Çocukluğunu 80'li ve 90'lı yıllarda yaşayanlar için Transformers ismi bir efsanedir. O zaman yayın politikası gereği çizgi filmler sabahın köründe yayınlanıyordu. Kalkıp o saate uykulu uykulu izlerdik bu çizgi filmi. Esasında Japonların ürettiği bir oyuncak olan Transformers Hasbro'nun ürüne ortak olmasıyla birlikte çizgi film haline de geldi. Hasbro, çizgi filmi ya da filmi olan ürünlerin olmayanlardan çok daha fazla sattığını bildiği için böyle satış kampanyası yapmıştı. Ancak Transformers'ı 80'lerin dev robotlarından ayıran en büyük özelliği ise, ileri bir teknoloji olmalarına rağmen bizim seviyemize inmeleriydi. Diğer dev robotlar her hareketleriyle çok ileri bir teknolojiyiz diye bağırırken, Transformers robotları, günümüze uyum sağlayıp araba, uçak gibi her gün gördüğümüz şeylere dönüşüyorlardı. Aynı şekilde oyuncakları da sektörü tamamıyla değiştirmişti. Reklam olarak yapılan bir çizgi filme göre Transformers gayet eğlenceli ve iyi bir konuya sahipti. Aksiyon sahneleriyse bir çizgi filme göre gayet iyiydi. Zaten bu yüzden Transformers, adı geçen 30 yıl içerisinde tam bir efsaneye dönüşüp, animelerden, mangalara, çizgi romanlara ve çeşit çeşit yeni seriye kadar uzandı. Daha sonra Stephen Spielberg Transformers'ın film haklarını satın aldı.

Projenin başına Hollywood�un en klişe sever yönetmenlerinden birisi olan Michael Bay'in geçmesiyle birlikte birçok insan projeden umudunu kesmişti. Ancak 2007 yılında gösterime giren ilk film beklenin çok üstünde bir başarıya ulaştı. Artık Transformers karakterleri eskiden olduğu gibi, kare hatlara sahip değildi. Bilgisayar teknolojisini sonuna kadar kullanan yeni tasarımları, karmaşık parçalar ve oval hatlardan oluşuyordu. Hiç birisi çocukluğumuzda tanıdığımız karakterlere benzemiyordu ama yine de bu halleri de gayet tatmin ediciydi. Merakla beklenen ikinci film Revenge of the Fallen'da yakın zamanda gösterime girdi. Film eleştirmenler tarafından yerden yere vurulmasın rağmen gişede rekor elde eden filmlerden oldu. Revenge of the Fallen ne kadar başarılı bir film tartışılır. Bizi şu anda ilgilendiren oyun versiyonları. Geleneksel olarak 2007 yılında filmle birlikte bir Transformers oyunu da piyasaya sürülmüştü. İlk oyunun en büyük eksiği bir türlü doğru düzgün ayarlanamayan kontrolleriydi. Ayrıca grafikleri de çağın ötesindeydi. Her ne kadar oyuncular ve eleştirmenler tarafından yerden yere vurulmuş olsa da Transformers the movie game eğlenceli bir oyundu. Şimdi sıra ikinci oyunda�




Transformers Revenge of the Fallen oyunu, çok etkileyici bir ana menü ve giriş videosuyla başlıyor. Bunları görünce ister istemez seviniyoruz. İlk tepki güzel bir oyun bu oluyor. Ancak oyunu oynadıkça bu düşünce yavaş yavaş değişmeye başlıyor. Genelde film oyunlarında iki oynanış türü çok kullanılır. Birincisi özgürce şehir içinde dolaştığın dev harita sistemidir. Diğeri ise en ünlüsü Lord of the Rings: Return of the King oyunundaki, gibi başta filmden bir karakteri seçip, bölüm boyunca önüne geleni öldürdüğün oynanış türüdür. İlk Transformers oyunu, dev harita sistemine sahipti ve bu oyunun en büyük artısıydı. Hatta o kadar büyük bir artıydı ki, oyunun hatalarını görmezden görmek mümkündü. Ancak Revenge of the Fallen'da bu zorlu dev harita sistemiyle uğraşmak istemeyen yapımcılar, oynanış türünü değiştirmişler. Artık oyun ikinci yaygın oynanış türünde oynanıyor�

Hoşçakal serbestlik merhaba rutinler

Revenge of the Fallen da Autobot ve Decepticon'lar için iki ayrı senaryo bulunuyor. Aslında bu daha çok aynı senaryonun iki bakış açısında oynanılan hali olmuş. Autbot'larda, Optimus Prime, Bumblebee, Ironhide, Rachet ve Breakway adlı karakterler seçilebiliyor. Decepticon�larda ise Starscream, Grindor, Long Haul, Sideways ve tabii ki Megatron var. İki taraf için de görevleri hologramdan oluşan dev bir dünya haritasından alıyoruz. Autobot'ların Nest adında insanlarla kurdukları özel bir askeri birliği var. Onların bölümlerini Nest'in bulunduğu askeri üstten seçiyoruz. Decepticon'lar ise Nemesis adlı uzay gemisinden seçiliyor. Bu iki ekranda oldukça detaylı ve karakterlerin kişiliğini yansıtıyor. Nemesis dağınık ve ürkütücü ortamıyla tam Decepticon'ları en iyi özetleyen mekan olmuş. Autobot'lar ve Nest'in görevleri ilk başta dünyada kalan Decepticon'ları tespit edip onları yok etmek. Decepticon'lar ise hem Megatron'un cesedini bulmaya çalışıp hem de Autobot�lara zarar vermeye uğraşıyorlar. Dünya haritasında seçtiğimiz bölümler, bölgelere göre değişiyor. Genelde filme göre giden bu bölümlerden her bölgede üç tane var. Shangay'da, Amerika da ve Mısır'da oynadığımız bölümler var. Bu süslü makyajları görünce, insan oyunun iyi olduğunu düşünüyor. Ama Revenge of the Fallen'da biraz zaman geçirince, oyunun ne çok iyi ne de çok kötü olduğunu anlıyoruz. Aksiyon olarak çok tatmin edici bir oyun ancak yapımcılar nedense her şeyin kolayına kaçmış. En komik olanı ise, Autobot ve Decepticon'lar aynı haritalarda oynuyor. Haritalar aynı, sadece görevler değişik. Oyunda toplam 11-12 harita var. Bunların her birisi, ikişer kez oynanabiliyor. Yapımcılar daha fazla harita eklemek yerine böyle bir yönteme gitmişler. Bu, oyunu biraz daha uzun hale getiriyor. İlk önce senaryoyu oynuyoruz, daha sonra aynı bölümün sadece aksiyon yüklü ikinci senaryosuna girebiliyoruz. Her bölüm bittiğinde oyun bize başarı puanları veriyor. Yeni bölgeler açmak için belirli bir başarı puanına ihtiyacımız var. O yüzden birçok bölümü iki ve hatta üç kere oynamak gerekiyor�

More than meets the eyes

Her iki ırka da iyi hazırlanmış bir eğitim bölümüyle başlıyoruz. Bu bölüm hiç de baştan savma değil, her anlamda yapılması gereken şeyleri öğretiyor. Oyundaki kara ve hava olmak üzere iki tane bulunan araç � robot türünün hareketlerini bu bölümde öğrenebiliyoruz. Transformers 2'nin bölüm yapısı en hızlı bitiren kazanır mantığına sahip. Bu ilk oyunun serbestlik özelliğini sevdiğim için hiç hoşuma gitmedi. Eminim birçok oyuncu da bundan rahatsızlık duyacak. Her bölümü bronz, gümüş, altın ve platinyum madalyayla bitirebiliyoruz. Bunları kazanmak ne kadar hızlı olduğumuza bağlı. Kısacası, karşımızda dev bir harita var, ancak bunu aceleyle bölümün tadını çıkartmadan bitirmek gerekli. Bu madalyalar, bölüm sonunda verilen başarı puanlarını artırıyor. Hızlı oyun ve az zevk eşittir başka bölüme geçmek için daha çok puan. Ne kadar da güzel bir denklem değil mi?



Rampada geçme beni dönüşüp ezerim seni

Transformers'ların en çok merak edilen yanı dönüşme sistemleri. İlk oyunda istersek robot istersek de araç olarak etrafta dolaşabiliyorduk. Tek tuş ile güzel bir animasyon sayesinde dönüşebiliyorduk. Eminim bu oyundaki dönüşme sistemi de güzeldir. Eminim diyorum çünkü bunu görmek mümkün değil. Tam anlamıyla TPS haline gelen kamera açısı sayesinde dönüşme sahnelerinde, karakterin ön tarafını görmek mümkün değil. Üstelik artık, dönüşmek için sürekli bir tuşa basmak zorundayız. Kısacası bu oyun karakterlerin robot hallerini baz almış. İlk oyundaki kontrol sorunlarını aşmak için böyle yaptıkları ortada. Ancak kendi sorunlarını da yaratmışlar. Sıradan bir oyuncu için, dönüşmek için sürekli bir tuşa basma yöntemine alışması zor. Hem robotlarla dövüşüp, hem de bir tuşa basılı tutmak akıl karıştırıcı olacaktır. Alışıldığı zaman çok eğlenceli bir hal alıyor ama yine de bu yöntem bir sonraki oyunda kesinlikle değiştirilmeli. Dövüşme ve dövüş sistemi Transformers adına uygun şekilde olmuş. Yapımcılar aslında bu tek tuşlu dönüş sistemini, dövüşlere katkısı olsun diye yapmışlar. Tıpkı filmdeki gibi, dönüş birini parçala sonra araç olup yoluna devam et. Ya da binadan zıpla, dönüş araç ol tekrar robot olup karşı binaya in. Oyunda filmi aratmayan bu aksiyon hareketlerini yapabiliyoruz. Ama bu kamera açılarının kısıtlı olması nedeniyle, sürekli robotun ensesini izlediğimiz için o kadar da etkileyici gelmiyor. Robotlarımızın iki tane dövüşme modu var. Birincisi yakın dövüş ki bunun için çok uğraşılmış belli. Diğeri ise, uzaktan silahlarla ateş etme. Yakın dövüş oyunda büyük bir önem kazanmış. Özellikle favori karakterlerim Optimus ve Megatron ile yakın dövüşe girmek çok zevkli. Optimus iki kılıcı sayesinde, tüm düşmanları kolayca haklayabiliyor. İlk oyunda gayet saçma şekilde, yakın dövüşleri tekme tokat mantığıyla yapıyorduk. Bu oyunda ise yakın dövüşte, her robotun kendine has kılıç, balta gibi silahı çıkıyor. Bu şekilde düşmana saldırabiliyoruz. Yakın dövüş gerçekten çok etkili. Ancak arada lazerlerle desteklemeden düşmanları yenmek bayağı zor oluyor. Yapımcılar bu şekilde uzak ve yakın dövüşü bir birlerini tamamlayan hale getirmişler. Ayrıca, yakın dövüş tuşuna basılı tutunca, karakterler etkileyici bir animasyon eşliğinde düşmanlarını tek vuruşta parçalayabiliyorlar. Uzak dövüş için her robotun iki tane silahı var. Ironhide ve Long Haul gibi uzak silahları çok ölümcül Transformers karakterleriyle bu sistemin ne kadar eğlenceli olduğunu çok daha iyi anlıyoruz. Bazı karakterlerde sniper da bulunuyor. Her karakterin bir de özel gücü var. Optimus Prime kendine güç kalkanı oluştururken, Rachet olması gerektiği gibi kendini ve etrafındaki takım arkadaşlarını iyileştiriyor. Megatron ise kolunu bir süper lazere dönüştürüp, tek vuruşta 4-5 düşmanı öldürebiliyor�

Düşmanları eski oyunda olduğu gibi öylesine vurmuyoruz. Hepsini farklı şekilde vurma şansımız var. Mesela kafasından Headshot ile tek vuruşta öldürebiliyoruz. Aynı şekilde havadayken de onları vurabiliyoruz. Bunların her birisi oyunun içinde gizli ayrı bir bonus özelliği açıyor. Dövüş ve dönüşme sistemi çok iyi şekilde koordine edilmiş. Tabii ki tuşlara alışabilirsiniz. Özellikle PC'de oynayacaklara bir Joypad ya da Xbox kontrol kolu kullanmalarını tavsiye ederim böylece daha rahat ederler. Bu dövüş ve dönüşme sistemi birçok kombo yapmanızı sağlıyor. Mesela araç formundayken, hızla düşmanın üzerine giderken birden robota dönüşüp, o hızla düşmana yakın dövüş silahını geçiriyor. Gayet etkileyici bir animasyonla düşmanları bu şekilde parçalayabiliyoruz. Her bölümde, yapılması gereken ve fazladan puan (energon) veren ikinci görevler bulunuyor. Bunlar ırkların karakterine göre tasarlanmış. Autobotlar'da bu görevler, şu kadar düşmanı şu şekilde öldür tarzıyken, Decepticon�larda şu kadar araç yok et, etrafa bu kadar zarar ver şeklinde olmuş. Bu ufak detay sayesinde, oyunu oynarken, seçtiğimiz taraftaymış gibi hissediyoruz� Her bölümde, ekranın sağ alt tarafında bize yapmamız gerekenleri söyleyen birisi çıkıyor. Hologram şeklinde olan bu karakter bize bilgi verirken, bir taraftan motive etmeye çalışıyor. Buradaki konuşmalar her karakterin kendisine göre tasarlandığı için, çok başarılı olmuş. Soundwave'i bir tek burada görüyoruz. Bence oyunun eksik yanlarından birisi, filmde sadece Uydu olarak gözüken Soundwave'i oyunda kontrol edebilirdik. Filmde, konuk oyunculardan bile daha az gözüken Sideways'i oyunda kontrol edebiliyoruz. Bu oyunun büyük bir artısı, aynı şekilde Soundwave'i de oyuna ekleyebilirlerdi. Autobot'larda ise daha fazla karakter olabilirdi. Bu filmle bir sürü yeni Autobot karakteri gördük ancak oyunda bunlar yer almıyor. Her bölüm bittiğinde, kazandığımız energonlarla karakterlerimizi upgrade edebiliyoruz�

Oyunun eksikliklerinden bahsetmek gerekirse, oyunda özgürlük yok. Rutin şeyler yapmak zorundayız, eğlenceli olsa da ilk oyun gibi özgürlük dolu bir seçenek varken bu insanın gözüne batıyor. Benim en çok sinir olduğum şey ise, Revenge of the Fallen'daki görünmez duvarlar ve mantıksız hasar sistemi. Sanki haritalar görünmez duvarlarla modellenmiş. Dövüş sırasında ya da araç kullanırken bir yerlere sıkışıp kalabiliyoruz. En komiği ise, ilgisiz şeyler hasar alıp parçalanırken, esas yok olması gereken, tanker duvar ve ağaç gibi nesneler parçalanmıyorlar. Düşünün koskoca Megatron, dev tanka dönüşüyor her şeyi yıkıp geçmesi lazım ancak oyunun komik hasar sistemi yüzünden, bisiklet gibi oraya buraya takılıp kalıyor. Bu durumda, hızlı olma sistemi ne işe yarıyor? Tabii ki hiçbir şeye oraya buraya takılıp kaçmaya çalışırken, zaman akıp gidiyor.




Ayrıca insanlar oyunda tamamıyla gereksiz. İlk oyunda onlara zarar veremiyorduk ama gerçek bir yaşam vardı. Burada ise o da yok, çoğu zaman onları ezmeden fark etmiyoruz bile. Bu eksiklileri kapatmak için oyuna geniş bir bonus sistemi koymuşlar. Ayrıca bir de çoklu oyuncu modu var. Çoklu oyuncu modunda normalde kontrol edemediğimiz, robotları da yönetebiliyoruz. Özetlemek gerekirse, Team Fortress ve Counter Strike Transformers ile buluşursa tarzı bir sistemleri var. Ancak herkesin ortak fikri çoklu oyuncu modunun daha gelişmesi gerektiği. İleriki patchlerde bu sistemin geliştirilmesi lazım, tabii sinema şirketi oyuncak ve posterden farksız gördüğü, film oyununa destek vermeye devam ederse, yeni yamalar da gelir. Bonus bölümü gerçekten oyunu aldıracak kadar iyi. İçinde Transformers çizgi filminden bölümler, Autobot ve Decepticon propaganda resimleri. Transformers'ların yüksek detaylı modelleme resimleri ve oyunun konsept çalışmaları bulunuyor. Bunları açmak için her karakterle belli başlı şeyleri başarmak lazım. Özellikle çoklu oyunculu oynayanlar için çok önemli. Oyunun lider tabelası (leaderboard) adını verdiği yerde oyuncular ne kadar başarılı olduklarına göre sıralanıyor. Kısacası, hem zevk almak için hem de dünyaya isminizi duyurmak için iyi bir yöntem. Revenge of the Fallen'ın grafikleri ilk oyuna nazaran biraz daha gelişmiş. Ancak öyle çok detaylı ve abartı da değiller. Hemen her sistemin çalıştıracağı cinsten olmuşlar. Nede olsa bu da bir satış taktiği, ne kadar çok bilgisayarda çalışırsa yapımcılar için o kadar iyi. Senaryo olarak filmin ilk taslaklarından oluştuğu için, filmden çıkartılan sahneleri de görme şansınız var. Böylece oyun belli oranda filmin tamamlayıcısı da oluyor. Seslendirmeler ise oyunun en büyük artısı. Her karakter, kendine has replikler söylüyor. Megatron ürkütücü ve korkutucu replikler konuşurken, Starscream aşırı kibirli ve ukalaca laflar ediyor. Optimus Prime her zaman ki gibi bilge ve güven verici, Ironhide ise tam filmlerdeki savaş delisi tiplerden. Herkesin sempatisini kazanan Bumblebee ise yine eğlenceli ve sempatik. Optimus Prime çizgi film ve filmlerdeki gibi Peter Cullen tarafından seslendirilmiş. Megatron'un (niye bu ismi okuduğumda aklıma hep Fallout 3'teki şehrimiz Megaton geliyur? - Emre Acar arkasında ise çizgi filmde bu karaktere sesiyle can veren Frank Weller'ın imzası var. Ironhide, Rachet, Starscream, Bumblee gibi robotlar ise yine filmdeki oyuncular tarafından seslendirilmiş. Megan Fox ve Shia LaBeouf ise seslendirme ekibi içerisinde. Ancak Shia'nın yaptığı Sam seslendirmesi, oyun tarihindeki en yapmacık ve sinir bozucu ses olarak tarihe geçebilir. Transformers Revenge of the Fallen oyunu, filmi sevenler için iyi bir tercih. Bu sıcak yaz günlerinde, dev robotların aksiyonunu yaşamak isteyenler mutlaka denemeli. İlk oyuna göre artıları ve eksileri olsa da, içerdiği bonuslar ve çoklu oyuncu desteği sayesinde verilen parayı hak ediyor. Aynı şekilde, oyunda bulunan ve açılmayı beklenen birçok madalya ve bonus olduğu için oyunun tekrar oynanma kapasitesi oldukça fazla. Oyun bazen o kadar eğlenceli oluyor ki, çoğu yerde hataları göz ardı ediyorsunuz. Tabii bazı durumlarda tam tersinin olduğunu da hatırlatayım. Son söz olarak, Revenge of the Fallen yüksek potansiyelinin altında ezilmiş, ancak ortalamanın üzerine çıkabilmiş bir oyun.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1482
favori
like
share