Prekanseröz hale gelmiş hücrelere karşı, kanser oluşmadan da yapılabilecek şeyler var. Bunlar arasında genetik testler ve ayrıntılı sağlık kontrollari (check-up) sayılabilir. Rahim kanseri riskine karşı Smear test, kolorektal kanserlere karşı kolonoskopi ile kalınbağırsağın incelenmesi ve dışkıda gizli kan aranması, ciltteki benlerin ve güneş lekelerinin belirli aralıklarla kontrolü, mamografi denilen usullerle meme dokusunun görüntülenmesi ile kanserleşme riski yüksek oluşumlar zamanında tesbit edilir. ”

Aspirini küçümsemeyin
Baş, diş ağırısı gibi kısa süreli ağrılarda tercih ettiğimiz aspirin düzenli kullanıldığında kalınbağırsak (kolon) ve rektum kanserleri ile selim tümörleri olan adenomlara karşı kendini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Aykan, “Aspirin’in koruyucu etkisi, yemek borusu ve mide gibi sindirim kanalının diğer organlarıyla, meme kanserinde de ispatlandı” şeklinde konuştu.
Kalınbağırsak ve kolorektal rektum kanserlerinde düzenli aspirin kullanımının kanser oluşumunu %40 oranında önlediğini söyleyen Prof. Dr. Aykan, “Aspirin bu etkisini, hücrenin kontrolsüz çoğalmasını önlemek (antiproliferatif etki), programlanmış hücre yaşam süresini düzenlemek (apoptosis etki) ve karsinojenlerin neden olduğu bağışıklık azalmasını engellemek (immün etki) yoluyla gösteriyor” açıklamasında bulundu.

Kanserin yaş seyri
Vakalar değerlendirildiğinde, kanserlerin 25 yaşında artmaya başladığını ve 45-64 yaş grubunda ise zirveye çıktığını kaydeden Prof. Dr. Faruk Aykan, erkeklerde kadınlara oranla kanserin daha fazla görüldüğünü söyledi. Zararlı ışınlar saçan Radyoaktif maddelerin, tümör oluşumunu kolaylaştırdığını ifade eden Prof. Dr. Aykan, “Diğer etkenler arasında, güneş ışınına fazla maruz kalmak, bazı dokuların devamlı tahriş olması, kişinin bağışıklık sistemindeki zayıflıklar ve kalıtımla geçen hastalıkları sayabiliriz” dedi.


Güneşin şakası yok
CHICAGO - Amerikalı bilim adamları, önlenebilir cilt kanserinden ölümlerin arttığını belirterek, hadisenin gitgide daha korkutucu olmaya başladığını açıkladılar. Sadece bu yıl içinde ABD’de 1 milyon 300 bin yeni cilt kanseri vakasının meydana geleceğini hesaplayan araştırmacılar, bunlardan en az 10 bininin ölmesini bekliyorlar
Cilt kanserinin yaygın türleri skuamöz ve karsinoma erken teşhisle tedavi edilebiliyor, ancak melanoma hastaları için durum çok farklı. 2001 yılında yaklaşık 7 bin 800 Amerikalı’nın melanomadan öleceği tahmin ediliyor.

Doktora başvurun
New Jersey Üniversitesi araştırmacılarından Dr. John E. Vine, vücudun diğer organlarına yayılma gösteren melanomanın gençlerde de artmaya başladığını ve 20 yaş civarındaki melanoma hastalarının sayısının şaşırtıcı olduğunu açıkladı.

Çocukların da tehlike altında olduğunu belirten bilim adamları, cilt üzerindeki herhangi bir değişiklik anında doktora başvurulması gerektiğine işaret ediyorlar. Cilt kanseri, 1970’li yıllardan beri yılda yüzde 6 artıyor. Bunda kalıtımın da rolü var ancak daha ziyade güneşten kaynaklanıyor.

Güneşten uzak durun
Uzmanlar, çocukların öğle saatlerinde güneşten uzak tutulmasını, plajlarda şemsiye kullanılmasını, uzun kollu koruyucu t-shirt giyilmesini tavsiye ediyorlar. Koruyucu kremler ne yazık ki adları gibi değil. Onlarla güneşten korunacaklarını sananlar aldanıyorlar. Kolları ve bacakları da örten açık renkli elbiseler en iyi koruyucu. Yakında yüzünü gözünü saranları görürseniz şaşmayın.

Amerikan kanser kuruluşu, yeni bir eğitim kampanyası ile halkını güneşten korunmaya davet edecek. Kanser birliğinin ‘Slip, Slop, Slap’ kelimelerini anons olarak kullanacağı açıklandı. Slip, plajlarda T-shirt giyinmek gerektiğini, Slop, güneş kremi kullanmayı, Slap ise şemsiye kullanmanın gölgeye çekilmenin önemini vurguluyor.

Kanserin baş aktörü sigara
Çağımızın en tehlikeli hastalığı olarak bilinen kanser, her biri konusunda uzman yurtiçi ve yurtdışından gelen bin 500 civarında doktorun katıldığı 15. Ulusal Kanser Kongresi’nde enine boyuna masaya yatırıldı. 23-27 Nisan tarihleri arasında Antalya Kemer’de bulunan Mirage Park Resort Otel’de gerçekleştirilen kongrede kanser hastalığında dünyada ve ülkemizde tanı ve tedavi yöntemlerindeki en son gelişmeler ele alındı. Panel ve sempozyumlarda her zaman olduğu gibi yine başta sigara olmak üzere tütün mamüllerinin kansere yol açan en büyük sebep olduğu ısrarla belirtildi.

Özellikle küçük hücreli kanser türlerinde sigaranın en büyük sebep olduğu, bu hastalığın en iyi tedavisinin sigara içmemek, içilen ortamda bulunmamak ve sigarayı bırakmak olduğu hatırlatıldı. Kongrede şu ana kadar dünyada geliştirilen bütün kanserle tedavi yöntemlerinin sigarayı bırakmak kadar etkili olmadığı vurgulandı. Sigaranın kansere yol açtığının ilmen tespit edildiğine dikkat çeken kanser uzmanları, sigara ve tütünle ilgili, kanser ve kanser dışı hastalıklardan her yıl yaklaşık 5 milyon kişinin öldüğünü bu gidişatla 2030 yılına kadar bu rakamın günlük 10 milyona çıkabileceğini belirtiyorlar.

Kongre Başkanı Prof. Dr. Şevket Ruacan ve Kongre Sekreteri Prof. Dr. Tezel Kutluk, kanser vakalarının üçte ikisi gelişmekte olan ülkelerde görüldüğü halde kanser tanısı ve tedavisi konusunda şimdiye geliştirilen kaynakların üçte ikisinin gelişmiş ülkelerde kullanıldığına dikkat çektiler. Prof. Dr. Ruacan, kanser tedavisinde son 20-30 yılda yaşanan gelişmeler sayesinde bir çok kanser türünde tedavi edilebilirlik oranının arttığını belirtti.

alıntı

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 640
favori
like
share
SU-PERISI Tarih: 01.03.2013 00:33
Aydınlatıcı bilgiler için saol Bir Dost.
BiR-DOST Tarih: 06.11.2009 16:58
Kanserdeki bu çeşitlilik kötücül urun vücuttaki yerine,ilk yozlaşan hücrenin türüne,hastalığın kötücül niteliğinin derecesine ve yozlaşmayı oluşturan biyolojik özelliklere bağlıdır.

Kanserlerin organizmadaki çeşitli dokuların önemiyle orantılı bir dağılımından söz edilemez.Hastalık öncelikle deri ve mukozaları,solunum yollarını,sindirim kanalını,kaplayan epitelyum dokularında ortaya çıkar.

Meme gibi dış salgı bezlerini ve tiroid gibi iç salgı bezlerini veya prostat ve pankreas gibi iç ve dış salgı bezlerini kaplayan epitelyumlar da hastalıktan nasibini alır.Bu yerlerde görülen kanserlerin ,belirlenmesi güç birtakım hormonlardan kaynaklandığı söylenebilir.

Kas ve kemik kanserleri(bu dokular vücudun büyük kısmını oluşturduğu halde)ender görülür.Çocuk kanserleri kötücül urların %1′ini oluşturur ve çoğunlukla embriyon dokusunu andırır.

Kanserdeki bu çeşitlilik,bunlara yol açan ve kanserojen denilen etmenlerin de çeşitliliğini açıklar.Güneş’ten gelen morötesi B ışınları veya radyoaktif ışınlar gibi fiziksel etmenler;katran,tütün dumanında bulunana zifir,bazı sınai boyar maddelerveya bazı besin bileşenlerigibi kimyasal etmenler;bir dokunun gelişimine katkıda bulunan hormonal etmenler;hücrelerin çekirdeğindeki DNA’lara girip genetik programlarını alt üst eden virüs etmenleri

Hangisi olursa olsun
kanseli hücre başlangıçta normal bir hücreden doğar ve hiç değilse gelişmesinin başlarında bu normal hücrenin temel özelliklerini taşır.

Ancak bu hücreler,bazı yeteneklerini,özellikle sağlıklı halde yakınından veya organizmanın tümünden gelen ve hücre bölünmesini ayarlamaya yarayan mesajlara cevap verme yeteneklerini kaybeder.

Bu yüzden kendi çoğalmasını ve dolayısıyla dokularının büyümesini kontrol edemez olur.Böylece kanserli urların en belirgin özelliği olan aşırı büyüme ortaya çıkar.

alıntı