2. Ve 3. Trimester Testleri - Trimester Testleri Nedir - Trimester Testleri

BU TESTLERİ YAPTIRMANIZ GEREKEBİLİR

2. ve 3. trimester testleri

1- Koryon villus örneklemesi (CVS) 10-13 hafta
2- Üçlü Tarama testi 16-19. hafta
3- II. Düzey Ultrasonografi – Doppler 18-24. hafta
4- Amniyosentez 15-20. hafta
5- Kordosentez 18- 20 .gebelik haftasından sonra

Doğacak bebeğinizin sağlığına dair merakınıza doğum öncesi fetus tarama yöntemleri, teknolojinin de sayesinde eskiye nazaran daha net cevaplar verebiliyor. Kader diye görülen kimi doğumsal anomaliler, bebeğin sağlığını tehdit eden kimi gelişimsel bozukluklar bu testler sayesinde erken dönemde teşhis edilebiliyor. İlk trimesterde yapılan testlere daha önce bu sayfalarda yer vermiştik. Cerrahpaşa Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tamer Erel 2. ve 3. trimester testleri hakkında önemli bilgileri sizinle paylaşmaya devam ediyor.

KORYON VILLUS ÖRNEKLEMESİ

Koryon villus biyopsisi, anne ile bebek arasında iletimi sağlayan ve bebekle aynı genetik yapıya sahip olan plasentadan, ultrason kontrolü altında ince bir iğne yardımıyla karın bölgesindeki deri ve rahim duvarından geçilerek plasentaya girilmesi ve bir miktar kadar doku parçasının alınması işlemidir. Bu doku parçasının analizi ile bebekte herhangi bir genetik hastalığın var olup olmadığı belirlenebilir.
Koryon Villus Biyopsisi (CVS: Chorion Villous Sampling) kimlere ve ne zaman uygulanır?
CVS, prenatal tanı yapılması gereken pek çok durumda uygulanır. Özellikle de tek gen hastalıkları adını verdiğimiz ve DNA analizleri ile tanıları konulabilen hastalıklarda tercih edilir. İdeal olarak 10-13. gebelik haftalarında uygulanır.

Koryon villus biyopsisinin riskleri

CVS yapılan kadınların %2- 3’ ü düşük yapma riski ile karşı karşıyadır. Bunun gerçekte niçin olduğu bilinmemektedir. Bununla birlikte test yapılan kadınların %97–98 kadarı gebeliğe devam eder. Diğer komplikasyonlar arasında kanama enfeksiyon ve suların erken gelmesi gibi sorunlar sayılabilir. Rh uyuşmazlığı bulunan gebeliklerde, işlem sonrasında da Rh izoimmunizasyonuna (uyuşmazlığı) karşı olarak profilaktik anti-D (anne antikorlarını bloke eden tedavi) uygulanmalıdır.

ÜÇLÜ TARAMA TESTİ

1980’li yılların sonlarında ilk kez kullanılan üçlü tarama testi, 35 yaş ve altındaki anne adaylarında, gebeliğin 16. ve 20. haftasında uygulanır. Ama en geçerli sonuçlar 16-18. haftalar arasında alınır. Başta Down Sendromu ( trizomi 21) olmak üzere, trizomi 18, 13 ve nöral tüp defektlerinin (özellikle spina bifida) tespitinde kullanılır. Anneden alınan kanda bakılan üç madde (hCG, uE3, AFP) sonucunda gebelik ve fetus sağlığı hakkında önemli bilgiler elde edilir. Bu test tanı testi olmayıp, bazı özel durumlarda yüksek risk olup olmadığının taranmasında kullanılır;

• Down Sendromu (mongol bebek) gibi kromozomal hastalıkların mevcut gebelikte ortaya çıkma riski
• Nöral tüp defekti olarak tanımlanan, fetusun santral sinir sisteminin açık olduğu hallerde, sinir sisteminden (beyin dokusu, omurga, omurilik, beyin omurilik sıvısı) yüksek miktarda alfa fetoprotein salgılandığı için anne kanında alfafetoprotein yüksekliği görülür. Bu durumlarda nöral tüp defekti yönünden detaylı inceleme yapmak gerekmektedir. Diğer yandan Down Sendromunda bu değer beklenenden daha düşüktür.

Test sonucu ne ifade eder?

Test sonucu gebeliği izleyen doktor tarafından değerlendirilir. Test sonucunda bebekte az önce bahsi geçen hastalıklar açısından bir risk hesaplanır. Bu testler kesin tanı koymaz ve koydurmaz. Riskin yüksek çıkması durumunda, invaziv yöntemler denilen ve daha riskli olan tanı yöntemlerine başvurulur.

DÖRTLÜ TARAMA TESTİ

Üçlü test gibi 16-18. gebelik haftalarında anneden alınan kan örneğinde, üçlü testteki maddelere ek olarak ''Dimerik İnhibin A ''düzeyinin belirlenmesi ve elde edilen değerlerle bebeğin Down Sendromlu olma olasılığının belirlenmeye çalışıldığı bir testtir. Bebeğin Down Sendromlu olduğu gebeliklerde, İnhibin A düzeyinin daha yüksek olduğu saptanmıştır.


II. DÜZEY ULTRASONOGRAFİ

Üçlü tarama testinin yapıldığı 16-19. haftalarda bebekte olabilecek doğumsal problemlerin tanınmasına yönelik detaylı ultrasonografiye “II. Düzey ultrasonografi” adı verilir. Gebeliğin 18-24. haftaları arasında yapılması daha uygundur. Çünkü bu dönemde bebeğin yapısal ayrıntılarının gelişimi tamamlanmış olur. Bu yöntemle bebeğin anatomisi incelenir. Kafatası, beyin, beyincik, omurga, kalp, göğüs ve karın boşluğu, yüz ile kollar, eller, bacaklar, ayaklar sırasıyla incelenirken özel bazı klinik durumlarda sık rastlanan bulguların varlığı araştırılır.

Doktorunuz II. düzey ultrasonografinin yanında Doppler ultrasonografi ile de tarama yapmak isteyebilir. II. Düzey ultrasonografiden farklı olan Doppler USG, gebeliğin seyrinde bebekte ortaya çıkabilecek gelişme geriliği ya da annede tansiyon yüksekliği ve idrarda protein kaybı ile karekterize, anne ve bebek için hayati tehlike nedeni olan preeklampsi gelişmesi yönünden riski belirlemeye yöneliktir. Doppler ultrasonografide bebeğe ait, anneden bebeğe giden veya annenin kendi dolaşımından rahime ulaşan kan akımının ölçülmesi amaçlanır. Bu inceleme ile bebeğe yeterli kan akımının ulaşıp ulaşmadığı yani bebeğin beslenmesinin yeterliliği araştırılır.


AMNİOSENTEZ

Gebelik süresince, bebek amnion sıvısının içinde bulunur. Amnion sıvısında, bebeğin büyümesi sırasında dökülen fetal hücrelerden başka, pekçok biyokimyasal madde de bulunur. Bu maddeler anne karnındayken bebeğin sağlığı hakkında önemli bilgiler verir.

Amniyosentez nedir?

Anne adayının karın cildinden ultrasonografi eşliğinde girilen özel bir iğneyle uterusa ve buradan da bebeğin içinde bulunduğu amniotik sıvıya ulaşılarak buradan sıvı örneği alınmasıdır.

Amniyosentez niçin yapılır?

Amniyosentez, çoğunlukla bebeğin kromozomal yapısını (örneğin Down Sendromu) belirlemede uygulanan doğum öncesi tanı yöntemidir. Amniyosentez anne ve bebeği için düşük oranda da olsa ( 1/ 200 oranında düşük riski) risk içerdiğinden, sadece yüksek riskli gebelerde yapılması önerilir;

• İleri anne yaşında, bazı uzmanlar 35 yaş ve üzerindeki tüm anne adaylarına amniosentez önermekteyse de bu konuda kesin bir fikir birliği yoktur. Amniosentez için yaş kesin bir gösterge sayılmaz.

• İkinci düzey ultrasonografide veya üçlü tarama testinde yüksek risk saptanan gebeler

• Önceki gebeliklerde doğumsal anomalili bebek öyküsü varlığı,

• Anne veya babanın taşıyıcı ya da hasta olduğu ve bebeğin hasta doğma olasılığı olan durumlar.


Sayıları binlerce olan genetik hastalıkların tamamının taraması yapılamayacağı için amniyosentezde ancak ailede bilinen genetik hastalıklar varsa tanısı konur. Bu hastalıkların bazıları; Orak hücreli anemi, Talassemi, Musküler distrofi, Kistik fibrozis vb.

Amniyosentez ne zaman uygulanır?

Doktorunuz tarafından amniyosentez önerildiyse, gebeliğinizin 16.-20. haftaları test için uygundur. Test sırasında alınan 15- 20 ml amniyos sıvısı tanı için yeterlidir. Alınan sıvı en geç 12 saat içinde steril şartlarda ve oda sıcaklığında inceleme yapılacak olan laboratuara ulaştırılmalıdır.

Amniyosentez ne kadar doğru sonuç verir?

Amniyosentez testinin sonuçları yaklaşık %99,4 doğrudur.

Amniyosentez riski nedir?

Bebek sağlıklı olduğu halde, sadece işleme bağlı olarak % 0.3 ile 0.5 oranında düşük yapma, kanama ve enfeksiyon riski vardır. Ayrıca su kesesinin açılması ve plasenta ve kordonun zarar görmesi ve erken doğum eylemi gibi nadir görülen riskler de mevcuttur. RH uyuşmazlığı bulunan çiftlerde, amniyosentez sonrasında da RH izoimmunizasyonuna (uyuşmazlığı) karşı profilaktik anti-D (anne antikorlarını bloke eden tedavi) uygulanmalıdır.

Amniyosentez sonrası nelere dikkat edilmeli?

Aynı gün evde dinlenerek geçirilmelidir. Egzersiz, ağır ev işi ve cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Ertesi gün normal yaşantıya dönebilir.
Amniyosentez sonucu
Genetik araştırmaların sonucu genelde 2-3 hafta içinde alınır. Amniosentez daha ileri haftalarda yapılır ve sonuçlara göre gebeliğin sonlandırılması gerekirse hem tıbbi hem de kanuni zorluklar ortaya çıkabilir. Bu nedenle daha ileri gebelik haftalarında genetik tanı gerekli olursa kordosentez tercih edilmelidir.

KORDOSENTEZ

Umbilikal kord, anne ile bebek arasındaki alışverişi sağlayan göbek kordonudur. Kordosentez, amniyosentez tekniğine benzer şekilde, ultrason kontrolü altında karın duvarından özel bir iğne yardımıyla girilerek göbek kordonundan bebeğe ait kanın alınmasıdır. Alınan 1-4 ml. kandan bebeğin karyotiplemesinin (kromozomal yapısının belirlenmesi) yanı sıra tam kan tahlili ve kan gazlarının ölçümü de rutin olarak yapılır.

Kordosentez niçin yapılır?

Kordosentez genellikle gebeliğin 18. haftasından sonra uygulanan bir prenatal tanı yöntemidir. Çoğunlukla, ailenin geç başvurması, daha önce uygulanan prenatal tanı yöntemlerinin başarısız olması veya şüpheli sonuç elde edilmesi, ultrason muayenesinde anomali saptanması gibi bebeğin kromozom yapısının hızla belirlenmesi gereken durumlarda ve kalıtsal kan ve metabolizma hastalıklarının tanısında uygulanır. Gelişme geriliği olan bebeklerde kan gazlarının değerlendirilmesi, enfeksiyon hastalıklarının tanısı ve Rh uygunsuzluğu olan gebelikler diğer uygulama nedenleridir

Kordosentezin riski nedir?

Amniyosentez uygulamasına ait riskler kordosentez için de geçerlidir. Diğer prenatal tanı yöntemlerine göre kordosentez daha ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Anne açısından en önemli problem kanama ve enfeksiyondur. Uygulama sonrası bebekte ise kalp atımlarında yavaşlama, göbek kordonunda zedelenme gibi problemler görülebilir. Ayrıca daha az oranlarda ve sıklık sırasına göre erken doğum durumu, gebelik kesesinden amniyon sıvısının sızması, kordona giriş yerinden geçici sürede kanama gibi komplikasyonlar görülebilir. Genel olarak komplikasyonlara bağlı bebeğin kaybı %4 civarındadır.

Kordosentez sonrası önlem var mıdır?

Amniyosentez uygulamasında olduğu gibi 1-2 gün dinlenmek önerilir. RH uyuşmazlığı bulunan çiftlerde kordosentez sonrasında da RH izoimmunizasyonuna (uyuşmazlığı) karşı profilaktik anti-D (anne antikorlarını bloke eden tedavi) uygulanmalıdır.

Hangi durumlarda doktorunuzu aramalısınız?

Anne karnından iğne giriş yerinde lokal kızarıklık ve hassasiyetin arttığı, vajinal 1-2 damla kanama veya sulu akıntıdan fazlasının olduğu, kasıklarda ağrılı kasılmaların başladığı durumlarda anne adayı hemen doktorunu aramalıdır.

Sonuç ne zaman ortaya çıkar?

Kromozom analizi (karyotip) yaklaşık 7-10 gün içerisinde elde edilir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2174
favori
like
share